|
AB üyeliği dilimize bu kadar çok yer etmişken, günlük hayatımızda neleri değiştireceğini biliyor muydunuz? İşte en çarpıcı yönleri ile AB ve günlük hayatımız…
Pasaport olmaksızın nüfus cüzdanı ya da geçerli bir kimlik kartı ile diğer üye ülkelerde seyahat edebilecek, öğrenim görebilecek ve çalışabilecek. AB, havayı kirleten zararlı gazlar için son derece düşük üst değerler belirliyor ve etkin kontrol mekanizmaları uyguluyor. Çevreye zarar veren kişi ve kuruluşlar bu zararın giderilmesi için yapılacak masrafları karşılamak, zarar görenlere tazminat ödemek zorunda kalacak.
Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği yıllardır gündemimizin ilk sıralarından düşmeyen bir konu… Yabancısı değiliz; müzakere süreci, reformlar, yasal düzenlemeler, görüşmeler derken, hepimiz birer AB uzmanı olduk. Fakat Türkiye’nin AB üyeliğinin, iş hayatında ve günlük hayatımızda yaratacağı değişim konusunda, tam anlamıyla bilinçlendiğimiz söylenemez. Konunun derinliklerine uzandıkça, tüm yaşam biçimimizi etkileyecek köklü değişikliklerin, arka arkaya başlayacağını görmek mümkün. Bunların neler olduğunu merak ediyor musunuz? Açık Toplum Enstitüsü bu konuyu özel olarak ele aldı ve “100 Konuda AB’nin Günlük Hayatımıza Etkisi” isimli bir kitap hazırladı. Kitaptan, önemli bölümleri sizler için derledik.
Her Türk Vatandaşı AB Vatandaşı AB üyeliği ile birlikte, Türk vatandaşları aynı zamanda AB vatandaşı olacak ve Birlik üyelerinin yararlandığı tüm haklardan faydalanacak. Türkler, pasaport olmaksızın nüfus cüzdanı ya da geçerli bir kimlik kartı ile diğer üye ülkelerde seyahat edebilecek, öğrenim görebilecek ve çalışabilecek. Türkiye’nin diplomatik temsilciliğinin olmadığı 3’üncü ülkelerde eğer herhangi bir AB üyesi ülkenin diplomatik temsilciliği varsa, o ülkenin vatandaşı ile eşit koşullarda diplomatik korumadan ve tüm siyasi haklardan yararlanmak mümkün olacak.
Seçme ve Seçilme Hakkı Türk vatandaşları, ikamet ettikleri AB ülkelerinde yerel seçimlerde o ülkelerin vatandaşları ile eşit koşullarda oy kullanabilecek ve aday olabilecek. Ayrıca ikamet ettikleri ülkede Avrupa Parlamentosu seçimlerinde de oy kullanma ve aday olma hakkına sahip olacaklar. Vatandaşlık haklarının ihlal edilmesi durumunda Avrupa Parlamentosu’na şikayette bulunabilecekler.
Türkçe AB’nin Resmi Dillerinden Biri Olacak Tüm AB üyesi ülkelerin dilleri, AB’nin resmi dili olarak kabul edildiğinden, üyelikle birlikte Türkçe de resmi AB dillerinden biri olacak. AB’nin resmi evrakları ve internet sitesi Türkçeye de çevrilecek, vatandaşlar AB nezdinde yapılan yazışmalarda, başvurularda Türkçe dilini kullanabilecek. AB mevzuatındaki gelişmeler, yapılan düzenlemeler Türkçe de yayınlanacak. Yabancı dil bilmemek, Topluluk belgelerini izlerken sorun olmaktan çıkacak.
İşçilere AB Ülkelerinde Serbest Dolaşma Hakkı İşçilerin serbest dolaşımı, AB’nin 4 temel serbestisinden biri. Tek Pazar’ın gelişimine paralel olarak gittikçe önem kazanan bu hak, 1993 yılında AB vatandaşlığının bir getirisi olarak benimsendi. Tüm üye devlet vatandaşları aynı zamanda AB vatandaşı olduklarından, herhangi bir AB ülkesinde uyrukları nedeniyle ayrımcılık görmeden açık işlere başvurma ve çalışma hakkına sahip. Bunun tek istisnası kamu güvenliği ve kamu sağlığı nedeniyle yapılabilecek sınırlamalar. Türk vatandaşları da hukuken üyelikle birlikte bu hakka sahip olacak. Ancak AB, son genişleme dönemindeki müzakerelerde yeni üyelerin işçilerinin serbest dolaşımına 5-7 yıl arasında sınırlama getirdi. Benzer bir uygulamanın Türkiye için de yapılacağı biliniyor. Bu sınırlama, kuşkusuz karşılıklı olacak, yani Türkiye için getirilen kısıtlama süresi bitene kadar, diğer AB ülkelerinin işçileri de Türkiye’de çalışamayacak. Sürenin tamamlanmasıyla dolaşım serbestisi sağlanacak.
İş Adamlarına, AB’de İş Kurma Hakkı Hizmet sunumu serbestisi, işçilerin serbest dolaşımı gibi iç pazarın 4 temel serbestisinden biri. Hizmetler; malların, sermayenin ve kişilerin serbest dolaşımı ile ilgili düzenlemelerin dışında kalan ve bir ücret karşılığı yapılan tüm faaliyetler olarak tanımlanıyor. Özellikle, endüstriyel ve ticari faaliyetler ile el sanatları ve serbest meslek faaliyetlerini kapsıyor. İşyeri kurma hakkı ile hizmet sunumu serbestisi birbiriyle yakından ilişkili. İşyeri kurma hakkı, bir ekonomik faaliyetin diğer bir üye ülkede devamlı olarak ve yerleşilerek, yani ticari bir varlık aracılığıyla yapılması halinde söz konusu oluyor. Hizmet sunumu serbestisi ise bir başka üye ülkede yerleşik olmadan geçici olarak hizmet sunulmasına ilişkin. Tüm üye devlet vatandaşları gibi, Türk vatandaşları da üyelikle birlikte bu haklara sahip olacak.
Soluduğumuz Hava Temizlenecek Hava kirliliği, AB uyum sürecinde kontrol altına alınıyor. AB, havayı kirleten zararlı gazlar için son derece düşük üst değerler belirliyor ve etkin kontrol mekanizmaları uyguluyor. Motorlu araçların kullandığı yakıtlardan havaya yayılan, doğada yok olmayan ve insan sağlığına kalıcı zarar veren kurşun ve benzeri zehirli gazlar için yeni ölçüm sistemleri uygulanıyor. Tümüyle kurşunsuz ve kükürtsüz benzin ve dizel yakıt kullanımına geçiliyor. Egzoz emisyon hacminin AB standartlarına getirilmesiyle hava kalitesi iyileştiriliyor. Yakma tesislerinden havaya yayılan kirletici maddeler sınırlandırılıyor. Standartlara uyum sağlayamayan işletmeler kapanıyor, araçlar trafikten men ediliyor.
Suyun Temizlik Garantisi İçme ve kullanma suyunun temizliği AB’nin çok hassas olduğu bir konu. Kapsamlı analizler ve sık aralıklarla yapılan kontrollerle suyun kalitesi, temizliği ve zararlı maddeler içerip içermediğinin incelenmesi zorunlu. Tüm yerleşim bölgelerinde kentsel atık su toplama ve arıtma sistemleri olması, suyun renk, iyon, hidrojen konsantresi, demir, manganez, klorür, iletkenlik, sülfat ve benzeri parametrelerinin düzenli kontrollerle standartlara uyumunun ölçülmesi gerekiyor. Bu maddelerin, belirlenen standardın üzerinde olması halinde ilgili maddeye ilişkin arıtım sistemi oluşturulması şartı getiriliyor. Ayrıca, tarım ilaçlarının yeraltı sularına karışmasının neden olduğu kirliliğe karşı su kaynaklarının korunması, tehlikeli maddelerin yüzey sularına boşaltılmasının engellenmesi ve kurallara uymayanlar için ağır yaptırımlar getirilmesi gibi önlemler alınması gerekiyor.
Kirleten Ödüyor Çevrenin korunması AB’nin öncelikli politika alanlarından biri. Çevre kirliliğinin önlenmesi ve kirlilikle mücadele için yapılan harcamaların kirliliği yaratanlarca ödenmesi ise temel bir ilke. "Kirleten öder" prensibinin Türkiye’de de tam anlamıyla uygulanmasıyla birlikte çevreye zarar veren kişi ve kuruluşlar bu zararın giderilmesi için yapılacak masrafları karşılamak, zarar görenlere tazminat ödemek zorunda kalacak. Çevre kirliliğine neden olanlar, bu kirliliği önlemek için tüm önlemleri almış olsalar bile zararı karşılama sorumluluğundan kurtulamayacak.
Gürültü Kirliliğine Son AB, karayollarında kullanılan motorlu taşıtlardan kaynaklanan gürültünün belirli oranları aşmasına izin vermiyor. En az 4 tekerleği olan ve saatte en az 25 km hız yapan araçların çıkarabilecekleri gürültü seviyesi, aracın türüne göre 74 dB(A) ile 80 dB(A) arasında değişen oranlarla sınırlandırılıyor. Böylelikle, otomobiller, toplu taşıma ve nakliye araçları gibi taşıtların rahatsız edici oranlarda gürültü yapmaları engelleniyor.
Çöpler Ayrılacak AB ülkelerinin, ambalaj atıklarının toplanması ve geri dönüşümü konusunda belirli hedefleri tutturmaları gerekiyor. Buna göre, ambalaj atıklarının yüzde 50-65’inin geri kazanılması, yüzde 25-45’inin geri dönüşümünün sağlanması üye devletler açısından bir zorunluluk. AB, ambalaj atıklarının toplanmasına ve geri dönüştürülmesine nasıl katkıda bulunulabileceği ve paketlerin üzerindeki işaretlerin ne anlama geldiği gibi konularda tüketicilerin bilgilendirilmesini de şart koşuyor. Bu çerçevede tüketicilerin organik maddelerle cam, metal, plastik ve kağıt gibi geri dönüşüm malzemelerini ayrı ayrı toplamaları gerekiyor.
Çevreyi Kirleten Tesise İşletme İzni Yok AB, tek bir yasal düzenleme ile yüksek oranda kirlilik yaratabilecek endüstriyel ve tarımsal faaliyetlere hangi şartlar altında izin verilebileceğini belirliyor. Buradaki temel amaç, sanayiden kaynaklanan kirlilikle mücadele etmek. Yani, ürünlerin değil, üretimin neden olduğu kirliliği engellemek. Bu nedenle düzenlemenin öncelikli konusu ham madde seçimi ve üretim süreçleri. Düzenleme kapsamına giren üretim tesislerinin faaliyete geçebilmesi için, öncelikle işletmecilerin ve ilgili otoritelerin tesisin çevre üzerinde yaratacağı etkileri değerlendirmeleri gerekiyor. Tesis, ancak belirli yükümlülükleri yerine getirdiği takdirde üretime başlayabiliyor.
Bunların başında, mevcut en iyi teknikleri uygulayarak kirliliği engellemeye yönelik önlemler almak, mümkün olduğunca zararsız ham maddeler seçimi kullanılan maddelerin geri kazanımını veya dönüşümünü sağlamak, enerjiyi etkin kullanmak, atıkların dönüştürülmesi veya bertaraf edilmesi ile ilgili işlemleri en az kirlilik yaratacak şekilde gerçekleştirmek ve faaliyetin ardından bölgeyi operasyondan önceki haline dönüştürmek gibi yükümlülükler geliyor. Bu yükümlülükler, başta kimya, petrol arıtma, atık yakma, atık arıtımı ve bertarafı, çimento, seramik, yoğun tarım, yiyecek-içecek, demir ve demir dışı metaller olmak üzere pek çok sektörü yakından ilgilendiriyor.
Kaynak: KobiFinans Dergisi 19. Sayı
www.kobifinans.com.tr/tr/dergi
|