Miele, 111 yılı geride bırakmış Alman aile şirketi... İki genç girişimci Carl Miele ve Reinhard Zinkann'ın 1899'da Miele süt makinesi Meteor’u üretmesiyle kurulan şirket, bugün dünyada 16.000’in üzerinde çalışana ve 2,77 milyar euro'luk ciroya sahip. Aslında Miele'nin uzun yaşama başarı sırrı da şirketin mirasında saklı. Alman aile şirketi, tüm bu yıllar boyunca yüklü kredileri almadan, kendi sermayesini yatırarak büyüdü. Zamanla ürün gamına eklediği otomobil, motosiklet gibi farklı ürünleri çıkarıp beyaz eşya ve ankastre modellere odaklansa da, hedef kitlesine hep bağlı kalmaya özen gösterdi.
Şirketin yeni kuşak yöneticileri seçme sistemi de oldukça ilginç. Miele'nin başında bugün Carl Miele'nin büyük büyük torunu Dr. Markus Miele ve büyük büyük babası ile aynı adı taşıyan Dr. Reinhard Zinkann bulunuyor. Miele’nin büyüme ve pazarlama stratejisinde olduğu gibi işin kuşaklara devrinde de şirketin muhafazakar ve kesin kuralları işliyor. Miele'de yönetim babadan oğla devredilmiyor ya da bir kişi erken yaştan itibaren bu görev için yetiştirilmiyor. Dr. Markus Miele, göreve getirilmesini şöyle anlatıyor: “İki ailenin 60 kadar üyesi mevcut ve her aileden 3 kişi aileyi temsil etmek üzere seçiliyor. Miele’de görev almak isteyen aile üyesi, 6 kişilik “aile konseyi”ne başvuruyor. Ben aynı dışarıdan başvuran biri gibi CV'imle işe başvurdum.”
Miele 111 yaşında. Bu kadar uzun ömürlü bir şirket olmanın sırrı nedir? Öncelikle şirketin geçmişinden gelen mirasın iyi anlaşılması önemli. Ürün gamının çok net anlaşılması, markanın pazardaki yerinin korunması şart. Miele, ilk süt makinesi Meteor'u üretirken de en kalitelisini yapmaya çalışmış ve tabii ki biraz daha pahalı olarak konumlanmış. İşte biz de bu mirasa sadık kalarak tüm ürün gamında aynı felsefenin devamını sağlıyoruz. Bir de şirketin kurucusu iki aile Zinkann ve Miele aileleri de ürünlere ve şirkete çok bağlı. Hep şirketin ileriye götürülmesi adına yatırımlar yapılması düşünülüyor. Bu düşünce, şirketi sağlıklı kılıyor ve daha kaliteli ürünler yapılması için Ar-Ge'ye, daha fazla yatırıma götürüyor.
Ayrıca aile şirketlerinin daha başarılı olduğuna inanıyorum. Buna ailenin uzun vadeli bakış açısının yol açtığını düşünüyorum. Bu anlayışla yeni projelere, yeni ürünlere yatırım yapıyoruz. Bu uzun vadeli düşünme, bizim diğerlerinden daha farklı yol almamızı sağlıyor diye düşünüyorum.
Büyüme stratejiniz nasıl şekilleniyor? Miele, son 50 yıldır hiç zarara geçmemiş. Bu şirket için çok önemli; bu şekilde şirket kurucusu iki aile de mutlu oluyor. Biz prensip olarak hep kazandığımızı şirkete yatırdık, en önce şirket gelir. Biz hep kendi öz sermayemizle organik olarak büyümeye odaklandık. Bu nedenle de her attığımız adımı gayet dikkatli planlamamız gerekiyor. Bizim için yıllık yüzde 5-10'luk büyüme gayet iyi oranlardır. Yüzde 15-20 büyüyelim diye bir isteğimiz yok.
Çok hızlı büyüdüğünüzde sorunlar oluşabiliyor, doğru insanları bulmada ya da doğru alanlara yeteri kadar yatırım yapmada sorunlar yaşanabiliyor. Adım adım büyüme stratejimizden, şirketin hissedarları da iki kurucu aile de gayet memnun.
Dr. Zinkann ile birlikte şirketi yönetiyorsunuz, iş paylaşımını nasıl yapıyorsunuz? Dr. Reinhard Zinkann pazarlama ve satış alanlarından sorumlu, ben ise teknik alandan sorumluyum. Üst yönetim ekibimiz 5 kişiden oluşuyor. Dr. Zinkann ile sürekli bilgilerimizi paylaşıyoruz, devamlı toplantılar yaparak yönetimde birlikte karar alıyoruz. Güzel olan ikimizin farklı bakış açıları var ve bir olayı farklı noktalardan algılayabiliyoruz, bu şekilde daha doğru kararlar alabiliyoruz.
İki aileden başka üyeler de şirkette görev alıyor mu? Hayır, yalnızca Dr. Zinkann ve ben varım. İki ailenin toplam üye sayısı 60 kişiyi buluyor. Yani 60 hissedarımız var. Her yıl hissedarlar toplantısı için bir araya geliyoruz, ama aile üyelerimiz farklı noktalarda farklı işlere sahip.
Ailenizde yönetime geçecek isimler nasıl belirleniyor? Siz ve Dr. Zinkann nasıl seçildiniz? Aslında ben İsviçre'de doktoramı bitirdikten sonra başka bir aile şirketinde çalışmaya başladım. Ardından aile konseyi, bana şirkette çalışmak isteyip istemediğimi sordu. Aynı dışarıdan başvuran biri gibi ben de CV'imle işe başvurdum ve işe alım sürecinden geçirildim. Dr. Zinkann için de aynı seçim süreci işledi. Sonuçta aile üyeleri arasından seçilenlerin belli yönetim yeteneğine, eğitime ve tecrübeye sahip olması gerekiyor.
Peki aile içinden işe uygun biri olmasaydı yada kimse başvurmasaydı ne olacaktı? Tabii dediğiniz olabilir. O zaman farklı çözümler bulmak gerekecek. Öncelik, her zaman şirketin geleceği. Şirketi yönetebilecek yetenek ve şartlarda biri olmazsa farklı çözümler getirmek gerekecek. Belki profesyonel yöneticilerle çalışılabilir.
Aile konseyinin başka görevleri de var mı? Tabii, yönetim ekibi olarak ben ve Dr. Zinkann, aile konseyi ile yılda 4 kez buluşarak şirketin stratejisini tartışıyoruz, yatırım kararlarını belirliyoruz.
Aile anayasanız da var mı? Tam anayasa diyemeyiz ama ona benzer kontratımız var. Aile üyelerinin hakları, neler yapıp yapamayacakları bu kontratta yazılı.
Sizden sonraki aile üyesi yöneticinin seçiminde yetkiniz var mı? Aslında bu aile konseyinin görevidir. Ben aile şirketinin yöneticisi olarak yalnızca bu konseyle birlikte onlar için çalışıyorum, ama aile konseyi üyelerinden biri değilim.
Şirket stratejileri arasında bir sonraki kuşağın nasıl ve kim olması gerektiği konusu da konuşuluyor. Çünkü herkesin mutlu olması gerekiyor. Ama bu karar, yalnızca bir kişinin bir sonraki kuşak yöneticiyi seçmesi şeklinde olmuyor, tek kişinin isteğiyle gerçekleşmiyor.
Kaynak: Bu röportaj, www.kobifinans.com.tr için, Capital Dergisi’nden derlenmiştir.
www.capital.com.tr
|