|
Son 2 yılda, Euro’nun yürürlüğe girmesi ve genişleme yolundaki Topluluk kurumlarının düzenlenmesi konuları gündemi işgal etmiştir. Amsterdam’daki Avrupa Konseyinde Devlet ve Hükümet Başkanları Roma Antlaşmasının 113. Maddesinin revize edilmesi hususunda mutabık kalmışlardır. Böylelikle, Komisyonun bir takım hizmetler ve fikri mülkiyet haklarına ilişkin uluslararası anlaşmaları sonuçlandırma hakkının genişletilmesi sağlanmıştır.
AB’nin ticaret politikalarının amaçları pek değişmemekte, Topluluk yeni politikalar üretmek yerine, Tek Pazarın oluşumu için çalışmaktadır. Özellikle kamu alımları, çevre ve fikri mülkiyet hakları konularında ulusal kanunların AB mevzuatına uyumlaştırılması için çaba sarf edilmektedir.
AB, ikili, bölgesel ve çok taraflı politikaları birleştiren yaklaşımını dış ticaret ilişkilerinde devam ettirmektedir. Bu bağlamda, Merkezi ve Doğu Avrupa ve Baltık ülkelerinin Topluluğa katılım süreçlerinin hızlandırılması ve Akdeniz ülkeleriyle karşılıklı serbest ticareti öngören yeni kuşak ortaklık anlaşmalarının sonuçlandırılması çerçevesinde komşu ülkelerle ikili ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesi amaçlanmaktadır. Komisyonun ‘Gündem 2000’ isimli raporuyla MDAÜ’lerin katılımına ilişkin önemli bir adım atılmış, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Polonya, Slovenya ve Kıbrıs’ın tam üyelikleri öngörülmüştür. AB’nin genişlemesine dair ilk değerlendirmeleri içeren ‘Gündem 2000’, tarım, yapısal fonlar ve Topluluk bütçesi ile ilgili politikalarda ihtiyaç duyulan düzenlemelere de değinmektedir.
4. ve son Lomé Konvansiyonuna ilişkin incelemeler tamamlanmış, buna ilaveten, Lomé sonrası düzenlemelerin yapısının ve Kuzey Amerika, MERCOSUR ve Asya ile ilişkilerin çerçevesinin belirlenmesi; Meksika, Şili ve Güney Afrika ile ticari serbestleştirmeyi öngören müzakerelerin başlatılması; eski Sovyet Cumhuriyetleri ile İşbirliği ve Ortaklık Anlaşmalarının tamamlanması ve Yeni Transatlantik Diyalogu çerçevesinde ABD ile ikili ticarette tarife-dışı engellerin kaldırılması, çalışmaları başlatılmıştır.
Tek Pazar dahilinde ve bölgesel ve ikili anlaşmalar yoluyla Avrupa’nın bütünleşmesine yönelik bu düzenlemeler; dışarıda kalan ülkeleri ve çok taraflı sistemi etkilemekte ve bu etki özellikle Serbest Ticaret Alanları dahilinde vergisiz pazara girişin yaygınlaştırılmasını, tercihli rejimler çerçevesinde tekstil ve konfeksiyon ürünlerindeki kotaların serbestleştirilmesini, AB’nin ticaret partönerlerinin Topluluk ticaret politikalarına uyum sağlamasını ve çapraz menşe kümülasyonuna dahil olmasını sağlamaktadır.(Tek Pazarın gelişmesiyle 1985-1995 yılları arasında imalat sanayii ürünlerindeki AB-içi ticaretin Topluluğun toplam ihracatındaki payı yüzde 54’ten yüzde 68’e yükselmiştir).
Uruguay Round’un uygulanması ve DTÖ anlaşmazlıkların çözümü mekanizmasının kullanılması yönünde çaba göstermiş olan Topluluk, Singapur Bakanlar Konferansını desteklemiş, aynı zamanda GATS ve ITA müzakerelerinde de önemli rol oynamıştır. Böylelikle, AB’nin siyasi gündeminde çok taraflılığın önemli bir konuma sahip olduğu sonucuna varılabilir.
Ticaret Politikası Araçları Tarifelerin düşürülmesi, tarife-dışı engellerin zaman içinde kaldırılması, ITA çerçevesinde ‘en çok kayrılan ülke’ (MFN) hükmünün yaygınlaştırılması ve telekomünikasyon hizmetlerine ilişkin anlaşmanın tamamlanması gibi hususlardaki DTÖ uygulamalarının ve Tek Pazarın tamamlanmasının sonucu olarak AB’nin son iki yılda genel olarak daha liberal bir dış ticaret rejimine yöneldiği söylenebilir. Tek pazar süreci ve çok taraflı liberalizasyon özellikle standartların uyumlaştırılmasını ve hizmetlerin liberalleştirilmesini olumlu yönde etkilemiş, bunun sonucu olarak da AB-dışı üreticilerin pazara girişi kolaylaşmıştır. Bununla beraber, kamu alımları gibi konularda Tek Pazar direktiflerinin uygulanmaması durumunda yabancı üreticiler zarar görebilmektedir.
a)Sınır Tedbirleri AB’nin partönerlerinin bir çoğu serbest ticaret alanı veya diğer tercihli rejimlerden faydalanmaktadırlar ancak halihazırda ithalatın önemli bir kısmı MFN oranlarında yapılmaktadır. ABD ve Japonya, AB’nin en önemli ticari partnerleri olup, 1996 yılında AB’ye olan ithalatın sırasıyla yüzde 20 ve yüzde 9’unu gerçekleştirmişlerdir.
1997 yılında MFN oranı ortalama yüzde 10 civarında gerçekleşmiştir. Uruguay Round’daki yükümlülüklere paralel olarak sanayi ürünlerindeki MFN oranları düşmeye devam etmiş, 1995 yılındaki yüzde 6’lık seviyesinden 1997 yılında yüzde 4.9’a ulaşmıştır. Bununla beraber, tekstil, otomotiv ve elektronik cihazlar sektörlerinde yüksek vergi oranlarının uygulanmasına devam edilmektedir. Yüzyılın sonuna doğru, Uruguay Round ve ITA çerçevesinde yapılacak tarife indirimleriyle sanayi ürünlerinde ortalama MFN oranı yüzde 3’ün altında gerçekleşecektir.
DTÖ Anlaşmasının sonucu olarak, AB’nin tüm tarım ürünlerindeki vergileri önceki oranların 3'te 2'sine çekilmiştir. Diğer DTÖ üyelerinde olduğu üzere, Tarım Anlaşması dahilindeki vergiler ve ithalat kısıtlamalarının sonucu olarak ortalama oranlar sanayi ürünlerinkinden yüksektir. Tarım ürünlerinde ortalama MFN oranı 1995’deki yüzde 25’lik seviyeden, 1997’de yüzde 20.8’e düşmüştür. Özellikle tahıl, et ve et ürünleri, süt ürünleri, kümes hayvanları, şeker ve tütün ürünlerinin vergileri yüksek seviyededir.
Tek Pazar dahilinde bir takım hassas ürünler için pazara giriş koşulları iyileştirilmiştir. Üye ülkelerin uyguladıkları ticari kısıtlamalar kaldırılmış veya nadiren olmak üzere Topluluk geneli için geçerli kotalara dönüştürülmüştür. Sözkonusu kısıtlamaların, DTÖ Anlaşmalarının sonucu olarak veya ikili anlaşmalar çerçevesinde yüzyılın sonu itibariyle kaldırılması öngörülmektedir. Özellikle son iki yılda gri-bölge tedbirlerinin (arabalara uygulananlar hariç) kaldırılması ve tekstil ve konfeksiyon ürünlerini içeren ikinci bir listenin GATT’a ilave edilmesiyle liberalleşme yolunda ilerleme kaydedilmiştir.
Gönüllü ihracat kısıtlamalarının tedricen kaldırılması sonucu anti-damping tedbirlerinin artacağı hususundaki endişeler henüz teyit edilmemiştir. Beklenmedik koşullar için alınan tedbirlerin kullanımında 1992 ila 1996 yılı ortalarına kadar geçen süre zarfında değişiklik olmamıştır. Bununla beraber, anti-damping tedbirlerinden en çok yararlananlardan biri AB’dir. Son 2 yılda, özellikle tekstil ürünlerine uygulanan yürürlükteki tedbirlerin sayısında artış olmakla beraber, başlatılan soruşturma sayısında düşüş kaydedilmiştir. DTÖ dahilindeki diğer ticareti savunma araçlarından ‘koruma ve telafi edici önlemler’ ise nadiren kullanılmaktadır.
1996 yılında AB, ticaret araçlarının daha sistematik ve koordineli kullanımı yoluyla üçüncü ülke pazarlarına girişi kolaylaştırmayı amaçlayan ‘Pazara Giriş Stratejisini’ uygulamaya koymuştur. Komisyon’a göre, sözkonusu strateji yeni ticari araçların oluşturulması veya AB’nin DTÖ çerçevesindeki yükümlülüklerinin hafifletilmesi gibi amaçlar gütmemektedir. Bugüne kadar konuyla ilgili kaydedilen en somut gelişme AB-dışı ülkelerdeki mevcut engellerle ilgili bilgileri toplayan bir veri tabanının oluşturulması olmuştur. Bu bağlamda, Komisyon öncelikli olarak belirlenen ülkelerin ticari engellerini içeren raporlar hazırlamaktadır.
Menşe kurallarına ilişkin yapılan son düzenlemeler, Avrupa ülkeleri arasında sözkonusu kurallara uyumun ve Avrupa Ekonomik Alanı, EFTA ve MDAÜ ülkeleri (toplam 28 ülke) arasında menşe belirlenmesi amacıyla tek bir alanın oluşturulmasının sonucudur. Yeni oluşturulan sistem, özellikle tekstil, konfeksiyon ve otomotiv sanayindeki hariçte işleme ve montaj işlemlerine ilişkin son gelişmeleri desteklemektedir.
ABD, Avustralya, Kanada ve Yeni Zelanda ile tamamlanan karşılıklı tanıma anlaşmaları, Tek Pazar dahilinde standartların ve teknik koşulların uyumu için yapılan çalışmaların uluslararası platformdaki yansımasıdır.
b)Üretim ve Ticareti Etkileyen Tedbirler Sınır korumalarının tedricen düşürülmesi sonucu dahili engellerde, kaynak tahsisinde ve rekabette artış kaydedilmiştir. Yerel makamlarca verilen yatırım teşviklerine ve Topluluk sübvansiyon programlarına ilaveten üye ülkelerdeki devlet yardımları oldukça yüksek seviyede gerçekleşmiştir (yıllık 100 milyar ECU). Kamu alımlarının (Topluluk GSYİH’nın yüzde 12’si) serbestleştirilmesi ise sınırlı ölçüde etkili olmuştur. Liberalizasyona rağmen bir takım hizmetlerde süregelen tekelci yapı sanayici ve tüketicilere yük olmaya devam etmektedir. Bu konularla ilgili olarak aktif bir rekabet politikası izlenmektedir.
Komisyon, Topluluk dahilindeki devlet yardımlarını incelemeye ve denetlemeye devam etmektedir. Karmaşık ve farklı yapılardan oluşan sistem, çok sayıda ve değişik nitelikte yardım programlarının mevcut olduğunu göstermektedir. AB yetkilileri çelik, tekstil ve hizmetler gibi alanlardaki sektörel muafiyetin kapsamının daraltılması için çaba sarf etmektedirler. 1990-1992 döneminden 1992-1994 dönemine kadar devlet yardımlarında artış kaydedilmiştir. Son yıllar ile ilgili veriler ise mevcut değildir.
Yürürlüğe girmesiyle beraber DTÖ Kamu Alımları Anlaşması, AB rejiminin bir parçası olmuştur. Topluluk, uyum sağlanması ve uygulamanın kolaylaştırılması açısından sözkonusu anlaşmanın bir takım direktiflerini yüklenmeyi taahhüt etmiştir. Tek Pazarın kamu alımlarına ilişkin yasal çerçevesi yürürlüğe girmiş, ancak tüm direktifler henüz ulusal yasalara dahil edilmemiş, bu nedenle de direktiflerin ekonomik etkisi sınırlı olmuştur.
Son 2 yılda, AB dahilinde ve uluslararası düzeyde artış gösteren şirketlerin birleşmesi, iktisap edilmesi ve stratejik birleşmeleri sonucu rekabet politikasında gelişmeler kaydedilmiştir. Ancak, bu gelişmeler bir takım güçlükler doğurmaktadır. Bu nedenle Topluluk, rekabet konusunda hem kendi yasal çerçevesini oluşturmaya ve hem de uluslararası işbirliği geliştirmeye çalışmaktadır. 1991 yılında gerçekleştirilen Rekabet Politikasında İşbirliğine ilişkin Anlaşmanın derinleştirilmesi amacıyla, AB ve ABD arasında yürütülen ikili müzakereler sonucu her iki tarafın rekabet yasalarının uygulanmasında ‘olumlu yaklaşım’ (positive comity) ilkesinden yararlanılmasını sağlayan anlaşma 1997 yılında yapılmıştır. AB, uluslararası platformda bir rekabet politikasının geliştirilmesi gerektiğini savunmakta ve DTÖ’nün ticaret ve rekabet politikası arasındaki bağlantıyı belirleyen programını desteklemektedir.
Kaynak: www.dtm.gov.tr
|