En işlek caddelerin üzerinde ya da büyük alışveriş merkezlerinde Mc Donald’s ile yan yana bir çiğ köfte, kokoreç, döner ya da lahmacun restoranına rastlamak çok sıradan bir durum. Çünkü hamburger ve kolayı severek tüketen Türkiye’ye insanı için döner, kokoreç, lahmacun hatta çiğ köfte de o derece vazgeçilmez. Üstelik bize özgü bu yiyeceklere ilgi artarak büyüyor. Hal böyle olunca başınızı nereye çevirseniz her an bir döner, lahmacun, kokoreç ya da çiğ köfte restoranına rastlamak mümkün... Yerel fast food pazarı hızla büyüyor, büyüyen pazar girişimcileri cezp ediyor. Durum böyle olunca da yerel fast food pazarına katılan oyuncuların sayısı hızla artıyor. Talep ve sayının artması beraberinde rekabeti de getirmiş durumda. Yerel fastfood’cular arasında kıyasıya bir rekabet var. Rakibi oldukları uluslararası zincirlerle de yanşıyor.
Sayılan çoğalan yerel fast food restoranlar bir yandan şubeleşerek Türkiye’ye yayılıyor diğer yandan piyasaya sundukları ürünleri farklılaştırarak öne çıkmaya çalışıyorlar. Aralarında yerel lezzetlerimizi dünyaya açmaya hazırlananlar da var... İşte son dönemlerde hızla büyüyen "milli" fastfood’cular...
Ses Getirecek Projeler Cızbız Köfte, son yıllarda ardı ardına açtığı şubelerle dikkat çeken fast food zincirlerinden biri. 20 satış noktası var. Bu şubelerin tamamında 15 kişi çalışıyor. Firmanın patronu Ali Tatlıdil, hızlı büyümelerindeki en önemli faktörü kaliteli köfte üretmelerine bağlıyor. Tatlıdil, "Alışveriş merkezlerinin fastfood katında Mc Donalds, Burger King ve Pizza Hut’ın da dahil olduğu uluslararası fast food zincirleri içinde en iyi iş yapanlar arasında ilk üçte yer alıyoruz" diyor... Bu başarı, alışveriş merkezlerinin restoran açma tekliflerini de beraberinde getirmiş. Tatlidil, yeni açılan alışveriş merkezlerinde restoran açmak için sürekli teklif aldıklarını söylüyor. Yılda ortalama 3 şube açtıkları söyleyen Tatlıdil, "Nicelikten çok niteliğe önem veriyoruz. Sektörü bilen, kaliteden ödün vermeyen franchise’larla çalışmak öncelikli kriterimiz" diyor. Bu yıl içerisinde dört yeni şube açtıklarını belirten Tatlıdil, yılsonuna kadar en az üç tane daha açmayı hedefliyor. Tatlıdil’in önümüzdeki yıl hedefi ise 6- 10 civarında şube…
2006 yılında, Cızbız Köfte satış noktalarının toplamında 5 milyon YTL ciro elde edildiğini belirten Tatlıdil, bu yılki cironun tahminen 7 milyon 500 bin YTL olacağını söylüyor. Tatlıdil, "2008 yılına belki yetişmeyebilir ama en geç 2009’da köfte alanında çok ses getirecek, büyük bir projemiz var" diyor. Bu konuda çok fazla konuşmak istemeyen Tatlıdil konuşmamız sırasında ambalajı ve lezzetiyle yeni bir çeşit sunacaklarının sinyalini veriyor.
Self-Servis Bize Uzak Kokoreç denince akla ilk gelen isim hiç şüphesiz Şampiyon... 45 yıldır, müdavimleri için kokoreç ve midye yapıyor. Şampiyon’un patronu ise Galip ve Necati Tokgöz kardeşler. Beş şubeyle hizmet veren Şampiyon’da, gündemde Türkiye sınırlan dışına çıkmak da var. Galip Tokgöz, iki yıl içinde New York ve Almanya’da birer şube açmayı planla dıklannı bu konudaki çalışmaların devam ettiğini belirtiyor.
Şubeleşme çalışmaları yurtiçinde de hızla devam ediyor. Galip Tokgöz, önümüzdeki yıldan itibaren hedeflerinin en az iki şube açmak olduğunu belirtiyor. Tokgöz’e göre yerel fast food firmalarına gösterilen ilgi, bu tip firmaların Türkiye’deki müşterilerinin alışkanlıklarını çok iyi bilmelerinden kaynaklanıyor. Tokgöz, "Yabancı fast food’cuların hepsi genel olarak self servis, bu da müşterilere biraz uzak kalıyor, bizim insanlarımız konuşmayı, yorum yapmayı ve fikir yürütmeyi sever. Bizce yerli firmaların tercih edilmesinin en büyük nedeni gelen müşterilerin alışkanlıklarını bilmemiz ve ona göre hizmet etmemiz" diyor.
Franchise İle Büyüyorlar Son yıllarda lahmacun ve hamburger gibi çabucak tüketilen yiyecekler arasına yerleşen çiğ köfteye de yoğun bir talep var. Zincirleri olan çiğ köfte satıcılarının sayısı hızla artıyor. Elazığlı Çiğ Köfteci Ahmet Usta ilk akla gelen isim. En büyük rakibi ise hızla şubeleşen Komagene. Yaklaşık 3 buçuk yıl önce Şişli’de küçük bir büfeyle işe başlayan Kamil Kaya Sivrikaya bugün 35 şubeli Komagene’nin patronu...
Lise mezunu olan Sivrikaya, çiğ köfteciliğe başlamadan daha önce de gıda sektöründeymiş. Halihazırda İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Karadeniz Ereğlisi’nde 35 şubesi olan Komagene’de her şubede en az 3 kişi çalışıyor. 2007’de 18 şube açtıklarından söz eden Sivrikaya’nın niyeti yılsonuna kadar 30 şubeye ulaşmak... Sivrikaya, "2008 sonuna 180 şubeye ulaşmayı planlıyoruz. Hedefimiz tüm Türkiye’ye yayılmak. 2008’de İstanbul dışında 115 şube açacağız" diyor. Firma bir yandan da yurtdışına açılmaya hazırlanıyor. Gözünü yurtdışına diken Sivrikaya, "tık etapta Almanya, devamında da Avrupa’daki diğer ülkelere açılacağız" diyor. Bu yılsonuna kadar 2 milyon euro maliyetle 15 bin kapasiteli bir üretim tesisi kuracak olan Sivrikaya, burada franchise’la büyüyecek. Ardından niyeti Avrupa’nın tamamına yayılmak...
Sivrikaya, çiğ köftelerine gösterilen ilgiyi köftenin lezzetine ve içinde et olmamasına bağlıyor. Komegene’nin çiğ köftesi ceviz, badem içi, Antep fıstığı, baharat ve özel bir sostan oluşuyor. Sivrikaya, eylül-haziran tarihleri arasındaki sezon dönemlerinde şubelerin ortalama günlük cirosunun bin-4 bin YTL civarında kar marjının yüzde 100 olduğunu söylüyor.
Son dönemlerde yöresel tatlara yoğun bir talep olduğunu belirten Sivrikaya, "Kültürümüzde olan yiyecekler artık ön plana çıktı. Dışarıdan gelen tatların Türk damak zevkine uyduğunu düşünmüyorum. Bence talep gösterilmesinin asıl nedeni bu" diyor.
Sivrikaya, şöyle devam ediyor: "McDonald’s’ın Türkiye’de çok başarıya ulaştığını düşünmüyorum. Kapanan birçok yerleri oldu. Sadece belli merkezlerdeler. Bu da yabancı damak tatlarının bize uymadığının en büyük kanıtı" Sivrikaya, çiğ köfteye gösterilen ilgiyi de bu çerçevede değerlendiriyor. Kaya’ya göre talebin diğer bir nedeni ise çiğ köftenin özel günlerde yapılan zahmetli bir yiyecek olması dolayısı ile insanların bu yiyeceği zaman harcamadan ve sıkıntı çekmeden hazır olarak bulabilmesi...
Dünya Pazarında Şansı Yüksek Lahmacunda en büyük fastfood zincirleri arasında bulunan Hacıoğlu, yaklaşık 45 yıldır sektörde... 10 ilde toplam 35 şubeyle faaliyet gösteren Hacıoğlu da Türkiye sınırlan dışına açılma arayışında olanlar arasında. Hacıoğlu Franchising Müdürü Ferat Kaldık İngiltere, Fransa, Iran ve Kazakistan’la master lisansör görüşmeleri yaptıklarını belirtiyor. 2007 yılında Samsun, Konya, Gebze, İzmit ve Kartal’da yeni şubeler açan Hacıoğlu, yılsonuna kadar Alanya, İstanbul’da Güneşli-Bahçeşehir, İzmir, Balıkesir ve Eskişehir’de açılacak. Kaldık, "Hedefimiz tüm Türkiye’ye yayılmak" diyor. Kaldık’ın verdiği rakamlar da aslında sektörün ulaştığı büyüklük ve ürünlere gösterilen ilgi hakkında ipucu vermeye yetiriyor... Geçen yıl 31 restoranın 30 milyon dolar ciro elde ettiğini söyleyen Kaldık, 12 milyon müşteriye hizmet verdiklerini söylüyor. Kaldık’ın bu yılki ciro beklentisi ise 40 milyon dolar. Almanya’da dönere gösterilen ilgiye dikkat çeken Kaldık, yurtdışına açılan yerel fast food zincirlerinin şanslarının yüksek olduğunu düşünüyor. Türk mutfağının kendisine has lezzetlerinin dünyanın diğer ülkeleri tarafından kolayca benimseneceğini düşünen Kaldık, "Almanya’da dönerin cirosu hamburgerin önünde. Bu en güzel örnek" diyor. Kaldık, yerel fast food pazarının markalaşmaya çok müsait olduğunu ve bu alandaki firmaların hızlı yol alabileceğini belirtiyor. Kaydık lahmacun, dürüm, kokoreçte zincirlerin çıkmasının talebin doğal bir sonucu olduğu görüşünde.
Bulaşıkçılıktan Büfe Zincirine Yerel fast food pazarının büfeler ayağında da rekabet büyük. Taksim’deki en popüler olan büfeler arasında bulunan Bambi ise şubesi 225 çalışanıyla en hızla büyüyenler arasında. Bambi’nin patronu Fatih Güvener mesleğe dokuz yaşından itibaren babasının Taksim’deki büfesinde okul tatilleri ve hafta sonları bulaşık yıkayarak başlamış. Bu yıl Mecidiyeköy’de şube açtıklarını söyleyen Güvener, yılsonuna kadar bir tane daha açacaklarını belirtiyor. 2008 yılında ise yaklaşık 3 tane şube daha açılması planlanıyor. Güvener, özellikle büyük kentlerde isim hakkı isteyenlerin yoğun ilgisiyle karşılaştıklarından söz ediyor. Güvener, "Öncelikle Türkiye’ye açılan bir kapı olan Ankara otobanına, daha sonra tüm Türkiye’ye yayılmayı planlıyoruz" diyor. Güvenir’in kafasında Türkiye’den sonra Avrupa’ya açılmak da var. Kiev, Lübnan, Yunanistan, Almanya, Bulgaristan, Sırbistan, Amerika, Dubai gibi birçok ülkeden ciddi teklifler aldıklarından söz ediyor. Hatta Güvener’in anlattığına göre firma yurtdışına açılma konusunda 2006 yılında Sırbistan’dan talep gelmesi üzerine bir girişimde bulunmuş. "o dönem tam olarak hazır almadığımız için bu girişim olumlu sonuçlanmadı" diyor. Kafasının bir köşesinde hala yurtdışına açılma projesinin canlı durduğunu anlatan Güvener, altyapılarının tamamen müsait olması durumda açılacaklarını belirtiyor.
Türkiye’nin Ortadoğu’nun en büyük fast food pazarı olduğunu söyleyen Güvener, "Türk insanı her gün hamburger ve pizza yemeyi sevmiyor. Sofralarımızda çeşitlilik çok bunun için değişik lezzetlerden tatmayı seviyoruz. Yemek kültürümüzdeki çeşitlilik fazla ve insanlar yerel tatlara talep gösteriyorlar" diye konuşuyor.
Türkiye’nin En Büyük Döner Fabrikası Döner severlerin sık sık yolunu tuttuğu Bereket Döner, ilk şubesini Beyoğlu’nda 15 yıl önce açtı. Aradan geçen sürede İstiklal Caddesi’ndeki şubelere yenileri eklendi, derken zincirin halkalan büyüdü. Ve sayı 19’a ulaştı. Bereket’te her bir şubede 12-15 kişi çalışıyor.
Hadımköy’de halen 55 bin m2 kapalı alan üzerinde günlük 60 ton üretim kapasiteli bir fabrikası olan firma, Türkiye’nin en büyük, dünyanın ise ikinci büyük döner fabrikasına sahip. Bereket Döner Satış Müdürü Ahmet Aksoy, zincirlerinin sayısını 50’ye çıkarmayı hedeflediklerini belirtiyor. Aksoy, İstanbul’da önümüzdeki günlerde 5 yeni nokta açacaklarını söylüyor. Aksoy’un söylediğine bakılırsa firma, önümüzdeki yıl çok daha hızlı bir şekilde şubeleşecek. Aksoy, İstanbul dışındaki büyük şehirlerde yeni satış noktalan açmak için görüşmelerinin devam ettiğini de söylüyor. Aksoy, son dönemlerde korsan olarak açılan Bereket Dönerden de şikayetçi...
Kaynak: TekBorsa Dergisi
|