Güney Kore’nin bilinilirliği en yüksek markalarından LG, 24 yıllık uzun bir distribütörlük sürecinden sonra, 2008 Nisan ayında Türkiye’de kendi ofisini açma kararı aldı. Markanın bölgedeki en büyük pazar payına sahip olduğu ülke Fas olmasına rağmen, aralarında bu ülkenin de bulunduğu 8 bölge, İstanbul’dan yönetiliyor. Bunun nedeni ise, en yüksek potansiyelin Türkiye’de görülmesi… LG, 2007’de Türkiye’de, 250 milyon dolar ciro elde etti. 2008 için ise, 500 milyon dolar civarında bir rakam bekleniyor.
LG’nin Okmeydanı’ndaki ofisinde çalışanların 11’ini Koreliler oluşturuyor. Bu ekibe, sabahları Türkçe dersleri veriliyor. LG Türkiye Başkanı Christopher Kim, Türk misafirlerini “merhaba” ya da “hoş geldiniz” diyerek karşılamaktan büyük keyif alıyor. Elinden geldiğince de Türkçe konuşmaya çalışıyor. Kim ve geçtiğimiz aylarda Panasonic’ten transfer edilen LG Türkiye Başkan Yardımcısı Ahmet Güven’le, kriz dönemine denk gelen bir yapılanma hikayesini konuştuk…
LG Türkiye, Nisan ayından bu yana, nasıl bir yol aldı? Christopher Kim: Organizasyonu oturtmaya çalışıyoruz. Yetenekli insanlar işe aldık, almaya da devam ediyoruz. Son 8 ayda, 50 kişiyi bünyemize kattık. Bu süreçte, Türk kültürünü ve tüketicisini anlamaya çalıştık. Gördük ki, LG hedefleriyle, çok uyumlu çalışacağımız bir tüketici grubu var burada. Tüketici, gerçekten bir fayda kattığınızda, size yanıt veriyor.
Bu derece derin bir kriz öngörünüz var mıydı? Hedefleri neye göre belirlediniz? Kim:LG olarak, hiçbir ülkede kötü durumda değiliz. Her ülke gibi Türkiye’de de, iniş ve çıkışlar olabileceğini bekliyorduk. Ancak biz potansiyele baktık, krize takılmadık.
Peki LG küresel anlamda krizden nasıl etkilendi? Kim: Halen 83 ülkede temsil ediliyoruz. 54 milyar dolarlık yıllık gelirimiz var. Krizle birlikte, tüketimin etkilendiği doğru. Ancak ciroda büyük bir değişiklik yok.
Bütün şirketler yara alırken, kriz sizi nasıl böyle teğet geçti? Kim: Riski çok iyi yönetebiliyoruz. İş platformumuz çok esnek. Ürün ve pazar portföylerimizi, kolaylıkla değiştirebiliyoruz. Hem yönetim, hem de üretim kararlarımızı çok esnek ve hızlı şekilde veriyoruz. Değişikliklere çok iyi ayak uyduruyoruz.
Türkiye cironuz da ya da hedeflerde olumsuz etkilenme oldu mu? Ahmet Güven: Kimse, krizin bu boyutlara varacağını öngörmüyordu. Şu anda Türkiye genelinde, toplam televizyon pazarı, 850.000 adetle kapanacak gibi görünüyor. 2009 için ise, iyimser tabloyla, 1,1 milyon adet gibi bir rakam bekleniyor. Yani televizyon pazarının 2009’da bile büyüyeceği hesaplanıyor.
LG’nin LCD televizyonda payı, 2008 Eylül ayında 4,3’tü, Kasım sonunda bu rakam 9,4’e çıktı. 2009 hedefimiz ise, yüzde 20 pazar payına sahip olabilmek. Ama tabii Türkiye’de büyük oyuncular var. Yıllardır yatırım yapan yerli şirketler var bir kere. Yabancılardan, Türkiye’de çok uzun yıllardır yerleşmiş olanları da unutmamak gerek. LG olarak, bütün bunları göze aldık, stok seviyelerine ve doğru ürüne dikkat ettik. Tabii bazı ürünlerde ciddi küçülmeler var. Özellikle de cep telefonu ve bilgisayarda. Mağazalarla, organize perakende üzerine yakın çalışıyor, kampanyalar düzenliyoruz.
Hedeflediğiniz pazar payına ulaşabilmek için ne gibi stratejiler geliştiriyorsunuz? Kim: Ürün portföyümüzü değiştiriyoruz. Türk tüketicisinin beğenisini kazanacak ürünleri sunacağız. Organizasyon yapımızı değiştirdik. Yaklaşık 100 kişilik satış ekibimizi eğittik. Cep telefonu ciddi bir yatırım kalemi olacak bizim için. Türkiye, özellikle seçilmiş 7 ülkeden biri. Hem ürün, hem pazar, hem de insan kaynakları anlamında, ciddi olarak mercek altında. En büyük silahımız, her ülkedeki ürün ve teknoloji liderliğimiz. Sürekli pazar verileri toplayarak, tüketiciyi yakından izliyor, tanıyor ve buna göre teknoloji geliştiriyoruz. Tasarım odaklı, insanların hayat kalitesine değer katacak, akıllı teknolojiler üretiyoruz.
Nasıl bir fiyat politikası uyguluyorsunuz? Kim: LG’nin dünya çapında “premium marka” olmak gibi bir hedefi var. Şu anda 2’nci sıradayız. 2009’da, dünyada 1 numara olmak istiyoruz. Ancak premium marka olabilmek için, her ürünü doğru fiyatla satışa sunmak gerekiyor. Biz en pahalı marka olmayı düşünmüyoruz. Ödediğiniz fiyatın gerçek karşılığını alabileceğiniz, tüketici dostu ürünler üretmeyi amaçlıyoruz.
Sizce LCD ve plazma televizyondaki fiyat düşüşü ne kadar devam edecek? Güven: Aslında küresel olarak baktığımızda, 2008’de pek fiyat düşüşü beklemiyorduk. Ancak şirketlerin ellerinde stoklar var. Bunları eritebilmek için fiyat düşürüldü. 2009’da, küresel anlamda büyük bir düşüş beklemiyorum. Şu anda, 32 inçlik LCD televizyonu, 1.000 TL’ye, üstelik 12 taksitle alabiliyorsunuz. Yavaş yavaş LCD’ler, plazmalar, geçmişteki tüplü televizyonların yerine geçiyor. Şimdiden, pazarın neredeyse yüzde 50’sini bu tür televizyonlar ele geçirmiş durumda.
Türkiye’de üretim düşünülüyor mu? Kim: Arçelik’in Gebze’deki fabrikasında klima üretiyoruz. Sonuçta bir fabrika getirmek, rekabetçi gücü doğru orantıda artıracak bir şey. Merkez yönetimde de, bu konuda bir açık olduğu belirtiliyor. Dolayısıyla ilerde böyle bir yatırım düşünülebilir. 4 ürün birimimiz var; cep telefonu, İT, beyaz eşya ve elektronik. Üst yönetim böyle bir alternatifi düşünüyor. Ben burada da bir fabrika olmasını istiyorum.
Kaynak: Bu röportaj, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için, Para Dergisi’nden derlenmiştir.
www.paradergi.com.tr
|