Gıda işleme sanayi büyüklüğü itibariyle dördüncü büyük imalat sektörümüzdür. Ürettiği ürünler yurtiçi tüketimine yönelik gelişme gösterirken, bazı ürünlerde ise ihracata yönelik üretim gün geçtikçe artmaktadır. Çok yakın yıllara kadar tarımın ekonomik bir faaliyet olarak görülmemesi, kırsal kesimde geçimlik bir faaliyet olarak desteklenmesi, gıda sektörüne kaliteli, dünya fiyatlarıyla rekabet edebilecek maliyeti, sürdürülebilir hammadde teminini olası kılmamıştır.
Sanayileşmenin boyutları ne olursa olsun, tüm gelişmiş ülkeler tarım ve gıda sektörüne gerekli önemi vermiştir. Bugün dünyadaki tarım ve gıda üretiminin yüzde 80’inin gelişmiş 25 ülke tarafından gerçekleştiriliyor olması bunun en belirgin delilidir. Tarımın stratejik özelliği ve gıda sektörüyle etkileşimi gecikmeli de olsa siyasi iradenin dikkatini çekmiş, geçmişteki unutulmuşluklardan sıyrılmak adına yeni politika ve tedbirler ortaya konulmuştur.
2008 yılı 60. Hükümet programında yer alan politika ve tedbirleri şöyle sıralayabiliriz;
>>Tarım politikalarında ekonomik, sosyal ve çevresel açıdan sürdürülebilir, örgütlü rekabet gücü yüksek ve AB ile uyumlu bir tarımsal yapı oluşturmak,
>>Ürün piyasalarının etkin bir şekilde işlemesi,
>>Desteklerin yeniden düzenlenmesini sağlamak,
>>Tarımdan açığa çıkan iş gücünün niteliğini yükseltmek,
>>Kırsal kesimde işsizliğin azaltılması ve yöresinde istihdamının teşvik edilmesi,
>>Kayıtlı ekonomiye geçişi hızlandırmak.
Gelecek Yıl Ne Olacak? 2008 yılına çok az bir süre kala gıda sektörünün durumunu değerlendirip sizlerle paylaşmak istiyorum. FAO Gıda Görünümü Raporu’na göre dünya enerji ve gıda fiyatlarındaki artışın 2008 yılında da devam edeceği öngörülüyor. Bir yandan küresel ısınma ve iklim değişikliklerinin etken olduğu tarımsal çıktı rekoltelerindeki oynaklıklar, diğer yandan tarımsal çıktıların enerji üretmek amaçlı kullanımları gıda hammadde fiyatlarındaki artışları destekler görünmektedir. Hammadde fiyatlarındaki değişkenlikler, Tarım katkı payında öngörülen tahminleri de etkileyeceğinden ülkemiz 2008 yılı GSYİH ve GSMH büyümesinin aşağı çekilmesine neden olabilecektir.
2008 yılı sonu hedefi olarak TÜFE yüzde 4 enflasyon hedeflemesi yapılmıştır. Tarımsal çıktılardaki fiyat istikrarsızlığı, enflasyon sepetinde yüzde 28,47 pay içeren gıda harcamalarını büyük oranda etkileyeceğinden yıl sonu enflasyon oranına direkt etkin olacaktır. 2008 yılı için öngörülen yüzde 5,5’lik GSYİH artışı kişi başına geliri 6 bin 964 dolara arttıracak olmasına karşın bir önceki yıla göre hissedilir bir farklılık olmayacaktır. Bu nedenle gıda harcamalarında önemli bir artışın olmayacağı, büyümenin de yüzde 5,5’lik GSYİH artış oranın bir veya iki puan altında gerçekleşeceğini söylemek yerinde olacaktır.
Enerji Zammı Gıdayı Etkiler Bu yıl yüzde 13,7 düzeyinde TÜFE ile giden gıda ve içecek sektörü fiyatları 2008 yılında yüzde 10 ile konumunu sürdürecektir. İlaveten, kamuoyunda uzunca süredir konuşulan enerji fiyatlarındaki yüzde 4’lük artışın da gıda maliyetlerini yüzde 2 oranında etkileyeceğini söyleyebiliriz.
2008’de turizm gelirlerinin 19,6 milyar dolara yükselme beklentisi, gıda sektörünün gelişmesine olumlu katkıda bulunacaktır. Yoğun rekabet nedeniyle uzun süre fiyat artışı yapılamayan dolayısıyla karsızlıktan yakınan bu sektörlerde KDV indiriminin ürün fiyatlarına yansıyacağını sanmıyorum. Gıda sektörünün 2008 yılından en önemli beklentileri olarak; yeni çıkarılacak gıda yasasının yoğunlaşan sektör şikayetlerine çözüm getirmesi, şeker fabrikalarının tüm tarafları mutlu edecek şekilde bir an önce özelleştirilmeleri, TMO’nun stoklarındaki 320.00 ton fındığı üretime kazandırılarak yağ çıkarmaya heba edilmemesi temennileri sayılabilir. Sağlıklı, bol yağışlı ve verimli, başarılı bir 2008 yılı dileklerimle.
Kaynak: Referans Gazetesi
|