|
Gıda güvenliği son yıllarda dünyada üzerinde en çok durulan konulardan biri olduğu gibi; ülkemizde de gerek üstlenmiş olduğumuz uluslararası sorumluluklar gerekse gelişen tüketici bilinciyle doğru orantılı olarak önem verilmesi gereken konuların başında yer almaktadır.
Ülkemizde gıda sektörü adına son günlerde en önemli gelişme 5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair yasanın yayımlanmasıdır. Bu yasa yayınlandığı zaman da vurguladığımız gibi, birçok yönü ile eksik ve aynı zamanda "AB ile uyum" amacıyla ancak bu uyumu sağlayamamış bir biçimde çıkmıştır. Bu nedenle üzerinden 1 yıl gibi kısa bir süre geçmesine karşın yeniden yayınlanmasına ihtiyaç vardır. Bu amaçla dörtlü hijyen paketi olarak anılan gıda, yem, veteriner ve hijyen yasa tasarıları hazırlanmıştır. Ancak bu tasarılarda önemli sıkıntılar mevcuttur. Bu nedenle bu tasarıların katılımcı bir politika ile sonuçlandırılmaları zorunluluktur.
Gıda güvenliğinin önemi her geçen gün yaşanan olaylarla gözler önüne serilmektedir. Toplum sağlığını olumsuz yönde etkilememek için, yasada öngörülen yönetmeliklerin katılımcı bir anlayışla oluşturularak bir an önce yayımlanması ve uygulamaya geçilmesi büyük önem taşımaktadır. Gıda denetiminin tek elden yürütülmesi bir zorunluluktur. Gıda yasasında tek elde toplanmaya çalışılan yetkiler, daha sonra sergilenen ne varsa yerele devret yaklaşımından nasibini almış; 5179 sayılı yasa Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve Belediyeler Kanunu ile delinmiş ve Danıştay kararı ile bu durum sabitlenmiştir. Yetkilerin tek elde toplanması ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın, yeniden yapılanmasını tamamlayarak; acilen sorumluluğunu yerine getirmek için ilgili meslek disiplinlerinden yeterli sayıda eleman istihdam etmesi gereklidir. Çalışan bir sistem kurulduktan sonra, bazı yetkilerin yerel düzeyde paylaşılması düşünülebilir. Öte yandan, insan sağlığı ile doğrudan ilgili konularda tasarruf tedbirlerinin işletilmesi gerekçesiyle kısıntıya gidilmesinde kamusal yarar bulunmamaktadır.
Gerek tüketicinin güvenli ve gereği gibi beslenmesini sağlanması, gerekse gelişmiş ülkelere yönelik gıda dışsatım pazarımızın büyütülmesi amacıyla Kritik Kontrol Noktaları Tehlike Analizi (HACCP), Gıda İşletmeleri İyi Üretim Uygulamaları (GMP), İyi Hijyen Uygulamaları (GHP) esaslarının uygulanması bir gereklilik haline gelmiştir. Çiftlikten sofraya güvenli gıda üretimi esasına dayalı olarak, risk analizi ve izlenebilirlik gibi 5179 sayılı yasada da yerini alan anlayış bir an önce hayata aktarılmalıdır. Özellikle izlenebilirlik sistemi olarak bilinen çiftlikten son ürüne kadar olan süreçte kontrol ve denetim büyük önem taşımaktadır. Hammaddenin üretim yöntemlerinin, sektörde üretim yapan tesislerin teknik ve hijyenik koşullarının iyileştirilmesi ve çevreye saygılı üretim koşullarının oluşturulması, gıda üretimi kadar gıda sanayisine verilen hizmetlerin de arttırılması ve iyileştirilmesini beraberinde getirecektir. Bu kurallara uyulmadığı takdirde gıda maddeleri dışsatım pazarımız her geçen gün küçülme ve giderek yok olma tehlikesiyle karşı karşıya gelecektir. Önümüzdeki dönem, bu dönüşüm sürecinin mali boyutlarının da sorgulanması gereken bir dönem olacaktır. Hayvan ve bitki sağlığı konusunda gösterilecek ilerlemeler bu ürünleri doğrudan hammadde olarak kullanan gıda sanayisine de olumlu yansıyacaktır.
Kaynak: www.tmmob.org.tr
|