KobiFinans Türkiye' nin en büyük kobi portalı
Anasayfa Site Haritası English
 
   03 Aralık 2008, Çarşamba
DERGİMİZ FORUM ÜYE SORGULAMA İLAN PANOSU
AB
ABD
Almanya
Azerbaycan
Bulgaristan
Birleşik Arap Emir.
Cezayir
Çin
Çek Cumhuriyeti
Fransa
Fas
Güney Afrika Cum.
Gürcistan
Hollanda
Hindistan
İngiltere
Irak
İtalya
İsviçre
İspanya
Kazakistan
Mısır
Polonya
Romanya
Rusya
Tunus
Suriye
Ukrayna
Ürdün
Yunanistan

En Çok Okunanlar

Kitap Tanıtım
Girişimcinin Silahı : İş Planı

Paul BARROW

Ekonominin Dinomosu Küçük Ve Orta Büyüklükte İşletmeler Rehberi

Ercan ALPTÜRK

Mevcut Durum
Helsinki Zirvesi Sonrası Yaşanan Gelişmeler
Türkiye’nin AB’ne adaylığının hukuki zeminini oluşturan Katılım Ortaklığı Belgesi ve Çerçeve Yönetmelik’in 2001 yılı başlarında AB Konseyince onaylanmasının ardından ülkemiz AB Müktesebatının Üstlenilmesine ilişkin Ulusal Programı 26 Mart 2001 tarihinde Komisyona tevdi etmiştir. AB ile ilişkilerimiz bu tarihten itibaren sözkonusu belgelerde kayıtlı önceliklerimiz kapsamında şekillenmeye başlamıştır. Ulusal Program, Katılım Ortaklığı Belgesi’nde yer alan kısa ve orta vadeli önceliklere geniş bir şekilde cevap vermekte olup, Programın hayata geçirilmesi konusunda çalışmalar devam etmektedir.

Bu gelişmeleri takiben, 26 Haziran 2001 tarihinde 40. Ortaklık Konseyi, Lüksemburg’da toplanmıştır. Helsinki Zirvesi sonrasında gerçekleştirilen bu ikinci Ortaklık Konseyi toplantısında, Türkiye’nin AB’ye katılım-öncesi stratejisi çerçevesinde kaydedilen gelişmeler değerlendirilmiş, Türkiye’nin Topluluk programlarına katılımı, TAIEX’e tam erişim, Gümrük Birliği çerçevesinde ticari konuların düzenli olarak ele alınmasına yönelik istişare mekanizmaları oluşturulması gibi bir dizi önemli karar alınmıştır. Bir sonraki Ortaklık Konseyi toplantısının 16 Nisan 2002’de yapılması öngörülmektedir.

2001 yılı içinde Ulusal Program’da öngörülen önceliklerin gerçekleştirilmesi için çalışmalar her alanda sürdürülmüştür. Siyasi kriterler alanında en önemli gelişmelerden birini TBMM’de Partilerarası Uzlaşma Komisyonu tarafından Anayasamızda yapılması gerekli değişikliklerle ilgili olarak hazırlanan 37 maddelik bir Anayasa Değişiklik Paketi oluşturmaktadır. Sözkonusu değişiklik önerilerinin 22 adedi Ulusal Programımızda yer alan önceliklerle örtüşmektedir. TBMM Genel Kurulunda 3 Ekim günü yapılan oylamada 34 maddeye ilişkin anayasa değişiklikleri kabul edilmiştir. Temel hak ve özgürlükler alanında yapılması öngörülen diğer anayasa değişiklikleri hakkında yeni bir paket üzerindeki çalışmalar devam etmektedir.

Ekonomik alanda, son yaşanan ekonomik krizle mücadele etmek amacıyla birçok reform gerçekleştirilmiştir. Bu reformlar Ulusal Programımızın bu alandaki öncelileriyle de birebir örtüşmektedir. Aynı zamanda, müktesebat uyumu için AB Genel Sekreterliği eşgüdümünde ilgili kuruluşlarımızın kapsamlı çalışmaları da yıl boyunca devam etmiştir.

Öte yandan AB de, Türkiye’nin Topluluk programlarına katılımı ve mali işbirliğinin daha etkin ve düzenli işlemesi için gerekli olan Tek Çerçevenin tamamlanmasına yönelik çalışmalarını 2001 yılı süresince sürdürmüştür. Sonuçta ilgili kararlar 17 Aralık 2001 tarihinde Konsey tarafından onaylanmıştır. Bu çerçevede, bundan böyle Türkiye-AB mali işbirliğinde PHARE prosedürleri uygulanacaktır. Öte yandan Topluluk programlarına ilişkin Çerçeve Anlaşma’nın onaylanmasını takiben Türkiye 2002 yılından itibaren Topluluk programlarına katılabilecektir.

Laeken Zirvesi
14-15 Aralık 2001 tarihlerinde Brüksel/Laeken’de gerçekleştirilen AB Laeken Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi Türkiye-AB ilişkileri açısından olumlu geçmiş ve üyelik yolunda önemli kazanımlar sağlamıştır. Sonuç Bildirgesinin 12. paragrafında yer alan, ülkemizle tam üyelik müzakerelerinin açılmasına yönelik ifadeler çerçevesinde Türkiye’ye üyelik yolunda verilen perspektif bunların başında gelmektedir. Öte yandan AGSP konusunda tarafımızdan atılan adımlar ile Kıbrıs konusundaki son gelişmeler Türkiye-AB ilişkilerine olumlu yönde yansımıştır. AB’nin geleceği konusunda oluşturulan Konvansiyon’a diğer adaylarla eşit statüde katılımımız ise diğer bir olumlu gelişmeyi oluşturmuştur.

Avrupa’nın Geleceğine İlişkin Konvansiyon
Genişleme süreci kapsamında AB’nin gerçekleştirmesi gereken kurumsal reformları ele almak üzere Şubat 2000’de oluşturulan Hükümetler arası Konferans (HAK) ve bunun bir sonucunu oluşturan Aralık 2000 tarihli Nice Zirvesi ile çalışmalar önemli bir mesafe kat etmiştir. Bu konuda 19 Ekim 2001 tarihinde Belçika’nın Ghent şehrinde yapılan AB Gayri resmi Hükümet ve Devlet Başkanları Zirvesinde, kurumsal reformlara ilişkin çalışmaları 2004 yılında sonuçlandıracak olan hükümetler arası Konferansla ilgili bir ‘Konvansiyon’un oluşumu ve çalışma usulleri ele alınmıştır. Konferansta, Konvansiyonun hazırlık sürecine üye ülkelerin ulusal parlamento ve hükümet temsilcileri, Avrupa Parlamentosu üyeleri, Komisyon temsilcileri ve sivil toplum örgütlerinin katılması, aday ülkelerin de Konvansiyona davet edilmesi Onbeşlerce kararlaştırılmıştır. Konvansiyon çalışmalarının Temel Haklar Şartı’nın statüsü, ulusal parlamentoların rolü, AB kurumları ve üye ülkeler arasındaki yetki paylaşımı, AB Antlaşmalarının sadeleştirilmesi konuları üzerinde yoğunlaşması öngörülmektedir.

Konvansiyon’un statüsü Laeken Zirvesinde yayınlanan bir Bildiri ile somutlaşmıştır. Buna göre Konvansiyon ilk toplantısını 1 Mart 2002’de yapacaktır. Aday ülkeler de üye ülkelerle aynı statüde Konvansiyon’a katılacak, bu çerçevede ülkemizden de biri hükümet temsilcisi, ikisi Parlamento üyesi olmak üzere üç temsilci sözkonusu oluşumda yer alacaklardır. Ancak aday ülkeler, üye devletlerarasında oluşabilecek görüş birliğini engelleyemeyeceklerdir. Başkanlığına eski Fransa Cumhurbaşkanı Giscard d’Estaing’in ve yardımcılıklarına eski İtalya Başbakanı G. Amato ve eski Belçika Başbakanı J.L. Dehaene’nin getirildiği başkanlık divanınca yönetilecek olan Konvansiyon, bir yıl sürecek çalışmalarının ardından Konsey’e, 2004 yılında düzenlenecek HAK’ta yararlanılmak üzere, tavsiye niteliğinde kararlar sunacaktır. Konvansiyon’a paralel olarak, Avrupa’nın geleceği tartışmasına tüm Avrupa vatandaşlarının katılmasının teminen geniş bir yelpaze içinde sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinden oluşacak bir forum teşkil edilmesi de kararlaştırılmıştır. Sözkonusu örgütlerin katkılarının tartışmaya girdi sağlaması benimsenmiştir. Avrupa’nın geleceği konusunda oluşturulan ve resmi bir statüye sahip olan Konvansiyon’a ülkemizin aktif olarak katılımı ve yapacağımız katkılar önem arz etmektedir.

Tarama Süreci
11 Nisan 2000 tarihinde, Lüksemburg’da yapılan Türkiye – Avrupa Birliği Ortaklık Konseyinde alınan karar uyarınca, AB müktesebatının analitik incelemesini gerçekleştirmek amacıyla 8 alt-komite kurulmuştur. Bu karara göre alt-komiteler Ortaklık Komitesine rapor sunmak zorundadır. Alt-komitelerin karar alma yetkileri yoktur. Alt-komite toplantılarının ikinci turu da tamamlanmıştır.

Ülkemizle ilgili bu yılki İlerleme Raporu Komisyon tarafından 13 Kasım 2001 tarihinde yayınlanmıştır. Raporun hazırlanma süreci içerisinde, Raporda, resmi anlamda bir tarama sürecine (screening) geçilmesi yönünde bir öneride bulunulmasına atfettiğimiz önem Komisyon yetkililerinin dikkatine değişik vesilelerle getirilmiştir. Zira tarama sürecine geçilmesine ilişkin bir karar ancak Komisyonun önerisi üzerine, Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesinde alınabilmektedir.

Komisyonca daha önce hazırlanan çeşitli belgelerde, tarama sürecinin amacı, 'müzakerelere başlamamış olan aday ülkeler açısından, AB müktesebatının daha iyi anlaşılması ve kademeli olarak benimsenmesini kolaylaştırarak, bu ülkelerin katılım hazırlıklarını hızlandırmak' şeklinde tanımlanmıştır.

Buna karşılık 2001 İlerleme Raporu, ülkemiz için tarama sürecinin başlatılması yerine, 'mevcut yapı (alt-komiteler) içerisinde belirli sektörel konulara odaklanılması, bu alanlarda AB müktesebatının uyarlanması, uygulanması ve güçlendirilmesi konusunda daha ayrıntılı bir diyalog içine girilmesi ve taslak Türk mevzuatının AB uzmanları tarafından gözden geçirilmesi' şeklinde farklı bir yöntem ortaya koymuştur. Ülkemizle tarama sürecine geçilmeyişine gerekçe olarak, birçok AB Üyesinin, tarama sürecinin başlatılmasını üyelik müzakereleri ile eşdeğer gördüğü, Türkiye müzakerelere başlamak için siyasi kriterleri yerine getirmediği için, tarama sürecine de başlayamayacağı belirtilmektedir. Oysa, diğer adayların durumu incelendiğinde, tarama sürecine geçiş için yeknesak bir uygulamanın mevcut olmadığı bilinmektedir. Bir grup adayla (Slovakya, Litvanya, Letonya, Romanya, Bulgaristan) üyelik müzakerelerine başlanmadan önce tarama yapılmış, ikinci bir grup adayla (Macaristan, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Slovenya ve GKRY) ise, önce müzakerelere başlama kararı alınmış, bilahare tarama sürecine geçilmiştir. Hatta Slovakya tarama sürecine geçildiğinde siyasi kriterleri karşılayamamıştır. Dolayısıyla, Komisyonun, tarama süreciyle müzakerelere başlanmasını irtibatlandıran yaklaşımının uygulamada dayanağı bulunmamaktadır.

Bu çerçevede, İlerleme Raporunda Türkiye için önerilen ve diğer adayların tabi tutulduğu uygulamalardan farklılık arz eden süreç, teknik anlamda müktesebata uyum konusunda daha derinleşmeye imkân tanıyacak olsa bile, siyasi açıdan ülkemizin beklentilerinin uzağında kalmıştır.

Öte yandan, İlerleme Raporuna bir ek halinde, alt-komite çalışmalarına ilişkin bir değerlendirmeye yer verilmiştir. Alt-komitelerde Haziran 2000-Temmuz 2001 arasında gerçekleştirilen iki tur toplantılara dair bu değerlendirmeye göre, çalışmaların en çok Gümrük Birliği alanlarında gelişme gösterdiği, geri kalan alanlarda ise 1-2 konu dışında uzun ve derinlemesine faaliyetlere ihtiyaç bulunduğu belirtilmektedir.

2001 Yılı İlerleme Raporu ve Strateji Belgesi
Avrupa Birliği Komisyonu tarafından aday ülkelerle ilgili olarak her yıl hazırlanan İlerleme Raporları bağlamında ülkemiz için hazırlanan dördüncü İlerleme Raporu 13 Kasım 2001 tarihinde açıklanmıştır. AB Komisyonu aynı zamanda, genişleme süreci çerçevesinde önümüzdeki dönemde izlenecek yönteme ilişkin önerilerini içeren Strateji Belgesini de yayınlamıştır.

İlerleme Raporları, sadece son bir yıl içinde aday ülkelerde gerçekleşen uygulamalar ile yapılması vaat edilen unsurların yerine getirilip getirilmediğini değerlendirmektedir. Bu açıdan bakıldığında ülkemiz için hazırlanan bu yılki Rapor öncekilere nazaran bu kere farklı bir kapsamda olmuştur. Rapordaki tespitlere bu kere, ülkemizin AB’ne katılım hazırlığının irdelendiği bir şekil ve içerikte yer verilmiş ve bu yaklaşım çerçevesinde diğer adaylar için yapıldığı gibi, Topluluğun tüm müktesebat alanlarını içeren bir değerlendirme yapılmıştır.

İlerleme Raporu ve Strateji Belgesi, geneli itibariyle, yumuşak ve ülkemizdeki siyasi ve ekonomik reform çabaları teşvik eder bir üslupla kaleme alınmıştır. Ancak, Türkiye’nin hâlihazırda Kopenhag siyasi ve ekonomik kriterlerini karşılamaktan uzak bir noktada bulunduğu, üyelik süreci içerisinde hemen her alanda atılması gereken daha pek çok adım olduğu ve bunların, Ulusal Programın gözden geçirilmesi bağlamında, daha iyi bir öncelik sıralamasına tabi tutulmalarının ve sarih takvimlere bağlanmalarının gerektiği de, altı çizilerek vurgulanmıştır. Esasen Türkiye, gözden geçirilmiş yeni Ulusal Programını Mart 2002’de açıklamayı öngördüğünü, İlerleme Raporunun yayınlanmasından önce duyurmuştur.

İlerleme Raporunun siyasi bölümü ağırlıklı olarak insan hakları alanına teksif edilmiştir. Gerçekleştirilen tüm anayasa değişikliklerine rağmen, bunların uygulamasına ağırlık verilmiş ve bu uygulamayı görmeden bir değerlendirme yapılmasının uygun olmayacağı ifade edilmiştir. İnsan hakları alanında özellikle ifade özgürlüğü, F-Tipi cezaevleri, Avrupa İnsan Hakları mahkemesindeki davalar ve yolsuzlukla mücadeleye ağırlık verilmiştir. Bu bağlamda insan hakları ihlalleri ağırlıklı olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında sıralanmıştır. Genel ifadelerle Türkiye’nin gerçekleştirilen değişikliklere rağmen Kopenhag siyasi kriterlerinin yerine getirmemiş tek aday ülke olduğunun altı çizilmektedir.

Ekonomik alanda, yaşanan iki mali krizin, Türkiye’nin Kopenhag ekonomik kriterlerini karşılama yönünde ilave ilerleme kaydedememesinde büyük rol oynadığı ve bu krizlerin ekonomideki iyileşmeyi durdurarak, önceki istikrar programının uygulanmasına engel olduğu vurgulanan Raporda, Gümrük Birliğinin kapsadığı alanlarda Türkiye’nin AB müktesebatına uyumunun ileri düzeyde olduğu ve geçtiğimiz yıldan bu yana, sözkonusu alanlarda daha da fazla uyum gerçekleştirildiği teslim edilmektedir. Bununla birlikte, Türkiye’nin Kopenhag ekonomik kriterlerinden birini oluşturan“işleyen piyasa ekonomisine sahip olmadığı” iddia edilmektedir.

Strateji Belgesinde, Kopenhag siyasi kriterlerine, ülkemizden başka tüm adaylarca uyum sağlandığı, Kopenhag ekonomik kriterleri bağlamında ise, Türkiye, Bulgaristan ve Romanya hariç, diğer aday ülkelerin “işleyen piyasa ekonomisine sahip oldukları ve AB’nin rekabeti ve piyasa güçleriyle baş edebilecekleri” teyit edilmiştir. Bu değerlendirme ışığında, Komisyonun 2002 İlerleme Raporlarında, hangi aday ülkelerin üyeliğe kabul edilebileceği konusunda somut tekliflerde bulunulabileceği ve azami 10 Aday Ülkenin, 2002 sonu itibariyle üyelik için gereken kriterleri karşılayabilecek durumda göründükleri belirtilmektedir. Türkiye için ise, üyelik konusunda somut herhangi bir perspektife yer verilmemiştir.

Türkiye - AB İlişkilerinde 2001 Bilançosu
Türkiye - AB ilişkilerinin 2001 yılında içerik bakımından diğer yıllara nazaran çok daha başarılı geçtiği görülmektedir.1999 Helsinki Zirvesinden sonra 2000 yılı AB ve Türkiye için bir hazırlık dönemi olmuştur. Bununla beraber, 2000 yılı içinde 3 yıllık bir aradan sonra Ortaklık Konseyi toplanmış, analitik inceleme (ön tarama) amacıyla alt-komitelerin kurulmasına ilişkin karar alınmış, Katılım Ortaklığı Belgesi müzakere edilerek sonuçlandırılmış, Ulusal Programa ilişkin hazırlıklar nihai aşamaya gelmiştir.

Kuşkusuz 2000 yılındaki faaliyetler 2001 yılının somut gelişmelerle geçmesine katkıda bulunmuştur. Bu yıl içindeki faaliyetler ve gelişmeler aşağıda kronolojik olarak yer almaktadır. Bu unsurları daha geniş bir biçimde açmak mümkün olmakla birlikte, özlü bir düzen içinde sıralayarak, bir bilânço çıkarmak amaçlanmıştır:
- Komisyon diğer adaylara olduğu gibi Türkiye için de Katılım Ortaklığı Belgesini yayınlamıştır (8 Mart).
- Hükümetimiz AB Müktesebatının Üstlenilmesine ilişkin Ulusal Programı kabul etmiştir (19 Mart).
- Türkiye AB’nin geleceğine ilişkin olarak Dışişleri Bakanları düzeyinde gerçekleşen toplantılara davet edilmiş ve katılmıştır.
- Ülkemiz diğer adaylarla birlikte Göteborg Zirvesine (16 Haziran) katılmıştır.
- Ortaklık Konseyi (26 Haziran) artık olağan bir şekilde toplanmaya başlamıştır.
- Müktesebat uyumu için faaliyet gösteren toplam 8 Alt-Komite iki tur toplantılarını tamamlamıştır (Haziran 2000 – Temmuz 2001).
- Avrupa Parlamentosu çerçevesinde aday ülkelerin davetli olduğu Parlamento Başkanları, Parlamento Genel Sekreterleri ve Dış İlişkiler Komisyon Başkanları gibi toplantılara Türkiye de davet edilmiş ve katılmıştır.
- Anayasa reformunun ilk ve önemli bölümü gerçekleştirilmiştir.
- Ekonominin çeşitli alanlarında reformlar yapılmıştır.
- Müktesebata uyum faaliyetleri için AB Genel Sekreterliği eşgüdümünde ilgili kuruluşlarımızın kapsamlı çalışmaları devam etmiştir.
- AB, yıllardan beri Türkiye’nin faydalanabilmesi için arzulanan Topluluk Programlarına katılmak için gerekli iç prosedürlerini tamamlamıştır. Buna ilişkin Çerçeve Anlaşma önümüzdeki günlerde imzalanacaktır.
- AB, mali işbirliğinin daha etkin ve düzenli işlemesi için gerekli olan iç düzenlemeleri gerçekleştirmiştir. Artık Türkiye-AB mali işbirliğinde de, PHARE prosedürleri uygulanacaktır.
- 2001 yılı MEDA yardımları bağlamında 167 milyon Euro tutarındaki AB hibesi projelere bağlanmıştır.
- Hizmetler ve kamu alımlarının karşılıklı açılımına ilişkin 3. tur müzakereler tamamlanmıştır.
- Komisyonun teknik faaliyetlerinin gerçekleştirildiği 12 teknik komiteye daha gözlemci olarak katılmamıza imkan veren kararlar alınmıştır.
- Gümrük Birliği kapsamındaki faaliyetler düzenli ve kapsamlı olarak sürdürülmüştür.
- Türkiye, diğer adaylarla birlikte, terör konularının ağırlıklı olarak ele alındığı Gent Zirvesine katılmıştır. Sayın Bakanımızı, Avrupa Konferansı – İKÖ Zirvesi yapılması yolundaki önerisi burada genel kabul görmüştür.
- Ülkemizle ilgili İlerleme Raporunun dördüncüsü ve Strateji Belgesi yayınlanmıştır (13 Kasım). Burada önerilen Topluluk müktesebatının ayrıntılı inceleme çalışması için ön hazırlıklar başlamıştır. Önümüzdeki dönemde bu konuda yoğun bir faaliyetin gerçekleştirilmesi öngörülmektedir.
- Laeken Zirvesinde (15 Aralık) ilk kez Türkiye ile üyelik müzakerelerinin başlatılmasına yaklaşıldığı mesajı verilmiştir.
- Yine Laeken Zirvesinde Türkiye’nin diğer adaylarla eşit bir biçimde Avrupa’nın geleceğine ilişkin Konvansiyon çalışmalarına katılması için karar alınmıştır.
- Öte yandan, ülkemiz diğer adaylarla birlikte Laeken Zirvesine katılmıştır.

Netice itibariyle, 2001 yılı oldukça verimli bir şekilde sonuçlanmıştır. Bunda, başta Anayasa değişiklikleri olmak üzere, hukuki ve ekonomik alanlarda gerçekleştirilen reformlar ile müktesebat uyumu konusunda sağlanan ilerlemeler önemli rol oynamıştır. Ancak, bu ortamın oluşmasında, AB’nin kendi açısından öncelik verdiği AGSP’da İngiltere ve ABD ile varılan mutabakat ve Kıbrıs’ta iki lider arasında görüşmelerin başlaması gibi konularda Türkiye’nin katkılarıyla sağlanan gelişmelerin yarattığı olumlu havanın da etkili olduğu açıktır. Öte yandan, 11 Eylül olaylarının da Türkiye’nin önem ve değerinin anlaşılması bağlamında bu havanın oluşmasına yardımcı olduğunu kabul etmek gerekecektir.

Kaynak: www.mfa.gov.tr
 
 
Bu yazı 2127 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.

AB İle Gelecekteki Ticaretimizin Kalbinde Laboratuarlar Yatıyor
Türkiye-AB Arasındaki Ticaret Hacmi
Avrupa Birliği ve Rekabet
Geçmiş Yıllardaki Durum
Anlaşmalar/ Protokoller
 
  Üyelik Girişi
Haberler

Türkiye’nin AB’ye Yatırımı Yüzde 386 Arttı

11/08/2008

"Gümrüksüz Ürünlere Karşı Güney Kore ile Anlaşma Peşindeyiz"

05/08/2008

Röportaj
"Türk Firmaları İçin Avrupa’da Büyük İhale Fırsatları Var"
Didem ENGİN

AB'de KOBİ'ler İçin Çok Fırsat Var
Murat YALÇINTAŞ

Konuk Yazar

Zeynel LÜLE
Biz AB’yi, AB Bizi Tanıyacak


Nur DEMİROK
AB’nin Biyoyakıt Üretim Merkezi Türkiye Mi Olacak?

Analiz-Araştırma
Proje Üretemeyen Türkiye, AB Fonlarından Zararlı Çıktı
AB, araştırma ve teknoloji yatırımlarına maddî ...

01/11/2006

AB'nin 6. Büyük Pazarı Türkiye
AB'nin resmi istatistik kurumu Eurostat, Aralık ayı hariç 2005 yılının dış ...

23/02/2006

BİZİ TANIYIN  | ÇÖZÜM ORTAKLARI  | SIKÇA SORULAN SORULAR  | GÜVENLİK GİZLİLİK  | REKLAM  | KobiFinans RSS
KobiFinans'ı Öner Sık Kullanılanlara Ekle Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2008
Content by Kolay İçerik