KobiFinans Türkiye' nin en büyük kobi portalı
Anasayfa Site Haritası English
 
   03 Aralık 2008, Çarşamba
DERGİMİZ FORUM ÜYE SORGULAMA İLAN PANOSU
Ambalaj
Bilişim
Demir - Çelik
Deri - Ayakkabı
Elektronik
Enerji
Gıda/İçecek
Haberleşme
Hayvancılık
Kimyasal - Plastik
Madencilik
Makine - Metal
Mobilya/Orman Ürünleri
Otomotiv
Perakende
Sağlık
Tarım
Taşıma - Lojistik
Tekstil - Giyim
Turizm
Yapı - İnşaat


En Çok Okunanlar

Kitap Tanıtım
Girişimcinin Silahı : İş Planı

Paul BARROW

Ekonominin Dinomosu Küçük Ve Orta Büyüklükte İşletmeler Rehberi

Ercan ALPTÜRK

İlgili Linkler
Yerli Web Adresleri
OSTİM
Yazılım Sanayicileri Derneği
Türkiye Teknoloji Geliştirm...


"Türk Yazılım Firmaları, Avrupa’daki Yerel Yönetimlere İş yaparak Dünya’ya Açılabilir"
Sedat İNCEKARA
UyumSoft Satış ve Pazarlama Müdürü

Türk yazılım sektörünün tarihçesine baktığımızda, 1980’li yıllar yazılım sektörünün hareketlenmeye başladığı yıllardı. O günün teknolojik imkanları doğrultusunda, başarılı yazılımlar yapıldı. Çok büyük kuruluşlarda, kimi yazılımlar uygulanmaya alındı. Mesela, 1987 yılında, ülkemizde özellikle muhasebe programları konusunda çok ciddi atılım gerçekleşti. Muhasebe programlarıyla ilgili, yüksek arz ve talep gözlendi. Hatta, bilgisayar kullanmayan ve işlemleri program ortamında yapmayan muhasebeciler, rakipleri karşısında zor durumda kaldı. Yazılım sektörü, 1990’lı yıllara kadar, çok ciddi bir atak göstermese de, adım adım yenilikler gerçekleştirdi.

1990’lı yıllara gelindiğinde ise, bugün ülkemizde bilinen bilişim firmalarının temelleri atıldı. Günün imkanları dahilinde, alternatifi olmayan yazılım firmaları, mevcut programları ile rekabet ortamı olmaksızın, pazarda çok ciddi şekilde faaliyet göstermeye başladı. 2000’li yıllara doğru, sektöre giren yazılım firma sayısının artmasına rağmen, maalesef büyük bir bölümü, ülkemizde yaşanan ekonomik ve siyasi krizlerden etkilenerek, küçülme ya da kapanma sürecine de gitmek zorunda kaldı. Özellikle, 1994 krizinden sonra ayakta kalan bilişim firmaları, dünyadaki gelişmelere birçok sebepten dolayı ayak uyduramazken, mevcut yazılımlarını grafik ortamına geçirmeden ve veritabanı kullanmadan, faaliyetlerini 2000’li yılların başlarına kadar sürdürdüler. O yıllarda, dünyada veritabanı teknolojisi, uzun süredir dünyada kullanılmaktaydı ve Windows tabanlı yazılımlar yapılmaktaydı.

Bu süreçte, ülkemizdeki bazı kamu kurumları ve çok büyük şirketler ise, 4GL kullanarak özel yazılım ekipleri ile kendilerine has yazılım gerçekleştirdiler. Genele hitap eden birçok yazılım firmaları, Windows ortamında çalışan ve veritabanı teknolojilerine sahip yazılımlar konusunda yeterli AR-GE çalışması yapmadığından, o tarihlerde yazılımlarını yenileyemediler.

Derken, 2000’li yıllara gelindiğinde, özellikle bilişim fuarlarında, sektöre yeni katılan yazılım firmalarının 4GL teknolojisi ile üretmiş oldukları, tamamen görsel ve user frendly özelliklere sahip yazılımlarının pazara sunulduğu gözlendi. Böylece, yazılım sektörüyle ilgili ülkemizde bir bilinçlenme ve farkındalık süreci de başlamış oldu. Bu kıvılcımla beraber, sektördeki firmalar yeni teknolojileri kullanarak, hırslı bir çalışma dönemine girdiler. Yazılım konusunda dünya standartlarını yakalamanın yanı sıra, teknolojik anlamda çok iyi çalışmalara ve başarılara imza attılar.

Bugünkü geldiğimiz noktada, Türkiye’deki yazılım firmaları, dünya ölçeğinde iş üretebilecek ve rekabet edebilecek bilgi birikimi ve yeterliliğe sahiptir. Ancak günümüzde, özellikle kamu için talep edilen projelerde, referans istenilmesi ve çok büyük rakamlı iş bitirme belgelerinin talep edilmesi nedeniyle, yerli yazılım firmaları, kamudaki projelerde yeterince başarılı olamamaktadır. Bu durum, yerli yazılım firmalarının önüne, çok büyük bir engel olarak çıkmaktadır.

Dünden bugüne sektörde kısa bir analiz yaptıktan sonra geleceğe baktığımızda; Türk yazılım sektörünün geleceği çok parlaktır. Avrupa ülkelerine oranla çok genç bir nüfusa sahip olan ülkemiz, eğer bilişim sektörü ve yazılım sanayiye gerekli desteği ve önemi verirse, hem Avrupa’nın hem de bulunduğumuz coğrafyanın ’yazılım üssü’ olabilir. Zira, 1980’li yıllardan itibaren üniversitelerde yoğun olarak açılmaya başlayan bilgisayar bölümleriyle birlikte, yetişmiş ve genç bir bilişim ordusuna sahibiz. Aslında, yazılım sektörü de, tıpkı turizm sektörü gibi bacasız sanayidir. Geçtiğimiz yıl 18 milyar dolara yakın döviz girdisi elde eden turizm sektörü, yarattığı katma değer ile lokomotif sektörlerimizin arasındadır. Aynı şekilde, ülkemizdeki yazılım firmaları ve hepsinden önemlisi projesi olan genç beyinler desteklenirse, yazılım sektöründen de elde edeceğimiz rakamlar, milyar dolarları geçecektir. Günümüzde 50 milyar dolara yakın yazılım ihracatı hedefleyen Hindistan’dan, hiçbir eksiğimizin olmadığını düşünmekteyim. Yeter ki, elimizdeki genç ve yetişmiş insan kaynağımız ile yazılım firmalarını destekleyelim. Zira yazılım sektörü, birçok sektöre oranla büyük katma değer yaratacak potansiyele sahiptir.

Diğer taraftan, bugün birçok sektörün hammadde girdisi yurtdışından ithal edilirken, yazılım sektörünün hammaddesi kendi mühendislerimizin yenilikçi fikirleri olmaktadır. Özetle, yazılım konusunda yapılacak ihracatın tamamı, ülkemizin kendisine ait olacaktır. Bilgi çağında olduğumuz günümüzde, doğru ve etkin bilginin değeri her geçen gün daha fazla algılanıp, teknolojiye yatırım yapmak zorunlu hale gelmektedir. Teknolojinin gerisinde kalan firmaları ne yazık ki zor günler beklediği için, özellikle KOBİ’lerin bilgi teknolojisi altyapı yatırımlarını yapıyor olmaları zorunludur.

Dünyadaki firmalar, global pazarlarda etkin olmayı hedeflediğinden, ülkemiz firmalarının da, global pazarlara açılarak, ihracat yapması gerekmektedir. Türk yazılım sektörünün de, dünyada söz sahibi olabilmesi için, dünya pazarlarına açılması lazımdır.

Dünya pazarlarında yerli yazılım firmaları; rekabet ve kazancın çok zor olduğu standart paketler üretmek yerine, katma değer oluşturan, prestij kazandıran özel projelerde ve ERP konularında çalışabilir. Bu yaklaşım, Türk yazılım firmalarını kesinlikle daha iyi bir noktaya getirecektir. Avrupa pazarlarına açılma noktasında ise, Türkiye yazılım sektörü, Avrupa’nın yerel yönetimlerine yazılım ihracatı yapabilecek bilgi, donanım ve altyapıya sahiptir. Avrupa’nın yerel yönetimleri için projeler üretmek ve bunları AB’ye üye ülkelere ihraç etmek ana hedef olmalıdır. Ayrıca, AB fonlarından faydalanarak, bu projelerin desteklenmesi ve finanse edilmesi de mümkün olabilecektir.

Özetle, ülkemizdeki yazılım pazarında, proje tabanlı çalışmalar yapan firmalar için Avrupa pazarı çok iyi bir fırsattır. Avrupa’daki Mahalli idareler için yapılacak işin çerçevesi bellidir, kaynak sıkıntısı yoktur ve son derece ulaşılabilir bir hedeftir. Avrupa’daki yerel yönetimlere satış yapmak ve iş üretmek isteyen yerli yazılım firmalarının; Avrupa pazarındaki yazılım firmaları ile ortak olması ve birlikte iş süreçlerini takip etmesi, dünyaya açılma noktasında ivme kazandıracaktır. 

Kaynak: Dünya Gazetesi

www.dunyagazetesi.com.tr

 
 
Bu yazı 511 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.

 
  Üyelik Girişi
Haberler
Koç.net, ADSL’e 250 Milyon Dolar Yatırıp, Ses ve TV’yi İnternetten Verecek

21/11/2008

Apple Tasarımı ve Yeni Ürünleriyle Krizi Aşıyor

24/10/2008

Röportaj
"IBM İle Batıya Açıldık"
Reid WALKER

"Bilgisayar Fiyatları Yükseliyor"
Mustafa SAKA

Konuk Yazar
Özgür ÇETİN
Mini Dizüstü Devri Başlıyor

Batuhan OKUR
Vista’nın Düşündürdükleri

Başarı Öyküleri
"En İyi Sermayemiz Bilgimizdi"
2013’de 1 milyon adet bilgisayar satmayı ...

Bill Gates’in Harika Fikri: Her Masada ve Her Evde Bir Bilgisayar
Microsoft’un ilk günlerinden beri, Bill Gates, “her masada ve her...

BİZİ TANIYIN  | ÇÖZÜM ORTAKLARI  | SIKÇA SORULAN SORULAR  | GÜVENLİK GİZLİLİK  | REKLAM  | KobiFinans RSS
KobiFinans'ı Öner Sık Kullanılanlara Ekle Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2008
Content by Kolay İçerik