KobiFinans
anasayfa Anasayfa
favorilere ekle Favorilerime Ekle
arkadaşına öner KobiFinans'ı Öner
rss RSS
Detaylı Arama
sub-bg-left
09 Şubat 2012 Perşembe
FORUM ÜYE SORGULAMA EĞİTİM MERKEZİ
sub-bg-right
Ambalaj
Bilişim
Demir - Çelik
Deri - Ayakkabı
Elektronik
Enerji
Gıda/İçecek
Haberleşme
Hayvancılık
Kimyasal - Plastik
Madencilik
Makine - Metal
Mobilya/Orman Ürünleri
Otomotiv
Perakende
Sağlık
Tarım
Taşıma - Lojistik
Tekstil - Giyim
Turizm
Yapı - İnşaat
En Çok Okunanlar
İlgili Linkler

“Elektronikte 10 Milyar Dolar'lık Üretim Kapasitemiz Var”


Suat BAYSAN
Türkiye Elektronik Sanayicileri Derneği (TESİD) Başkanı
“Elektronikte 10 Milyar Dolar'lık Üretim Kapasitemiz Var” Türkiye’de elektronik sektörü, yerinin ve konumunun önemine rağmen, sessiz-sedasız, kendi halinde ilerliyor. Sektörün güçlü ve önemli temsilcilerinin ortak gündemi, üretim kapasitesinin büyüklüğü karşısında, elektroniğin, krizden önce de sonra da büyüme fırsatlarının değerlendirilememesi…

Tüm sektörlerin altyapısını oluşturan elektronik, Türkiye’de bileşenlerinin çokluğu nedeniyle, ihracat kadar ithalatla da dikkat çekiyor. Fırsatlar yok değil… Ancak bunun için, öncelikle sektörde Ar-Ge’nin geliştirilmesi gerekiyor.

Türkiye Elektronik Sanayicileri Derneği (TESİD) Başkanı Suat Baysan, KobiFinans Dergisi’nin Ekim-Kasım-Aralık 2009 sayısında yer alan özel röportajında sektörün geleceğini ve değişimin yaratacağı fırsatları anlattı.

Sizce krizin ne tarafındayız? Başı mı? Or­tası mı? Yoksa sonu mu?
Ekonomik krizin nereden ve nasıl Çıktığı­nı, sonrasında neler olduğunu çok konuş­tuk. Bunları tekrar anlatmaya gerek yok. Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi, Türkiye de ciddi boyutta küçüldü. Bu du­rum, 2009'da da devam ediyor... Bunları bir tarafa kayacak olursak, asıl önemli ko­nu, tüketici güveninin yeniden sağlanma­sı... Örneğin otomotiv sektöründe bir de­neme yapıldı, ÖTV indirimine gidildi. Bir anda piyasada araç kalmadı, bütün stok­lar eridi. Bu durumun bizim sektörümüze de önemli bir faydası oldu. Ama yeterli miydi? Hayır! Sanki bir şimşek çaktı, bir anda her şey toparlandı. Şimdi araba almaya çalışın, stoklarda bulamazsınız. Sektörler bu harekete çok hazırlıksız ve plansız yakalandı. Aslında bu tür hareket­leri (vergi indirimleri) zamana yaymak, uzun vadeli planlamak ve uygulamak ge­rekiyor. Bunu şunun için söylüyorum: De­mek ki insanlarda para vardı, ortaya çıkarmıyorlardı. Çünkü güven yoktu. 'Şimdi alsam ne olur? Acaba bir süre sonra düşer mi?' gibi kaygılarla harcamıyorlardı. Örne­ğin şimdi kimse ev almıyor. İnsanların ka­fasında hala 'Biraz daha düşer mi?' soru­su var. Ama artık olmaz, fiyatlar belirli bir noktaya geldi ve durdu. Ekonomik kriz var diye kimse evini fiyatının yarısına satmaz, o da bekler. Az önce söylediğim gibi, demek ki para var. O parayı ekonominin içine katmak için, tüketicinin güvenini to­parlamamız lazım. Bunun için de keskin hareketler yerine daha yumuşak geçişler yapmak gerekiyor.

Peki, kriz sonrasını değerlendirirsek, ar­tık daha temkinli ve kontrollü bir hayat mı başlıyor?
Kesinlikle öyle olmasını bekliyoruz. O çıl­gın alışveriş patlamalarının yaşandığı günler geride kaldı. Elektronik sektörü açısından bakarsak, bizim de böyle bir beklentimiz yok. Yumuşak bir artış yaşanacak. Bakın, elektronik sektörü son 4 yıldır Türkiye'de bir büyüme gösteremedi. 10 milyar dolarlık bir üretim kapasitemiz var. Ancak 4 yıldır kıpırdamıyor, ekonomi yükselirken de durum böyleydi. Enterasandır, ekonomi düşerken de düşmüyor. Yani sta­tik bir halde devam ediyor. Kendi içinde, alt sektörleri değişiyor ama toplama baktığınızda, herşey ay­nı" Tabii bu durum bizi çok ra­hatsız ediyor. Türkiye'de bu kadar genç nüfus varken, yetişmiş elektronik mühendisleri, yazılımcılar 5 varken, bu sektörün çok daha iyiye gitmesi gerek. TESİD olarak biz bir strateji ve vizyon çalışması yapıyoruz. Bölgemizdeki en iyi insan kaynakları, en iyi üretim tesisleri bizde ama bir türlü sıç­rama gerçekleşemiyor.

Öngörünüz nedir? Sizce 2010 da aynı şe­kilde mi geçecek?
Beklentimiz, bir kıpırdanma olacağı yönünde... Yüzde 5-10 arasında, küçük bir büyüme bekliyoruz. Bununla birlikte bi­zim 6 alt sektörümüz var. Bunlardan bazı­ları, ekonomik değişimlerden daha az et­kileniyor. Örneğin savunma, her zaman düzenli bir yatırıma sahiptir. Telekom ba­zen 3G gibi değişikliklerle ani çıkışlar ya­pabiliyor ve aradaki eksiği kapatıyor.

Bildiğimiz kadarıyla sektörde dış ticaret dengesi de zor bir darboğaz yaratıyor. Ancak özellikle böyle bir dönemde, daha ,fazla dikkat çekiyor…
Elektronik ithalatına baktığımızda yıllık 13,5 milyar dolarlık bir rakamla karşılaşıyoruz. Buna karşılık ihracatımız 5 milyar dolar civarında. Bu çok düşük bir rakam. Evet, çok ciddi bir dış ticaret açığı yaşıyo­ruz. Bunun temel nedenine baktığımızda, örneğin Türkiye'ye milyonlarca cep telefo­nu ve TV geldiğini görüyoruz. Dolayısıyla elimizde ihraç edilecek fazla bir kalem kalmıyor. Tüketici elektroniğinde Beko ve Vestel gibi şirketlerin Avrupa'ya önemli bir ihracatı ve pazar payları var. Onlarda­ki sıkıntı da katma değerin düşük olması. Örneğin geçmişte, tüplü televizyon döne­minde önemli bir katma değer sağlanıyor­du. Şimdi LCD, plazma derken durum tersine döndü. Toparlarsak, Türkiye'de elek­tronik sektörü ithalatı yüksek, ihracatı düşük, üretimi de ortada duran bir sektör. Bu konuda Hükümet ile temas halindeyiz ve güzel gelişmeler de var. Örneğin Ar-Ge Yasası radikal bir dönüşüm yaratıyor. Elektroniğin en büyük özelliği, Türkiye'de en fazla Ar-Ge yapan sektör olmasıdır. Türkiye ortalaması binde 7'dir. Elektro­nikte yüzde 1,5'dur. Dolayısıyla bu yüksek bir yatırım maliyetidir. Ar-Ge Yasası, sağladığı kolaylıklarla sektör için önemli bir destek anlamına geliyor. Bunun yanın­da teşviklerin, 3G lisanslaması yapılırken Telekomünikasyon Kurulu'nun ortaya koyduğu "yerli Ar-Ge zorunluluğu" gibi adımların, 2010'da elektronik sektörüne çok olumlu yansıyacağını tahmin ediyo­ruz. Bu parametreler arka arakaya gelir­se, elektronik sektörü de istediği sıçrama­yı yapabilir. Bilgi Teknolojileri Enstitü­sü'nün (BTK) 3G lisanslamayla ilgili ola­rak, ilk yıl 400, ikinci yıl 600 kişilik Ar-Ge merkezleri kurulması gibi yaptırımları yar ve bu merkezlerde Türk mühendisler çalı­şacak. Tüm bunlar bize heyecan veriyor... Elektronik, çok değerli bir sektör ve ona sahip çıkmamız gerekiyor.

Peki, sektör temsilcilerinden nasıl sinyal­ler alıyorsunuz?
Açıkçası şu ana kadar çok olumlu sinyal­ler almadık. Durağanlık devam ediyor. Mevcudu korumak, ihracat yapabilmek, mümkün olduğunca az küçülmek gibi stratejiler var. 2010 yılında Ar-Ge Ya­sasının olumlu etkileri mutlaka hissedile­cek. Ama Ar-Ge bir süreçtir… Kimse 'Hadi bugün Ar-Ge yaptık' diyerek, ertesi gün ürün bekleyemez. Bizim sektörde bazı standartlar vardır. Örneğin 18 aydan önce hiçbir ürün ortaya çıkmaz. O nedenle, dediğim gibi, biraz bekleyeceğiz.

Yan sektörlerde durum nasıl?
Elektronik yan sektörünün en önemli par­çası bileşenlerdi. Türkiye'de bu sektör ne yazık ki yok, bileşenleri ithal ediyoruz. Olmaması da çok büyük bir dezavantaj.

Geçmişte bir deneme yapıldı ama başarılı olmayınca Türkiye bu pazara bir daha hiç girmedi. Bu ne anlama geliyor? Bileşenler pazarı olmayınca, ürün maliyetlerinin yüzde 60'ını ithalat oluşturuyor. Hiç bir kontro­lümüz yok. Yan sanayimiz ise daha az katma değeri olan, aktif olmayan parçala­ra gidiyor. Mekanik parçalar, plastik par­çalar, trafolar, tuş takımları vb. Dolayısıy­la oradaki rekabet de daha fazla oluyor. Örneğin bir elektronik devrenin kalıbını yaptırmaya kalksanız, 1000 şirket bunu yapabilir. Ama bir bileşen üretemiyoruz. Yani işin en değerli kısmı Türkiye'de yok.

Peki, bu bileşenlerin Türkiye'de üretilebil­mesinin önündeki engel ne?
Bileşenler çok geniş bir pazar ve çok yük­sek adetlerle üretim gerektiriyor. Yani bir parçanın 30-40 milyon adet gibi üreti­mi söz konusu... Onu yapmak için de dö­nüp dolaşıp, marka, algı, kalite gibi so­runlara çarpıyoruz. Örneğin Güney Kore, en fazla USB flash bellek yongası üreten ülke.. Biz bunu Türkiye'de yapabilirdik. Bu saatten sonra bu treni yakalamak çok zor. Ama yeni fırsatlar var. Türkiye'de ya­pabildiğimiz en iyi şeyi geliştirmeliyiz. Örneğin yazılımdan iyi anlıyoruz ve çok iyi ürünler ortaya koyabiliyoruz. Bu alan­da ilerlemeliyiz.

Kaynak: KobiFinans Dergisi 24. Sayı

 
 
Bu yazı 1246 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
“Aslında Gereksiz Bir Panik Yaşanıyor”
“En Büyük Hedefimiz Yeni İhracat Pazarları Yaratmak”
“Ürünlerimizin Başarısı ve Kalitesi Satış Adetlerimizden Belli Oluyor”
“Biz Potansiyele Baktık, Krizi Dikkate Almadık”
"Elektronikte En Önemli Oyunculardan Biri Olacağız"
 
Üyelik Girişi
Üye Olmak İstiyorum
ebultenkayit
Aylık KobiFinans E-bülten'e üye olmak için lütfen bilgilerinizi doldurun.
kobifinans “Aslında Gereksiz Bir Panik Yaşanıyor”
Nedim ESGİN

kobifinans “En Büyük Hedefimiz Yeni İhracat Pazarları Yaratmak”
Hakan BULGURLU
 
kobifinans 10 Yıl Sonrasını Görebiliyor musunuz?
Güventürk GÖRGÜLÜ

kobifinans Sanayi Daha Az Elektrik Kullanıyor Sokaklar 'Kararıyor'
Güngör URAS
 
Doğuştan Mucit
kobifinans Babası memuriyet yerine girişimciliği tercih edince, ...

Performans ve Fiyata Odaklanarak Büyüdüler
kobifinans Babaları emekli öğretmen olan Sivaslı Murat, ...
 
Türkiye, Elektronik İhracatını Hangi Ülkelere Yapıyor?
Elektrik-elektronik sektörü, 2007 yılı ...

28 Temmuz 2009
 
footer-left
Bizi Tanıyın Çözüm Ortakları Güvenlik ve Gizlilik Sıkça Sorulan Sorular Reklam Ödüllerimiz
Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın Site Haritası
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2010