 |
|
AB Koruma Duvarlarını Büyütmeye Hazırlanıyor
|
|
Çin ve Rusya gibi hızla gelişen ülkelerin birikimlerini devlet fonları aracılığıyla dış yatırımlarda kullanmak için hareket geçmeleri, başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerinde korumacılığa yönelik baskıların artmasına neden olurken, AB’de stratejik önemi olan şirketleri koruma altına alma arayışına girişti.
Gelişen piyasa ülkelerinin dış yatırım için 1.5 trilyon Dolar’lık rezervi olduğu tahmin ediliyor. Döviz rezervleri 1.2 trilyon Dolar’a ulaşan Çin, İstikrar Fonu’nda 100 milyar Dolar’ın üzerinde birikim sağlayan Rusya ve petrolde fiyatların yükselmesiyle kasalarını dolduran Arap ülkeleri daha önce ellerindeki parayı devlet tahvilleri gibi getirisi çok yüksek olmayan ama sağlam yatırım araçlarına yönlendiriyorlardı. Ancak son yıllarda gelişmiş ülkelerde stratejik öneme sahip olan büyük şirketlere yönelmeleri liberal ekonomi ve küreselleşmenin öncülüğünü yapmakla övünen Avrupa ülkelerinde endişelerin artmasına neden oldu. Gelişen ülkelerde devletin kontrolündeki fonların Avrupa’da stratejik şirketlere yatırım yapmakla paralarını mı değerlendirmek istedikleri yoksa siyasi etkinliklerini mi artırmayı amaçladıkları tartışılıyor.
Almanya yabancı yatırımcıya engel olacak yeni bir yasa tasarısı üzerinde çalışıyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel kısa bir süre önce yaptığı açıklamada Yabancı devlet fonlarının Avrupalı şirketlere yönelik eğilimlerinin belirsizlik taşıdığını söylemişti. Fransa da yılsonunda yürürlüğe girmesi beklenen ve devlet kontrolündeki yabancı fonların en azından bir kaç yıl boyunca yatırım yapmalarını engellemeyi amaçlayan bu yasa konusunda Almanya’yı destekliyor. Fransa’nın Avrupa İlişkilerinden Sorumlu Bakanı Jean-Pierre Jouyet, International Herald Tribune gazetesinde yayımlanan açıklamasında "Alman dostlarımızın bunu yapmakta tamamen haklı olduklarını düşünüyorum. Avrupa düzeyinde organize olamlı ve çıkarlarımızı savunmalıyız" dedi.
AB’nin İç Pazardan Sorumlu Komisyon Üyesi Charlie McCreevey, yetkililere bu alanda çalışma yapmaları direktifini verdi. McCreevey’nin sözcüsü Oliver Drewes "Erken ve kolay bir atış yapmaktan kaçınıyoruz ama bu konuda AB’nin gündemine alınacak kadar büyük bir önem taşıyor" dedi. AB’nin Ticaret Politikalarından Sorumlu Komisyon Üyesi Peter Mandelson da bu konunun takipçisi olacağını dile getirdi. Avrupa Parlamentosu’nun Muhafazakâr Alman Üyesi Elmar Brook ise, "Şu anda en önemli konu yeni bir korumacılık yaratmadan bu sorunu nasıl bir çözüme kavuşturacağız sorusunun cevabını bulmak" dedi.
Singapur ve Dubai’nin devlet fonları aracılığı yaptığı yatırımlar çok fazla endişe uyandırmazken, Çin ve Rusya gibi büyük çaplı oyuncuların yatırım atakları büyük bir dikkatle takip ediliyor. Çin’in mayıs ayında Avrupa’da da faaliyet gösteren ABD’li girişim sermayesi şirketi Blackstone’un 3 milyar Dolar’lık hissesini satın alması büyük bir yankı uyandırdı. Rusya’nın İstikrar Fonu’nu yeniden şekillendirerek burada biriken petrol ve doğalgaz gelirlerinin bir bölümünü yabancı ülkelerde yatırım yapmak için kullanmayı planlamasının yanısıra, geçen yıl bir devlet bankası aracılığıyla Airbus’ın ait olduğu AB’nin en stratejik şirketlerinden EADS’ın yüzde 5 hissesini satın alması alarm zillerini çaldırdı. Bunun ardından EADS’ta hisse sahibi olan otomotev devi DaimlerChrysler’in yüzde 7,5 hissesi açık pazarda satışa çıkarılmak yerine Alman bankalarının oluşturduğu bir konsorsiyuma transfer edildi. EADS yönetim kurulunda sandalye isteyen ancak bu amacına ulaşamayan Rusya ise kısa bir süre önce sahip olduğu hisseyi satmayı planladığını duyurdu. İngiltere de Rus doğalgaz devi Gazprom’um İngiliz enerji şirketi Centrica’yı satın almasını engellemişti. Öte yandan AB’nin korumacılık duvarını yükseltmesinin Pekin ve Moskova ile halen yaşanan sürtüşmeleri körükleyebileceği endişesi yaşanıyor.
Kaynak: Referans Gazetesi
|
| |
|
| |
|
Bu yazı
1105 kez okundu. |
| |
|
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
|
| |
|
|
|
|
|