|
Türk deri sanayisinin ihracata yönelik gelişimi 1980’lerden sonra başladı. Yeni işletmeler modern teknolojili yatırımlar yaptı, geleneksel işletmeler ise iç pazara yönelik üretimlerini sürdürdüler. İstanbul-Tuzla ve İzmir-Menemen’deki Organize Deri Sanayi Bölgeleri ile büyük bir üretim kapasitesi ortaya çıktı. Deri sanayicileri, bunun dışında Çorlu, Gerede, Bursa, Denizli, Manisa, Uşak ve Bor’da yaygın olarak faaliyet gösteriyorlar.
Türk Deri ve Deri Mamulleri Sanayinin, ülkemiz imalat sanayisi içinde çok önemli bir yer edindiği herkesçe kabul ediliyor. Deri ve deri mamulleri ihracatı toplam ihracat içerisinde yüzde 2’lik bir paya sahiptir. Ancak, bavul ticareti diye de tabir edilen yolcu beraberindeki satışları da göz önüne alırsak, bu oran yüzde 8–10 seviyelerine çıkıyor. Çünkü deri sektörü, bavul ticareti yoluyla en fazla ihracat gerçekleştiren sektördür.
Türkiye özellikle 1997 yılına kadar deri ve deri mamullerinden önemli döviz girdileri elde etti. Ancak, ham deri ihtiyacının büyük ölçüde ithalat yolu ile karşılanması, işgücü ve enerji maliyetlerinin artması yanında, yurt dışı pazarlarda yoğun bir rekabet yaşanması ve büyük alıcılarımız sayılan ülkelerin ekonomik krize girmesi sonucu bu sektörde önemli ihracat düşüşleri yaşandı ve sektör krize sürüklendi. 2002 yılına gelindiğinde sektör hızla toparlanma sürecine girdi ve kaybettiği pazarların büyük bir bölümünü tekrar elde etmeye başladı.
Deri, hemen bütün üretim aşamalarında el emeğinin yoğun olarak kullanıldığı bir sektör. Ayrıca deri standart bir biçime sahip olmadığı ve her zaman ihtiyaçlara uygun olarak hazır bulunmadığından, hammaddenin talepler doğrultusunda hazırlanması da sektörde önemli bir üretim aşamasıdır.
Üretiminde kullanılan teçhizatın yeniliği ürünün kalitesini ve genel olarak verimliliğini etkilediğinden, Türk deri sektörü üretim teknolojisinde meydana gelen değişiklikleri yakından takip ediyor. Kullanılan teknoloji rakip ülkelerin birçoğuna göre ileri durumda. Önemli deri konfeksiyon ülkelerinden Çin, Hindistan ve Pakistan bu anlamda Türkiye’nin oldukça gerisinde yer alıyor. Öte yandan dünyanın en önemli deri üreticisi İtalya, teknoloji, moda ve katma değer açısından Türk deri sektörünün kendine hedef edindiği ülkelerden…
Türkiye’de deri hammaddesi, deri konfeksiyon üreticilerinin ihtiyaçlarına ve kalite beklentilerine cevap vermede yetersiz olduğundan; sektör, yüzde 70-75 oranında ithalata bağımlı durumda. Diğer bir önemli üretim girdisi de işçilik. Toplam girdiler içindeki payı yüzde 15-20 dolayında. Diğer ülkelerle karşılaştırıldığında Çin, Hindistan ve Pakistan deri üretiminde düşük ücret düzeyleri ve devletin uyguladığı sübvansiyonlar nedeniyle avantajlı konumda.
400 bin tonluk yıllık deri işleme kapasitesi bulunan sektörde, ihracatta tek pazara bağımlılık ve istikrarsız pazar hareketleri nedeniyle kapasite kullanım oranı düşük kalıyor. 1998 krizini takiben Rusya pazarında yaşanan kriz ve bavul ticaretinin durma noktasına gelmiş olması sektörde üretim kapasitesini yüzde 30’lara kadar geriletti. 2000 yılından sonra Rusya piyasasının toparlanma sinyalleri vermesi ve üreticilerin Avrupa pazarında ihracat arayışlarını yoğunlaştırmaları sonucunda, sektör toparlanma sürecine girdi. 2002 yılında ise deri ve deri mamulleri sektörü imalat sanayi üretimindeki yüzde 2,3’lük ve toplam sanayi istihdamındaki yüzde 1,5’lik payı ile ülke açısından hayati öneme sahip sektörlerden birisi haline geldi.
Yurtiçi Talep Projeksiyonu
|
YILLAR |
Yurtiçi Talep Projeksiyonu |
Yıllık Artışlar (%) |
|
2003 |
54.681 Milyar TL |
14,2 |
|
2004 |
62.493 Milyar TL |
14,3 |
|
2005 |
71.458 Milyar TL |
14,3 |
Yurtiçi Üretim Projeksiyonu
|
YILLAR |
Yurtiçi Talep Projeksiyonu |
Yıllık Artışlar (%) |
|
2003 |
338.551 Milyar TL |
15 |
|
2004 |
389.334 Milyar TL |
15 |
|
2005 |
447.734 Milyar TL |
15 |
|