Çin konusunda yaptığı araştırmalarla bilinen ve The China Strategy: Harnessing the Power of the World's Fastest-Growing Economy adlı bir eseri yazan Edward Tse, Wall Street Journal gazetesinde dünya liderliğine giden yolda Çin’in yapması gerekenleri kaleme aldı.
Bu makaleden, ilginç satır başları şöyle sıralanıyor:
Çin, geçtiğimiz 30 yıl içince dünyanın en izole ülkelerinden birinden, küresel anlamda en fazla değişen ve gelişen ekonomisine dönüştü. Fakir bir ülkeyken, merkezi bir yönetime sahip ekonomisinin yardımı ve uzun süredir kapalı olan sınır kapılarının açılmasıyla, piyasa güçlerini kendine çekti.
Bu süreçte ticarette karşılaştığı bütün engelleri ortadan kaldıran Çin, özellikle 2008’deki Olimpiyat Oyunları sırasında, küresel çaptaki bütün yatırımları ülkeye davet etti.
Yabancı yatırımcıların çoğalması Çin’in ulusal zenginliği artırırken, Çinli vatandaşların ceplerine daha fazla para girmesini sağladı. Bu da ülkeye hem daha fazla güç hem de saygınlık kazandırdı. Bu şekilde, uzun süredir yapmaya çalıştığı şeyi başarılı bir şekilde tamamlayıp, tanıtımını da artırdı.
Tarihi, kültürü, siyasi politikaları ve 30 yıllık ekonomik büyüme sürecinde gelişen toplumsal güçleri sayesinde, Çin uzun süredir çabaladığı dünyanın en önde gelen ekonomileri arasına girme hedefini bugün tam anlamıyla başarmış durumda.
Hala Eksikleri Var Çin ekonomisi her açıdan büyümeye devam etse de ülkede teknik bilgi açısından eksik kalınan birçok alan da bulunuyor. Bu alanlardaki ilerleme dünyada işini en iyi yapanlardan alınacak yardımlarla geliştirilebilir.
Ülke ekonomisindeki eksiklerin tamamlanması ve sosyokültürel gerekliliklerin yerine getirilmesinin ardından, Çin’in dünyanın en iyi ekonomisi olmaması için herhangi bir engel görünmüyor.
Ancak Çin pasif bir güç olarak amaçlarına ulaşamaz. Pekin hükümetinin yatırımcılara piyasalarını, kaynaklarını ve ticaret yollarını her daim açık tutacağına yönelik mesajlar vermesi gerekiyor.
Lider Ekonomi Olabilecek mi? Şaşırtıcı bir şekilde Çin’in ekonomik büyümesine yönelik tartışmalarda, ülkenin dünya liderliğini taşıyıp taşıyamayacağına yönelik konuşmalar çok da fazla dile getirilmiyor. Çin’in bu rolü layıkıyla üstlenmesi için, hem ekonomik hem de iklim değişikliği, çevre ve sağlık gibi alanlardaki varlığını alternatifsiz bırakması gerekiyor.
Ülkedeki ekonomik gelişmeleri takip eden uzmanlar, Çin’i değerlendirirken ikiye ayrılıyor. Bazıları, Çin’i yeni bir küresel güç olarak görüp, yeni zenginlik kaynakları ve piyasalar yaratarak, yüz binlerce insanı fakirlikten kurtarmakla sorumlu olarak gösteriyor.
Bazılarıysa ülkeyi yeni bir tehlike olarak görüp, dünya üzerindeki doğal kaynakları tüketmekle suçluyor. Bu kişiler, Çin’i sera gazı salınımlarının en büyük kaynağı olarak gösteriyor ve hem Asya hem de dünya genelinde yıkıcı bir güç olarak belirlemeye başladığına dikkat çekiyor.”
Kaynak: Bu yazı, www.kolayiletisim.com.tr için, Hürriyet Gazetesi’nden derlenmiştir.
www.hurriyet.com.tr
|