|
Reklamcılık ve marka yaratma süreçlerini işletmek, akıl almaz bir yaratıcılık gerektiriyor. San Francisco’lu reklam devi Landor Ajansının kurucusu Walter Landor bunun en güzel örneklerinden biri. “Ürünler fabrikalarda, markalar zihinlerde yaratılır” sözü ile günümüzdeki marka ve markalaşma kavramlarının önünü 1960’larda açmış.
Bugün, bir ürün, hizmet ya da konseptin marka olarak algılanabilmesinin temel şartlarından birinin, doğru hedef kitle analizi ve müşteri memnuniyeti ile sağlandığını savunuyoruz. Bu gerçeğin reklamcılık ve tanıtım alanındaki ilk öncülerinden olan Landor, Londra’daki eğitimi ve ilk ajans çalışmalarından sonra 2’nci Dünya Savaşı’nın ardından ABD’ye yerleşmeye karar vererek, bugün özellikle unutulan markaların canlandırılması ve kuvvetlendirilmesi gibi hayli zorlu bir pazarlama iletişimi sahasında, çokuluslu hizmet sunan bir ajansın da kurucusu oluyor.
Marka kavramının tüketici zihnine doğru ve en saf hali ile yerleştirilebilmesinde “müşteri odaklı yaklaşım”ın savunucusu olan Landor, ambalaj tasarımı alanında da ilk kez tüketici araştırmasını yapan kişi. Üzerinde beyaz laboratuar önlüğü ile büyük marketleri dolaşarak müşterilere hangi ambalajı daha çok beğendiklerini bizzat sorarak başlıyor araştırmalarına. İyi tasarlanmış ambalajların, markaların fark edilmesinin temeli olduğunu savunarak, ambalajın markayı konuşturduğunu belirtiyor.
Logo tasarımı ve tüketici araştırmalarının öncüsü olan Landor’un kurduğu ajans, bugün Türkiye dahil pek çok ülkede büyük şirket ve markalara hizmet veriyor. Örneğin Eti markasının canlandırılması ve çikolata sektöründeki yeri için tanıtım atağında Landor’un imzası var.
Landor’a göre, markalaşma ve markayı koruma çalışmalarının temel gerekleri var. Bunları şöyle özetleyebiliriz:
* Marka farklılaşmış olmalı, pazar içerisindeki bir boşluğu yaratıcılık ile yakalamalıdır.
* Pazarda ilk olmalı ve bu iddia ile yola devam etmelidir. Kleenex, Hoover, Xerox gibi.
* Markanın görüş açısı olmalı ve başta verdiği taahhütlere özen göstererek yoluna devam etmelidir. Google gibi…
* Duygusal olmalı ve öncelikle kendi bünyesinde kendi çalışanlarına kendini ispatlamalı ve benimsetmelidir.
* Marka, müşterileriyle ve diğer hedef kitleleriyle arasında tek yönlü bir iletişim yaşamamalı, aksine bir “diyalog” yaratmalıdır.
Kaynak: Platin Dergisi
www.platinonline.com
|