KobiFinans
anasayfa Anasayfa
favorilere ekle Favorilerime Ekle
arkadaşına öner KobiFinans'ı Öner
rss RSS
Detaylı Arama
sub-bg-left
09 Şubat 2012 Perşembe
FORUM ÜYE SORGULAMA EĞİTİM MERKEZİ
sub-bg-right
Ambalaj
Bilişim
Demir - Çelik
Deri - Ayakkabı
Elektronik
Enerji
Gıda/İçecek
Haberleşme
Hayvancılık
Kimyasal - Plastik
Madencilik
Makine - Metal
Mobilya/Orman Ürünleri
Otomotiv
Perakende
Sağlık
Tarım
Taşıma - Lojistik
Tekstil - Giyim
Turizm
Yapı - İnşaat
En Çok Okunanlar
İlgili Linkler

Kitap Tanıtım
Yöneticiler İçin Bilişim Teknolojileri ve Enformasyon Sistemleri
Tunçhan CURA

Ansiklopedik Bilişim Sözlüğü
Bülent SANKUR


"Teknolojinin En İyisi Her Zaman Ucuz Olandır"


Altan Aras FAKILI
Casper Yönetim Kurulu Başkanı
"Teknolojinin En İyisi Her Zaman Ucuz Olandır" Araştırmalar ’en çok hatırlanan bilgisayar markası’ dese de Casper hakkında bilmediğim pek çok şey vardı. Son dönemde Ümraniye’deki 40 milyon Dolar’lık yatırımlarıyla basında yer almışlardı.

Ayrıca üretim kapasitelerinin arttığı, hizmet kaliteleri ve hızıyla da kimsenin kendileriyle yarışamayacağı konusunda da epey iddialı bir söyleme sahiptiler. Casper yüzde yüz Türk sermayeli bir firma. Yönetim Kurulu Başkanı Altan Aras Fakılı.

İlkokulu, ortaokulu ve liseyi Gaziantep’te okumuş, ama aldığı eğitimin yeterli olmadığını daha ortaokul yıllarındayken anlamış. Bu erken kavrayış gerçekten ilginç. Nasıl bu kanaate vardığını soruyorum
"Ortaokuldaydım. Anadolu Lisesi sınavlarına hazırlanıyordum. Görmediğim sorularla karşılaştım. ’Neden bunları bilmiyorum?’ dedim. Sınıfın en iyi öğrencisi olmama rağmen, soruları çözemedim ve matematikten ilk zayıfımı aldım. Kurtardım, ama buradan kendime çıkardığım ders: Ne olursa olsun, her şeyden haberdar olmak zorundayım oldu." diyor.

Bu dönemden sonra bir araştırma tutkusu başlar. Öğretilenle yetinmemeyi öğrenir. Geometrideki formülleri öğrenmek yerine bu formüllerin oluş biçimlerini bulmaya çalışır. Bu merakının gerisinde mutlak başarma duygusu vardır. Başarı tutkusu ise onu, usta bir dama oyuncusu olan babasından farklı bir alana, satranca yöneltir, çünkü hem babasını yenemeyeceğini anlar hem de dama oyuncuları ve onu seyredenlerin saatler boyu oturup da sadece bir hamle yapması, mizacına uymaz. Fakılı, her zaman büyük oynamayı seçenlerden. Üniversite sınavlarına girerken herkes onun doktor olmasını ister. Oysaki onun gönlünde ekonomi okumak vardır. Bugünkü mesleğini seçmesinde dershanedeki bir eğitmenden etkilenir ve bilgisayar mühendisliğini seçer. Yıldız Teknik Üniversitesi, Bilgisayar Mühendisliği’ni kazanan Altan Aras Fakılı, "İyi ki de kazanmışım. Bugünkü ortaklarımla da okulda tanışmıştık." diyor.

Okuldaki temel problemi, İngilizcedir. İnat eder ve bir sene boyunca düzenli olarak İngilizce eğitimi alır. Problemi kökünden çözer. İş hayatına atılırken annesinin, "Oğlum, ne olursan ol ama bir baltaya sap ol." öğüdünü de kulağına küpe eder. Aslında baba mesleği petrol istasyonu işletmeciliğidir, ama bu işi de durağan bulduğu için yapmak istemez.

Fakılı, Casper’ı kurana dek geçirdiği yoğun süreci şöyle paylaşıyor bizimle:
"Bir kere benim oynayacağım oyunun daha büyük olması gerekiyordu. Ayrıca sıfırdan iş yapmam gerekiyordu. Gazetelerde iş ilanlarına bakmaya ve iş aramaya başladım. Bir gün gazetede iş ilanlarına bakarken, ’bilgisayar öğretmenleri aranıyor’ ilanına gözüm takıldı. Gittim, başvurdum. Hafta sonu çalıştım, hafta içi de okula gittim. O sırada bir bilgisayar şirketinden de teklif geldi. Sektörde teknik eleman açığı vardı, yani bir yazıcıyı kurmak bile problemdi. Hele de modem bağlantısı yapacak birilerini bulmak çok daha zordu. Böylece şirkette de part time çalışmaya başladım. Hem okulda hem de teknik serviste 6 ay boyunca çalıştım. Okuldan kaçıp işe gitmeye başladım. İş, derslerin ve eğitmenliğimin önüne geçti. İyi de para kazanıyordum. Bilgisayar şirketi; ’Cumartesi günleri de sana ihtiyacımız var’ dedi ve dershane ile anlaştılar. Ben okula başka bir ortağımı yerleştirdim ve işe tam zamanlı gitmeye başladım. Aynı zamanda bir yazılım projesine de katıldım. Haydarpaşa Numune Hastanesi’nin kütüphanesinde sabahlayarak okul bitirme projemi yazdım. Doktorlara da bordro program yazılımı yazdım. Bu, benim öğrenciyken yazdığım ilk programdı. Daha sonra dünyadaki gidişata baktım. Kendi markam olmalıydı. Karar verdik ve üniversite bitmeden 91 yılında üç ortakla birlikte bir şirket kurduk." Altan Aras Fakılı, var olan bir düzenin devamı olmak yerine kendi yeteneklerini ortaya koymak istemiş. Böyle bakınca başarı hikâyesi yazmış iyi bir örnek.

40 metrekarelik bir ofisten 40 milyon Dolar’lık yatırımla 40.000 metrekarelik bir alana ulaşmışlar. Peki, bunu nasıl başarmış?
"Buna sorumluluk diyelim. Üniversiteyi kazanıyorsunuz. Başka bir şehre geleceksiniz. İlk defa üniversiteyi İstanbul’a geldiğimde gördüm. Aileden gördüğümüz bir terbiye var. Akşam olunca evime gitmeliyim duygusu hâkim. Babamız gelmeden mutlaka eve gitmeliyiz. Bir de benim oturduğum semt, hayatımda çok önemli. Beyoğlu-Cihangir Pürtelaş Sokağı’nda oturdum. Hem de Pürtelaş Apartmanı’nın karşısında. Eğer kimseye sataşmazsanız kimse de size sataşmaz. Ama eğer içlerine girer ve onlarla ileri boyutlarda bir ilişki kurarsanız ister istemez olayların da içine girersiniz. Bize de bu öğretildi. Kimseye bulaşmadan o mahalleden çıkmak da bir başarıdır. Ben de bunu ender başarmış kişilerdenim.

İşe başladığımızda bir markamız vardı, ama hiç müşterimiz yoktu. Hatta hiç kimse Casper ismini bilmiyordu. Casper ismini seçerken de dikkat ettiğimiz bazı temel kurallar vardı. Daha öğrenciyken tek isteğimiz, üç harfli bir şirket adı olmamasıydı. O dönemde bilgisayar şirketlerinde moda, üç harfli bir isme sahip olmaktı. Biz bir karar aldık ve en az 4, en fazla 6 harfli bir şirket ismi bulacağız dedik. Binlerce seçenekten geriye Casper kaldı." diyor.

Casper 2006 yılında 136 milyon dolar ciro yapmış. 2007 için yaklaşık 200 milyon dolar civarında bir büyüklüğe ulaşmayı bekliyorlar. Bir diğer firmaları Logo Soft da yaklaşık 80 milyon dolarlık bir ciro oluşturuyor. Bilgisayar adedi olarak da geçen sene 149 bin adet bilgisayar satmışlar. 2007’de 235-240 bin aralığında bir adede ulaşacaklarını düşünüyorlar. Böyle bakınca da 2007 yılındaki büyüme oranının yüzde 60 olacağı öngörülmüş.

Şirketi satar mısınız? diye soruyorum. Doğrusu bazı kuruluşlar, bu kadar çabayı, şirketi yabancılara satmak ya da ortak almak için gösteriyor.
Cevabı çok net: Düşünmüyorum.

Peki, şirkete görücü geldi mi?
Tekliflere açık değiliz. Görüşme bile yapmıyoruz.

Casper’ın en çok bilinen marka olmasının nedeni nedir? Üretim, satış ve satış sonrası hizmet ile bütün bunların kalitesi konusundaki iddialarının temelinde neler var?
"Bundan tam 20 yıl önce, bilgisayar firmaları her parçayı kendileri üretmeye bakarlardı. Diskini, kasasını, montajını da kendisi yapardı. Ama daha sonra bunun yürümediğini gördüler. Kendi sattıkları malın adedi kadar, mal üretiyorlardı. 1 milyon satıyorlarsa 1 milyon üretiyorlardı. Bu, onların büyük yatırımlarının karşılığını veremiyordu. Sonra bu firmalar herkes için üretmeye başladı. Böyle bir durumda da benzer parçalar, benzer fiyatlarla piyasaya sunulduğundan birbirleriyle rekabet edemediler. Çin ve Tayvan, bu konuda da öne geçti ve fiyatların düşmesini sağladılar. Bilgisayar fiyatları eskiden 10 bin doları buluyordu. Şimdi bin doların altına indi. Rekabet, fiyatları düşürdü. Bugün hem Amerikalı hem de Avrupalı pek çok marka bilgisayarların montajını bile yapmıyor. Farklı yerlerde ürettiriyorlar. Ama temel anlamda bir şeyi çok iyi yapıyorlar: AR-GE’ye ağırlık veriyorlar. Dünyanın en iyi parçalarını bir araya getirebilirsiniz; ama birbiriyle en iyi uyumu sağlayarak en iyi performansı alabileceğiniz parçaları bir araya getirmek çok zordur. Bunun araştırmasını yapmak çok daha önemli. Ayrıca, ürünün modelini farklılaştırarak dizayn etmeli, en yeni teknolojiyi de anında sunmalısınız. Casper olarak yeni ürünlerimizi dünya ile aynı anda pazara sunuyoruz. Yabancı markalar Türkiye’ye ürünleri getirinceye kadar zaman kaybederken, biz sadece işlemciyi uçakla getirterek fark yaratıyoruz. Notebook tarafında ise çok fazla üretici yok. Üreticilerin tamamına yakını Çin’de. Meselâ, Quanta bir üretici firmadır ve kendi markası yoktur; ama dünya pazarının üçte birini elinde tutar. Tek bir firma olarak dünya pazarında lider. Biz de Quanta’ya ürettiriyoruz. Bu da bir tercih, çünkü bizim için kalite çok önemli. Teknolojik ürünlerde malın en iyisi her zaman ucuz olandır, unutmayın!"

Üretim yoksa bu binada ne yapılıyor?
Söyleşi sonrasında bütün üretim katlarını geziyoruz. Fakılı, Casper’ın dününü de bugününü de yeni binaları üzerinden kıyaslayarak anlatıyor: "AR-GE yapıyoruz. Depolarımız var. Tüm montaj yani desktop’un, notebook’un ve bilgisayarın montajını yapıyoruz. Burası bizi müthiş rahatlattı. Eski yerimiz, Mecidiyeköy, Gülbağ ve Kâğıthane olmak üzere üçe bölünmüştü. Burada kaliteyi çok artırdık. Dünya standartlarının çok üstüne çıktık. Hata oranımızı binde 2’ye indirmeye çalışıyoruz. Bu hedef, bugün hiçbir dünya markasının ulaşamadığı bir nokta. Şu anda hata oranımız binde 3,5’e indi, yani binde 2’ye çok yaklaştık. Üst düzey yöneticilerin kurduğu ’Binde 2 komitesi’nde daha ne yapabiliriz tartışılıyor. Meselâ, satış sonrası tüketiciye hizmette kanuni süremiz 30 iş günü. Ama müşterilerimiz niye beklesin? Eski işyerimizde sorunları 25 günde çözerdik. Şimdi bu sorunları 48 saatte çözemez miyiz diye irdeliyoruz. Dünyada bile 48 saat olanaklı değilken, biz farklı olmak istiyoruz."

Fakılı’ya, "Rekabetin dünya devleriyle yapıldığı bir pazarda bir Türk firması olarak tüketici sizi niye seçsin?" diye soruyorum, şöyle cevap veriyor:
"Niye seçmesinler? Şöyle bakalım: Casper olarak ilk yeni ürünleri biz çıkardık. En yeni teknolojileri ve en iyi fiyatları her zaman Casper vermiştir. Pazarın kendini Casper’ın fiyatlarına göre ayarlanmasını sağlamıştır. Uygun fiyatlar için ortam sağlamıştır. Bugün 1.000 küsur bayimizle hemen her ilde ve ilçede varız. Desktop’ta pazar lideriyiz; ama notebook’ta değiliz. Orada HP önde. Ancak notebook’ta aylık olarak 2 bin’li satışlardan 6-7 binlik satışlara ulaştık." Daha önce de söylediğim gibi, bu çok iddialı bir duruş. "Peki, neden bu kadar iyi ve kaliteli hizmet veriyorken notebook’ta gerideler?" sorusuna da, "Çünkü notebook’ta ’volume’ sorunumuz vardı. O volume’e şimdi burada kavuştuk. Yıllardır inatla sebat ettik, çünkü hiçbir yerli marka notebook yapacağımıza inanmadı. Şimdi onlar bize, bizden daha fazla inanıyorlar. ’Siz yaparsınız!’ diyorlar." karşılığını veriyor.

Casper vizyonuyla ülkemizin bilgisayar ve bilişim sektörünün geleceğini nasıl görüyorsunuz? Pazar büyüklüğü ve fırsatlar neler olacak?
"Pazar hâlâ çok küçük. Ciddi bir büyüme var. 2006 yılında 2,3 milyon adetlik bir bilgisayar satışı oldu. Bu sene de 3 milyona doğru gidiliyor. Bence bu 2015’te 10 milyonluk bir pazara doğru gider. Dünyanın hiçbir yerinde bizimki kadar internet kafe olgusu yoktur. Bakıyorsunuz, çocuklar sizden daha iyi bilgisayar teknolojisine hâkimler. Bizim tek eksiğimiz içerik sağlama konusunda. Ülke olarak gelişmiş yazılımlara ve doyurucu içeriğe ihtiyacımız var." diyen Casper Yönetim Kurulu Başkanı’na,

İnternette belli bir başıboşluk var, bilgisayarın başına oturan herkes, istediği gibi davranıyor. İşin ticari boyutundan ziyade daha fazla derinlikli çalışmaların olması gerekmiyor mu? diye soruyorum.
"Bir Türk firması internet kafelere engelleyici koruma programları yazmış. Yaklaşık bin kafeye de bu programı ücretsiz dağıtmış. Peki, bu yazılımcı nasıl para kazanıyor dedim kendi kendime. Meğer, internet kafede akşama kadar binlerce çocuğun görebileceği alt bant reklamları yayınlıyormuş. O reklam geliriyle de geçiniyormuş. Ancak bu kişinin yazılım programı yurtdışında da kopyalanmış. Bugün dünyanın her yerinde kullanılıyor. İlginç bir düşünce ve kutlamak gerekir." diyerek cevaplıyor.

Genç insanlar daha üretken. Türkiye ne mutlu ki genç insanların ülkesi. Bilişimde onlar adına pek çok fırsat var. Bu alanları nasıl fark ettirmeli? Neler yapılmalı?
"İyi bir gözlemci olmaları gerekir. Çevreme baktığımda ihtiyaç duyulan öyle çok alan olduğunu görüyorum ki. Örneğin, bizim firmada çalışan bir yazılımcı arkadaşımız var. Aynı zamanda bir bayimizin teknik destek grubuna da yardımcı oluyor. Bize ’yetişemiyorum’ dedi. ’Peki, her gün yaptığın işi bana rapor et’ dedim. Şimdi iki gündür rapor geliyor. Bakıyorum, yazılımcı; ama isteklere yazılımla anında tek tek cevap veriyor. Oysaki programı genelleştirip, ortak sorunlar için ortak çözümler bulsa ve basit şeyler programda onunla konuşulmadan düzelse hiç telefon gelmeyecek. Ona da bu kadar ihtiyaç kalmayacak. Yazılım işinde konuya daha geniş bakmak gerek. Bunu gerçekleştirirse herkes için bir çözüm bulmuş olacak. İhtiyaçlara daha yakından bakılmalı."

Mobil hem mecra olarak hem de teknoloji olarak çok ciddi büyüyor. Bu alanda 3. partiler için fırsatlar görüyor mu?
"2007 Eylül ayında Amerika Seatle’daydım. Microsoft’un merkezinde. Toplantıda herkesin üzerinde durduğu konu şu idi: Cep telefonu ile notebook’u daha fazla yakınlaştırmalı ve daha çok konuşturmalıyız. Telefon teknolojisine uyumlu daha fazla şey üretmemiz lazım. Şurası kesin ki, cep telefonları asla notebook’ların yerini dolduramayacak. Notebook’un boyutları farklı. Eğer notebook’umu taşıyacaksam daha az taşımamı sağlayacak bir teknoloji bulunmalı. Bununla ilgili yazılımlar var. Mesela biz LOGO’nun Türk yazılımını kullanıyoruz. Bu yazılım, cep telefonundan bilgisayarı ekranına bilgileri getiriyor; ama şu an yetersiz."

Kaynak: Zaman Gazetesi / Günseli Özen Ocakoğlu

 
 
Bu yazı 1941 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
“IBM’le Batıya Açıldık”
“Biz Artık Devler Liginde Oynamak İstiyoruz”
"IBM İle Batıya Açıldık"
"Bilgisayar Fiyatları Yükseliyor"
"Sadece Açılışlarda Değil, Biz Her Zaman Ucuz Satıyoruz"
"Durursanız Düşersiniz, Durmadan Koşmak Gerekir "
Türkiye’de Bilişim Yeni Teknolojilerle Büyüyor
"HP Türkiye’nin 2008 Hedefi: 1 Milyar Dolar Ciro"
KOBİ’ler Tek Bilgisayarla da Teknolojiden Yararlanabilir
Bilgi Toplumunda Devlet Şirket, Halk Müşteri Oluyor
 
Üyelik Girişi
Üye Olmak İstiyorum
ebultenkayit
Aylık KobiFinans E-bülten'e üye olmak için lütfen bilgilerinizi doldurun.
kobifinans “IBM’le Batıya Açıldık”
Reid WALKER

kobifinans “Biz Artık Devler Liginde Oynamak İstiyoruz”
Bülent ÇELEBİ
 
Mini Dizüstü Devri Başlıyor
Özgür ÇETİN

Avrupa’nın Bilişim Üssü Türkiye
Bülent TEKMEN
 
40.000 Dolar’la 210 Milyon Dolar’lık Şirket Yarattı
kobifinans “Biraz konjonktür, biraz yönetim becerisi, biraz ...

"En İyi Sermayemiz Bilgimizdi"
kobifinans 2013’de 1 milyon adet bilgisayar satmayı ...
 
footer-left
Bizi Tanıyın Çözüm Ortakları Güvenlik ve Gizlilik Sıkça Sorulan Sorular Reklam Ödüllerimiz
Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın Site Haritası
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2010