|
 |
|
Bill Gates’in Harika Fikri: Her Masada ve Her Evde Bir Bilgisayar
|
|
Microsoft’un ilk günlerinden beri, Bill Gates, “her masada ve her evde bilgisayar” görüşünü sürdürdü.
Şimdiden, geriye baktığımızda, iş yerinden, eve kişisel bilgisayarların yayılması neredeyse ’kaçınılmaz görünmektedir. Sonradan bunun önemini anlamak, çok güzeldir. Gates’te olduğu gibi, önceden görme, her nasılsa, çok daha karlıdır. Bugün hepsini garantili olarak aldığımız, her yerde olan ekranları ve klavyelerin, son yirmi senede bir bilimkurgu ürünü olduğunu hatırlamak da çok önemlidir.
1960’lara geri dönersek, Amerika’daki ileriyi gören insanlar, bilgisayarın çıkışını tamamen kaçırmış olan yüzyılın geri kalanında, toplumu muhtemelen şekillendirecek trendleri tahmin etmeye çalıştılar. Genç Gates’lerin, bilimkurgu kitaplarını bir çırpı da okumasında hiçbir tesadüf yoktur. Artık, Henry Ford’un arabanın çıkışından sorumlu olmadığı gibi, Bill Gates’in de, bilgisayarı evlere ve iş yerlerine sokmasında yalnız başına sorumlu olduğu doğru değildir. İkisinde de ortak olan şey, her nasılsa neyin mümkün olduğunu görme vizyonu ve o vizyonu bir gerçek yapan önemli rol oynama vizyonuydu.
Gates, vizyonunu Microsoft’a dönüştürerek, bilgisayar endüstrisinde önemli bir oyunculuk ve baskın pozisyonunu, uygulamada çok fazla gelişmiş bir platform yaratmak için kullanarak elde etti. Vizyonun gelişmesi için, Gates’in erkenden fark ettiği şey, bir endüstri standardının yaratılması gerektiğiydi. Kim olursa olsun, bilgisayar endüstrisinde kendi otoritelerini oturtmak için, önemli fırsata ilk onların sahip olabileceklerini bilirdi.
IBM, yeni bilgisayarına bir işletim sistemi bulmak için Gates’e gelmeden birkaç sene önce, Gates ortak bir platformun eksikliğinin acısını yaşıyor ve potansiyel bir bilgisayar olmadan fark edilemeyeceğini tahmin ediyordu. O sürede kaleme aldığı makalelerde, artık gelecek rolle ilgili başka herkesten daha fazla bir fikri olmadığını belirtiyordu. Fakat fırsatlar kendini ortaya çıkardığında, Gates’in onun ne olduğunu görmesi ve ona iki eliyle sıkı sıkı sarılması bir gerçektir. O, aynı şeyi hep yapmaktadır.
1980’lerin başında, Gates, Microsoft hareketinin, bir programlama dilinin geliştiricisinden, programlama araçlarında da olduğu gibi, Windows’tan Word, Excel gibi uygulamalara kadar işletim sis temlerinden her şeyi üreten çeşitli bir yazılım şirketini zekice tasarlamıştı. Onu eleştirmeyi seven ya da tekelci eğilimlerle suçlayanlar, bencilliklerine ve Bill Gates’in müdahalesine rağmen, bilgisayar devriminin tam şu anda olacağı yeri göstermek için bir süreliğine durabilmelidir. Sonunda, Bill Gates’in yeni bir teknolojik çağ başlatmada önemli bir rol oynadığı iddiasını tartışmak zordur. Dünyanın birçok zengin insanının tersine, onun yaşamak için hala çalıştığını hatırlamak da önemlidir.
Gariplik Dünyaya Miras Kalacak Gates, yaşayan ve gelişen iş dünyasında bilgisayar endüstrisinin teknik tarafında CEO’luk kuran çok az kişiden biridir.
III. William Henry Gates, Seattle, Washington’da 28 Ekim 1955’te doğdu. Ebeveynleri, ismindeki III.’den dolayı, ona "Trey" adını taktılar ve aile üyeleri hiçbir zaman onu başka bir isimle çağırmadılar. Gates, erkenden büyümüş, akıllı biriydi, ailesinin ansiklopedilerini, 8-9 yaşlarındayken baştan sona okumuştu (Microsoft şirketi, daha sonra, ilk CD ansiklopedisi, Encarta’yı yaptı). Fakat, onun gerçek becerisi, mükemmel olduğu matematikteydi.
Genç Bill, 12 yaşındayken bilgisayarlara çoktan büyülenmişti bi!e,. uzun zamanlı iş ortağı ve arkadaşı Paul Allen’la, daha lisedeyken, çeşitli programlama işlerinde yer aldı. Daha sonra, Allen ile Microsoft’u kuracaktır. En becerili çocukların tersine, parlak zekalı Gates’in, yaptığı her şeyde başarılı olduğu görülmekteydi. Onun kazanma tutkusu, her yaşında çok açık ve belliydi. Lakeside’da, Amerika’nın Batı tarafındaki en parlak öğrencilerin birçoğunu çeken, seçkin, özel Seattle okulunda, matematik aşkı, bilgisayarlarla bir takıntı olmuştu. Bu, Lakeside’da bile, göze çarpmıştı.
James Wallace ve Jim Erikson’un kitapları, Hardprive’da, ondan şu şekilde bahsettiler: "Saygı göstermeye hazır, zeki çocukların olduğu Lakeside gibi bir çevrede bile, Gates kadar akıllı olan herkese sataşılır.” Şu anda, Seattie’da göze çarpan bir mimar olan, bir sınıf arkadaşına göre: "Gates, bilgisayar odasında, çocuklarla en ilişkili olan biridir. O, sosyal olarak, diğerlerinden beceriksiz ve tedirgindir. Bu çocuk, bilgisayar’a takıntılıydı... Onu, ara sıra tenis oynarken görebilirdiniz, ama başka bir şeyde değil.
Başlangıçta Gates’e ve bilgisayar odasındaki diğerlerine karşı korku ve merakla karışık bir duygu hissediyordum. Onlara biraz tapıyordum bile. Fakat öyleleri vardı ki, onların etrafında olmak istemediğimi anladım. Bilgisayar işinden çıkmama biraz, onlar sebep oldular. Sosyal olarak, zar zor gelişmişlerdi ve kibirliydiler ve ben, sadece öyle olmak istemiyordum.’
Açıkça, Gates ve yakın arkadaşları, Lakeside standartlarında bile olağanüstüydüler. Son senesinden bir önceki senede, Gates, daha genç Lakeside bilgisayar hackerları için bilgisayar gurusu gibi bir şeydi. Bilgisayar odasında, sık sık, saatlerce oturum yapar, ünsüz bilgisayar hackerları hakkında hikayeler anlatırdı. Gates ve bilgisayar arkadaşlarından bazıları, yeni bilgisayar programlama becerilerini kullanmak için para getirecek fırsatlar bulmaya adadıkları Lakeside Programlama Grubu kurdular. Ama zaten bir örnek vardı. Gates, daha sonradan şunu gözlemledi: "Ben, aktif biriyim. Gerçek dünyayı çağıralım ve onun için bir şeyler satmaya çalışalım diyen bir adamdım’ O zamanlar, 13 yaşındaydı.
Allen ile olan mükemmel teknik ilişkisinin okulunun son iki serisinde geliştiği görünmektedir. Microsoft mağazasındaki, şirketin işe aldığı Allen’in ve Lakeside’lı küçük grubun rolü genellikle hafife alınmaktadır. Gates, AlIen, Kent Evans ve Richard Weiland-Lakeside programlama grubunun diğer iki üyesi zamanlarını ilk önce Generel Electric’in minibilgisayarına ve sonra Bilgisayar Merkezi şirketine bağlanarak geçirirlerdi bazen de sabahın ilk saatlerine ka11ןIL’ eve gelmezlerdi.
Genç Gates, o kadar çok tükenmişti ki, ailesi onun yeni hobisi yüzünden endişelenmeye başlamıştı. Bu yeni hobinin, Gates’in çalışmalarını etkileyebileceği korkusuyla, bir süreliğine Bill’in faaliyetlerini durdurdular. Gates neredeyse bir sene boyunca bilgisayarlardan uzak durdu. Fakat bilgiye sevdası yüzünden, ilgisini başka konulara yöneltti. Bu sürede, Napoleon ve Franklin Roosevelt’i de içeren, birçok sayıda biyografıler okudu. Tarihin büyük adamlarının nasıl düşündüğünü anlamak istediğini söyledi. Aynı zamanda iş kitapları, bilim kitapları ve romanlar okudu. En sevdiği kitaplardan biri "Cather in the Rye”dı ve daha sonraları kitabın uzun bölümlerini kız arkadaşlarına ezberden okumaya başladı. Ana karakterlerden biri olan Holden Caulfield onun kahramanlarından biri olmuştu.
Fakat, bu süre içinde, Bill’in liseden bir arkadaşı ve hacker bir arkadaşıyla birlikte açmayı düşündüğü yazılım şirketi planları ertelenmiş oldu. Ailesi, Bill’in üniversiteye gitmesi konusunda ısrar etti ve Bill’in diğer öğrencilerle kaynaşmasının iyi olacağını düşündü. Bill’in yüksek IQ’su ve kişisel hırsının çok fazla olması, ona Harvard Üniversitesi’ndeki yerini garantiledi. Böylelikle, Amerika’nın en saygı duyulan öğretim yeri olan, Cambridge - Massachusetts’e 1973’ün sonbaharında hiçbir şey bilmeyerek gelmiş oldu.
Daha sonraları ise, kendisinden daha zeki insanlardan bir şeyler öğrenmeye gittiğini ama onlarla hayal kırıklığına uğradığını söyledi. Muhtemelen, bu yorum, Harvard için olduğu kadar Bill’in kendisi hakkında da çok şey anlatmaktadır. Gates, akademik olarak hukuk bölümünü seçtiği için, avukat olan babasının işini devam ettireceği beklenmiş olabilir. Fakat aslında, Bill’in kariyeri için hukuğa çok az ilgisi vardı ve ailesi çok azimli ve kararlı olduğunu sandıkları Bill’in, kendi yolunu çizeceğinden hiç şüpheleri bile yoktu. Fakat ailesinden bile hiç kimse, en büyük hayallerinde bunun ne kadar büyük bir yolculuk olacağını tahmin edemezdi.
Sonradan anlaşıldığı gibi, Harvard’dan gelecek bir öğrenim derecesi görünüşe bakılırsa yoktu. 1975’te Bill, hala üniversitedeyken, daha eski bir bilgisayar dili olan BASIC’in bir versiyonunu geliştirmek için tekrar Paul Allen’le bir araya geldi. Bu yenidünyanın ona olan yakınlığının heyecanıyla, Bill, 1977’de arkadaşlarıyla birlikte kurmuş olduğu küçük bir yazılım şirketinde sürekli çalışabilmek için Harvard’dan ayrılmaya karar verdi. Kurdukları şirkete Microsoft adını verdiler.
Harvard’dan Çıkıştan Bilgisayar İkonlarına Microsoft’un yükselişi, hem çok hızlı, hem de çok azimli oldu. Gates, kısa sürede eski zamanlara dayanan teknik bilgisini ve ticari konulardaki hislerini mükemmelce birleştirdiğini ispatladı. 1980’in başlarında, Allen, hastalığı yüzünden ayrılmak zorunda kalınca, Gates’in liderlik pozisyonu kesinleşmiş oldu. 1980’in 2. yarısında, Microsoft, Wall Stredin sevgilisi oldu. 1986’da iki dolardan olan hisse payı 1996’nın ilk yarısına kadar Gates’i ve iş arkadaşlarını milyarder yaparak, Microsoft Hisselerini 105 dolara yükseltti.
Fakat Microsoft’un hisse paylarındaki artış yeni bir iş dünyasının işaretini verdi. Yönetim ustası Tom Peterson, Microsoft’un piyasa değeri General Motors’unkini aştığında dünyanın değişeceğini söylüyordu. 1998’in 16 Eylül’ünde, bu kitabın ilk basımı sırasında, Microsoft’un piyasa değeri, o güçlü GE’yi geçerek, Amerika’nın 262 milyar dolar değerindeki en büyük şirketi oldu. Bu yüzden, Gates ve Microsoft ayrılmaz bir ikilidir.
Kaynak: Des Dearlove’ın “Bill Gates Yöntemi” isimli kitabından alınmıştır.
|
| |
|
| |
|
Bu yazı
566 kez okundu. |
| |
|
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
|
| |
|
|
|
|
|
|
|