Samsung, 2009'un 2’nci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre karını 1,72 milyar dolardan 1,81 milyar dolara çıkardı. 3’üncü çeyrek karı ise 3,14 milyar dolara yükseldi. Rakibi Sony’nin aynı dönemde yaklaşık 290 milyon dolar zarar açıklaması ise büyük sürpriz oldu.
Güney Koreli elektronik devi Samsung, yalnız mobil sistemlerde değil, başta televizyon olmak üzere birçok alanda Sony'nin rakibi. Şimdi enerji alanına da el atmış durumda. Ufukta ise kimya ve sağlıkta liderlik var.
Samsung Electronics'in CEO'su Yoon-Woo Lee son yıllardaki pozitif ivmenin yaratıcısı olan en itibarlı kişi. Yaşamının 39 yılını Samsung yönetiminde geçiren Lee, elektronik mühendisi olarak girdiği işletmede kariyerinin zirvesine çıkmış. Yoon-Woo Lee'ye göre şirketlerin en güçlü yanı, her alanda denetime verdiği önemden kaynaklanıyor.
Yönetim Felsefesi Her İşin Başı Elektronik şirketlerinin başkanlığına ise, ticari faaliyetleri denetleyen Ju-Hwa Yoon getirilmiş. Ekonometri alanında uzman olan bu kişiyle CEO arasında kararlı bir işbirliği var. Diğer tepe yöneticiler de kendi alanlarında Japon ve Amerikalılarla rekabet edebilecek kapasitede yetişmiş insanlar.
Yöneticiler 2 yıl önce, Samsung'un "doğurganlık haritası"nı çıkararak işe başlamış. Yönetimin sıra dışı özelliği ise, sık aralıklarla şirket içi konsültasyon yapmak olmuş. Samsung'un üst yönetimine göre, başarılı şirketlerde bile “uykuda olan” bir hastalık bulunabiliyor. Potansiyel hastalığın saptanmasında ise, tıpkı bir tıp otoritesi gibi hareket edip, önce olası hastalığın semptomları belirleniyor, sonra da tanı konuluyor.
Burada da aynen böyle olmuş… Semptom sayısı arttıkça, hastalığın tek bir gerçeğe dayandığını görmüşler. Asıl hastalığı ortaya çıkarmak için, her aşamada şu iki soruyu sormuşlar birbirlerine: "Neden böyle?" ve "Neden böyle değil?"
Ardından "nedensellik" (causality) tabanlı yeni bir şirket kültürü oluşmuş. Felsefi anlamda her olay ve oluşumun birbiriyle olan bağıntısı, yönetimde de geçerli hale getirilmiş. Böylece yaşanan her başarı ya da başarısızlığın temelinde, yüzeyde görünenin dışında, başka nedenlerin varlığını saptayıp ona göre politika üretmişler.
Daha sonra ise, nedensellik konusunda, imalattan pazarlamaya tüm personel eğitilmiş. Önceden Kore kültürünün etkisiyle yönetim inançlarına yerleşmiş "kaos", "olasılık", "rastlantı", "kriz" gibi yuvarlak ifadeler şirkette kullanılmaz olmuş.
Rekabetçi istihbarat konusunda gerekli duyarlılık geçmiş yıllara göre iyice artırılmış. Öncelikli hedef, "benzersiz ürünler" yaratarak rakiplerle arayı açmak olmuş. Tüm çalışanlar bu konularda motive edilmiş; yenilikçilikle ilgili fırsatlar sağlanmış. En alt kademeden en üst kademeye kadar her alanda ortaya konulan en ufak bir yaratıcılık dahi ücret politikasıyla desteklenmiş. Mühendisler teknik adam gibi değil, ufku geniş birer pazarlamacı gibi yetiştirilmiş. İmalatçı ve pazarlamacılar, dünyayı bir turist gibi dolaşarak toplumların ihtiyaç eğilimlerini tek tek saptamış.
Şimdi, Samsung'un başarıları ve krizdeki tutumu birer vaka çalışması olarak hem ABD’de hem de Japonya'da dikkatle inceleniyor. Avrupa'da ise "Nokia" bu başarıları analiz ederek, mobil telefondaki liderliğini Koreli rakibine kaptırmamaya çalışıyor.
Kaynak: Referans Gazetesi
www.referansgazetesi.com
|