|
Nur Pastaneleri Genel Koordinatörü Abdurrahman Yılmaz’la, hayaller ve başarı arasında köprüler kurmayı başaran bir Anadolu efsanesini konuştuk.
Antalya’nın Korkuteli ilçesinden doğan bir başarı öyküsü var. 1955 yılında temelleri atılan Nur Pastaneleri, Toroslar’ın karlarından, lezzetinden ilham alan dondurmaları ve her türlü pastane mamulüyle Korkuteli’nden tüm Antalya’ya yayılmış gerçek bir efsane. Bugün 60’ı aşkın satış noktasına ulaşan franchise ağıyla ve Ege Bölgesi’ndeki yeni atılımlarıyla büyümesini sürdürüyor. Nur Pastaneleri’nin ortağı ve genel koordinatörü Abdurrahman Yılmaz, bize hem Nur Pastaneleri’nin hem de akademisyenlikten gıda sektöründe girişimciliğe uzanan başarı öyküsünü anlattı. İşte Yılmaz’dan aile işletmeleri için "10 derste sağlıklı büyüme ve kurumsallaşma" tavsiyeleri.
Nur Pastaneleri nasıl doğdu? Yönetim kurulu başkanımız Fahrettin Karateke’nin babası Muharrem Karateke, 1955 yılında Korkuteli’nde ilkel şartlarda dondurmacılıkla bu işe başlamış. Beydağları’nda biriken karları kışın develerle taşıyıp Korkuteli’nin merkezindeki evinde bir kuyuda muhafaza edermiş. Yazın fıçıların etrafına bu buzları koyarak dondurmasını yaparmış.
Nerede ilk olarak hizmet vermiş? Uzunca bir süre el arabasıyla satmış yaptığı dondurmaları. Korkuteli, Antalya’nın yaylası. Antalya’nın sıcağından kaçanlar ve civar köylerin sakinleri ihtiyaçlarını karşılamak için Korkuteli’ne gelirler. Muharrem Bey, bir ustadan bu işi öğreniyor. Mükemmeliyetçi bir insan olduğundan kalitesiyle ön plana çıkıyor. 1968 yılında Korkuteli’nde küçük bir dükkan tutuyor. Birkaç masa sandalyeyle "Muharrem’in Yeri" işe başlıyor. Şu anda 85 yaşında, Korkuteli’nde bahçesiyle uğraşıyor.
İkinci kuşak ne zaman devreye giriyor? Fahrettin Karateke babasının ilk yıllarda çektiği sıkıntıları çok iyi hatırlıyor. Parlak bir öğrenci olmasına rağmen babasına yardım etmek istiyor ve ilkokuldan sonra pastane için çalışmaya başlıyor. 1983 yılında babasından işleri devralıyor. Ardından pastaneye Nur Pastanesi adını veriyor. Dondurma ve tatlının yanına bir pastanede olması gereken her türlü ürünü ekliyor.
Diğer ilçelere nasıl yayılıyor? Fahrettin Bey, lokum, cezerye, kurabiye gibi ürünlerini paketleyerek muhtelif yerlere dağıttığından tanınıyor. Yörelerinde Nur Pastanesi şubesi açmayı planlayanlardan teklif alıyor ve bu teklifleri kabul ediyor. Üretim yine Korkuteli’nde yapılıyor ve çok hızlı bir büyüme yaşanıyor.
Şubeleşme nasıl yönetiliyor? 1998’de şubeleşme patlıyor. Antalya’nın içerisinde her yerde Nur Pastaneleri açılıyor. Bu hızlı büyüme süreci içerisinde Fahrettin Bey farklı işlere de girişiyor ve pastaneciliği ihmal ediyor. İstanbul’da fikrine itimat ettiği bir işadamıyla görüşürken ondan şu tavsiyeyi alıyor: "Çok fazla iş yapmakla çok para kazanılmaz. İşler büyüyor ama kontrol edemediğinden zor duruma düşüyorsun. Diğer işleri elinden çıkar ve kendi işine dön".
Bu tavsiyeyi yerine getiriyor mu? Üçe beşe bakmadan diğer işleri elinden çıkarıyor ve özüne dönüyor. Bu arada şubeler artınca bugün üretim yapılan Korkuteli’ndeki fabrika kuruluyor. Öze dönüyor ama bu sefer de kurumsal yapı, markalaşma, hukuki altyapı gibi konular göz ardı ediliyor. Efkar ve güç dağılıyor. Fahrettin Bey, nasıl olur da bu işi daha özel bir yere taşırız diye kafa yoruyor.
Nasıl bir adım atılıyor? Ben akademik kökenliyim. İstanbul Üniversitesi’nde iktisat üzerine mastır, Celal Bayar Üniversitesi’nde de doktoramı yaptım. Bir dönem bu üniversitede öğretim görevlisiydim. Ama iktisatçılığımın yanında ticaretle de uğraştım. Fahrettin Bey, babamın 40 yıllık dostuydu. Ne zaman İzmir’e bize gelse bana "Abdurrahman, otobüs gidiyor ama bir şoföre ihtiyaç var" diyordu. Bir seferinde İtalya’daki bir fuara beraber gittik. Bir arada olunca sıkıntısını çok daha iyi anladım. Ekip oturana kadar destek olmamı teklif etti.
Siz de kabul ettiniz. Evet. Önce müessesenin bir fotoğrafını çektim. Daha sonra bir operasyon planı çıkardım. İzmir’den profesyonel bir ekibi, ciddi bir altyapıyı Korkuteli’ne adapte ettim. Fahrettin Bey’e "Küçülerek büyüyeceğiz" dedim. Elimizdeki bütün şubeleri satarak franchising sistemiyle yeniden sözleşme yapmamız gerektiğini söyledim. Dükkanlar belki bizim olmayacaktı ama ürünler bizim olacaktı. Üstelik bizim belirlediğimiz şartları taşıyan bir sözleşmeyle çalışacaktık. Fahrettin Bey, en sonunda öneriyi kabul etti ve yola çıktık.
Satışlar ne zaman gerçekleşti? 2006 yılında bir gecede 20’den fazla şubemizi sattık. Hepsiyle franchising sözleşmesi imzaladık. Logomuzu ön plana çıkarttık. Bayiler arasında görsel bir homojenlik yoktu. Bir konsept belirledik, bütün şubeleri tadil ettirdik, personele eğitim verdik. Hukuki ve bilgi işlem altyapısını kurduk.
Ve plan işe yaradı. Bir buçuk sene iyi çalıştık. Ben "İşim bitti gideyim" deyince Fahrettin Bey ortaklık teklif etti. Bugün A’dan Z’ye her türlü pastane ürününü 65 bayisine dağıtan Türkiye’de tek pastaneyiz. Artık Antalya içinde bir bayi açarsak diğerine zarar verecek durumdayız.
Büyüme hangi alanda gerçekleşecek o halde? Bu altyapı ve tecrübeyle ulusal bir firma olma konusunda ciddi adımlar atmamız gerektiğini düşünüyoruz. İlk adım olarak Ege Bölgesi’ni seçtik. Burada "Hale Pastaneleri" adıyla, aynı konseptte ama daha farklı ürünlerle büyüyeceğiz.
Nasıl pazarlama stratejileri kullanıyorsunuz? Dondurmayı daha fazla insana tattırmayı hedefleyen bir promosyon tasarlayarak "Bu fırsatı dondurma" kampanyasını başlattık. Bir kilo dondurma alana çekiliş numarası verdik. Çekilişin sonunda 3 araba, 10 dizüstü bilgisayar, onlarca beyaz eşya, bisiklet, 3 bin 500 ev aleti ve 1500 yaş pasta ve 1500 de baklava verdik. Kampanyayı Milli Piyango İdaresi ve Turkcell’le birlikte yürüttük. Milli Piyango İdaresi’nden alınan numaralar, kazı-kazan oyunu gibi kartlara yazıldı ve her bir kilo dondurma alana bu karttan verildi. Numaraları SMS’lerle Turkcell’e gönderenler arasında Milli Piyango İdaresi çekiliş yaptı.
Teknolojiden başka nasıl faydalanıyorsunuz? Bilgi işlem açısından bazı projelerimiz var. Bir de çağrı merkezi geliştiriyoruz. Elektronik ortamda sipariş verilmesini mümkün kılan bir projemiz de var. Yine Turkcell’le bu anlamda görüşmelerimiz sürüyor. Bütün araçlarımızda İşTcell Araç Takip Sistemi var. Hem şoförlerimizin can güvenliği hem de soğuk zincirin kırılmaması için bu hizmetin faydalarını görüyoruz.
İstanbul’da şube açmayı düşünüyor musunuz? Türkiye’de marka olmak için yolunuzun İstanbul’dan geçmesi gerektiğine katılmıyorum. Evet, İstanbul’da kaliteli meslektaşlarımız var ama daha az kaliteli olanlar da var. İzmir daha bakir. Buradan Manisa, Bursa, Muğla’ya uzanabiliyoruz. İstanbul adımını bu yapılanmadan sonra, tahminen iki yıl gibi bir sürenin ardından atacağız.
Sizin hayaliniz ne olmaktı? Hep kendi işimi kurmayı hayal ettim. İşletme okumayı seçmemin nedeni buydu. Üniversitede idealist bir öğrenciydim ama maddi sıkıntı beni ticarete atılmaya itti. İşin ithalat ve ihracat boyutu da cezbetti. Bu nedenle akademisyenliği bıraktım.
İş hayatında örnek aldığınız biri var mıydı? Bana hayat veren Anthony Robbins’in "Sınırsız Güç" adlı kitabıdır. Kitapta özetle "İstediğiniz kadar iyi bir proje üretin, o hadisenin bilimine vakıf, iyi bir iktisatçı olun, bunlar için bir adım atmadığınız sürece hiçbirinin bir anlamı yoktur" diyor. Ben hayallerimin eline bir gaye verdiğime inanıyorum.
Başarının formülü var mıdır? Başarı birliktelikten doğar. Başkalarının sırtına basarak üste çıkmamak gerek. Sevdiğiniz bir işi yapmalısınız. Kabiliyetleriniz ve hayata bakışınızla mesleğiniz arasındaki frekans tutmalı. Amerika’yı tekrar keşfetmeye de gerek yok. Başarı detaylarda gizlidir. Sektörle ilgili iyi bir araştırmacı olmalısınız, yenilikleri görüp imkansızları araştırmalısınız. Teknolojiyi ihmal etmeden, Ar-Ge’ye önem vererek çok çalışmalısınız.
Geleceğin girişimcilerine neler önerirsiniz? İşte müşteri memnuniyeti kadar birlikte çalıştığınız mesai arkadaşlarınızın memnuniyeti de önemlidir. Biz bu çarkı hep beraber döndürüyoruz. Böyle bir işletmeniz varsa toplumsal sorumluluğunuz da var demektir. Herkes yatları, katları olsun ister ama önce işletmenizin sürekliliğini sağlamalısınız. Büyüme süreçleri iyi planlanmalı; yeni iş fırsatları, iç ve dış dalgalanmalar önseziyle kavranmalı; rekabetçi dinamizm ayakta tutulmalıdır.
Kaynak: Sabah İşte İnsan Gazetesi
www.isteinsan.com
|