AB, yakın geçmişte “Avrupa 2020 Stratejisi”ni benimsedi. Avrupa 2020 Stratejisi'nde özellikle büyüme üzerine odaklanma var. AB bölgesinin temel sorunu büyüme olduğu için yoğunlaşma bu konu üzerinde. Ancak; büyüme kavramına bakış daha bütünsel.
Büyüme konusu üç boyutlu ele alınmış:
* Akıllı büyüme,
* Sürdürülebilir büyüme,
* Kapsayıcı büyüme.
Akıllı büyüme, ‘bilgi ve yenilikçiliğe dayalı bir ekonominin geliştirilmesi’; sürdürülebilir büyüme, ‘kaynakların daha verimli kullanılması ve rekabet gücünün artırılması’; kapsayıcı büyüme ise ‘sosyal ve bölgeler arası uyum üreten yüksek istihdama dayalı bir ekonomi yaratmak’ olarak tanımlanmış. AB, 21’inci yüzyıl için sosyal pazar ekonomisi eksenli bir vizyon öngörmüş.
Öte yandan AB Komisyonu, 2020’de varılmak istenen hedefleri rakamlara dayandırmış. Şöyle ki;
* 20-64 yaş gurubundaki nüfusun yüzde 75’inin istihdam ediliyor olması,
* AB bölgesi GSYİH’nın yüzde 3’ünün Ar-Ge yatırımlarına harcanması,
* Eğitimini yarım bırakanların oranının yüzde 10’un altına indirilmesi,
* Gençlerin en az yüzde 40’ının üniversite eğitimi alması,
* Yoksul nüfusun 20 milyon kişi azaltılması,
* İklim/enerji hedeflerinin tutturulması ve hatta emisyon indirim oranının yükseltilmesi şeklinde somut hedefler belirlenmiş.
Komisyon, yukarıdaki hedefler ve belirlenen öncelik alanlarında ilerlemeyi sağlamak üzere 7 ana girişim önermiş. Bunlar;
* Yenilikçilik Birliği,
* Hareketli Gençler,
* Avrupa İçin Dijital Gündem,
* Verimli Kaynak Kullanan Avrupa,
* Küreselleşme Çağı için bir Sanayi Politikası,
* Yeni İşler İçin Yeni Beceriler Gündemi,
* Yoksulluğa Karşı Avrupa Platformu olarak sıralanmış.
Hayal Belgesi AB Komisyonu'nun bu 2020 Strateji Belgesi, kelimenin tam anlamı ile hayal ürünü. İçinde her şey var; ama gerçekte hiçbir şey yok. Rakamlar hayal, yapılar hayal, sonuçlar hayal... Sanki "Acil Eylem Planı" gibi... O metinlerde de yüzlerce politika tedbirleri yer almıştı.
Peki, bu belgeye niçin "hayal ürünü" diyoruz? Neden böyle bir yargıda bulunuyoruz? Elbette bunun nedenleri var. İşte bir kaçı...
* Her şeyden önce Avrupa bölgesinde büyüme oranları çok zayıf. Kriz öncesi zaten düşük olan büyüme oranları krizle taban yaptı. Şimdi de dünyanın diğer bölgelerine göre kriz sonrasında en az performans gösteren bölge.
* Avrupa Merkez Bankası, dünya para politikasını belirlemede belirleyici değil; daha ürkek ve daha edilgen politikalara sahip.
* Avrupa bölgesinin belki de en temel sorunu, değişen durum karşısında uyum gösterme yeteneğinin olmaması. Bu, kriz anında fabrikasının belli makinelerini satan ve kilit personelini çıkaran bir şirketin yeni gelişen duruma ayak uydurma konusunda zafiyet göstermesi gibi bir şey. Örneğin; Türkiye ve Türkler için böyle bir durum söz konusu değil.
* Avrupa Birliği'nin, Güney Kıbrıs gibi kendi küçük etkisi büyük üye ülkelerle ve üyelik yolundaki diğer ülkelerle tam olarak belirleyemediği bir yol haritası var.
*Bütün bunlar yetmiyormuş gibi şimdi de Yunanistan sıkıntısı. İflasın eşiğine gelmiş ve taşkınlıkları sokağa yansımış Yunanistan, hiçbir adım atmadan üyesi olduğu AB'den destek bekliyor.
Kaynak: Para Dergisi
www.paradergi.com.tr
|