Dönüş yaklaşıyor, oysa benim yapacaklarım daha bitmedi Amerika'da. Gitmeden önce görmek istediğim kişiler ve yerler, toplantı yapmak istediğim kuruluşlar ve sadece sohbet etmek istediğim dostlarım var. Her gün yeni şeyler öğrenirken, doğrusu hala beni şaşırtacak şeylerin olmasına seviniyorum. Türkiye'ye bagajımda çok değerli bilgiler, anılar ve deneyimlerle döneceğim.
Girişimcilik Patlamış Salı günü üyesi bulunduğum NHRA (Ulusal İnsan Kaynakları Derneği)'nin aylık toplantısı vardı. Daha çok göz sağlığı için geliştirdikleri ilaçları ve tüm ikinci baharındaki hanımların, hatta beylerin çok yakından bileceği Botox'un mucidi olan Allergan şirketinin Başkan Yardımcısı Roy Wilson, "Maksimum Değer Yaratmada Stratejik İşbirliği: İleriye Gidebilmek İçin İnsan Kaynaklarının Rolü" adlı bir sunum yaptı. Türkiye'de olduğu gibi Amerika'da da insan kaynakları departmanlarının stratejik işbirliği yönetimin istediği şekilde ve düzeyde değil. Son katıldığım birkaç toplantıda hep bunlar konuşuluyor: İK departmanlarıyla stratejik işbirliği nasıl sağlanabilir, en iyi çalışanlar nasıl bulunabilir ve bulunanları kurumda nasıl tutabilirler, bir de sağlık harcamalarının kuruma yüklediği ağır sorumluluğu nasıl hafifletebilirler? Kurumlar bunları tartışırken ortak kanı, iyi olanlar girişimci olup kendi işlerini kurmayı seçiyorlar. Bir tarafta kurumsal çalışma, diğer tarafta girişimcilik. Kurumsal çalışma yaşamı nasıl cazip hale gelebilir ki, hem firmalarını ileriye taşıyabilsin hem de en iyileri kendilerine çekebilsin.İK departmanlarının çözmesi gereken en büyük sorun bu.
Hayvan Terapisti Allergan firması 100 ülkede faaliyet gösteriyor, dünya çapında 5 bin çalışanı var. Çalışanlarını elinde tutabilmek için bakın neler yapıyor? Standart maaş artı hatırı sayılır bonuslar, birikim yönetimi, emeklilik planı, şirket hisselerine sahip olma imkanı, sağlık ve hayat sigortaları, ev alımı için kredi, psikolojik danışmanlık dahil her türlü danışmanlık hizmeti, çocuk evlat edinmek isteyenlere kolaylık vs. Peki şirketin Irvine, Kaliforniya'daki kampuslerinde bakın neler var: fitness salonu, beyzbol, futbol, basketbol, softbol, golf sahaları, günlük alışverişlerini yapabilecekleri süpermarket, kreş, çocuk bakımı servisi, kütüphane, banka, bilgisayar eğitim sınıfları (öğretmenleri ile birlikte), sağlık ve yaşam stili dersleri... Bu imkanlar karşılığında artık size de girişimciliği unutup, bir zahmet çalışmak kalıyor. Daha sonra, yönetim danışmanı ve koçu sevgili Bill Ellermeyer'la buluştuğumuzda, Bill dış kaynak kullanımının hızla arttığını hatta rayından çıktığından söz ediyordu. Ana işler dışında her şeyin 'outsource' edildiğinden ve bağımsız 'contractor'ların önlenemez yükselişinden bahsediyordu. Bu anlamda girişimcilerin yarattığı 'kişiye özel servislerin' her gün artarak geliştiğini ve yeni yeni iş tanımlarının ve mesleklerinin ortaya çıkışını konuşuyoruz.
Her Bütçeye Uygun "Kendilerine zaman kazandırabilecek her türlü servis için Amerikalıların ödeyemeyeceği bedel yok" diyor Bill. Haklı olduğuna gözlemlerim ve araştırmalarımla her gün tanık oluyorum. O kadar çok ki 'kişiye özel enteresan servisler,' anlatmakla biteceğe benzemiyor. Ancak 'hayvan terapisti'ni size tanıtmadan geçemeyeceğim. Diyelim evde beslediğiniz kedi veya köpeğiniz var. Ne de olsa evin canlısı, canı sıkılabilir, kasları ağrıyabilir, stresten her tarafı tutulmuş olabilir. Hadi ona bir iyilik yapın ve 'hayvan terapisti'ni arayın. Hemen evinize gelip evcil hayvanınıza masaj yapıp onu rahatlatacak. Bu, sadece zenginler için değil, her keseye, her bütçeye uygun bir servis.
Bobi Randevu Bekliyor Köpeğim, kedim yok ama hemen aradım. 15 dakikası 35 dolar. Hadi siz 25 dolardan masaj yapın bir sabah bir akşam müşteri alın, günde 50 dolar haftada 250 dolar... Fena değil doğrusu. Eğitim gerekmiyor, hayvan sevmeniz yeterli. Amerika'da bu tip servisler için eleman çalıştırmadığınız takdirde şirket kurmanıza da gerek yok. Sistem böyle kurulmuş, sadece yıl sonunda verginizi ödüyorsunuz. Talep o kadar çok ki, üstelik bir de 'bekleme listesi' var. Benim hayali Bobi'me ancak iki hafta sonrasına randevu verebiliyorlar. Ayıp olmasın diye artık Türkiye'den şanslı bir Bobi yollarız. Kısacası, uygar ve zengin ülkelerin dertlerinin farklı olduğu kadar talepleri ve meslekleri de çok değişik ve farklı. Ne demişler, "zenginin malı fakirin çenesini yorarmış" benimki de işte öyle bir şey. Hele bir de diğer meslekleri duyun, şaşkınlığınız daha da artacak.
Kaynak: Sabah İşte İnsan Gazetesi
|