KobiFinans Türkiye' nin en büyük kobi portalı
Anasayfa Site Haritası English
 
   03 Aralık 2008, Çarşamba
DERGİMİZ FORUM ÜYE SORGULAMA İLAN PANOSU
Ambalaj
Bilişim
Demir - Çelik
Deri - Ayakkabı
Elektronik
Enerji
Gıda/İçecek
Haberleşme
Hayvancılık
Kimyasal - Plastik
Madencilik
Makine - Metal
Mobilya/Orman Ürünleri
Otomotiv
Perakende
Sağlık
Tarım
Taşıma - Lojistik
Tekstil - Giyim
Turizm
Yapı - İnşaat


En Çok Okunanlar

Kitap Tanıtım
Girişimcinin Silahı : İş Planı

Paul BARROW

Ekonominin Dinomosu Küçük Ve Orta Büyüklükte İşletmeler Rehberi

Ercan ALPTÜRK

İlgili Linkler
Yerli Web Adresleri
OSTİM
Türkiye Ayakkabı Sanayicile...


Hotiç’in Yeni Markası: Yaya
Serdar HOTİÇ
Hotiç’in Patronu
35 metrekarelik küçücük bir mağazadan Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden biri haline gelen Hotiç, yeni bir marka doğuruyor.

35 metrekarelik küçücük bir mağazadan Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden biri haline gelen Hotiç, yeni bir marka doğuruyor: Yaya. Daha ekonomik ve neşeli planlanan Yaya’nın tasarımlarını Camper’ın tasarımcısı Leo Novi yaptı 50 mağazalık Hotiç’in patronu Serdar Hotiç, yurtdışındaki ilk mağazalarını babasının memleketi Üsküp ve Saraybosna’da açtı. Yurtdışında büyüme planları yapan Hotiç, Bakü ve Polonya’da mağaza açacak. Amsterdam’da ise yer aranıyor.

Serdar Hotiç neredeyse ayakkabılarının bağını bağlamayı öğrenmeden ayakkabı üretimini öğrenmiş. 6 yaşındayken ayakkabı üreticisi babası eline ayakkabıları tutuşturmuş. Şu anda 50 yaşında olan Serdar Hotiç, profesyonel anlamda ayakkabıcılıkta tam 30 yılı geride bıraktı ve Hotiç küçücük bir dükkandan Türkiye’nin önde gelen ayakkabı markalarından biri oldu, dünyaya açıldı. Serdar Hotiç, Saraybosnalı göçmen bir ailenin çocuğu. Ailesi 1914 yılında Türkiye’ye göç etmiş. 6 kardeşler. Serdar Hotiç’le sohbetimizi Kağıthane’deki üretim tesislerinde gerçekleştirdik. Hotiç’in İtalyan konukları vardı. Röportajımız sırasında yeni markalarının müjdesini de verdi.

Ayakkabıcılık baba mesleğiniz. Çok küçük yaşlarda yolunuz çizilmiş miydi?
Saraybosna’dan ailem Manisa’ya sonra İzmir’e oradan da İstanbul’a göç etmiş. Babam ayakkabıcıydı. 6 kardeşiz biz. Babam Manisa’da çıraklıkla işe başlamış. İzmir’de askere gitmiş. Askerlik o zaman 4 yıl sürüyor. Askerde subaylara ayakkabı üretmiş. Askerlik bitince de İstanbul’a gelmiş. İstanbul’da atölye açmış, kadın ve erkek ayakkabıları yapmış.

Siz 6 kardeşsiniz. Hotiç markasını siz kurmuşsunuz. Diğer kardeşler bayrağı devralmadı mı?
2 kız, 4 erkek kardeşiz. Ben en küçük erkeğim. Okul yıllarında ağabeylerimle birlikte babama yardım ederdik. Bir kişi çalışacak, herkes doyacak gibi bir lüks yoktu. Hepimiz çalışırdık. Hepimiz işi çok küçük yaşta öğrendik. Ben 6 yaşında ayakkabı yapıştırıyordum. 9 yaşında falçatayla parmağımı kestim. Acısı hala aklıma geldiğinde içim ürperir. Benim kardeşlerimden farkım şu oldu: Onlar okudular, ben ise askerden döndükten sonra çalışacağım dedim.

Mağaza mı açtınız?
Evet. Mağazacı olmak istedim. 1979 yılında Bağdat Caddesi’nde 35 metrekarelik mağaza açtım. Daha sonra ikinci mağazayı Caddebostan’da açtık. 1988 yılında da atölye kurduk.

Babanızdan farkınız neydi?
Babam halk tipi ayakkabı yapıyordu, ben ise daha modern ayakkabı yapmak istiyordum. Bu yüzden de kendim kurdum mağazaları. 1987’de abilerime “Beraber olalım” dedim. Onlar farklı iş yapıyordu. Birleştik.

Ağabeyiniz Mehmet Hotiç uzun yıllar Altınyıldız Grubu’ndaydı...
Evet. O da bu sene bıraktı ve bize geldi. Bize çok büyük desteği ve katkısı olacak. Mehmet ve ben daha vizyonist ve yaratıcıyız. Sermet ve Ahmet abim ise daha kurumsal, finans işlerini iyi biliyorlar. Ben yaratırım, onlar yürütürler gibi. Kısacası biz harcıyoruz. Ahmet finans ve muhasebe işini yürütüyor. Biz harcıyoruz, o ödüyor. Son olarak da Sermet’le Alaçatı’da Yaya markasıyla restoran açtık. Keyifli bir iş. Tüm kardeşler aynı zamanda iyi arkadaşız.

Üretime nasıl geçtiniz?
Mağaza açıyorduk ama iyi bir şey koyamazsanız mağazanıza istediğiniz gibi mağazacılık yapamazsınız. Biz ilk etapta İtalya’dan teknoloji getirdik. O güne kadar üretimimiz el işi ağılıklıydı. Teknoloji sayesinde standart üretime sahip olduk. Uzun dönem yalnızca ben tasarım yapıyordum ama daha sonra 10 kişilik bir tasarım ekibi kurduk. 1994 yılında ayakkabıda ilk defa tasarım ekibi kuran firmayız.

İşi ilk kurduğunuzda mı satış yapmak kolaydı, şimdi mi daha kolay?
Hiçbir zaman kolay olmadı. Ancak müşterinin cebinden artık parayı almanız için çok yaratıcı olmanız gerekiyor. Sezon sayısı Amerika’da 6’ya, Avrupa’da 4’e çıktı. Biz de şimdi 4 koleksiyon hazırlıyoruz. Müşteriler daha çok çeşit istiyor, beğeniler hızla değişiyor ve daha hızlı tüketiyoruz.

Bir sezonda kaç model üretiliyor?
Bir sezonda 700’ün üzerinde tasarım oluyor ama üretime 400 kadarını koyuyoruz.

Yabancı markalar var Hotiç’te. Onlara nasıl karar veriyorsunuz? Ayrıca sattığınız yabancı markalarla aranızda fiyat farkı da oluyor...
Bir markaya bağlı kalmıyoruz. Bizim koleksiyona uygun markaları getirmeye çalışıyoruz. Bu sene platform topuk modaysa bunu en iyi yapan markaları bulmaya çalışıyoruz.

Fiyat...
Biz Hotiç’i kendimize göre yaptık. Snob marka değil. A grubundan da C grubundan da müşterimiz var. Çok pahalı markalardan alanlar da alıyor bizden. Bir ayakkabıya 1.000 dolar veren de gelip 150 YTL’ye bizden ayakkabı alıyor. İş kadınına da hitap ediyoruz, gece şık kıyafetler giyenlere de. Günlük kullanım için de üretim yapıyoruz.

Hotiç son yıllarda şıklaştı. Bu benim gözlemim, çizgi değiştirmediniz mi? Daha iddialı modelleriniz var artık...
Müşteri odaklıyız. Müşterinin hissettiklerine göre yolumuzu seçiyoruz. Artık müşteri bilinçli. Ayakkabı istiyorum diye girerlerdi mağazaya eskiden, şimdi tam tanımlamayla geliyor müşteri. Hafta sonu ayakkabısı, rengi filan söylüyorlar.

Rakiplerinize göre avantajlarınız neler?
Üreticiyiz. Birçok marka Çin’den ayakkabı ithal ediyor. Onlar 6 ya da 8 ay öncesinden siparişlerini veriyor. Ama trend ve moda hızla değişiyor. Bakın pahalı markaların renkleri çok azdır. Seçenek azdır.

Bu sene talep ne yönde?
Renk cümbüşü var. Eskiden renkli ayakkabı giyilmezdi, şimdi tercih ediliyor.

Yurtdışında mağazanız var mı?
İlk yurtdışı mağazamızı babamın doğum yeri Saraybosna’da açmak istedik, olmadı. İlk mağaza Üsküp’te oldu. İkinciyi Saraybosna’da açtık. Üçüncü ise Rotterdam’da.

Yurtdışında yeni mağaza açacak mısınız?
Azerbaycan-Bakü ve Polonya’da açıyoruz. Amsterdam’da da yer arıyoruz.

Yeni markanızın özelliği ne olacak?
Hotiç’in yanında Yaya adıyla yeni bir markamız olacak. 3 yıldır üzerinde çalışıyoruz. Yürümeyi seven, doğaya duyarlı bakan, konforlu, neşeli ve ekonomik bir marka. İlk koleksiyon çalışmalarını Camper’ın tasarımcılarından İtalyan Leo Novi yaptı.

Bir kadının şık olması için ayakkabısının kıyafetiyle uyumlu ve tamamlayıcı olması olmazsa olmaz kuraldır desem...
Kadını daha kadın yapar ayakkabı. Bir kadın dünyanın en şık kıyafetinin altına sıradan bir ayakkabı giyerse o kıyafeti taşıyamaz.

Ya erkekler?
Erkekler kulaklarına küpe taktı, saçları uzatıyor ama ayakkabı konusunda hala çok tutucu. Bunları Türkiye için söylüyorum. Tabii bu gelirle de alakalı.

Türkiye’de kişi başına yılda kaç çift ayakkabı düştüğüne dair bir veri var mı?
Almanya’da yılda 8-9 çift, Türkiye’de ise 1, 1.5 çift ortalama. Az ama ülkenin kişi başına düşen ortalama geliri de ortada.

En çok hangi aylarda ayakkabı satıyorsunuz?
Ayakkabı bugün altındır, yarın bakır olabilir. Sezonluk bir üründür ayakkabı. Ayakkabıcılar için zamanlama önemlidir. Yağmur yağdığında, yağmurlu havaya uygun ayakkabılarınız vitrinde olmalıdır. Hava çok sıcaksa çok sandaletiniz olmalı. Küresel ısınma etkileyecek örneğin. Sezon başları Ekim ve Mayıs aylarında çok iyi satışlarımız olur. Bir de indirim dönemlerinde.

İndirime siz de başladınız mı? Konfeksiyon ve ardından da ayakkabı firmalarında yaz indiriminin bu kadar erken başlaması sektöre zarar vermiyor mu?
Maalesef başladık. Yeni yasanın çıkmasını bekliyoruz. Bu indirimler müşteriyi aldatma oluyor ve markaya zarar veriyor. Ama rakipler başlayınca biz de başladık. Biz senede 3 indirim yapıyoruz. İlk indirimimizin ortalaması yüzde 30, ikincisinin yüzde 40, üçüncüsünün ise yüzde 50. İlk indirimde numara bulunuyor, ikinci ve üçüncü indirimler ise riskli oluyor.

2001 krizinde 2 milyon Dolar borcum bir anda 4 milyon Dolar olmuştu. 4 ev sattım bankalardan kurtulmak için ama bende bir iz kalmadı. İşin her zaman kazandıracağına inandım.


Kaynak: Vatan Gazetesi
 
 
Bu yazı 5985 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.

 
  Üyelik Girişi
Haberler

İthal Deri ile Yapılan Halılar İhracatın Yeni Gözdesi

17/10/2008

Tekstil ve Deriye Sektörüne Teşvik Geliyor

18/08/2008

Röportaj
Ayakkabıcılık Sektörüne Yeni Bir Marka Geldi
Kemal ÇELİK

Dünya Liderlerinin Ayakkabıları Türkiye’den
Ahmet POLAT

Başarı Öyküleri
Deride Mucize Yaratan İş Kadını Keçi Peynirini de Marka Yapıyor
Deri sektöründe Avrupa’nın en önemli mark...

Köyünden Gizlice Kaçtı, Fabrikatör Olup 25 Mağaza Açtı
Konya Beyşehir’de köy imamının oğlu Mümin...

Analiz-Araştırma
Deri Sektörünün Kurtuluşu İçin İnce Ayar
Fabrika kapanmalarının yanı sıra küre­sel ı...

23/06/2008

BİZİ TANIYIN  | ÇÖZÜM ORTAKLARI  | SIKÇA SORULAN SORULAR  | GÜVENLİK GİZLİLİK  | REKLAM  | KobiFinans RSS
KobiFinans'ı Öner Sık Kullanılanlara Ekle Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2008
Content by Kolay İçerik