KobiFinans Türkiye' nin en büyük kobi portalı
Anasayfa Site Haritası English
 
   13 Ekim 2008, Pazartesi
DERGİMİZ FORUM ÜYE SORGULAMA İLAN PANOSU
Ambalaj
Bilgisayar
Demir - Çelik
Deri - Ayakkabı
Elektrik - Elektronik
Enerji
Gıda
Haberleşme
Hayvancılık
Kimyasal - Plastik
Maden
Makine - Metal
Orman Ürünleri
Otomotiv
Perakende
Sağlık
Tarım
Taşıma - Lojistik
Tekstil - Giyim
Turizm
Yapı - İnşaat


En Çok Okunanlar

Kitap Tanıtım
Girişimcinin Silahı : İş Planı

Paul BARROW

Ekonominin Dinomosu Küçük Ve Orta Büyüklükte İşletmeler Rehberi

Ercan ALPTÜRK

"Hiçbir Şey Hayatı Ertelemeye Değmiyor"
Mehmet REİS
Reis Gıda’nın Yönetim Kurulu Başkanı

Türkiye’nin önde gelen bakliyat markalarından Reis Gıda’nın Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, “Cebimde bir kuruş sermayem yoktu, ödünç telefon ve masayla ticarete başladım” diyor.Çocukluğu lastik ayakkabı ve yamalı pantolonla, saatlerce süren okul yollarında geçmiş Reis’in, gençlik yılları ise babasının ölümüyle sırtına binen geçim sıkıntısıyla boğuşmakla... Ailesini geçindirebilmek için hayalini kurduğu hukuk fakültesini yarıda bırakarak genç yaşında yüklenmiş hayatı. “Çalışmaktan hiç yılmadım ve istediğime ulaştım” diyen Reis’in içinde ukde kalan ise yarıda bıraktığı hukuk fakültesini bitirememek olmuş.

İnebolu’da başlayan hayatınızın çocukluk ve gençlik yılları zorluklarla geçmiş...
Varlıklı bir aile değildik, küçük yaşlarda lastik ayakkabı, yamalı pantolonla okula gitmek için saatlerce karda yürüdüğümüzü hatırlarım. Babam okumamı çok isterdi, ben de ya doktor ya da avukat olmayı kafama koymuştum. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazandım. Kendi masraflarımı çıkarmak için okulla beraber 2 işte birden çalışıyordum; sabahtan öğlene kadar muhasebecilik, okuldan sonra ise taksi şoförlüğü yapıyordum. Okula yetişmek için Unkapanı’ndan Beyazıt’a koşarak giderdim.

Ama sonra hukuk fakültesini bırakmak zorunda kalmışsınız...
3. sınıfta okurken babam vefat etti ve ekonomik olarak zor durumdaydık. İstanbul’da yalnızdım, paraya ihtiyacım vardı ve okuyordum. Bir karar vermem gerekiyordu, ya okula devam edecektim -ki ailem geçim sıkıntısı içindeydi- ya da okulu bırakıp para kazanabileceğim bir işe girecektim. Ben 2. şıkkı seçtim ve okulu bırakıp ticarete atıldım. Okulu bitirememek içimde hep bir ukde olarak kalacak sanırım. Şimdi keşke bırakmasaydım diye düşünüyorum. Tekrar okula başlamak için hiç zamanım olmadı, hep çalışmak zorunda kaldım. Ama yaptığım işi de seviyorum bu nedenle pişmanlığım büyük değil.

Ticaret hayatına Unkapanı’nda pirinç alım satımı yaparak başmışsınız. Neden bakliyat sektörünü tercih ettiniz?
Çünkü okul döneminde pirinç ticareti yapan bir şirkette muhasebeci olarak çalıştım. Okulu bıraktıktan sonra da bu işe bir süre devam ettim. Sonra kendim bir yazıhane açıp pirinç ticareti yapmaya karar verdim çünkü bakliyat piyasasında az çok deneyimim olmuştu. Cebimde bir kuruş sermayem yoktu, ödünç telefon ve masayla ticarete başladım. Çalışmaktan hiç yılmadım ve istediğime ulaştım. Toptan pirinç satışları yapıyordum iç piyasaya, pazarcılara... Daha sonra paketli ürünlerin satıldığını gördüm ve 1993’te paketli ürünler satmaya başladım.

Size sektörün Don Kişot’u deniliyor. Neden?
Bu lakabı ilk olarak 1994’te sektörde sabit fiyat uygulamasını başlattığım için taktılar bana. Ramazan döneminde özellikle gıda sektöründe satıcıların, şirket sahiplerinin elleri kaşınmaya başlar. Bu dönem talep artar, satıcılar da fiyatları artırmak için arzı kısar. Yine öyle bir dönemdi, yıllık enflasyon yüzde 120 dolaylarındaydı ve gıda fiyatları çok artmıştı. Markalar fiyatlarını artırırken ben sabit fiyat uygulamasını başlattım.

Bu girişiminizle neyi kanıtlamaya çalıştınız sektörde?
İş hayatında önem verdiğim en büyük konu adaleti sağlamak. Sadece para kazanmak için bir işi yapmazsınız. Ben geçim sıkıntısı nedir çok iyi biliyorum ya da ay sonunu getiremeyen insanların neler yaşadıklarını... Bu yaptığımla tüm Türkiye’nin doyacağını düşünmemiştim elbette ama işadamlarının vatandaşı da düşünmesi gerektiğini göstermek için önemli bir adımdı, benim için ise büyük riskti bu. Beni reklam yapıyorum diye mahkemeye verdiler, medya ve tüketici ise bana inandı ve Don Kişot dediler.

Peki bu davranışınız size kaybettirdiği şeyler oldu mu?
Zaman zaman çok tehditler de aldık ama ‘demirden korkan trene binmez’ dedik. ‘İflas etti, kapatıyor’ gibi dedikodular çıktı. Şimdi ise Reis’i satıp farklı bir işe gireceğim söyleniyor. Böyle bir şey yok, ben kendi bildiğim işi yaparım. Bine yakın insan ekmek yiyor bu şirketten.

Siyasete girerek, savunduğunuz görüşleri meclise taşımayı düşünmüyor musunuz?
Bulunduğum yerden sektörün sorunlarını, Türkiye tarımını daha iyi takip edebiliyorum, hiçbir bağım ve beklentim yok mücadelemde.  Meclise girsem beni iki günde partiden atarlar, çünkü doğru bildiğim yoldan dönmem. Politikanın içinde olsam düşündüklerimi rahat söyleyemem.

Sektördeki duruşunuz marka bilinirliğinize yansıdı mı?
Bir marka yaratacaksanız, o markanın altını dolduracaksınız. Bir ağacı zamanında budamazsanız, o ağaç büyümez. Hem kaliteli ürünlerimiz hem de duyarlı çalışmalarımızla halk bizi tanıdı. Herkesin gittiği yerden gidip, izleri takip ederseniz başarıya ulaşamazsınız, iz bırakmanız gerekir; ben de işimde hep bunu yaptım. Gıda mühendisi hiçbir firmada zorunlu değilken ben gıda mühendisiyle çalıştım. Bir marka yaratacaksanız, emek sarf etmelisiniz. Eğer halkın sorunlarına duyarlı olduğunuzu gösterirseniz, ülkeniz için bir şeyler yaparsanız tüketicinin eli rafta sizin ürününüze gider.

Nasıl bir mizacınız var? Hırslı, duygusal, sinirli?
Karadenizliyim ben, onun verdiği bir mizaç var. Heyecanlı ve telaşlıyımdır, bir iş varsa elimde onu hemen tamamlamak isterim. Bu konuda ailemden tepki alıyorum aslında. Duygusal bir insanım, olmayan yerlerde gözyaşı dökebilirim. Bir de yaptığım işlerde herkesin gittiği yerden gitmem, farklılıklar yaratmaya çalışırım. Mazeret başarının yerini tutmaz; benim felsefem bu.

Mizacınız yöneticiliğinize nasıl yansıyor?
Ben hiç patron olamadım. 200 kişi çalışıyor burada, hepsiyle bir aile gibiyiz; patron çalışan ilişkisi yok, mesai arkadaşıyız. Ben işimin hamalıyım; en erken ben giderim, en son ben çıkarım şirketten.

Yoğun bir tempoda çalışıyorsunuz, kendinize ve ailenize yeteri kadar zaman ayırdığınızı düşünüyor musunuz?
Uyumayı seven biri değilim. Günde 4 saat uyku yetiyor bana. Sabah ezanıyla uyanırım. Sonra kahvaltımı eder, erkenden şirkete giderim. Ama akşam en geç sekiz gibi evde olurum, akşama toplantı ya da iş yemeği almamaya gayret ederim. Aslında evcimen biriyim. Hafta sonlarını ise sadece aileme ayırırım, gerekli olmadıkça çalışmam. Çünkü evinizde huzur olmadığı zaman işinizde de huzurunuz olmaz. Hafta sonu sabah kahvaltılarını ben hazırlarım, meşhurdur kahvaltılarım. 28 yıldır bu böyle; evden işe, işten eve... Kızlarımdan biri benimle şirkette çalışıyor, diğeri üniversitede; onlarla vakit geçirmek tüm sıkıntılarımı unutturuyor. Boks seyretmeyi, belgesel izlemeyi seviyorum. Filmlerse bana çok inandırıcı gelmiyor.

Yaz geldi, tatil planlarınız var mı?
7 yıldır tatil yapmadım. Hayatımı kendim planlayamıyorum, bu beni sıkıyor. Eşim her yıl plan yapar ama son anda bir işim çıkar ve erteleriz. Hiçbir şey hayatı ertelemeye değmiyor, bunun bilincindeyim.

Sıkıntılı olduğunuz anlarda rahatlamak için neler yaparsınız?
Arabada müziği açıp eve gitmeden önce kısa bir gezintiye çıkarım. İşteki problemlerimi eve taşımam.

Kızınız sizin yerinize yetişiyor. Siz emeklilik hayalleri kurmaya başladınız mı?
İnsanlar için bir şey yapamıyorsanız artık, emekli oldunuz demektir. Ben çalışmadan, üretmeden duramam sanırım. Hiçbir işim olmadığı anlarda defterime şiir yazarım.

Reis gıda olarak birçok sosyal sorumluluk projelerine de imza atıyorsunuz. Son olarak yürüttüğünüz bir proje var mı?
Biz 1993’ten bu yana 5.000’in üzerinde üniversite öğrencisine burs verdik, hâlâ burs vermeye devam ediyoruz. Bir organ bağışı kampanyası başlattık, 240 kişi organını bağışladı. Yanı sıra Mehmetçik ailelerine destek olmak için etkinlikler düzenliyoruz, kadın sığınma evlerine, sokak çocuklarına ve engellilere çeşitli yardımlar yapıyoruz. Bunun dışında İnebolu’da da yatırımlarımız oldu, bunlar da bir sosyal sorumluluk aslında; belediyenin tesislerini yenileyerek turizme açtık. Şimdi 41 ülkeden turist geliyor İnebolu’ya. Doğduğum yere borcumu bu şekilde ödemeye çalışıyorum

Kaynak: Milliyet İnsan Kaynakları Gazetesi/Esengül Metin

www.insankaynaklari.com

 
 
Bu yazı 706 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.

"Kebabı da Lahmacunu da Yendik"
"Gıda ve Temizlik Malzemeleriyle Büyüdük, İnşaat Devi Oluyoruz"
Fırsatı Kaçırmadan Başarıyı Yakalamak
"Lokantanın Salonunu Değil, Mutfağını Görün"
"Küresel Isınma Yüzünden Tarımsal Ürünlerde Yüzde 50 Kayıp Oldu"
Fast Food Sektöründe Hangi Etler Kullanılıyor?
"Bir Kiler Daha Çıkmaz"
"Sadece Sütçülük Yapmaya Devam Edeceğiz"
"Algida 17 Yılda 600 Milyon Dolar’lık Yatırım Yaptı"
A’dan Z’ye Bakliyat ve Dinçer
Türkiye’nin "Zeytinyağı Sevenler Kuşağı"nı Yaratması Gerekiyor
Kaliteden Taviz Vermeden Marka Yarattılar
 
  Üyelik Girişi
Haberler

"Dünya Devlerinden Ortaklık Teklifleri Alıyoruz"

25/08/2008

Gıda Üreticileri Satışlarını Ateşliyor

18/08/2008

Röportaj
"Kebabı da Lahmacunu da Yendik"
Aslan SARANGA

"Gıda ve Temizlik Malzemeleriyle Büyüdük, İnşaat Devi Oluyoruz"
Faruk YILDIZ

Konuk Yazar

Nur DEMİROK
Gıda ve Tarım Alanında Neler Olacak?


Nur DEMİROK
KOBİ’ler İçin Gıda Sektöründe İlginç Fırsatlar

Başarı Öyküleri
İş Hayatına Barmenlikle Başladı, Pasta Sosu İmparatorluğu Kurdu
Belki farkında değiliz ama yediğimiz dondurma v...

ABD’li Pizzacılara 5 Milyon Dolar’lık Peynir Satıyorlar
Yüksek lisans için gittikleri ABD’de baba...

Analiz-Araştırma
Ülkemize Gelen Turistlerin Yüzde 96’sı Türk Yemeklerinden Memnun
Gıda Güvenliği Derneği’nin yaptırdığı a...

08/08/2008

Tatlıcılar Kahvecilere Karşı
Eskiden gençler pastanelerde buluşurdu. Bugün ise moda, kahve zincirlerinde b...

22/04/2008

BİZİ TANIYIN  | ÇÖZÜM ORTAKLARI  | SIKÇA SORULAN SORULAR  | GÜVENLİK GİZLİLİK  | REKLAM  | KobiFinans RSS
KobiFinans'ı Öner Sık Kullanılanlara Ekle Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2008
Content by Kolay İçerik