Hakkı Çağlar, 17 yıldır Çin'de. Türk işadamlarına yardımcı olmaya çalışıyor. Türk ihraç ürünlerini Çin'e satmak isteyen Türk işadamlarına yardım etmeyi ümit ediyormuş. Ama umduğu olmamış. Şimdi Çin'den Türkiye'ye mal gönderiyor. Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'ni bitirince Moğolca öğrenmek için Çin'e gelmiş. Bir daha ülkeye dönememiş.
Alptekin Aydın, İzmir'den Pekin'e gelmiş. Bir ofis açmış. ‘Hipokrat’ firmasının sağlık gereçlerini Çinlilere satmaya çalışıyor. Ege Serbest Bölgesi'ni Çin firmalarına tanıtıyor.
Cem Aygün, Ege Üniversitesi'nin Radyo Televizyon bölümünü bitirmiş. Beijing Üniversitesi'nde Türkçe öğretiyor.
Pekin'de çok sayıda Türk genci Çince öğrenme çabasında.
Arzu Durdular, Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden lisansüstü (M.A) derecesi aldıktan sonra MEB bursu ile 3 yıl önce Pekin Üniversitesi'ne gelmiş. Babası emekli astsubay. Ayda 120 dolar burs parasıyla geçiniyor. Türkiye'ye dönünce ne yapacağını bilmiyor.
Osman Erol'un hayat hikayesi ilginç. Erzurumlu. Babası inşaat işçisi. İstanbul'da liseye devam ederken ‘Kung-Fu’ya (Çin dövüşü) merak etmiş. Pendik'teki Kung-Fu kurslarına yazılmış. ‘Çin dövüşü’nü yaparken Çin'e merakı artmış. Kendi çabasıyla imkan yaratarak Çin'e gelmiş. Çin'de üniversite eğitimini tamamlamış. Bir süre Çin radyosunun Türkçe servisinde çalışmış. Şimdi bir haber ajansına Çin'den haber geçiyor.
Levent Uluçer de Marmara Üniversitesi'nde görsel sanatlar eğitimi gördükten sonra Çin radyosunda Türkçe servisinde çalışmaya gelmiş. Evli. Eşi hekim. Ağrı'da devlet hastanesinde çalışıyor. Levent Uluçer şimdilerde Doğan Haber Ajansı'nın Pekin temsilcisi.
Güven Parlak'ın babası Merter'de tekstil ticareti yaparken işleri bozulmuş. Almanya'ya gitmiş. Şimdi Almanya'da Çin malı satıyor. Oğlu liseyi bitirince ‘Çin ile Türkiye'nin ticari ilişkileri gelişecek. Üniversiteyi Çin'de oku’ demiş. Oğlunu Çin'e göndermiş. Oğluna gönderdiği parayla Minzu Üniversitesi'nde Uluslararası Ekonomi okuyor.
Tayfun Kılıç'ın babası çalışmak için Pekin'e gelmiş. Tayfun Kılıç Ankara'da liseyi bitirince babası onu yanına aldırmış. Bir yıldır Minzu Üniversitesi'ne devam ediyor.
Bu gençlerin hepsi Çin dilini kısa sürede öğrenmişler. Bunları neden yazıyorum? Türk işadamları Çin pazarına girmek, Çin'de temsilcilik açmak istediklerinde eleman bulma sorunları olmayacak. Çin'de, ülkeyi, insanlarını tanıyan, yerel adap-usulü bilen, iş bekleyen çok sayıda Türk genci var. Çin gibi uzak pazarlara Türkiye'nin girebilmesi için bu tür imkanlar çok önemli. Çin pazarına girmek için başka ülkelerin işadamları Çin'i istila etmiş durumda. Her şehirde çok sayıda çok odalı lüks oteller yapılmış. Oteller turist değil işadamı dolu. Şanghay'da kaldığımız otelin yöneticisine şehirdeki otellerin müşteri yapısını sordum. Yüzde 40 Çin dışında yaşayan Çinli işadamları, yüzde 30 Japon işadamları, yüzde 25 Avrupa ülkelerinden gelen işadamları, yüzde 5 de diğer müşteriler, cevabını verdi.
İşadamlarımızdan Çin pazarına ilgi gösteren ve başarıyla iş yapanlar da var. Kaldığımız otelde rastladığım Tevfik Türker, Çin'e mermer ihraç ediyor. Şanghay'daki temsilciliği ziyarete gelmiş. Mermer talebi çok büyük. ‘Türk mermerleri kaliteli. Fakat işlenmiş değil, blok mermer ihraç edebiliyoruz. Çünkü Çinliler mermeri ileri teknolojiyle bizden daha iyi işliyorlar’ diyor. Tahsin Türker Çin pazarına girince sadece Türk malı değil üçüncü ülke malını da satma imkanından söz ediyor. Örnek olarak şunları anlatıyor. ‘Bizim granitlerimiz Çin'in beklentisini karşılayacak kalitede değil. Biz de başka ülkelerden istenilen kalitede granit buluyoruz. Çin pazarına satıyoruz.’
Bu yazıyı Çin'de farklı imkanları kısaca anlatmak için yazdım. Tabii ki koskoca Çin'in imkan ve fırsatları bu kadar az değil. Ama bunları Türkiye'de ‘oturarak’ yakalamak mümkün değil.
Kaynak: www.milliyet.com.tr
|