KobiFinans
anasayfa Anasayfa
favorilere ekle Favorilerime Ekle
arkadaşına öner KobiFinans'ı Öner
rss RSS
Detaylı Arama
sub-bg-left
10 Şubat 2012 Cuma
FORUM ÜYE SORGULAMA EĞİTİM MERKEZİ
sub-bg-right
Avrupa Birliği
Amerika Birleşik Devletleri
Azerbaycan
Almanya
Bulgaristan
Birleşik Arap Emirlikleri
Cezayir
Çek Cumhuriyeti
Çin
Fransa
Fas
Gürcistan
Güney Afrika Cumhuriyeti
Hollanda
Hindistan
İngiltere
Irak
İtalya
İsviçre
İspanya
Kazakistan
Mısır
Romanya
Polonya
Rusya
Suriye
Tunus
Ukrayna
Ürdün
Yunanistan
En Çok Okunanlar
Kitap Tanıtım
Türk Amerikan İlişkilerinde Irak Sorunu
Mustafa KAYAR

Irak Savaşı Sonrası Ortadoğu
Bülent ARAS


“Irak’ta, Çok Büyük Bir İş Potansiyeli Söz Konusu”


Lütfü KÜÇÜK
TÜGİAD Başkanı
“Irak’ta, Çok Büyük Bir İş Potansiyeli Söz Konusu” Yıllık ciroları yaklaşık 30 milyar do­lar olan Türkiye Genç İşa­damları Derneği (TÜGİAD) üyesi genç işadamla­rının yatırım ve girişimleri, Türkiye ekono­misinde önemli bir yer tutuyor. İnşaattan tekstile, otomotiv yan sanayinden turiz­me kadar 56 farklı sektörde faaliyet gös­teren TÜGİAD üyele­ri, yıllık ortalama 14 milyar dolarlık ihra­cat, 16 milyar dolarlık da ithalat gerçekleşti­riyor. Dinamik bir sa­nayici profiline sahip olan dernek, son gün­lerde dış ticaret ilişki­lerine hız verdi. Kuzey Irak'a küçük bir öncü heyet­le giden ve olumlu iz­lenimlerle dönen der­neğin başkanı Lütfü Küçük ile Irak'taki iş potansiyelinden ge­çen günlerde yine Çin'de açtıkları tem­silciliğe kadar pek çok konuyu konuştuk.

 

Yılın yarısından çoğunu iş seyahatleriyle geçiriyorsunuz. Son dönemde Türkiye’nin yurtdışındaki algısı konusunda neler gözlemliyorsunuz?
Türkiye’de iç pazarla dönmeye çalışan hiçbir şirketin büyüme şansı yok. Türkiye’deki standartlarda bir sanayici 3 yıl çok para kazanıp, ta­kip eden 3 yılda çok para kaybedebi­lir. Dalgalanmaların çok olduğu bir ül­keyiz. Dolayısıyla uluslararası ticaret sanayici için çok önemli. Önceden Türkler üretken bir millet olarak bilin­miyordu ama son 10 yılda bu değişti diyebilirim. Artık Türkler sanayi üreti­mine yatkın, mühendislik yönü kuvvet­li, orta düzeyin üzerindeki ürün gru­buna son derece hakim, dizayn kabili­yetini bünyesine katmış bir millet ola­rak algılanıyor dışarıda. Bunlar bizim için çok önemli.

Türkiye sanayi liginde nerede sizce?
Sanayinin girdisi genellikle yan proses edilmiş ürünlerdir. Şu anda Türkiye, katma değeri yüksek olan ürün grubunu üretebiliyor. Bu çok bü­yük avantaj. Çünkü civar ülkelerde sanayi yapısını Türkiye kadar çeşitlendir­miş başka bir ülke yok. Sanayi ürünleri çeşitliliğinde Türkiye bugün İtalya, Fransa ve İspanya ile karşılaştırılıyor. Sanayimiz “kıyaslanma” aşamasına gir­di, artık bu lige girdik.

2010’da, TÜGİAD üyeleriyle birlikte Irak'a bir ziyaretiniz oldu ...
Evet, oradaki potansiyeli görmek ve temaslarda bulunmak için, 9 kişilik bir heyetle Kuzey Irak'ı ziyaret ettik. Sü­leymaniye, Erbil ve Dahok bölgelerine bir öncü heyet programı düzenledik.

Sektörler bazında yapısal ihtiyaç­lar, talepler, yatırım fırsatları, teşvik uygulamaları ve gelecek dönem yatı­rım planları ile ilgili veri toplama ve durum tespiti konularında bilgiler edindik. Daha önce gerçekleştirdiği­miz İran ziyaretimizi de önce böyle ön­cü kafileyle gerçekleştirmiştik. Çünkü ilk önce çok kalabalık giderseniz çekini­yorlar. Asıl heyetimiz ise Irak'a daha sonra gidecek. O zaman katılımcı üye sayımızın 30'un altına düşmeyeceğini düşünüyoruz. Öncesinde kurumlara kendimizi tanıttık, özel sektörle görüş­meler yaptık, TÜGİAD yapısına uygun kurumlarla görüştük, zemini hazırla­dık.

Kuzey Irak’ta ne gibi fırsatlar var?
Kuzey Irak henüz karnını doyurabileceği bir ticaretin peşinde. Bunu zaten biz yapacağız. Ukrayna’dan 25 milyon ton tarım ürün çıkıyor. Bunlar mecburen Tür­kiye üzerinden geçecek. Biz bundan zaten doğrudan ya­rarlanıyoruz. O yüzden bi­zim asıl teknolojiyi oraya gö­türmemiz lazım. Sanayicile­rin mallarını oraya gönder­meleri lazım. Çünkü, bölge­de petrolden başka hiçbir ­şey yok.

Kuzey Irak’ın Türk yatırımcılarına bakışı nasıl?
Onlar bölgede yatırımların canlanmasını istiyor. Özellikle Türk şirketlerini çok teşvik ediyorlar. Türkiye'nin o bölge­de yatırımcı olmasını istiyor­lar. O yüzden heyetimize çok ilgi gösterdiler. Üretime yönelik, konut piyasasına yö­nelik pek çok Türk yatırım gördük orada.

Bölgenin iş potansiyeli hakkında biraz bilgi verir misiniz?
Son 20 yıldır gerçek anlamda çivi çakılmamış bir bölgeden bahsediliyor. Her şey sıfırdan yapılmak zorunda. Olan da çalışmıyor. Su, elektrik, yol, altyapı yok. O nedenle çok büyük bir iş potansiyeli söz konusu. Şu anda bölge ile ilgili, bizim üyelerimiz arasında en az 10 kişi fizibilite çalışma­ları yürütüyor.

Ziyaretimiz sırasında Majidi Mall di­ye alışveriş merkezini gezdik. İçinde yalnızca bir İngiliz markası vardı. Diğer markaların hepsi Türk markalarıydı. Bu açıdan bakıldığında perakendeciler için de büyüt bir potansiyel var. Alışve­riş merkezine ilgi de oldukça yoğundu gözlemlediğimiz kadarıyla. İğne atsak yere düşmez bir kalabalık vardı.

Üstelik bu ziyaretçiler meraklı tu­ristler de değildi, alışveriş yapan tüke­ticilerdi. Öte yandan şu anda gıda ile ilgili de çok büyük bir yatırım talebi ol­duğunu biliyoruz. İyi araştırıp uygun ürünlerle pazara girmek lazım. Örneğin; oraya buğday satmak yerine un sat­mak daha doğru.

Peki yatırımcılara özel teşvikler söz konusu mu?
Öncelikle bürokratik işlem­ler artık hız kazanmış. Hele Türk bir yatırımcıysanız işiniz daha kolay. Onlar zaten Türkleri istiyor. Yatı­rımcılara sundukları en büyük avantaj arazi konusunda. Arazi neredeyse be­dava. İnşaatçılara 'Projeni getir' diyor­lar. Örneğin 100 dönümlük bir arazi için 'Projenin yüzde 30'luk kısmını yap, biz de sana arazinin 70 dönümü­nü bağışlayalım' diyorlar. Spekülatör­lerin eline düşürülmesini istemedikle­ri için projeye başlandıktan sonra bu­nu bağışlıyorlar. Zaten bir yatırım için en büyük sermaye arazidir. Bunu ba­ğışladıktan sonra gerisi kolay.

Türkiye'nin Kuzey Irak gibi çevre ül­kelerle ticaretini geliştirmesinin son ekonomik krizin daha az hasarla atlatıl­masında etkili olduğunu düşünüyor musunuz?
Evet Suriye, Kuzey Irak ve İran gibi ülkelerle ticaretimiz gelişme­miş olsaydı Türkiye krizi daha ağır atla­tırdı. Kriz başlamadan daha önce çevre ülkelerle ticareti belli bir noktaya getir­miş olmanın avantajını yaşadık. TÜGİAD üyeleri olarak bizler de bu sayede krizi az hasarla atlattık.

Kaynak: Bu röportaj, www.kobifinans.com.tr için, Ekonomist Dergisi’nden derlenmiştir.

www.ekonomist.com.tr

 

 
 
Bu yazı 4243 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
 
Üyelik Girişi
Üye Olmak İstiyorum
ebultenkayit
Aylık KobiFinans E-bülten'e üye olmak için lütfen bilgilerinizi doldurun.
Uzmana Danışın
A.Kerim KALINAĞAÇ
Dış Ticaret Danışmanı
A.Kerim KALINAĞAÇ
İthalat, İhracat, Mevzuat ve Gümrükleme ile ilgili sorularınızı cevaplıyor
kobifinans Irak'la 20 Milyar Dolar'lık Ticaretin Yol Haritası
Osman AROLAT
 
footer-left
Bizi Tanıyın Çözüm Ortakları Güvenlik ve Gizlilik Sıkça Sorulan Sorular Reklam Ödüllerimiz
Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın Site Haritası
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2010