Türkiye’de gıda sanayi, Cumhuriyet’in ilk yıllarında büyük bir hızla şekillenmeye başladı, ülkenin zengin tarımsal kaynakları ve genç iş gücü sayesinde, sektör kısa zamanda ekonominin gözbebeği haline geldi. Zaman içinde gıda sektöründeki üretim artışının, diğerleriyle kıyaslandığında çok ileride olduğu dikkat çekiyor. Son yıllarda ise, değişen harcama eğilimleri ve beslenme alışkanlıkları, sektöre etkileri açısından oldukça önemli gelişmeler olarak karşımıza çıkıyor. Kişi başına düşen gelirin artması, nüfusun çalışma hayatında daha çok yer alması, kentleşme sonucu yaşam biçiminin değişerek çekirdek aile yapısının yaygınlaşması gibi etkenlerin, tüketim kalıplarını da değiştirdiği görülüyor. Kalite ve güvenliğe verilen önemin artmasıyla, gıdada güvenilen markalar ve paketli ürünler ön plana çıkıyor. Öne çıkan bir başka eğilim de, organik meyve ve sebzeler. Yüksek gelir grubu artık kimyasal karışan ürünleri tüketmekten yana değil. Gelişen tüketici bilinci, gıda sektörü için bir fırsat olarak değerlendiriliyor. Bunun yanı sıra, sektörün AB ülkelerine ve yakın pazarlara ürün satabilme olanağının bulunması da diğer bir fırsat. Ülkenin yeniliklere kolayca adapte olabilen genç nüfusu sayesinde, gıda sektörü elindeki fırsatları değerlendirebilme üstünlüğüne de sahip. Olumlu gelişmelerin olduğu aşikar, ancak sektör sorunlarını da göz ardı etmemek gerek. Örneğin, risklerin yüksek olması ve sektörde çalışanların eğitim seviyelerinin düşüklüğü başlıca riskler arasında.
KDV İndirimi ile Başlayan Yeni Dönem Teknolojide dışa bağımlılık ve Ar-Ge çalışmalarındaki yetersizlik de, gıda sektörünün geleceği ile ilgili sorunlardan biri olarak görülüyor. Bunun yanında aşırı kapasite, hammadde arzında sürekliliğin olmaması, sabit kalite ve miktarda üretim yapılamaması olarak sıralanabilir. Tarım ile endüstri arasındaki bu koordinasyon eksikliğini, pazarlama kanallarındaki sorunlar nedeniyle yaşanan kayıtdışılık da ayrı bir koldan besliyor. Sektördeki kayıt dışılık ve haksız rekabetle mücadele adına, yakın geçmişte KDV indirimi gerçekleştirildi.
Yüzde 18 olan KDV oranının yüzde 8’e çekilmesi sonucunda, karışıklığa neden olan 3 farklı orandaki KDV uygulaması (yüzde 1, yüzde 8, yüzde 18) sona ermiş oldu. Sektör üzerindeki finansman yükünü önemli ölçüde azaltan indirim, yıllardır gıda sektörünün büyük sorunu olan tarım-sanayi entegrasyonuna da fayda yaratacak gibi görünüyor. Bu sayede sektörün 100 milyar dolar civarında bir hacme ulaşması hedefleniyor. Bakliyat ürünlerinden gazoza, hazır çorbadan çay ve kahveye kadar pek çok ürünün yanı sıra, yeni ürünlerin de indirim kapsamına alınmasının, halkın gıda bilincini artıracağı tahmin ediliyor. Ambalajlı gıda ile açık gıda arasında azalan fiyat farkını gören halk, ambalajlı gıda tüketimine yönelmeye başlıyor ve bu da indirimin sosyal amacının gerçekleştiğini kanıtlıyor.
Kaynak: Bu yazı, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için derlenmiştir.
|