AB tarımda sübvansiyonları kısmayı planlıyor. Komisyon yüzde 5’le başladığı kısıntılarla 2013 yılına kadar çiftçiye ödediği tarım teşviklerini adım adım ortalama yüzde 13 azaltmak istiyor. Avrupa Birliği’nin (AB) 2007 yılı ortak bütçesi 116 milyar euro. Bu bütçenin yüzde 45’ini yani yaklaşık 60 milyar eurosunu Ortak Tarım Politikaları oluşturuyor. Yani tarım, 27 ülkenin üye olduğu AB’nin en önemli harcama kalemlerinden biri. Ortak Tarım Politikaları 1962 yılında hayata geçirildi. Kıtlık yıllarında gündeme gelen bu politikaların özünde birliğin çiftçilerinin vergi ve ithalat kısıtlamalarıyla korunması yatıyordu.
Koruma politikaları yüzünden tereyağ dağları ve şarap stokları AB’nin yıllardır en büyük sorunları arasında yer aldı. Tabii sadece AB değil, ABD, Japonya ve Kanada da çiftçisini koruyan ülkeler arasında yer alıyor. Bu da gelişmekte olan ülkeler açısından ciddi rekabet sorunu yaratıyor. Bu politikalardan vazgeçilmesi için de dünya bir süredir derin bir tartışma içinde. Sübvansiyonların kaldırılması için gelişmiş ülkelere baskı artıyor. Avrupa’nın kapısından girebilmesinin önündeki en büyük engel olarak gösterilen tarım sektörü Türkiye için de AB Ortak Tarım Politikaları çok önemli. Birkaç gündür üye ülkelerde Avrupa Komisyonu’nun beş yıl önce başlattığı reformları yeniden canlandırmak isteğiyle gündeme getirdiği öneriler tartışılıyor. Yeni önerilere göre AB Komisyonu sübvansiyonları kısmayı planlıyor. Komisyon yüzde 5’le başlamayı planladığı kısıntılarla 2013 yılına kadar çiftçiye ödediği tarım teşviklerini adım adım yüzde 13 kadar azaltmak istiyor. Kısıntıların önemli bölümü büyük işletmelere ait olacak. Bu şirketler doğrudan yardımlarını yüzde 22 oranında kaybedecek.
Süt Kotaları Kalkacak Süt kotası sistemi de reformların başka bir başlığını oluşturuyor. Komisyonun önerilerine göre 2015 yılına kadar süt kotaları yumuşak bir geçişle aşamalı olarak kaldırılacak. 1984 yılında süt ürünlerine kısıtlama getirmek için kota sistemi oluşturan Brüksel, bu sisteme artık gerek kalmadığı ve aynı zamanda rekabete engel olduğu görüşünde. Komisyon’a göre, fiyat destek mekanizması aşırı üretime sebep oluyor ve bu durum da Avrupa bütçesine büyük bir yük bindiriyor. Avrupa’nın tarım politikası, gıda fiyatlarının yükselmesinin de nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.
Birlik’in hedefi Fransa’nın dönem başkanlığında yeni politikalar konusunda uzlaşma sağlamak. Ancak bu politikalardan en fazla yararlanan ülke olan Fransa’nın bu kesintilere direniş göstermesi bekleniyor. Kesintilerin Almanya gibi diğer ülkelerde de şimdiden rahatsızlık yaratmaya başladığı kaydediliyor. Oysa Avrupa Komisyonu’nun yeni önerilerinin kabul edilmesi için 27 üye ülke ve Avrupa Parlamentosu’nun da onayı gerekiyor. Azalan tahıl stokları, artan fiyatlar, iklim değişikliği ve azalan su rezervleri gibi dünyayı tehdit eden büyük sorunlara nasıl karşı nasıl durabileceğinin stratejisini oluşturan Avrupa Birliği başarabilirse bu değişiklikleri 2013 yılına tamamlamayı planlıyor.
Yıllardır Dünya Bankası, Avrupa Birliği ve Uluslararası Para Fonu baskılarıyla üreticisini doğru politikalarla desteklemekten uzaklaşan Türkiye için bu tartışmalar önemli. Çünkü 35 müzakere başlığından 3 tanesi tarımla ilgili. 20’nin üzerinde ürün grubu için müzakereler yapılacak. Bu dönemin Türkiye’ye fırsatlar getirmesi de muhtemel. Süt ve Et Üreticileri Birliği Başkanı Erdal Bahçıvan bu tartışmaların bir süredir devam ettiğini söylüyor. Avrupa halklarının artık gıda fiyatlarının artmasıyla zaten çiftçiyi desteklediğini bu nedenle vergilerden de destek vermek istemediğini ekliyor. AB’nin özellikle ette ithalata da kapı açmayı konuştuğunu hatırlatıyor Bahçıvan ve "Türkiye için fırsatlar var ama ne yazık ki global olamıyoruz. Hala lokal düşünüyoruz" diyor. Kilit kelime global olmak. Gelişmeleri izlemenin bu nedenle önemi artıyor.
Kaynak: Referans Gazetesi
www.referansgazetesi.com
|