Siemens’in dünya genelinde 445 bin çalışanından 45 bini IT sektöründe faaliyet gösteriyor. Türkiye’de de Siemens AŞ’nin bilgi teknolojileri alanında yaklaşık bin kişilik bir ordusu ile 50 yılı aşkın bir süredir Türkiye’de faaliyet gösteren Siemens, bu alanda yaptığı ihracatla da öne çıkıyor. Siemens IT Çözümleri ve Hizmetleri Direktörü Ali Rıza Ersoy, "Avrupa’daki yüzlerce sunucu ve network’ü Kartal’daki tesislerimizden uzaktan kumanda ile kontrol ediyoruz" diyor ve ekliyor: "Optik kablolar sayesinde uzakta ki sistemlere erişip onların kontrol etmek mümkün oluyor. Ayrıca dış kaynak konusunda da Avrupa’daki birçok şirkete Kartal’daki tesislerden çağrı merkezi hizmetleri sunuyoruz".
Siemens dünyada IT alanında çok önemli projelere imza atıyor. Örneğin Alman ordusunun tüm IT altyapısı Siemens tarafından gerçekleştiriliyor. Herkul adı verilen ve 7 milyar Euro ederi olan bu proje, şirketin dünyadaki en büyük projesi. Önümüzdeki 15 yıllık süreçte Alman ordusu tüm IT altyapısını Siemens’in kumandasında dış kaynak kullanımıyla gerçekleştirmiş olacak. Türkiye’de ise Siemens’in en önemli IT projelerinden biri Maliye Bakanlığı’nın vergi daireleri otomasyonu. 99 milyon Dolar tutarındaki proje 1.200 kasaba ve şehirde vergi dairelerinin otomasyonunu daha üst seviyede gerçekleş- tirme imkanı verecek.
Türkiye’de sektörün hızla uzmanlaşma yolunda ilerlediğine dikkat çeken Ali Rıza Ersoy, "İşletmeler rekabet ortamına uyum sağlamak için en yeni teknolojileri kullanmak zorundalar" diyor. Siemens’in çözüm ve hizmetleriyle bu alanda iddialı olduğunu söyleyen Ersoy, "3.7 milyar dolarlık Türkiye IT pazarında çözüm ve hizmetler kategorisinde ilk üç içinde yer alıyoruz" diye konuşuyor. Siemens IT Çözümleri ve Hizmetleri Direktörü Ali Rıza Ersoy ile Siemens’in IT pazarındaki varlığını, öne çıkan uygulamaları ve sektöre hareket katacak yeni teknolojileri konuştuk:
Türkiye’de IT sektörü ne kadarlık bir büyüklüğe ulaştı? IT sektörünü en basit anlamda üç ana başlığa ayırabiliriz. Bunları donanım (hardware), yazılım (software), çözüm ve hizmetler (services) olarak sıralamak mümkün. Sektör dünyada da aynı biçimde sınıflanıyor. Donanım tarafı, masaüstü bilgisayarları, network cihazlarını, yazıcıları, veri merkezi cihazlarını ve sunucuları kapsıyor. Türkiye’de bu pazar geçtiğimiz yıl itibarıyla 2.7 milyar dolara ulaştı. Müşteri ihtiyaçlarına göre, herkesin kullanabileceği türden ayarlanmış ve bir pakete konulmuş yazılımların oluşturduğu, lisans ücretleri olan ’paket yazılımlar’ ise yazılım konusuna dahil. Geçtiğimiz yıl bu lisans ücretlerinin toplam satışlarının yaklaşık 400 milyon dolar olduğu görülüyor.
Siemens olarak biz çözüm ve hizmetler tarafında yer alıyoruz. Bizim gibi şirketlerin kendilerine ait paketlenmiş yazılımları ya da donanımları yok. Biz sektörün çözüm ve hizmetler ayağında üretim yapıyoruz. Bu pazarın büyüklüğü de 600 milyon dolar civarında. Bütün bu rakamları topladığımızda yaklaşık 3.7 milyar dolarlık bir pazarı konuşmuş oluyoruz. Bunun yanında İş Süreçleri, Dış Kaynak Kullanımı, Çağrı Merkezi gibi konuları içinde barındıran bir dünya daha var. Bu dünyanın Türkiye’deki büyüklüğü ise 130 milyon doları buluyor.
IT sektöründe çözüm denildiğinde ne anlaşılıyor? Çözüm başlığı altındaki üç ana konunun ilki terminolojide "sistem entegrasyonu" diye geçen konudur. Kuruluş aşamasında bir şirket olduğunu varsayalım. Bu şirket mutlaka bir IT altyapısı kurmak zorundadır. Çalışanlarına PC verecek, bütün bu PCler bir network üzerinden birbirine bağlanacak, şirketin birden fazla lokasyonda ofisi varsa buralar arasında network bağlantıları kurulacak ve bütün verilerin toplanacağı bir data center (veri merkezi) gerekecektir.
Bu gerekleri daha da çeşitlendirmek mümkündür. Şirketler bu aşamada donanım yapan şirketleri e ayrı, yazılım üreten şirketleri ayrı görüşmek yerine, sistem entegrasyonu başlığı altında tek bir şirketle yani bizim de içinde bulunduğumuz sektördeki şirketlerle görüşüp A’dan Z’ye bütün ihtiyaçlarını tek kalemde çözebilirler.
Biz bunu yaparken, şirketlerin kendilerine has özel yazılım ihtiyaçları varsa bunları geliştirip donanıma monte etmeyi de üstleniriz. Bütün bunların bir entegre sistem halinde yani üzerine risk yönetimi, proje yönetimi ve tabii finansal yönetimin de eklenip bir paket halinde müşteriye sunulduğu süreçlere "sistem entegrasyonu" diyoruz. Çözümün ikinci ayağını, Solution Consultancy adını verdiğimiz Çözüm Danışmanlığı hizmetleri oluşturuyor.
Burada nasıl bir hizmet sunuluyor? Bu tür projelerde bizler şirketlere ya da devlet katmanlarına giriyor, orada bir projeyi gerçekleştiriyor ve oradan ayrılıyoruz. Sevkıyatçılarla olan ilişkileri düzenleyen otomasyon sistemleri, kurumsal kaynak planlama yönetimi sistemleri, müşteri ile olan ilişkilerin otomasyonu, tedarik zinciri otomasyonu, işletmede toplanan bütün verilerin bir iş zekası eklenerek yöneticilere şirketlerini yönetmek için çok daha konsantre, hap gibi sistemleri kastediyoruz. Çözüm Danışmanlığı başlığı altında şirketleri ya sıfır otomasyondan belirli bir seviyeye, ya da belirli bir seviyeden uluslararası rakipleriyle rekabet edebileceği bir platforma taşıyoruz. Müşterinin özel bir ihtiyacı ya da ciddi bir sorunu var diyelim. Bu sorunu otomasyona geçirmek istiyor ama bununla ilgili hazır bir yazılım yok. Böyle bir durumda bizim gibi şirketlere başvuruyor. Kuruluşumuzdaki yazılım geliştirici arkadaşların yardımıyla bu isteğe uygun bir çözüm üretip müşterimize sunuyoruz. Buna da Yazılım Geliştirme diyoruz, ki bu da çözüm başlığının son ayrımını oluşturuyor.
Son dönemde popüler bir konu da dış kaynak kullanımı. Bu süreç hangi evrelerden oluşuyor ve ne gibi faydalar sağlıyor? Biz dış kaynak kullanımını, İş Süreçleri Dış Kaynak Kullanımı ve IT Dış Kaynak Kullanımı olarak iki ana başlığa ayırıyoruz. Bir şirket çok iyi bildiği işleri kendisi yaparken daha az bildiklerini İş Süreçleri Dış Kaynak Kullanımı adı altında başka bir şirkete devretme arzusunda oluyor. Bu özellikle yabancı firmalarda çok yaygın olan bir davranış biçimi.
Siemens olarak örneğin bir uçak şirketinin biletini, bir su şirketinin suyunu, birçok bankanın kredi kartlarını satıyoruz. Yani o şirketin kendi öz işleri dışındaki işlerini üstlenmiş oluyoruz. Veya doküman yönetimini yapıyoruz. Şirketler bol miktarda kağıt üretiyor. Biz de bunları dijital ortama geçiriyor, tasnifliyor, arşivliyor ve gerektiğinde de yine dijital olarak ulaşılabilmesini sağlıyoruz. Günümüz için çok yeni kavramlar bunlar. Siemens’de bu konuda çalışan 600 arkadaşımız var. Bu başlığın ikinci ayağı ise IT Dış Kaynak Kullanımı. Bu da şirketlerin masa üstü PC, yazıcı, veri merkezi, modem gibi aklınıza gelen her türlü IT malzemesini kendisi işletmek yerine ’ bizim gibi işletici şirketlere devretmesi ya da kurdurması anlamına geliyor.
Siemens’in IT sektöründeki çalışmaları içinde ’Danışmanlık’ başlığı da var. Burada verdiğiniz hizmetten kısaca söz eder misiniz? Bazı şirketler, özellikle yeni kuruluş aşamasındakiler IT altyapılarını ve yazılımlarını kendi iş ihtiyaçlarına göre yeniden yapılandırmak, dünyada hızla değişen trendlere ayak uydurmak, değişen donanım ve yazılım dünyasında neler olduğunu takip edebilmek amacıyla danışmanlık hizmetlerine ihtiyaç duyuyorlar. Burada yatırımlarını kendileri yapabilecekleri gibi, bizim gibi şirketlere başvurarak gelişmeleri uyarlamamızı, eksikliklerini ya da geri kalmışlıklarını bulmamızı isteyebiliyorlar. Biz de bunu danışmanlık hizmeti olarak müşterilerimize veriyoruz.
IT dünyasında bugün öne çıkan yenilikler hangileri? Birçok yenilik içinde RFID’yi örnek verebiliriz. Bu, radyo frekanslarını kullanarak kimlik tespiti yapabilen bir teknoloji. Bugüne kadar malların üzerine barkodlar yapıştırılır ve barkod okuyucularla o ürün hakkındaki her türlü bilgiye ulaşılır, kasadan çıkışı yapıldığında da uygun yazılım ve otomasyon sistemleri sayesinde stoktan düşülürdü. Fakat bunlar statik sistemlerdir. Mutlaka yakınına getirip okutmak gerekir.
Ayrıca barkodu basıldıktan sonra üzerinde değiştirme yapmak mümkün olmaz. RFID teknolojisi ise bilişim sektörü başlığı altında bambaşka bir ufuk açıyor. Banka kartlarındakilerden daha basitleştirilmiş çipler etiketlerin içine yerleştiriliyor. Süpermarkete giren bütün malların üzerine bu etiketler yapıştırılıyor. Marketin çeşitli yerlerine radyo alıcı-vericileri yerleştiriliyor. Diyelim bu markette 1 saat için süt fiyatlarında bir indirim yapılacak. Markette bunun anonsu yapılırken, aynı anda radyo dalgalarıyla raflardaki sütlerin etiket/erine bu indirim otomatik olarak yansıyor.
Geleceği başka hangi teknolojiler belirleyecek? Özellikle 11 Eylül sonrasında güvenlik konusu dünyanın en önemli konularından biri haline geldi. Sınır-ülke güvenliği öne çıktı. RFID ilerleyen zamanlarda pasaportlara da uygulanacak. Yani radyo dalgaları ile sizin kimlik bilgileriniz okunacak. Aynı biçimde bina girişlerine, banka kartlarına da bu teknoloji uygulanabilecek. Retina taraması daha da ivme kazanacak.
Siemens’in üzerinde çok çalıştığı konulardan biri de parmak izi okuma. Siemens bu konudaki ilk projesini yurtdışında gerçekleştirdi. Havaalanında artık biniş kartına gerek kalmayacak. Zaten işlemlerinizi şu anda da online yapabiliyorsunuz. Kontuara uğramadan bir yazıcıdan çıktı alınarak direkt uçağa binebiliyorsunuz. Ama yine de ortada bir kağıt, o kağıtta da bir barkod var. Görevli de o barkodu okuyarak işlemi gerçekleştiriyor. Halbuki yeni teknolojide bu biletin kime ait olduğu belli ve tek belli olmayan şey o öznenin biletin üzerinde adı yazılı kişi olup olmadığı. Kişi parmağını oraya koyduğunda kimlik tespiti yapılıyor ve işlem tamamlanıyor. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.
Kaynak: Capital Dergisi’nin "Gelecek ve Trendler" ekinden alınmıştır.
|