Türkiye Kalibrasyon ve Deney Laboratuarları Derneği (Turk Lab) Başkanı Ömer Güzel Türkiye’nin AB ile ticaretini geliştirebilmesi için uluslararası alanda kabul gören laboratuarların artması gerektiğini söylüyor.
AB’ye girmeye hazırlanan Türkiye’nin önünde açılacak kapılardan biri malların serbest dolaşımı olacak. Ancak daha önce ihraç ettiği kuruyemişlerde kanserojen madde (afrotoksin) çıkmasıyla mimlenen Türkiye’nin tek dayanak noktası uluslararası akredite laboratuarları olarak gözüküyor. Türkiye Kalibrasyon ve Deney Laboratuarları Derneği (Turk Lab) Başkanı Ömer Güzel de "Bugün ticaret yapabilmek için Türkiye’nin laboratuarlara çok önem vermesi gerekiyor. AB’de geleceğin ticaretinin kalbinde laboratuarlar yatıyor" sözleriyle uluslararası nitelikteki laboratuar ihtiyacına dikkat çekiyor.
Bugün Avrupa’ya ihracat yapan pek çok firmanın kendi kalite laboratuarları bulunuyor. Ancak tüm sektörler dikkate alındığında Güzel, bu rakamın yeterli olmadığı görüşünde. "Henüz talebin yeterli olmaması nedeniyle hizmetin sınırlı olduğu gaz, beton, yapı malzemeleri ve beyaz eşya gibi alanlarda üreticilerinin büyük laboratuar birimleri var. Bunlar zamanla bağımsızlaşıp tüm sektöre hizmet verebilecek duruma geleceklerdir. Ama şimdilik çok az" diyen Güzel, gıda ve tarım gibi yaygın sektörlerin ise bağımsız laboratuarlardan hizmet aldığını anlatıyor. Güzel, bu noktada laboratuarların eşit kalitede hizmet veremediğine işaret ediyor. Güzel’e göre faaliyette bulunan laboratuarların en büyük problemi ortak bir kalite standardına sahip olmamaları. AB’ye yönelik iş yapan laboratuarlar arasında bir organizasyon ve işbirliği olması gerektiğini savunan Güzel, "Aksi takdirde bir ülkede üretilen malların başka bir ülkede satışı söz konusu olamaz. Hakikaten ne kadar kaliteli mal ürettiğimizi düşünürsek düşünelim zarara uğrayabiliriz. Çünkü sadece ihraç ettiğimiz ülkenin kuralları yeterli olmuyor. Zaman zaman firmalar arası farklılıklar bile oluyor" diyor. Teknolojik altyapının eşitlenmesi, düzenlemelerin uyumlu hale getirilmesi gibi pek çok resmi düzenlemenin gerektiğini vurgulayan Güzel, AB’deki en kritik özelliğin bir malın sadece 1 kere test edilmesi olduğunu söylüyor. Güzel’e göre "Bu tüketiciye işin maliyetinin katlanarak artmamasını sağlıyor. Ayrıca hedef ülkede malın zamanla değer kaybetmemesini amaçlıyor. Bunların yaşanmaması için de Türkiye’de güvenilir, kaliteli ve uluslar arası nitelikte laboratuar hizmeti gerekiyor."
Kamunun Yeni Laboratuara İhtiyacı Yok Özel sektör kadar kamunun da akredite laboratuarlara ihtiyaç duyduğuna işaret eden Güzel, "Ölçme ve değerlendirmenin olduğu her yerde laboratuar hizmeti var. Bunlar iyi koordine edilmediği sürece uygulamalar yenilenmek zorunda kalacak ve kaynak israfına yol açacaktır" diyor. Bakanlıkların çıkardığı kanunlarda bile laboratuar hizmetlerine ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Güzel, "Kamu kuruluşlarına ait laboratuarlar son derece yetkin. Bu alanlardaki laboratuarların çoğalmasına gerek yok. Zaten kapasitelerinin altında çalışıyor. Ama Türkiye’de bu anlamda iyi bir kaynak planlaması gerekiyor" yorumunu yapıyor. Güzel bu noktada tüm kamu kuruluşlarının laboratuar açmasına gerek olmadığını ve akredite olmuş özel laboratuarlarla çalışabileceklerini vurguluyor. "Birçok hizmet tabii ki kamu kaynaklı olacak ama bunların hepsini kamu yapmak zorunda değildir. Çevre Bakanlığı bu konuda çok daha esnek. Yapılacak çevre analizlerinde akredite kuruluşlar çalışıyor. Bunu diğer bakanlıklarında yapması lazım. Özellikle de Sağlık Bakanlığı’nın hizmet sunuculuktan çıkıp laboratuar hizmetlerini özel kuruluşlara devretmeli" diyor.
Kaynak: Referans Gazetesi/Nazlı Topçuoğlu
|