|
Türkiye ile Cezayir arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerde son yıllarda görülen büyük gelişmeye rağmen, dış ticaret dengesi Cezayir lehine seyretmeye devam etmektedir. Cezayir İstatistik Ofisi verilerine göre Cezayir’in 2003 yılında Türkiye’den 431.393 milyon dolarlık ithalatına karşılık 1.018.322 milyon dolarlık ihracatı vardır. 2004 yılı Ocak-Kasım dönemi verilerine bakıldığında Türkiye’den 479.000 milyon dolarlık ithalatına karşılık 1.011.000 milyon dolarlık ihracatı görülmektedir.
Ancak Türkiye’nin istatistik verileri ile Cezayir’in istatistik verileri arasında fark bulunmakta ve Türkiye’nin istatistikleri daha yüksek rakamları göstermektedir. Ancak, bu da iki ülke arasındaki ticaret dengesinde bir değişikliğe yol açmamaktadır.
*Cezayir’in Türkiye’den İthalatı Cezayir’in Türkiye’den ithalatında en önemli yeri yarı mamul ve mamul maddeler tutmaktadır, ihracat verilerimiz bakımından irdelendiğinde ise,çok çeşitli Türk ürününün Cezayir pazarında satışa sunulduğu ve bunlar içerisinde tekstil-konfeksiyon ürünleri, gıda maddeleri, demir-çelik ürünleri , otomotiv ürünleri ile elektrikli makine, aksam ve parçaları, ilk sıralarda yer aldığı görülmektedir.Diğer taraftan, kayıtdışı ekonomi kapsamında değerlendirilen bavul ticareti yoluyla da yıllık yaklaşık 100-150 milyon ABD Doları tutarında bir ihracat gerçekleştirildiği tahmin edilmektedir.
Bunun yanı sıra İspanya, Fransa ve İtalya limanları üzerinden ülkemiz menşeli malların ‘re-export’ yoluyla veya Magrep Birliği üyesi ülkelerden transit olarak Cezayir’e geldiği ve bu ticaretin yıllık toplamının yaklaşık 300–350 milyon dolar civarinda bir rakama ulaştığı tahmin edilmektedir.
İthalatın Madde Grupları İtibariyle Dağılımı Çok geniş bir ürün yelpazesi içinde ithalat gerçekleştiren Cezayir’in Türkiye’den ithalatında en önemli madde grubunu yarı mamuller oluşturmaktadır. Bunu mamul maddeler, gıda maddeleri ve enerji hammaddeleri izlemektedir.
*Cezayir’in Türkiye’ye İhracatı 2003 yılı verileriyle Cezayir’in Türkiye’ ye yönelik 997 milyon dolarlık ihracatının yüzde 98’ini enerji maddeleri oluşturmaktadır. Yüzde 2’lik ihracat ise kükürt, fosfat, ham deri ve postlar ile hurmadan oluşan hammadde ve gıda maddelerinden oluşmaktadır.
*Sorunlar Ve İlişkileri Geliştirmeye Yönelik Öneriler Devlete bağlı kuruluşlar tarafından mal alımı için düzenlenen ihaleler, herkese açık olarak yapılmakta ve yabancı firmalar bu ihalelere katılabilmektedir. Teklifler doğrudan ihaleyi açan kurum ya da kuruluşa verilmektedir. Uygulamada; kamu kuruluşları tarafından açılan ihalelerin alınmasında, politik müdahaleler ve daha önceden kurulan ilişkilerin etkin rol aldığı görülebilmektedir.
Diğer ülkelerle yapılan ticari ilişkilerde; dolandırıcılık benzeri riskler, düşük bir seviyede bulunmaktadır. Ancak, özellikle kamu kuruluşları ile yapılan işlerde, az gelişmiş ve liberal olmayan bir ekonomik yapının sonucu olarak, politik müdahaleler ve rüşvet mekanizması gibi uygulamalar geçerliliğini korumaktadır.
Cezayir, Türk işadamları için oldukça geniş bir yelpazede yatırım ve ticaret olanakları sunmaktadır. Ancak, alt yapı yetersizliği, bilgi eksikliği ve mevcut bilgilere ulaşmadaki güçlükler, sürekli değişen ve uygulamada farklılık gösteren mevzuat ile bürokratik zihniyet bu ülkede iş yapılmasını oldukça sıkıntılı hale getirmektedir.
Cezayir’de Ticaret Müşavirliği kayıtlarına göre,100’ün üstünde Türk firması faaliyette olup, bunların 10 tanesi inşaat sektöründedir. Bu sayının daha fazla olduğu bilinmekte birlikte bunlar Ticaret Müşavirliği kayıtlarında bulunmamaktadır. Buna ilaveten, Cezayir’de yerleşik olmayan ancak, Cezayir ile yoğun ticari ilişki içerisinde olan çok sayıda firma mevcuttur. Özellikle ülkemizde yaşanan son ekonomik kriz sonrasında Türk işadamlarının Cezayir piyasasına daha fazla ilgi gösterdikleri gözlenmektedir.
Cezayir ile Türkiye arasındaki ticarette yaşanan sorunların başında Cezayir’deki yüksek gümrük ve gelir vergilerini ödemekten kaçınmak isteyen ithalatçıların, Türk ihracatçılardan düşük meblağlı fatura talep etmeleri sonucu ortaya çıkan çifte faturalandırma sorunu gelmekte ve bu nedenle Türk malları Cezayir gümrüklerinde gereğinden fazla bekletilmektedir. Cezayir Gümrük İdaresi Türk ihracatçıların fatura beyanına itibar etmemekte ve Türkiye’den gelen malların değeri Gümrük Takdir Komisyonunun değerlendirmesine bırakılmaktadır.
Türkiye ile Cezayir arasında Eylül 2001’de imzalanan Gümrük İşbirliği Anlaşması çerçevesinde bu sorunun ortadan kaldırılması için girişimler sürdürülmekle beraber, anlaşma henüz yürürlüğe girmediği için bir ilerleme sağlanamamaktadır.
Ayrıca Cezayirli ithalatçıların ucuz mal talep etmeleri bu ülke pazarına gelen bir grup Türk malının düşük, hatta kötü kalitede olması sonucunu doğurabilmektedir. Bu durum daha önce başka ülkelerde yaşanana benzer bir pazar kaybını beraberinde getireceğinden Cezayir piyasasında Türk malı imajını ve kalitesini yerleştirmek büyük önem arz etmektedir. Son dönemde Türk firmaları Cezayir piyasasına isim ve marka olarak da girmeye başlamışlardır (örneğin Ülker Eti Kale Kilit; Vitra). Cezayir piyasasında bu tür malların oranı arttıkça Türk malı imajı ve kalitesi de yükselecek, Türk mallarına talep artacaktır.
Cezayir Gümrük İdaresi, Türkiye’den gönderilen mallarla ilgili faturalar üzerinde ilgili Ticaret Odasının mührünü aramaktadır. Bu mühür olmadığı takdirde malın gümrükten çekilmesine izin verilmemektedir. Sözkonusu onay işleminin Ticaret Müşavirliği tarafından yapılma imkânı bulunmadığından, ihracatçılarımızın gönderdikleri mallarla ilgili faturaları bağlı bulundukları Ticaret odalarında onaylattırmaları zaman kaybını ve gereksiz tartışmaları önleyecektir.
İthalatçının talebi üzerine genellikle Türkiye ‘den Cezayir’e yapılan ihracat mal mukabili olmaktadır. Mal mukabili yapılan satışlarda, satış bedellerinin ilgili bankalar tarafından zamanında ihracatçıya transfer edilmemesi ve bazı hallerde bankaların uluslararası kuralların aksine mal bedelini tahsil etmeden ilgili evrakı alıcıya teslim etmeleri ya da ithalatçının malı almaktan vazgeçmesi gibi sıkıntılar yaşanabilmektedir. İhracatçılarımızın mümkün olabildiği ölçüde mal mukabili satışlardan kaçınmaları yaşanabilecek sıkıntıları peşinen önleyebilecektir.
Türk firmalarının yaşadıkları sıkıntılardan birisi de bankacılık alanındadır. Cezayir dinarının çevrilgen olmaması, düzenlemelerin çağın gereklerine ayak uyduramaması, bankacılık mevzuatının yeterince açık olmaması ve uygulamadan kaynaklanan güçlükler özellikle Cezayir’de iş yapan ancak yerleşik olamayan firmalar için açılması gerekli INR (ınterieur non resident) hesabı ile, Cezayir’de yerleşik yabancı firmalar için zorunlu olan cari hesapların ( compte courant) açılmasında sıkıntı yaratmaktadır.
Cezayir bankalarının Türk bankalarının akreditif ve teminatlarını kabul etmemesi ise en önemli konulardan birisidir. Cezayir’de yabancı bankaların, Türkiye dışındaki Türk Bankalarının ve Arap Türk Bankasının akreditifleri kabul edilmekte, ancak yazılı bir yasaklamaya dayanmadığı düşünülmekle birlikte, sözlü olarak firmalarımıza ifade edildiği şekliyle Türk Bankaları taahhütlerini yerine getirmedikleri gerekçesiyle bunların akreditif ve teminatları kabul edilmemektedir.
Özellikle, müteahhitlik alanında büyük projeler üstlenen firmalarımız açısından, Exımbank dahil Türk bankalarının verdikleri teminat mektuplarının kabul edilmemesi, yabancı bankaların teminatlarının ise ancak kontrgaranti ile kabul edilmesi büyük mali külfet yaratmakta, bu pazarda rekabet şanslarını azaltmakta ve büyük fırsatlar sunan Cezayir piyasasını henüz kazanmadan kaybetme riskini beraberinde getirmektedir.
Teminat mektubu sorunun Türk ve Cezayir yetkilileri arasında süratle görüşülerek çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
Ayrıca, mevcut sistemde Türk yatırımcı, müteahhit ve işadamlarının yaşadıkları sıkıntıların, bir Türk Bankasının Cezayir’de şube açması ile aşılabileceği değerlendirilmektedir. Esasen pek çok yabancı ülke bu yolu tercih etmektedir.
Diğer bir sorun da Fransa, İtalya, İspanya ve Kanada gibi Türkiye’nin belli başlı rakiplerinin, ihalelere katılan firmalarına finansman kredisi sağlayabilmelerine karşın, ülkemizin bu tür imkanları sunamamasıdır. Ayrıca, bu ülkelerden Cezayir’e yapılan üst düzeyli siyasi ziyaretlerin gündeminde ihale takiplerinin de önemli bir yer tuttuğu anlaşılmaktadır.
Cezayir’de iş yapmayı planlayan Türk müteahhitlik firmalarının Cezayir’de ofis açmaları ya da Cezayirliler ile ortaklık tesis etmelerinin yanı sıra, ihalelere aralarında güç birliği yaparak katılmaları, kazanabilmelerinde ilave kolaylık sağlayacaktır. Yine bu kapsamda, başta telekomünikasyon olmak üzere, birçok alanda Cezayir’de başlatılan özelleştirme süreci de firmalar için bir diğer önemli firsat olarak değerlendirilmektedir.
Firmalarımızın mevcut teşvik imkanlarından yararlanarak, Cezayir’de yatırıma yönelmeleri, ülke pazarında istikrarlı, kalıcı ve giderek artan bir paya sahip olmamızı sağlayacaktır. Ülkemizin Cezayir ile ticari ve ekonomik ilişkilerini geliştirmesi amacıyla yoğun bir çaba sarfedilmektedir. Cezayir’de güçlü bir Türk lobisinin oluşturulabilmesini teminen, Türk-Cezayir İşadamları Derneği’nin kurulması çalışmaları, firmalarımızın birbirlerini rakip olarak görmeleri ve istekli davranmamaları nedeniyle gerçekleştirilememiştir.
Diğer taraftan, Cezayir ile Avrupa Birliği arasında 19 Aralık 2001 tarihinde parafe edilen Ortaklık ve İşbirliği Anlaşması 22 Nisan 2002 tarihinde imzalanmış olup, onay sürecinin tamamlanmasını müteakip yürürlüğe girecektir. İzlenen dışa açılma politikası, ülkenin her türlü mal ve hizmete olan ihtiyacı ve terör olaylarında görülen azalma sonrasında Cezayir, başta Avrupa Birliği olmak üzere tüm Batılı ülkeler için cazip bir pazar haline gelmiştir. Sözkonusu Anlaşmanın yürürlüğe girmesinden sonra AB ürünleri için kademeli olarak gerçekleştirilecek gümrük vergisi indirimleri Türkiye’nin bu pazarda rekabet imkânını güçleştirecek, hatta ortadan kaldıracaktır.
Türkiye’nin Avrupa Birliği ile mevcut Gümrük Birliği ilişkisi ve Cezayir’in AB ile imzaladığı Ortaklık ve İşbirliği Anlaşması perspektifinde, Türkiye ile Cezayir arasında Serbest Ticaret Anlaşması görüşmelerinin bir an önce başlatılması iki ülke arasındaki işbirliğinin geliştirilmesine, ticaret hacminin arttırılmasına ve Türkiye’nin Cezayir piyasasında kalıcı bir yer edinmesine olanak sağlayacaktır. Ancak, Türkiye’nin tüm çabalarına karşın, Cezayir bu konuyu görüşmekten ısrarla kaçınmaktadır.
*Değerlendirme
-Cezayir, Afrika’daki en önemli partnerimizdir.
-Türkiye, Cezayir’in dış ticaretinde son 5 yılda çok önemli bir yer edinmiştir. Cezayir’de yaklaşık olarak 150 Milyon dolarlık doğrudan Türk yatırımı bulunmaktadır.
-Cezayir’de telekomünikasyon sektöründe önemli yatırımlar ve özelleştirme faaliyetleri sürdürülmektedir. Firmalarımızın bu alanda iş yapabilecekleri değerlendirilmektedir.
-Cezayir gıda ihtiyacının yaklaşık yarısını ithalat yoluyla karşılamaktadır. Bu çerçevede, gıda sektöründe faaliyet gösteren firmalarımız için cazip iş olanakları mevcuttur.
-Cezayir 5 yıl boyunca çeşitli alanlarda 50 Milyar dolarlık yatırım öngörmektedir. Ayrıca 5 yıl boyunca her yıl 200 000 adet olmak üzere sosyal konut inşası öngörmüştür. Altyapı projelerinin yenilenmesi ve geliştirilmesinde büyük bir hamle başlatılmıştır. Cezayir müteahhitlerimiz için son yıllarda önemli bir Pazar olma konumuna gelmiştir.
-Cezayir’deki iç siyasi sorunlar nedeniyle bir çok batılı firmanın giremediği pazara Türk firmaları girmiştir. Ancak, özellikle iç siyasi sorunların bitmesi ile bu pazardaki mevcut konumumuzu muhafaza etmemiz için ekstra tedbirler almak gerekmektedir. Bu çerçevede, özellikle KOBİ’lerin Cezayir’e yatırım yapmaları teşvik edilmelidir.
-Cezayir ile AB arasında Ortaklık Anlaşması 22 Nisan 2002 tarihinde imzalanmıştır. Bu çerçevede, Ocak 2002 tarihinde bir STA taslağı Cezayir tarafına tevdi edilmiştir. Ancak Cezayir tarafından şu ana kadar olumlu bir yanıt alınamamıştır. Ülkemizin Afrika’daki en önemli ticari partneri olan ve firmalarımızın etkin olduğu Cezayir pazarında etkinliğimizin korunması, AB firmaları karşısında haksız rekabete uğranılmaması için ülkemiz ile Cezayir arasında Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerinin biran önce başlatılmasında büyük fayda görülmektedir.
Kaynak: www.ishad.org.tr
|