İmece usulüyle hasat yapılır da, vergi rekortmeni olunur mu? 300 bin kişi bir araya gelip koca bir şirket ortaya çıkarabilir mi? En büyük sanayi kuruluşları içinde 55’inci sırada yer alan Konya Şeker’i oluşturan genler, Anadolu köylüsünün yüzyıllardır uyguladığı geleneksel çalışma biçimi "imece"den geliyor aslında.
Şeker pancarı üreten 300 bin çiftçi bir araya gelip böyle büyük bir şirketi oluşturdu. 1953 yılında Konya, Eskişehir, Ilgın ve civarındaki Pancar Ekicileri lstihsal Kooperatifleri, Konya Sınai Kalkınma AŞ. ve Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ. ortaklığında kuruldu Konya Şeker. En büyük hissedar Konya Pancar Ekicileri Kooperatifi’nin öncülüğünde bugüne kadar pek çok badire atlattı. Ama şirketi bu günkü rakamlara taşıyan dönemeç, 1999’da Recep Konuk’un başkanlığındaki yeni yönetimin işe el koyması oldu...
Bu tarihten itibaren şirkette hissedilir bir vizyon değişikliği, o imece mantığından kurumsal ortaklık ruhuna geçiş yaşandı. Şirketin 1999 yılında 4 milyon YTL olan sermayesi, 2006 yılında yüzde 7 bin artışla 280 milyon YTL’ye ulaştı. Ciro da 79 milyon YTL’den 545 milyon YTL’ye yükseldi... Değişen sadece rakamlar olmadı Konya Şeker’de. Geleneksel sanayi anlayışı, yenilikçiliğe, yeni ürünlere kaydı. Şirketin adı, sadece bölge değil Türkiye için de yeniliklerle birlikte anılmaya başladı... Değişimin mimarı Recep Konuk, yeni ekiple Konya Şeker’de neleri değiştirdiklerini ve siyasetteki hedeflerini anlattı.
Nedir bu Konya şeker mucizesinin sırrı? Şirketimiz 1953 yılında, yüzde 76 çiftçi, yüzde 24 de KİT ortaklığı olarak kuruldu. Sonra 1990’da yüzde 24’lük bölüm de özelleşti ve tamamı üreticinin oldu. 1999’da ekibimizle birlikte, rehabiliteye ihtiyaç duyan bu şeker fabrikasının yönetimini devraldık. Şirketin negatif bakiyesi vardı. Öncelikle maliyetleri kısmaya, kara delikleri kapatmaya yöneldik. Bu yolla 50 milyon Dolar’lık tasarruf sağladık ve bu parayı fabrikanın rehabilitasyonuna harcadık. Bu sırada verimlilik de artmış oldu. İşçilerimiz, yöneticilerimiz ve çiftçilerin de katılımıyla 1 fabrikadan 11 fabrikaya çıkardık. O zamanlar eksi bakiyesi olan Konya Şeker, bugün 350 milyon Dolar’lık yatırımı tamamlamış durumda. Birçok alanda yatırım yaptık. Bunları tek kuruş kredi kullanmadan yaptık. Çumra Şeker’i bir takvim yılı içinde tamamladık. Bunu yaparken birliktelik çok önemliydi. Bu şirket, kendi mühendisine, üreticisine güvendi. Artık yüzde 10 binli büyümelerle dikkat çekiyoruz.
Biz kendi geleneklerimizle dünyadaki yenilikleri kaynaştırdık. Dünyaya açıldık ama kendi birikimlerimizi bununla örtüştürdük. Buna en iyi örnek de likit şekerdir. Bu ürün yurtdışında vardı ama bizim mühendislerimizde de bunu yapabilecek altyapı vardı...
Likit şeker yatırımına nasıl karar verildi? Piyasadan mı talep geldi Sakaroz kökenli likit şeker Türkiye’de üretilmiyordu. Bizde bU ürünün pazarı yüzde sıfırdı. Avrupa’da ise toplam tüketilen şekerin yüzde 20’si kadar. Biz bu ürünün farkında değildik. AB ülkeleriyle temaslarımız sırasında Avrupa’daki diğer ürünler konusunda bilgilendik. Türkiye’de bu alanda bir boşluk olduğunu gördük. Ülkemizde de ihtiyaç var ama çok fark edilmiyor. Bizim de yapabileceğimizi, sanayinin de bu ürünü kullanacağını ve ürünün diğerlerine göre çok daha farklı olduğunu tespit ettik. Bu düşüncelerle yatırım kararı aldık. 2004 Eylül’ünde temeli atıldı. 2005’in ikinci yarısında da üretim başladı. 2005-2006 arasındaki üretim yerli sanayi tarafından vakumlandı. Talep artınca kapasite artırımına gidildi. Şimdi 2004’teki yatırıma göre üretimi iki katına çıkarmış olduk. Meşrubat sanayisinin ciddi anlamda talebi var. Şu anda talebi karşılayamıyoruz. Bu ürün kalite ve kolaylık getiriyor. Önümüzdeki günlerde sadece sanayide değil mutfaklarda da kullanılacağını düşünüp perakendeye yönelik bir yatırım başlattık. Tartışmasız hijyenik ve doğal bir ürün. Likit şekerin başka şirketler tarafından da üretileceğini düşünüyoruz.
Likit şekerin Türkiye’de ne kadarlık bir hacmi var? Türkiye’deki yıllık şeker tüketimi yaklaşık 2.5 milyon ton. Biz 600 bin tonluk bir likit şeker pazarı oluşacağını varsayıyoruz. Şu anda piyasa talebinin 120 bin tonunu biz karşılıyoruz. Ama bu artacaktır.
Kaynak: Para Dergisi / Yasemin Salih
|