KobiFinans Türkiye' nin en büyük kobi portalı
Anasayfa Site Haritası English
 
   03 Aralık 2008, Çarşamba
DERGİMİZ FORUM ÜYE SORGULAMA İLAN PANOSU
Ambalaj
Bilişim
Demir - Çelik
Deri - Ayakkabı
Elektronik
Enerji
Gıda/İçecek
Haberleşme
Hayvancılık
Kimyasal - Plastik
Madencilik
Makine - Metal
Mobilya/Orman Ürünleri
Otomotiv
Perakende
Sağlık
Tarım
Taşıma - Lojistik
Tekstil - Giyim
Turizm
Yapı - İnşaat


En Çok Okunanlar

Kitap Tanıtım
Girişimcinin Silahı : İş Planı

Paul BARROW

Ekonominin Dinomosu Küçük Ve Orta Büyüklükte İşletmeler Rehberi

Ercan ALPTÜRK

Türkiye İçin Sektörün Önemi

Türkiye’de 1950’lerde montaj sanayi olarak kurulmaya başlayan elektrik-elektronik sanayii, özellikle son yıllarda hızla gelişen, rekabet gücü olan ve ihracatını en hızlı artıran sektörler arasında yer almayı başardı. Sektör, bugün kendi tasarım ve teknolojilerini geliştirecek güce ulaştı.

Bilgi çağında, bilgi ve teknolojiye dayalı katma değeri yüksek ürünlerin üretilmesi kalkınmada belirleyici hale geldi. Bu bağlamda Türkiye’nin de gerek üretiminde, gerekse ihracatında yüksek teknolojili, katma değeri yüksek mallara ağırlık vermesi gerekiyor. Amaç, teknoloji transferinden çok teknoloji üretimi, yeni ürünlerin geliştirilmesi olmalı. Dünya pazarlarından alınan pay ancak bu şekilde artırılabilir.

Bir sektörün ekonomideki yerini incelerken baktığımız üretim ihracat, ithalat, istihdam gibi göstergeler sektörün yeri ve önemi hakkında bize statik bilgiler verir. Ancak göz ardı edilmemesi gereken bir konu da, üretiminin diğer sektörlere yaptığı etki ve diğer sektörlerin üretiminden ne kadar etkilendiğidir. Sektörün, hangi sektörden girdi aldığı ve hangilerine girdi sağladığı, ekonomide yarattığı etki zincirini belirler. Zincirleme etki alanı büyük olan sektörler ekonomide lokomotif rolü üstlenir. Bunlardaki üretim artışları, kendine girdi sağlayan veya kendine artan taleple birlikte talebi arttıran (tamamlayıcı mallar) birçok sektöründe üretim artışlarına sebep olarak ekonomik büyümeyi tetikler.

Yapılan araştırmalar, beyaz eşya ve elektronik sektörlerinin Türkiye ekonomisinde lokomotif rolü oynayan önemli sektörlerden ikisi olduğunu gösteriyor. Elektronik sektörü toplam 61 sektörü etkiliyor. Üretimde kullanılan hammadde ve ara mallarında yüzde 60 ile en fazla payı cam ve kimya sektörleri, yüzde 30’luk payı elektrik ve elektronik sektörü, yüzde 10’luk payı ise plastik ve diğer sektörler alıyor. arasında yer almaktadır. Elektrik elektronik sektörü en çok otomotiv sanayine girdi sağlamakta, otomobil üretiminde yüzde 36 ile en büyük payı elektrik elektronik sanayi alıyor. Bu sebeple, elektrik elektronik sektörü üretimi, otomotiv sektörü üretiminden önemli oranda etkileniyor.

Dolayısıyla, elektrik-elektronik sektörünün ekonomiye kendi üretimi, ihracatı ve istihdamıyla yaptığı birinci derece katkının yanında, diğer sektörlere olan etkileriyle ikinci derece katkılarda da bulunuyor. Bu, sektördeki teknoloji değişimleri ve kalite artışlarının, bu ürünleri girdi olarak kullanan birçok sektörde de kalitenin artmasına olumlu etkide bulunacağı anlamına geliyor.

Sektör, ürün ve teknoloji ömürlerinin giderek kısaldığı, hızlı değişen, dinamik bir sektördür. Bu özellikler AR-GE araştırmalarının ve nitelikli personel istihdamının önemini artırıyor. İstanbul Sanayi Odası, elektronik sanayisini inceleyen raporunda, elektronik sanayisinde hızlı bir gelişme sağlayarak dünya pazarlarında söz sahibi duruma gelmiş Hindistan, Brezilya, Güney Kore gibi gelişmekte olan ülkelerin tecrübelerini incelemiştir. Elektronik sanayisinde atılım yapan ülkelerin ortak özellikleri konuya ulusal stratejiler geliştirerek yaklaşıyor olmaları ve devletin oynadığı öncülüğüdür. Başarılı uygulamalarda dikkati çeken özellikler, kamu-üniversite-sanayi işbirliği yapılması, kamu satın alma kararlarında yerli sanayinin ürünlerinin tercih edilmesidir. Dış bağlantılara aracılık eden teknoparkların kurulmasına, yabancı sermaye ile ortaklıklara ve işbirliğine önem verildiği görülüyor. Sanayi, AR-GE ve eğitim kurumları arasında koordinasyonun sağlanmasında, devlet önemli rol oynuyor. Sektörün alt sektörleri arasındaki bağı oluşturmasında belirgin politikalar izleyebilen, alt sektörlerin birbirlerini destekleyecek şekilde büyümesini sağlayan ülkeler, sektörde daha yüksek büyüme sağlayabildi, bunu başaramayanlarınsa zaman ve kaynak kayıpları sebebiyle büyümelerini sınırladı.

Türkiye hala, sektör için çok önemli olan AR-GE, yenilik, yeni ürünler geliştirme yönünden zayıftır. ABD Patent Ofisi verilerine göre 1977 yılında Türkiye’de 1, Güney Kore’de 7, Brezilya’da 22, Tayvan’da 53 adet patent alındı. O yıllarda da Türkiye’nin diğer ülkelerle arasında çok derin farklılıklar bulunmamasına rağmen, sonrasında fark derinleşti. 1977-1998 yılları arasında alınan toplam patent sayısı, Türkiye’de 51, Güney Kore’de 11947, Brezilya’da 924, Tayvan’da 20116 adet.

Türkiye’nin eğitimli, genç bir nüfusa sahip olması hem istihdam, hem de (özellikle ekonomideki sorunlar çözüldükten sonra) iç talep konusunda sektörün avantajını oluşturuyor. Türkiye’de elektrik-elektronik ve bilgisayar mühendisliği alanlarında 42 kurum öğretim veriyor. Bu kurumların bazıları gelişmiş ülkeler standartlarında eğitim öğretim yapmakta ancak çoğunluğu zayıf bir kadro ve alt yapı ile öğretimi sürdürüyor. Bu kurumlardan mezun olan mühendislerin sayısı da bilgi çağında Türkiye’nin ihtiyaçlarını sağlamaktan uzak. Ancak, üniversite sınavında ilk 1000’e giren öğrencilerin yaklaşık yarısının elektronik ve bilgisayar mühendisliği alanlarına yöneliyor olması sektörün nitelikli insan kaynağı açısından önemli bir şans.

AR-GE’nin yeni ürünleri pazara sunmanın rekabet gücünde büyük önem taşımasına rağmen üniversitelerde yapılan araştırmalar çoğunlukla münferit bazda, bilimsel yayına yönelik oluyor. Üniversite-sanayi-devlet işbirliği yapılması ve çalışmaların eşgüdümünün sağlanması, dünya pazarlarında rekabet gücünün kazanılması açısından önem taşıyor. Bu konuda dünyada pek çok başarılı örnek var. Almanya’da 64 MB DRAM üretiminde İnfion ve Toshiba firmalarının öncülüğünde 18 firmanın daha katılımıyla yürütülen üretim öncesi AR-GE çalışması Federal Eğitim, Bilim, Araştırma ve Teknoloji Bakanlığı ile Saksonya Eyaleti hükümeti tarafından destekleniyor. Türkiye’de ise bu tip faaliyetlere, tüm devre tasarımı konusunda 7 sanayi kuruluşunu bir araya getirmiş olan İTÜ-ETA Vakfı örnek gösterilebilir.

Sektör, sermaye yoğun bir sektör olup, işçilik maliyetlerinin toplam maliyetler içindeki payı yüzde 9 civarında. Hammadde ve ara malı maliyetleri, toplam maliyetlerdeki yüzde 37,17’lik payıyla en önemli maliyet unsuru durumunda . Sektörün ithalatı ağırlıklı olarak AB ve Uzakdoğu Ülkelerinden, ihracatı ise ağırlıklı olarak AB ve Kuzey Afrika, Ortadoğu ülkelerine olduğundan, Euro’daki gelişmelerden daha fazla etkileniyor. Euro’nun dolar karşısında değer kazanması sektör için avantaj yaratıyor.

Sektörün üretimde kullandığı malzemelerin yüzde 80’den fazla oranı yurt dışından ithal ediliyor. Bu durum, pazarın gelişimini ve rekabet gücünü azaltıp, sektörü kur değişikliklerine fazlasıyla duyarlı hale getiriyor. Dolayısıyla Türkiye’de elektrik-elektronik sanayi yan sanayi ve parça üretimi tesislerinin kurulmasına öncelik verilmesi gerekiyor.

TÜSİAD tarafından TESİD üyesi 45 firma arasında düzenlenen bir anketin sonuçlarına göre firmalar ürün ve hizmetlerini pazardaki rakiplerinden ayırt edecek rekabetçi önceliklerin en önemlisini istikrarlı kalite düzeyi olarak görüldüğü, bunu yine bir kalite faktörü olan güvenirliği yüksek mamulleri üretmenin takip ettiğini söylediler. Üçüncü rekabetçi öncelik elektronik sanayisinin uluslar arası piyasalardaki dinamizmine paralel şekilde, tasarım değişikliği hızı olarak belirleniyor, düşük fiyat rekabet önceliğinde ancak dördüncü sırada yer alıyor. Beşinci rekabetçi öncelik ise yine bir kalite boyutu olan satış sonrası hizmet.

Şirketler, kaliteyi başarıya giden yolda en önemli etken olarak görüyor, maliyet ise ikinci önemli başarı etkeni olarak düşünülüyor. Bu iki etkeni müşterilerle ilişkiler ve pazar payını artırma açısından önemli olan esneklik, üründe ve süreçlerde yenilik izliyor. Sektördeki firmalar gerek rekabetçi öncelikler sıralamasında, gerekse aksiyon planlarında (Toplam kalite yönetimi, ürüne yönelik kalite sertifikaları vb.) kaliteye ilk sırada yer veriyorlar.

Yine aynı ankete göre, sektördeki firmaların öncelikli imalat performansı hedefleri, sırasıyla birim maliyetlerin azaltılması, pazar payının artırılması, uygunluk kalitesinin artırılması, yeni ürün geliştirme sürecini kısaltılması ve karlılığın artırılması. Şirketler, para, zaman ve insan gücü olarak en büyük kaynağı toplam kalite yönetimine, imalatta otomasyona, fabrika içi yerleşim ve tam zamanında tedarike ayırdıklarını belirttiler. Şirketler, yurt dışındaki rakipleri ile karşılaştırıldığında kendilerini  üretim planındaki üretim miktarlarını süratle değiştirip imal edebilme esnekliği, üretim planındaki mamul gamını süratle değiştirip imal edebilme esnekliği, çalışanların beceri ve yetenekleri, birim imalat maliyetleri, müşteri hizmetleri/servis hizmetleri hususlarında avantajlı görüyorlar. Şirketlerin yurt dışındaki rakiplerine göre kendilerini en dezavantajlı gördükleri alan ise girdi malzemeye erişim olup, bunu girdi malzeme ve nihai mamul depolama düzeni ve malzeme yönetimi takip ediyor. Sektörün yurt dışı rakiplerine göre lojistik ve pazarlama konusuna sorunlarının olduğu da görülüyor.

Sektördeki firmaların büyük çoğunluğu başarının önünde en önemli engeller olarak işletme sermayesi için finansman pahalılığını ve döviz kurlarındaki dalgalanmaları gösteriyor. Ulusal alt yapı maliyetleri, organize öğrenme ve bilgi/deneyim eksikliği, müşterek bir vizyonun eksikliği, uluslararası piyasalara erişim güçlüğü (uluslar arası piyasalarda tanınma ve dünya markası eksikliği) gibi faktörler de firmaların yarıya yakını tarafından başarının önündeki en önemli engeller olarak sayılıyor.

OSTİM’de elektronik sektöründe faaliyet gösteren, tamamına yakını KOBİ niteliğindeki 19 firma ile yapılan anket çalışması, ihracat yapan firmaların birinci öncelikli sorun olarak mevzuattan kaynaklanan sorunları, ikinci öncelikli sorun olarak ise finansal yetersizlikleri gördüklerini gösterdi. Pazarlama sorunları üçüncü sırada, dil ve kültüre ilişkin sorunlar ise dördüncü sırada yer aldı.

Firmalar, KOBİ’lerin ihracata yönlendirilip, bilinçli yatırımlarla büyümesine yardımcı olunursa Türkiye’nin ihracatında büyük yükselme olacağını, ihracatta karşılaşılan en büyük sorunun firma olarak değil, ülke olarak dünya piyasasına girmemiş olmaktan kaynaklandığını, Türk mallarının kaliteli olduğunu göstermek ve dünya piyasasında bir yer edinmek için daha fazla tanıtım yapılmasının gerektiğini söylediler. Enflasyonun yükselmesi sonucu oluşan yurt içi reel maliyetlerdeki artışın karlılığı azaltarak rekabet gücünü düşürdüğünü, toplam mamul maliyeti içerisinde kredi maliyetlerinin yüksek paya sahip olmasının ve ihracatta karşılaşılan bürokratik engellerin önemli sorunlar olduğunu, yeni pazarlarda servis veya yedek parça ağı kurmak ve bunları yapabilecek kuruluş bulmakta zorluk çekildiğini ifade ettiler.

Firmalar ayrıca, gümrük işlemlerinin uzun sürmesinin, nakliye güçlüklerinin, dış ticaret konusunda yetişmiş eleman eksikliğinin, ürünlerin yurt dışında tanıtımında ve yurt dışı pazarlar hakkında bilgi edinmekteki zorlukların sektörün önemli sorunları arasında olduğunu belirttiler. Öncelikle eğitim meselesine eğilmenin gerektiğini, şirketlerin yurt dışı ve yurt içi bazı üniversitelerle işbirliğine gitmesinin faydalı olacağını bildirdiler.

İhracat yapmayan firmalarsa ihracat yapmamalarının en önemli sebebi olarak iç pazardan tatmin olmayı, ikinci sebep olarak malzeme, sermaye, teknoloji vb. kaynak yetersizliklerini, üçüncü sebep olarak ise dış pazarları tanıma ve bilgi eksikliğini gösterdiler.

Elektronik sektörü gibi risk oranı yüksek sektörlerin finansmanında birçok ülke risk sermayesi sistemini kullanıyor. Finansal piyasaların zaman içinde derinleşmesiyle ve yeni finansman araçlarının ortaya çıkmasıyla yüksek riskli sektörlerin finansman sorunları da azalacak.

Küresel rekabette, standartlara uyum da önem kazanıyor. Ülke imajı ve marka güvenilirliği pazar payını belirleyen en önemli faktörler oluyorlar. Sektörün bir diğer sorunu, ürünlerine Avrupa Birliği ülkelerine ürün satabilmek amacıyla ‘CE’ belgesi almakta karşılaşılan zorluklar. "CE işareti, Avrupa Birliği’nin, teknik mevzuat uyumu çerçevesinde 1985 yılında benimsediği ‘Yeni Yaklaşım Politikası’ kapsamında hazırlanan ‘Yeni Yaklaşım Direktifleri’ kapsamına giren ürünlerin bu direktiflere uygun olduğunu ve gerekli bütün uygunluk değerlendirme faaliyetlerinden geçtiğini gösteren bir birlik işareti. ‘CE’ işareti, ürünlerin amacına uygun kullanılması halinde insan can ve mal güvenliği, bitki ve hayvan varlığı ile çevreye zarar vermeyeceğini, diğer bir ifadeyle ürünün güvenli bir ürün olduğunu gösteren bir belge.

‘CE’ işareti, Avrupa Birliği’nin uyulması mecburi olan mevzuatı kapsamında yer alan bir işaret olduğu için, söz konusu mevzuat (Yeni Yaklaşım) kapsamına giren ve AB üyesi ülkelerde piyasaya arz edilecek olan ürünlerin bu işareti taşıması zorunlu." Türkiye’deki test laboratuarlarını tanınır hale getirilerek ‘CE’ belgesinin, Türkiye’de alınabilmesi böylece maliyet ve zaman kayıplarının önüne geçilebilmesi sektörün önemli taleplerinden. Firmalar bu konunun çözülememiş olması sebebiyle hazır ‘CE’ belgesiyle ihalelere katılabilen Avrupalı firmalarla rekabette yerli sanayinin zorlandığını belirtiyorlar.

İhracattaki bürokrasinin azaltılması, mevzuatın ve prosedürlerin basitleştirilmesi, ÖTV oranlarının düşürülerek iç talebin artırılması, sektördeki meslek kuruluşlarının Türk firmalarına Avrupalı firmalardan ortak bulmasına yardımcı olması, daha çok proje ile AB’nin 6. çerçeve programlarına katılımın artırılması sektördeki firmaların sektörün gelişmesi için önerileri arasında.

 
 
Bu yazı 5193 kez okundu.
Bu yazı hakkında 1 tane yorum var.
Yukarıdaki Yazı Hakkındaki Yorumlar

 recep bilici Turizm 06 Haziran 2007   09:42:28

Doğru yazılmış bir yazı. Dış ülkelerden alınan ürünlerin büyük bir kısmı Çin'den getirilen ürünlerdir. Çin malları çok ucuz olduğundan herkes yani Türkiye'nin önemli bir kısmı Çin ürünlerini kullanıyor.

Elektrik-Elektronik Ve Makine Sanayi Mamulleri
Elektrik-Elektronik Sektörünün Özellikleri
Elektrik Sektörünün Tarihsel Gelişimi
Sektöre Genel Bakış
 
  Üyelik Girişi
Haberler
Teknoloji Marketleri Savaşı Şimdi Başlıyor

09/10/2007

Aydınlatmacıların Çin İle Rekabeti

24/08/2007

Röportaj
"Elektronikte En Önemli Oyunculardan Biri Olacağız"
Nedim ESGİN

Konuk Yazar

Güngör URAS
Sanayi Daha Az Elektrik Kullanıyor Sokaklar 'Kararıyor'

Başarı Öyküleri
Çeyizini Satarak Kurduğu Şirket İle Fiber Optikte Dünya Markası Oldu
Kayserili Bilgisayar Uzmanı Aysun Pelik’...

"Yabancılara, Elektrik Sektöründe Pes Dedirttim"
İzmit Uzuntarla’da 1980’de yatırım ...

Analiz-Araştırma
Türkiye’deki Elektronik Ürünler Avrupa’dan Daha Pahalı
Türkiye’de elektronik aletlerin 27 AB ülk...

07/07/2008

BİZİ TANIYIN  | ÇÖZÜM ORTAKLARI  | SIKÇA SORULAN SORULAR  | GÜVENLİK GİZLİLİK  | REKLAM  | KobiFinans RSS
KobiFinans'ı Öner Sık Kullanılanlara Ekle Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2008
Content by Kolay İçerik