KobiFinans Türkiye' nin en büyük kobi portalı
Anasayfa Site Haritası English
 
   30 Ağustos 2008, Cumartesi
DERGİMİZ FORUM ÜYE SORGULAMA İLAN PANOSU BİZE ULAŞIN
Ambalaj
Bilgisayar
Demir - Çelik
Deri - Ayakkabı
Elektrik - Elektronik
Enerji
Gıda
Haberleşme
Hayvancılık
Kimyasal - Plastik
Maden
Makine - Metal
Orman Ürünleri
Otomotiv
Perakende
Sağlık
Tarım
Taşıma - Lojistik
Tekstil - Giyim
Turizm
Yapı - İnşaat


En Çok Okunanlar

Kitap Tanıtım
Girişimcinin Silahı : İş Planı

Paul BARROW

Ekonominin Dinomosu Küçük Ve Orta Büyüklükte İşletmeler Rehberi

Ercan ALPTÜRK

Dış Ticaret Şirketi Mutlaka Kurulmalı
Naim YAVUZ
Etiket Sanayicileri Derneği 2. Başkanı
Etiket sanayiciler derneği ne zaman kuruldu?
ESD’nin kuruluşuna 1995 yılında Belçika’da Labelexpo fuarında sektörün önde gelen firmaları tarafından karar verildi. Uzun bir kurulum süresi yaşadık. Bilirsiniz Türkiye’de bir araya gelmek çok kolay değildir. Dernek faaliyetine 2000 yılında başladı ve yaklaşık 6 ay için geçici bir yönetim oluşturuldu. 2000 Nisan ayında yaptığımız kongre ile de bugünkü yönetimimiz oluştu. Derneğimizin ilk yıl 25 üyesi vardı. Şu anda 55 üyesi var. Dünyada üreticisi hemde tedarikçisinin, hatta indirek tedarikçisininde üye olabildiği tek dernek olan Dünya Etiketçiler Derneği FINAT ın yapısını ESD’ ye uyguladık.

FINAT ne zaman kuruldu?
FINAT 1935 yılında Paris’te kurulmuş daha sonrada merkezi Hollanda’ya taşınmış. Dünyadaki etiket sektörünü bir araya getirmeyi amaçlayan, çoğunluğu Avrupa’dan olmak üzere toplam 495 üyesi var. Marketing, Teknik ve Etiketçiler Konseyi olmak üzere 3 tane komitesi var. Marketing Komitesi üyelik çalışmalarını, fuarlar, kongreler gibi organizasyonları, Teknik Komite test metotlarının geliştirilmesi, baskı teknikleri, geri dönüşüm gibi konularda teknik çalışmalarını sürdürüyor. Etiketçiler Konseyi ise ulusal dernek başkanlarından oluşuyor. FINAT Yönetim Kurulu, 7 tedarikçi ve 8 etiketçi olmak üzere 15 kişiden oluşur. Dernek Başkanı kural gereği daima etiketçi oluyor. Komite başkanları aynı zamanda yönetim kurulunda yer alıyor. Dolayısıyla komitelerin yaptığı tüm çalışmalar anında FINAT Yönetim Kurulu’na rapor ediliyor ve yönetim kurulu onayı ile yürürlüğe konuyor. Her yıl düzenlenen LABELEXPO bir yıl Avrupa’da, diğer yılda ise Amerika ve Asya’da düzenleniyor.

Sektörle ilgili veriler oluşmuş mu?
1999 yılına kadar sektörle ilgili hiç bir araştırma yapılmamıştı. 1999 yılında FINAT’ın kongresi İstanbul’da yapıldı ve bu kongrede ben de Türkiye etiket pazarı ve Türk ekonomisi hakkında bir konuşma yaptım. Dolayısıyla sektördeki ilk araştırmayı yapmış oldum. Elbette ki bu profesyonel bir araştırma değildi ve ulaştığım bilgilerin doğruluğundan da pek emin değilim. Gümrük Müdürlüğü’nden aldığım dokümanlarda sanırım farklı ürünler bile aynı GTİP numarasından ithal veya ihraç edilmiş. Gerçi EPSMA (European Presure Sen-sitive Material Association) Avrupa Kendinden Yapışkanlı Materyal Üreticileri Derneği’nin kongre sırasında sunduğu rakamlarla birbirlerine çok yakındı ama yine de bu bilgilerin doğruluğu hakkında emin değilim. Nisan 2002 ’de yapılacak Genel Kurulumuzdan sonra oluşacak komitelerimiz bu konu hakkında detaylı bir araştırma yapacak.1998 yılı için topladığım bilgiler 70 milyon metrekare civarında, EPSMA’nın rakamları ise 73 milyon metrekare. Ayrıca FINAT her yıl profesyonel bir araştırma firmasına pazar araştırması yaptırır. Bu araştırmalara göre ise 2000 yılı için 89 milyon metrekare’dir. Türkiye’de yapılan yatırımların üretim kapasitesi bana göre 140 milyon metrekare’dir. Bu da yaklaşık 49 milyon metrekare fazla kapasite olduğunu gösterir. Bu rakam, Bulgaristan, Romanya gibi birçok ülkenin pazarından büyüktür. Eğer pazar fizibilitesi yapılmış ve herkesin kullanımına veya incelenmesine sunulmuş olsaydı bu atıl yatırımlar yapılmamış olurdu. Ayrıca pazar araştırmalarının yatırım yapmış etiket üreticileri için çok yararlı olduğu tartışılmaz. Almanya Etiket Sanayicileri Derneği Başkanı anlattı, Almanya’da sektörün önde gelen 21 firması bir araştırma şirketi kurmuşlar ve her firma tüm bilgilerini buraya aktarıyormuş ve her ay bu bilgiler NONAME (isimsiz) olarak yayınlanıyormuş. Bu firmalar, pazardaki hareketleri ve trendleri, pazar daralmalarını veya artışlarını öğrenerek politikalarını, satış hedeflerini ve yatırımlarını ona göre yönlendiriyorlarmış. Bu da onlara günümüz koşullarının gereği olan hızlı ve doğru hareket etrne kabiliyeti sağlıyor. ESD olarak amacımız sektörü bilgilendirmek ve eğitmek. Bu amaçla da geçtiğimiz iki yıl içinde 5 teknik seminer düzenledik. Bunların 4 tanesi ana hammaddelerimiz ’kendinden yapışkanlı kağıt ve filmler’ konusunda, diğeri ise ’boya ve flexo baskı’ konusundaydı. Genel kurulumuzu takiben yine ivedilikle 2 seminer daha hazırladık.

Sektörde yatırımlar sürüyor mu?
Sektörde yatırımlar devam ediyor. Müşterilerin firma değiştirmeleri bazı firmaları yatırım yapmaya zorlarken bazılarını da küçülmeye itiyor. Çok sipariş varsa yeni bir yatırım ihtiyacı doğuyor. Ama bu doğru değil. Gerçek rakamlar bilinse bu yatırımların yapılmaması gerekir.

Türkiye’nin durumuna göre sektöre ne önerebilirsiniz?
Sanayileşmek zorundayız. Bunun başka yolu yok. Fakat sermaye kullanımı konusunda bilgi sahibi değiliz. Parası olanlar, kulaktan dolma bilgilerle, duyduğu her yere yatırım yapıyor. Durum böyle olunca da bir yanlışlar bütünü meydana geliyor. Ama bu durum, eğitimle, fizibilite çalışmalarıyla, kâr-zarar hesaplarının yapılmasıyla, maliyet muhasebenin kullanılmasıyla yerine oturacaktır. Şu anda oturmasını zaten beklemiyorum. Türkiye’nin zamana ihtiyacı var. Genel olarak baktığımızda hangi sektörün yayınlanmış verileri var, söyleyebilir misiniz bana? Hangi konuda bilgiyi, o sektörden ya da dernekten doğru olarak elde edebilirsiniz? Çok zor. O nedenle de sektörünüze her an birileri gelebilir, sektörü tahrip edip umulmadık bir şekilde de çıkıp gidebilir. Bu tahribat da sektöre zarar verir. Bu durum sanayileşme kültürümüzün eksikliğinden kaynaklanıyor.

Sanayileşme kültürünü biraz açabilir misiniz?
10 yıl önce Türkiye’nin görünümü ve bizim sanayileşmeye bakışımız çok farklıydı, bugün de farklı ve 10 yıl sonra da çok farklı olacak. Çok şey değişecek. Bize düşen bulunduğumuz koşulları iyi değerlendirip, gelişme göstermektir. Mevcut bilgilerimizi sistemli olarak ortaya çıkarıp bu bilgileri bir sonraki kuşağa iletmeliyiz. Sonradan gelecek olanlar, bu bilgilerden doğru sonuçlar çıkarıp, onların üzerine yeni bilgiler ekleyerek, bu doğru bilgileri ülke yararına kullanabilmelidir. Çünkü sektör dediğimiz şey bir okuldur, insanlar bu okulda çalışacak, öğrenecek ve uygulamaya koyacaklardır. Böyle olursa doğru üretim yapılabilir.

Peki, Türkiye’deki kriz etiket sektörünü nasıl etkiledi?
Kriz tüm sektörleri etkilediği için zincirleme olarak biz de etkilendik. Örneğin müşterimiz 300 bin üretiyorsa bu 200 bin’e düştü. Dolayısıyla ürettiğimiz etiket sayısı da o oranda düşmüş oldu. Fakat etiket sanayiinin bir avantajı vardı, bu bütün dünyada da böyle. Islak etiketten kendinden yapışan etiketlere doğru bir dönüşüm var. Biz bu avantajı kullandık. Islak etiket üreten firmalar ki bunlar matbaalardı, zor durumda kaldı. Matbaa sektöründe krizin bu kadar ağır yaşanmasının nedenlerinden biri de; hem kendi işlerinin düşüşüydü, hem de kendi pazarlarından etiket sanayiine pay vermeleriydi. Etiket sanayii de krizden etkilenmesine rağmen krizi nispeten hafif hissetti. Eskiden etiket sadece ürün hakkında bilgi vermek için kullanılıyordu. Zamanla ürünlerin albenisinin önemi anlaşılınca etiket de önem kazanmaya başladı. Dolayısıyla etiket sanayi hızla büyüdü. Nüfus arttıkça, insanların ekonomik güçleri arttıkça, tüketim artıkça bizim de üretimimiz arttı. Bu çok hızlı bir yükselişle oldu. Türkiye’nin, çevresindeki tikelere ihracat yapar hale gelmesinin de bunda payı var. Gerçi Rusya, Romanya, Bulgaristan pazarları ihtiyaçlarını karşılamaya başladılar. Biz de kendi pazarımıza dönmeye başladık. Ama bununla birlikte, Avrupa gibi daha büyük, endüstriyel pazarları zorlamaya ve mal vermeye de başladık. Ben 2002 yılında ihracatımızın artacağını düşünüyorum.

Türkiye’de etiketin hacmi nedir?
Benim bu konuda çok basit bir hesabım var. Türkiye yaklaşık 100 milyon metrekare’lik bir ürün kullanıyorsa bu ortalama 140 milyon dolarlık bir pazar olduğumuzu gösterir. Ama bu matbaalarla etiketçilerin paylaştığı bir pazar. Etiketçilerin ise yaklaşık 25 büyük firması var bunlar ortalama 3 milyon dolar ciro yapsalar toplamda 75 milyon dolar gibi bir rakam eder.

Dünyada bu rakam ne boyutlarda?
Avrupa’yı örneklersek ki buna Türkiye’de dahil yaklaşık rakam 4 milyar metrekare. Onların satış fiyatları bizimkinden daha yüksek. Dünyada ise 3 büyük pazar var bu konuda, Avrupa, Amerika ve uzak doğu pazarları. Dünyadaki rakam aşağı yukarı 9 milyar metrekare. Kaça, Bunun rakamsal karşılığı ise 20 milyar dolar civarında.

İhracat nasıl arttırılabilir?
Bu konuda çok idealist bir insanım. Öncelikle bir dış ticaret şirketinin kurulması gerekiyor. Fazla kapasitemizi dışarıya pazarlayarak, atıl olmaktan kurtarabileceğimizi düşünüyorum. Bunu hem kendi sektörümüz içinde hem de diğer kardeş sektörlerle birlik te konuşuyoruz. Sektörde oluşmuş olan atıl kapasiteyi ihracatla değerlendirmemiz gerekir.

Dış ticaret şirketleri bu konuda çok mu önemli?
Dünyadaki büyük firmalar merkezi satın almaya gidiyorlar. Dış ticaret şirketi burada çok Önemli. Örneğin biz Amerika’da bir ihaleye davet edildik. Avrupa’dan 16 firma, Türkiye’den sadece biz davet edildik. Bir o kadar firma da Amerika’dan vardı. İş büyüktü, 50 milyon dolar civarında. Bunu Türkiye’den hiçbir firma karşılayamaz. Ama bir dış ticaret şirketimiz olsaydı, 15 firma bir araya gelebilseydik biz bu işi alabilirdik. Bu tür işleri alabilmek için ya firma olarak kapasite artırmamız gerekir, ya da dış ticaret şirketinde birleşip bu işi yapabilecek potansiyeli oluşturmanız gerekir. Bence dış ticaret şirketleri bu pazarları. Türkiye’ye taşıyabilirler.

Sektörel örgütlenmelerin katkısı oluyor mu?
Elbette oluyor... Şunu iyi anlamamız gerekir. Biz meslektaşlarımızı seçme şansına sahip değiliz, sadece rakip değil meslektaş olmayı da becerebilmeliyiz. Hiç sevmediğimiz insanlar sektöre gelebilirler. En büyük çabanın bu konuda sarf edilmesi gerekiyor. Bunu eğitim için, bir araya gelmek için yapsınlar, yoksa fiyat ayarlamak gibi bir gerekçeyle bir araya gelmek çok yanlış olur. Mesleki dayanışmayla dış ticaret şirketlerini kurup yeni pazarlar elde etmeliyiz. Yoksa atölye olarak kalmaya devam ederiz. Bunu başarabilirsek Türkiye’deki etiket sanayiinin önü açık demektir. Şu an diğer sektör dernekleri ile birlikte yoğun bir çalışma içinde olduğumuzu biliyorsunuz. Amacımız sektörü bir çatı altına toplamak. Bu belki ASD olabilir veya ASD bir vakfa dönüştürülebilir. Her derneğin kendi varlığını sürdürmesi kaydıyla bir çatı altında toplanmasının sektöre ve ekonomiye çok katkısı olacağına inananlardanım. Bu konuda üzerime düşen her şeyi yapmaya hazırım.

Son olarak ne söylemek istersiniz?
Önümüzdeki dönemde sektörler arasında işbirliğinin mutlaka artması gerekir, yoksa çok büyük aksaklıklarla karşı karşıya gelebiliriz. Herkes biliyor ki biz verimli çalışamıyoruz. Artık sektörleri bir araya getirip bilimsel çalışmalara ağırlık vermeliyiz. Sanayi kültürü oluşturmanın ve kurumsallaşmanın zamanı gelmiştir.

Kaynak: www.ambalajtasarimi.com

 
 
Bu yazı 3067 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.

"Ambalaj Sektörünün Bilinçlenmesi Gerek"
Raftaki Ürünün Tek İletişim Aracı Ambalaj
 
  Üyelik Girişi
Haberler
Ambalaj Sektörü Avrupa’ya Açıldı

04/12/2007

Röportaj
Raftaki Ürünün Tek İletişim Aracı Ambalaj
İlhan BİLGE

Başarı Öyküleri
Hamburger Ambalajlarıyla İngiltere’yi Fethetti
2002 yılında Türkiye’de ge­lişmeye en...

"Ambalajlar Tüketiciyle Duygusal İlişki Kurmalı"
Dünyanın en prestijli tasarım yarışması "R...

BİZİ TANIYIN  | ÇÖZÜM ORTAKLARI  | SIKÇA SORULAN SORULAR  | GÜVENLİK GİZLİLİK  | REKLAM  | KobiFinans RSS
KobiFinans'ı Öner Sık Kullanılanlara Ekle Ana Sayfam Yap
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2008
Content by Kolay İçerik
Powered by Infinity Teknoloji