Dünya, ekonomik tarihinde bir dönüm noktası olarak kabul edilen derin bir krizin içinden geçiyor. Aylardır, sayfalarca okuduğumuz, ekranlardan izlediğimiz, tartıştığımız ya da ucunun bize ne kadar dokunacağını düşündüğümüz bu krizin nedenleri ya da sonuçları hakkında, burada yeni bir yorum yapamayacağımız muhakkak... Ancak, konunun bizi ilgilendiren yanı, hemen hemen herkesin sık sık dile getirdiği “kriz fırsatları”. Evet, herkes tartışmalarda ya da manşetlerde bolca bu tanımı kullanırken, konunun özünde, çoğumuz, nerede, nasıl bir fırsat olduğunu anlayamadık… Bu yazı ise, kriz ortamlarında parlayan bir yıldız olan ve “kriz fırsatı” olarak görülebilecek “fast food” u inceliyor.
Tasarrufun hızla gündeme geldiği kriz dönemlerinde, tüketicinin ertelediği masraf kalemleri, giyim-kuşam, elektronik eşya ve seyahat gibi aciliyet olarak görmediği harcamalar oluyor. Ancak yeme-içme, özellikle evde daha çok vakit geçirilen günlerde tüketimi artan bir yapı kazanıyor. Bir farkla: tüketici ucuz ve hızlı olana yöneliyor. Hal böyle olunca da “fast food” krizlerde her daim büyüyen bir pazar olarak karşımıza çıkıyor.
Evet, her kriz bir başkası için de fırsat anlamına geliyor. Şık restoranlar zor günler yaşarken bazıları da büyümesini sürdürüyor. Örneğin, fast food’u “yemeğe yapılan hakaret” olarak tanımlayan Fransa’da bile çok sayıda lüks restoranın kapanmış olması önemli bir gösterge. Ekonomistler, tüm dünya gibi Fransa’nın da zor günler geçirdiği şu dönemde ucuz yemeğe olan talebin arttığını belirtiyor. Ekonomist Dominique Barbet, yaşanan günleri, "Mevcut ekonomik gündem açıkça daha ucuz ürünlerin lehine görünüyor" şeklinde özetliyor ve ekliyor: “İnsanlar normal olarak yönlerini restoranlardan fast food’a çevirdi.”
Şirketlerde Durum Nasıl?
Peki, adı fast food ile özdeşleşen Mc Donald’s’da neler oluyor? Bu cephedeki ilerleme de oldukça dikkat çekici! ABD’de birçok büyük şirket, tabiri caizse “kan ağlarken”, ülkede ekonominin dibe vurduğu düşünülen dönemlerde bile McDonald’s yetkilileri, aynı günlerde satışların yüzde 5,3 oranında yükseldiğini açıkladı. En popüler ürün ise, fiyatı 1 dolar olan “dolar menüsü” oldu. Aynı dönemde, Avrupa’da artış yüzde 9,8, Asya Pasifik ülkelerinde yüzde 11,5 olarak gerçekleşti.
McDonald’s’ın, son çeyrekte yakaladığı büyüme, tüketicinin krizde genel harcamaları kısıp, dışarıda yemeğe çıkmak gibi lüks alışkanlıklardan vazgeçerek, fast food’a yönelmesine bağlanıyor. McDonald’s, krizlerden her zaman iyi sonuç alan bir şirket. Formülü ise basit: Herkes için uygun fiyatlı ürünler sunmak, krizde ise daha ekonomik menüler sunmak!
Dünyanın en büyük fast food zincirlerinden biri olan Burger King’in Başkanı Brain Swette de aynı görüşü destekliyor: “ Ekonominin kötüye gittiği resesyon ya da kriz zamanlarında bizim performansımız hep artar. Çünkü bu gibi zamanlarda, tüketiciler pahalı ve şık restoranlardan vazgeçip bize koşuyor."
Dominos Pizza ise İngiliz gazetelerine yaptığı açıklamada, özellikle akşam yemeklerindeki siparişlerin önemli bir miktarda arttığını belirtiyor. Bu krizden şanslı çıkan bir diğer sektör ise sandviç üreticileri. Oldukça güçlü olan sandviç sektörü deyim yerindeyse “altın günlerini” yaşıyor. ABD ve Avrupa’da özellikle öğlen yemeklerinde sandviç satan dükkanlar önünde uzun kuyruklar oluşuyor.
Türkiye’de de durum farklı değil… Ancak temel fark, özellikle son yıllarda alışveriş merkezlerinin artmasının da etkisiyle, hızla yayılan sektörün, krizi, neredeyse her adım başı rastlanan bir yemek alternatifi olarak karşılamış olması… Arby’s ve Little Caesar markalarıyla sektörde faaliyet gösteren Çelebi Gıda’nın Türkiye Genel Müdürü Hüseyin Genç de bu noktaya dikkat çekiyor: “Sektörün rakamsal trendleri incelendiğinde, her yıl minimum yüzde 15-20 oranında büyüdüğü görülüyor. Son dönemlerde yerli markaların zincir olma çabaları, yerli ve yabancı oyuncuların franchising sistemiyle büyümesi sektörü de büyütecek. Ekonomik kriz insanların tüketim eğilimlerini, “satın alma” rotasından tedbirli olmaya çevirdi.”
Türkiye’de fast food pazarında bugün yaklaşık 3.400 restoran faaliyet gösteriyor. Genç’e göre sektörün doğrudan yarattığı istihdam rakamı ise 25.000 kişi. Bu rakama yan sanayi ve tedarik zincirlerini de eklediğimizde çok daha fazla olacağına dikkat çekiyor. Sektör temsilcilerinin büyüme hedefleri hakkında açıkladıkları rakamlar da Genç’i destekler nitelikte.
Büyümeleri Hızlı Olacak
Burger King, Sbarro, Popeyes gibi fast food markalarını bünyesinde bulunduran Tab Gıda, 224 restoranla faaliyet gösteriyor ve 5.000 kişiye istihdam sağlıyor. Bu sayı franchiserlarla birlikte 6.000’i geçiyor. Grup, 2009’da 400 restorana ulaşmayı hedefliyor. Çalışan sayısı ise 7.500’e çıkacak. Little Caesars ve Arby’s markalarını bünyesinde bulunduran Çelebi Gıda ise 2009’da 25 yeni restoran açarak toplamda 60 restorana ulaşmayı hedefliyor. Bu doğrultuda 375 kişilik yeni istihdam yaratılacak. GM KFC ve Pizza Hut Grubu yöneticileri, 2009 büyüme planlarını revize etmediklerine dikkat çekerken, bulunmaları gereken yerlerde restoran açmaya devam edecekleri yönünde bilgi veriyor. Şu anda 2.000 olan çalışan sayısı, 2009’da yüzde 10-15 oranında artacak. Türkiye’de kahve dünyasının en güçlü markalarından biri olan Gloria Jeans de 2009’da büyümesini sürdürecek. Grup yaklaşık 15-20 mağaza daha açmayı planlıyor. Yeni işe alınacak çalışan sayısı ise yaklaşık 200 olacak.
Kaynak: KobiFinans Dergisi 21. Sayı
www.kobifinans.com.tr/tr/dergi