Bundan yalnızca 5 yıl önce, ABD’de Silikon Vadisi’nden gelen, Türk bir teknik ve idari ekip tarafından kurulan, ses, görüntü ve veri iletişiminde önemli bir başarı yakalayan AirTies, aynı zamanda teknoloji sektöründe Türkiye’de yapılabileceklerin de önemli bir simgesi… Biz, uzun yıllar boyunca ‘Türkiye, teknoloji sektöründe uluslararası açılım yapabilir mi? Yazılım ihracatında şansımız var mı? Marka yaratabilir miyiz?’ gibi sorularla meşgul olduk. Bu ekip ise fikirleri eyleme dönüştürdü. Kolay olmasa gerek… Ama doğru bileşenler bir araya geldiğinde, her yerde, her hedefe ulaşmak mümkün hale geliyor.
AirTies CEO’su Bülent Çelebi, teknoloji sektöründe girişimcilik hakkındaki sorularımızı yanıtladı.
Türkiye’nin teknolojik gelişmişlik düzeyi nedir? Uzun yıllar ABD’de, teknolojinin kalbinde yaşamış ve çalışmış biri olarak, profesyonel kariyerim boyunca Türkiye ve içinde bulunduğumuz EMEA (Europe, The Middle East and Africa-Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Bölgesi) Bölgesi’ni her zaman dikkatle izledim. Doğrusunu isterseniz, potansiyeli yüksek, farklı ve dinamik yapısıyla Türkiye, daima ilgi çekici bir pazardı. Hong Kong’daki 3 yıllık profesyonel iş tecrübem de bu görüşümü güçlendiren bir deneyimdi. Buradan yola çıkarsak, şunu söyleyebilirim: Türkiye, yeni teknolojilerin hayata geçişinde, muazzam bir hızla ilerleyen, yeniliklere açık, enerjisi yüksek bir ülke ve pazar… Kişisel gözlemlerimi soracak olursanız, bu da yalnızca, sık sık telaffuz edildiği gibi, “tüketim potansiyeli yüksek, genç bir nüfus”a sahip olmamızdan da kaynaklanmıyor. Biz yeni teknolojiye açık, onu hayatına hızlı bir şekilde kabul eden, öğrenen ve uygulayan bir toplumuz… Bu noktada, teknoloji kullanım oranları ile ilgili bilinen rakamları tekrar etmekten ziyade, isterseniz AirTies olarak, saha deneyimlerimizden bahsedeyim.
Bakın, biz bugün, en önemli bölümü Anadolu’da bulunan, 2000’i aşkın bayii ile çalışıyoruz. Çalışmaktan öte, ‘Onlarla birlikte yaşıyoruz’ demek, sanırım daha uygun olacaktır. Bu bayilerin içinde büyük olanlar da var, küçük bir dükkanda ürün satanlar da… Bu yapıdaki ağımız, Türkiye’nin teknoloji ile ilişkisini izlediğimiz en önemli göstergelerden biri haline geldi. Sahada olmak, içinde bulunduğunuz dünyayı çok daha iyi tanımınızı sağlıyor. Bu, masa başında, raporlardan ya da istatistiklerden okuyamayacağınız bir bilgi ve deneyimdir… Buradan yola çıkarak şunu söyleyebilirim: Türkiye’de ister Kars’a, ister Sinop ya da İzmir’e gidin, gelişmiş ülkelerdeki teknoloji düzeyi ile eşdeğer, hatta kimi noktalarda ötesinde bir teknoloji kullanımı, zekası ve girişimcilik ile karşılaşırsınız. Şaşırtıcı bir şekilde, hızlı bir adaptasyon ve heyecan görüyoruz… Hatta “müşteri inovasyonu”muzun önemli bir kısmını da bayilerimizle, son tüketici ile gerçekleştiriyoruz… Onları dinliyoruz. İhtiyaçlarından doğan fikirler veriyorlar, biz uygun olanları Ar-Ge mühendislerimizin çalışmaları ile hayata geçiriyoruz. Örnek vereyim: Biz, internetin kotalı kullanımının başladığı günlerde, Kars’taki bayiimizden şöyle bir yorum almıştık: ‘Müşterilerimize bu kotayla şu kadar e-mail alabilir, şu kadar müzik indirebilirsiniz diyerek anlatmaktan çok yorulduk. Modeme bir kota sayacı koyamaz mısınız?’ AirTies mühendisleri, bu fikri çok beğendi, ürün geliştirildi ve hemen uygulamaya geçtik. Bu sayede, çok önemli satış rakamlarına ulaştık.
Bir de ne yaptık? Hafta sonu, pazar sabahı ya da diğer günler demeden, zamana, kişi sayısına bakmadan, bayilerimiz için yoğun bir eğitim trafiği yarattık. AirTies’ın Mecidiyeköy’deki ilk ofisinde, Anadolu’dan gelen 2 bayiye, saatlerce, hep birlikte eğitim verdiğimiz günlerimiz de oldu. Bunlar hepimiz için çok güzel deneyimlerdi. Hala da eğitim oranları çok yüksek bir grubuz. Bu durum, satış kanalında, alışverişte ve yeni teknoloji kullanımında o kadar büyük farklılıklar yaratıyor ki…
Dolayısıyla ben bu konuda çok optimistim. Türkiye’de, pazarın ve yerel dokunun doğru okunması, Türk tüketicisinin ihtiyaçlarının iyi anlaşılması, dinlenmesi ve aynı dilin konuşulması ile çok daha hızlı gelişmelerin yaşanabileceğine de yürekten inanıyorum. Biz bunu uyguladık ve başardık.
Bu sektörde şansımız var mı? Bunun için neler yapılması gerekiyor? Elbette, her zaman var… Bunun son dönemdeki en önemli kanıtlarından biri de biz değil miyiz? Bakın, AirTies Şubat 2004’te kuruldu. İlk üç yıl içinde, perakende satışlarda Türkiye’deki pazar payını yüzde 0’dan 60’a çıkardı. Türkiye’nin pek çok önde gelen servis sağlayıcının ana tedarikçisi durumuna geldi. Türkiye’de, pek çok yabancı şirket, AirTies’ın hızlı büyümesi karşısında pazardan çekildi. Kuşkusuz, bu mucize değildi, çalıştık. Bugün, Yunanistan, Ukrayna, Rusya ve Hindistan gibi ülkelerde, kablosuz teknolojide pazara giriş yaptık, bazılarında bunun hazırlıkları devam ediyor. Elbette, yapılabilir. Özellikle de Türkiye’ye yakın pazarlarda, bu kadar çok fırsat varken… Bakın ben Amerika’dayken, Uzak Doğu pazarı birçok teknoloji devi için çok cazipti. Ancak bu pazarları doğru okumak ve ürün/çözüm geliştirmek, kültürel dokuyu, ihtiyaçları, pazarın dinamiklerini bilmeden, bölgeye nüfus etmeden plan yapmak çok zordu. AirTies’ı bugüne getiren temel özelliklerden biri, yerel ihtiyaçlara göre geliştirdiği iş modeli ve ürün/hizmetleri oldu. Türkiye ve yakın çevresinde görülen kalın betonarme kaynaklı internet bağlantı sorunlarını çözen, dünyada bir ilki gerçekleştirerek geliştirdiğimiz “Mesh Teknolojisi”, gelişmiş kaç büyük teknoloji şirketi tarafından düşünülebilirdi? Bu ürün, örneğin şu anda otel sayısının yüksek olduğu Yunan adalarında talep görüyor. Ayrıca Yunanistan’a özel geliştirdiğimiz ISDN / PSTN hatlarının tek bir üründe olması, yerelleştirme örneklerimize verilebilecek en önemlilerinden biri. İşte çözüm bu kadar basit ve gözümüzün önünde duruyor. Her fırsat ihtiyaçtan doğar. Teknolojide de durum aynı. Sahaya çıkacak, pazarı dinleyecek, ihtiyaçları görecek ve doğru çözümü, hızlı geliştireceksiniz. Doğru ekibi kuracaksınız. Bir de üzerine, güçlü bir nefesiniz olacak. Kısa zamanda, hızlı başarılara koşmak, elbette hepimizin hayalidir.
Ama Türkiye’deki yatırım ortamında, özellikle teknoloji sektöründe, beklentilerin hızlı ve kısa zamanda büyük bir geri dönüş üzerine odaklı olduğunu gözlemliyorum… Fizibilitesi hızlı yapılmış ya da pazarın doğru okunmadığı projelerde, iş modellerlinin yanlış kurulduğunu da… Ya da bazen, her şey doğruyken, ekibin yanlış kişilerden oluşması da her şeyi bozabiliyor. Şunu söyleyebilirim: Teknoloji sektöründe güçlü bir başarı öyküsü yaratabilmeniz için, tek gereklilik finansman değil. Evet, elbette çok önemli. Ama işinizin uzmanı olmalısınız, sebat etmelisiniz ve çok çalışmalısınız. Biz hala, ilk günkü gibi, uzun saatler boyunca çalışıyoruz, daha da çok çalışmamız gerekiyor…
Özellikle hangi alanlarda uzmanlaşmak gerekiyor? Burada bir sınır koymak istemiyorum. Biraz önce söylediğim gibi, teknoloji, her alanında fırsatları barındıran bir sektör… Hangi noktada olduğunuz önemli değil. Aslolan, uzmanlık doğrultusunda doğru ürüne/hizmete odaklanmak, Ar-Ge’nin en büyük yatırım olduğunu akıldan çıkarmamak ve bunun gerekliliklerini yerine getirmek…
AirTies Türkiye için ciddi bir örnek. Bu tür örneklerin çoğalması için ne yapılması gerekiyor? Türkiye’nin tüm dünyaya yayılmış çok önemli beyinleri var. Biz de onlar arasındaydık. Risk aldık, bir araya geldik, Türkiye’ye dönmeye ve girişim yapmaya karar verdik. Bence Türkiye, böyle bir dönemde daha çok mühendisini buraya getirerek, yeni yatırımlar için fırsatı değerlendirmeli… Yurtdışında doğru işi bulduğunda dönmek için bekleyen pek çok arkadaşımız var. Çoğu da Silikon Vadisi’nde önemli bir know-how’a ulaşmış, sektörün değerli isimleridir. AirTies olarak bizler, bu yönde çok arkadaşımızdan talep alıyoruz. Bence Türk iş dünyası, bu fırsatı değerlendirmeli…
AirTies olarak geleceğe yönelik stratejileriniz nedir? Alanımızda EMEA bölgesinin lideri olmak! Kurulduğumuzdan ilk günden beri, hayalimiz bu… Bildiğiniz gibi, bu konuda yurtdışında çok önemli adımlar attık. Yunanistan’da ürünlerimiz şu anda pazara hızla yayılıyor. Ülkenin en önemli perakende teknoloji marketinde modemde tercih edilen ilk marka olduk. Tüm yabancı ve tanınmış markaları geride bırakarak… Ayrıca Ukrayna ve Rusya’da çalışmalarımız hızlı bir şekilde devam ediyor. Hindistan IPTV konusunda bizi tercih etti. İlk anlaşmalarımızı yaptık, yola devam ediyoruz. Biz, Türkiye merkezli bir dünya teknoloji devi yaratmak istiyoruz ve kararlıyız. Her şeyi zaman gösterecek. Şimdi ise bu hedefler için çalışma zamanı!
Kaynak: Bu röportaj, www.kobifinans.com.tr için hazırlanmıştır.
|