KobiFinans
anasayfa Anasayfa
favorilere ekle Favorilerime Ekle
arkadaşına öner KobiFinans'ı Öner
rss RSS
Detaylı Arama
sub-bg-left
10 Şubat 2012 Cuma
FORUM ÜYE SORGULAMA EĞİTİM MERKEZİ
sub-bg-right
Avrupa Birliği
Amerika Birleşik Devletleri
Azerbaycan
Almanya
Bulgaristan
Birleşik Arap Emirlikleri
Cezayir
Çek Cumhuriyeti
Çin
Fransa
Fas
Gürcistan
Güney Afrika Cumhuriyeti
Hollanda
Hindistan
İngiltere
Irak
İtalya
İsviçre
İspanya
Kazakistan
Mısır
Romanya
Polonya
Rusya
Suriye
Tunus
Ukrayna
Ürdün
Yunanistan
En Çok Okunanlar
Kitap Tanıtım
Türkiye-Rusya Ekonomik İlişkileri
Hasan SELÇUK

Turizmde Hizmet Pazarlaması / Türkiye Açısından Rusya Pazarı
Fatma DEMİRCİ OREL, İlgar MEMMEDOV


Rusya Nereye Gidiyor?


Yiğit BULUT
Referans Gazetesi Köşe Yazarı/Ekonomist
Rusya Nereye Gidiyor?
Türkiye’nin önünü Rusya’ya doğru çevirmesi ile ilgili paranoyanın zirve yaptığı bir dönemde geçtiğimiz hafta içinde Başbakan Putin’in sözcüsü Dmitry Peskov ile aşağıdaki röportajı gerçekleştirdim. Rusya’nın yeni çizgisi hakkında algılamamız ile gerçek arasındaki mesafenin nasıl açıldığımı göstermek açısından aynen sizinle paylaşıyorum.

YB: Şu an için içinde bulunduğumuz durumda sizden ilk önce şunu rica edeceğim. 11 Eylül saldırısı daha doğrusu 1989 Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla Amerika-Rusya diyalektiğinin 1989-2001 arasında yerini tek monoblok ülke olan Amerika’ya bırakmasından sonra Rusya ile Türkiye ilişkisini son 8 yılda nasıl tanımlayabiliriz? Özetlemek gerekirse 11 Eylül saldırısı sonucu dünyadaki dengelerin değiştiğini biliyoruz. Peki bu süreçte Rusya’nın Türkiye’ye bakış açısındaki değişim nasıl olmuştur?

Siyasi Diyalog Üst Düzeyde
DP: Genel olarak şüphesizdir ki olumlu. İlişkilerimizde yani modern tarihte oldukça zor dönemler yaşandı. Bizim gelişme tempomuzla beraber bazen geri kaldık, bazen çok hızlı ilerlettik. Ama genel olarak, genel tablo son derece olumlu. Zaman zaman krizli dönemler yaşandı iki ülke arasında, karşılıklı şüpheler, yanlış anlaşılmalar oldu. Fakat sizin de bahsettiğiniz gibi 11 Eylül süreciyle durum tamamen değişti. İki devlet de bölgede hayati bir rol oynadığı için karşılıklı sorumluluklar önem kazandı. Terörle mücadelede, bölgede istikrarı sağlamada, muhtemel ihtilaflı durumların önlenmesinde iki ülke son derece önemli rol oynadı, oynuyor ileride de oynayacaktır. Bu performansı yakalayabilmek için hiç şüphesiz birlikte hareket etmemiz gerekmektedir, yanlış anlamalar varsa, güven yetersiz ise her iki devlettin de süper bir gayret göstermesi gerekir. Aksi takdirde bölgelerin kaderi belirsiz olur. Ve zannediyorum iki devlet de bu rolü başarılı bir şekilde oynamaktadır. Siyasi diyalog üst düzeyde yürümektedir. Sayın Rus devlet başkanı Dmitry Medvedev birkaç gün önce Sayın Abdullah Gül ile görüştü. Gayet olumlu bir görüşme oldu. Yine aynı şekilde şu anki Başbakanımız Vladimir Putin, Başbakanınız Recep Tayyip Erdoğan ile sıkı bir temas içerisindedir. Üst düzeydeki temaslar ilişkilerimize çok hızlı bir ivme kazandırmaktadır. Yani ilişkilerimizi çok daha geniş ufuklara taşımaktadır. Bununla birlikte ticari ve ekonomik ilişkilerimiz siyasi gerginlik olduğu günlerde bile iyiydi. Zaten herhangi iki ülke arasında sağlam bir ticari yatırım temeli varsa bu çok önemli bir sigortadır siyasi ilişkiler açısından. Kısaca özetlemek gerekirse ticari ekonomik ilişkiler ve siyasi diyalog sağlam temeller üzerinde gelişim gösteriyorsa bu her iki ülkenin menfaatleri açısından önem arz eder.

Alternatif Modeller Kurulabilir
YB: Avrupa Birliği Türkiye açısından ekonomik bir model. Bu görüşmeyi 2001 Ağustosunda petrol 30 dolarken yapsaydık, görüşmemiz çok farklı olurdu. Bugün petrol 138 dolar. Ve hatta Amerika’nın İran’a yapacağı muhtemel operasyonu ile petrol fiyatının 200 dolara çıkacağı konuşuluyor. Yukarı giden petrol fiyatı Rusya açısından olumlu bir süreç. Çünkü Rusya askeri bir güç değil sadece ekonomik bir güç de. Şuna varmak istiyorum. Siz güçlü bir ekonomi olarak Avrupa Birliği’ne alternatif olarak bölgeden yeni bir ekonomik model çıkacağına inanıyor musunuz?

DP: Bunu hayat ve gelişme gösterir. Bu siyasi bir mesele değildir. Bu bir fizibilite meselesidir. Bu noktada size Başbakan Putin’in iki yıl önce Münih’te gerçekleştirdiği konuşmasını hatırlatmak isterim: "Bakın, bu dünyada ekonomik kutuplar artık eskisi gibi değil. Ekonomik kutuplar yepyeni yerlerde oluşuyor. Rusya, Çin, Hindistan, Brezilya’nın ürettiği bedel artık Avrupa’da üretilen bedellerle kıyaslanabilir. Dolayısıyla ekonomik gücün eskiden olduğu gibi artık sadece belirli yerlerin kontrolü altında olduğu düşünülmesi söz konusu değildir. Yeni bir oluşum olur mu diyorsunuz bu fizibilite meselesidir. Avrupa Birliği’ne karşı yeni bir kuruluş fikri sağlıklı değildir. Fakat formatlar değişik olabilir. Şu an hasta olan ekonomi dünyası gündemi sürekli değiştiriyor. Güçlü ekonomisi olan devletler ancak ayakta kalacaktır. Ve bu güçlü ekonomiler farklı modeller oluşturabilir. Rusya tarihi boyunca çok boyutlu temaslarını sürdürdü ve buna devam edecektir. Avrupa bazen problem yaşadığımız ama sağdık olduğumuz bir ortağımızdır. Aynı zamanda Rusya’ya doğudan, Türkiye’den de büyük bir ilgi var. Rusya’nın ana amacı kendi halkının refahını artırmaktır. Bunun için de karşılıklı çıkar ve güven önem kazanacaktır. Bu çıkarı ve güveni oluşturan ülkeler arasında alternatif bir model oluşturabilir.

Ukrayna’ya AB Desteği
YB: Peki Ukrayna’nın Avrupa Birliği üyesi olması sürecine nasıl bakıyorsunuz?

DP:
Gayet olumlu bakıyoruz. Yalnız bizim bu konuda tek bir isteğimiz var. Ukrayna ve Rusya asırlarca bir arada yaşamış kardeş ülkedir. Ekonomilerimiz birbirine bağlıdır. Üretim tesislerimiz çok sıkı bir birliktelik içerisindedir. İki ülke çok hassas olunan alanlarda işbirliği içerisinde. Dolayısıyla bu üyelik bağlı olduğumuz ekonomik ilişkilerimize zarar verirse bu ne bizim ne de Ukrayna halkının menfaatine olur. Yoksa Ukrayna’nın Avrupa’ya entegrasyonunu tamamiyle destekliyoruz, onları selamlıyoruz.

Türkiye’nin önünü Rusya’ya doğru çevirmesi ile ilgili paranoyanın zirve yaptığı bir dönemde geçtiğimiz hafta içinde Başbakan Putin’in sözcüsü Dmitry Peskov ile aşağıdaki röportajı gerçekleştirdim. Rusya’nın yeni çizgisi hakkında algılamamız ile gerçek arasındaki mesafenin nasıl açıldığımı göstermek açısından röportajın kalan kısmını da yine sizlerle paylaşmak istiyorum.

YB: Başbakan Putin bazı kararlar aldı ekonomiyle ilgili ve stratejik alanları yabancı yatırımlara kapadı. Bu Rusya’nın tekrar içine kapanması olarak mı algılanmalı, yoksa küreselleşme sürecine karşı bir "dur" noktası mı koyulmuş oldu?
 
Yabancıya Limit Kondu
DP: Tamamiyle kapatmadı ama bir limit koydu. Bütün gelişmiş ülkeler aynı şeyi yapmaktadır. Mesela ABD’de Arap emirliklerinden bir şirketin limanları satın alması büyük bir skandal yaratmıştı ve bu olaydan sonra ABD’de yabancı yatırımlara sınırlamalar getirildi. Aynı şekilde Avrupa’da, İngiltere’de, Rusya’daki yabancı yatırımlara da sınırlamalar getirildi. Rusya yabancı yatırımı teşvik etmektedir. Rusya’ya bugün yurtdışından gelen doğrudan yatırım yılda 80 milyar dolar düzeyindedir. İngiliz, Amerikan ve Fransız şirketler petrol alanında Rusya’da söz sahibi olan şirketlere sahiptir. Bununla birlikte tabii ki stratejik alanlarda sınırlamalarımız var. Ama Türkiye’yi bu anlamda Rusya ile kıyaslamamız mümkün değildir. Çünkü stratejik alanlarınız kısıtlı. Rusya kadar petrol, yeraltı kaynağınız yok. Böyle bir servete sahip çıkan bir ülke olarak Rusya yabancılara hoş geldiniz diyor ama belli bir noktaya kadar. Özetle söylemek gerekirse yabancı yatırımcılar stratejik alanlarda yüzde 51’lik bir hisseye sahip olamazlar. Nedir bu stratejik alanlar petrol, gaz, televizyon, boru hatları sistemi vs. Kendini bilen her devletin de bu alanlardaki yabancı yatırıma sınırlamalar getirmesi gerektiğini düşünmekteyiz.
 
Sermaye Piyasası Büyüyor
YB: Rusya’yı sermaye piyasası açısından nasıl görüyorsunuz?

DP: Şirketlerin halka açılma süreci devam edecektir. Bu sürecin çok pozitif etkileri olduğunu söyleyebiliriz. Rosneft, Gazprom gibi dev şirketler ile büyük bankalarımızdan birkaçında halka açılım gerçekleştirmiştir. Sermaye piyasasının geleceği oldukça parlaktır. Zaten son iki yılda büyüme tempomuz son derece yüksek oldu. Yıllık büyüme yüzde 80’i buldu. Bu sene bu oranın biraz zayıfladığını görüyoruz. Tabii ki yaşanan krizin etkilerini Rusya’da hissetti. Yine de büyüme devam ediyor. Trend büyüme trendidir.

YB: IMF ve Dünya Bankası’na nasıl bakıyorsunuz?

DP: Çok önemli uluslararası mekanizmalardan bahsediyoruz. Parasal ve finansal siyasetin çok önemli mekanizmaları. Bu kuruluşlarla Rusya’nın bağı çok kuvvetlidir. Fakat Rusya’nın bu kuruluşlarla olan pozisyonu bugün tamamiyle değişmiştir. Eskiden Rusya devamlı para talep eden bir ülke konumdayken bugün eşit konumlu karşılıklı yararı işbirliği içerisinde yürütmek isteyen bir ülke konumuna gelmiştir. Bu kuruluşlara artık çok önemli ortaklar gözüyle bakıyoruz. Ümit ediyoruz ki onların yaklaşımı da bize karşı aynı şekilde değişir.
 
Söz Hakkımızı Geri Aldık
YB: Eski Devlet Başkanı Putin’in ortaya koyduğu liderlik ile Rusya’nın gelişimi oluşmuş, oturmuştur. Küreselleşme bir lider dayatabiliyor diğer ülkelerde örnekleri mevcut. Böyle bir yapı içinde liderlik mekanizmasından kurumsallaşmış yerleşik demokrasiye Rusya nasıl geçiş yapabilecek?

DP: Her şeyden önce Rusya demokratik bir ülkedir. Rusya’da Devlet Başkanlığı Sistemi vardır. Ana gelişme trendlerini de devlet başkanı çizer. Şu anda Rusya’nın parlamenter sisteme geçişini gelecek gösterecektir. Rusya classes management dönemini atlatan bir ülkedir. Ve Başbakanımız Putin, devlet başkanlığı döneminde bu rejimi sona erdirmiştir. Rusya kendi anayasasına sadık olan, tüm dünya ile aynı değerleri paylaşan ve inanan, dünya ekonomisinin ayrılmaz bir parçası olan bir ülkedir. Rusya yaşam standartlarını dünya işlerindeki rolünü, söz hakkını geri alan bir ülkedir ve artık önceden tahmin edilebilen, istikrarlı bir gelişim sürecine girmiştir.

YB: Rusya nasıl bir modele doğru gitmek istiyor? Tam liberal bir model mi? Liberal ama kontrol edilebilen bir model mi?

DP: Rusya piyasa ekonomisine, demokrasi ideallerine bağlı, ana amaç olarak halkının refahını düşünen ve komşu ülkelerle sağlam ilişkiler kurmaktan yana olan bir cumhuriyettir. Bununla birlikte küreselleşmenin kurbanları olduğumuz da kaçınılmaz bir gerçektir.
 
İran’a Operasyon İntihardır
YB: Olması muhtemel gözüyle bakılan Amerika’nın İran operasyonuna Rusya’nın bakış açısı nedir?

DP: Şimdi her şeyden önce bu bir facia senaryosudur hem bölgemiz hem de tüm dünya için. Bunu düşünmek bile istemiyoruz. Böyle bir adımı hiçbir ülkenin atmak istemeyeceğine inanmak istiyoruz. Rusya yüksek petrol fiyatlarının peşinde koşuyor gözüyle de lütfen bakmayın bize. Çünkü bunun hem olumlu hem de olumsuz sonuçları vardır. Ve düşünülenin aksine olumsuz etkileri daha fazla olabilir. Enflasyonla mücadelede büyük bir efor sarfediyoruz. Rusya’nın büyüme cetvelinde petrolün rolü gittikçe azalmaktadır. Mesela 2007 göstergelerine bakarsanız petrol sektörü yüzde 4-6 oranlarında büyüme gösterirken müteahhitlik, otomotiv gibi sektörlerin yüzde 25’i bulan bir büyüme içinde olduğunu söyleyebiliriz. Rusya petrole ve petrol gelirlerine bağlı bir ülke durumdan çıkmak üzeredir artık. Rusya ekonomide transformasyon sağladı. Ve İran’a yapılacak olan muhtemel bir operasyonun bir intihar olacağını düşünüyorum. Rusya kesinlikle böyle bir operasyona karşıdır. Sorun, siyasi ve diplomatik yollarla çözümlenmeye çalışılmalıdır.
 
YB: Başbakan Putin’in Devlet Başkanlığı döneminde yapmış olduğu bir açıklama var. Önümüzdeki yedi yılda Rusya’nın yapacağı ihale 550 milyar dolar olacak. 17 bin kilometrelik otoyol, 100 yeni hava limanı, nükleer santral, okul vs.. Kısacası hemen hemen her sektörde federal gelişme söz konusu olacak. Türk şirketlerinin bu ihalelerdeki şansını nasıl görüyorsunuz?

DP: Herhangi bir Rus şirketinin şansı neyse Türk şirketlerinin de şansı aynıdır. İhale ihaledir. Eğer yarışa katılabilirseniz ve standartlarınız diğerlerinden daha iyiyse o zaman bu ihale sizindir. Özellikle Rusya’nın güneyinde çok geniş çaplı bir yeniden yapılanma söz konusu. Sochi 2014 yılı olimpiyatları için hazırlıklar sürdürülüyor. Tüm bu ihalelerde Türk firmalarını da görmek istiyoruz. İhalelere katılacak olan firmaların şansları hangi ülkeden katıldığı önemli değil, aynıdır, eşittir.

Kaynak: Referans Gazetesi

 
 
 
Bu yazı 2574 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
Rusya, Hedefi 50 Milyar Dolara Çıkardı
Rusya Kartlarını Açtı
 
Üyelik Girişi
Üye Olmak İstiyorum
ebultenkayit
Aylık KobiFinans E-bülten'e üye olmak için lütfen bilgilerinizi doldurun.
Uzmana Danışın
A.Kerim KALINAĞAÇ
Dış Ticaret Danışmanı
A.Kerim KALINAĞAÇ
İthalat, İhracat, Mevzuat ve Gümrükleme ile ilgili sorularınızı cevaplıyor
kobifinans Rusya, Hedefi 50 Milyar Dolara Çıkardı
Didem ERYAR ÜNLÜ

kobifinans Rusya Kartlarını Açtı
Mensur AKGÜN
 
Farklı Kültürler Rusya
kobifinans Rusya’da Sözleşmesiz İş YapmayınRuslar, ...

06 Şubat 2006
 
footer-left
Bizi Tanıyın Çözüm Ortakları Güvenlik ve Gizlilik Sıkça Sorulan Sorular Reklam Ödüllerimiz
Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın Site Haritası
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2010