 |
Gecekondu Avına Çıkan Parisli
Maxence LİAGRE
Krea Gayrimenkul İcra Kurulu Üyesi
|
|
Uluslararası yatırım bankası Merrill Lynch’in Türkiye’deki ortağı Krea Gayrimenkul, İstanbul’da iki, Adapazarı ve Eskişehir’de "Neo" adıyla yaptığı dört alışveriş merkezinin ardından konut piyasasına, girmeye hazırlanıyor. Türkiye gayrimenkul sektörü için 1.2 milyar dolarlık fon ayıran şirket, tıpkı alışveriş merkezinde olduğu gibi konutta da farklı bir konsept üzerinde çalışıyor...
Neo alışveriş merkezleri, sektöründe ilk ve tek entegre tesis olarak gösteriliyor. Peki bu ne anlama geliyor? Neo’larda arsa bulmadan mimari yapıya, pazarlamadan yönetime bütün aşamaları Krea Grup bünyesindeki şirketler üstleniyor. Türkiye’ye girişinden bu yana konut sektörüne gireceğinin sinyalini veren Krea, bu alanda da fark yaratmayı amaçlıyor. Şirket, farklı gelir gruplarına yönelik üreteceği konut projelerinde "şehir içinde şehir" konseptini uygulayacak. İlk konut projesinin arsa alımları tamamlanmak üzere. Bu konuda TOKİ’yle işbirliği yapılması da gündemde...
Krea Gayrimenkul İcra Kurulu Üyesi Maxence Liagre’ye, Türkiye’deki alışveriş merkezi enflasyonu ile Neo’nun bu sektördeki yeri ve konumunun yanı sıra konuttaki planlarını sorduk...
İsterseniz önce Neo’lardan başlayalım. Bu kadar çok alışveriş merkezi içinde farkınız ne olacak? Türkiye’de bu iş hipermarketlerle başlandı. Buna ilk jenerasyon diyoruz. Sonra ikinci jenerasyon olarak AVM’ler yapıldı ve satıldı. Bizse üçüncü jenerasyonuz. Biz AVM’leri yönetiyoruz; yapıp satmak istemiyoruz. İşin içinde olduğumuz için kendimize güveniyoruz. Yönetmek ve işletmek bizi korkutmuyor. Ancak o zaman bu iş bir değer bulacak. Alanımızda bir ilkiz. Tıpkı bir entegre tesis gibiyiz. Eskişehir’deki Neo AVM’miz açıldı. İki yıl içinde üç tane daha açacağız. Ayrıca bu süre içinde 10-15 tane daha AVM projesi hazırlayacağız.
Yer bulmakta zorluk çekiyor musunuz? Biz önce yoğunluğu olan yollar üzerinde projeler yaparak, gelişen bölge veya şehirlerde yatay konseptler yapmak istiyoruz. Çünkü bu tip konseptler batmaz. Bu tür yerler ABD’de Avrupa’da 20 yıl önce yapıldı ve hala hepsi ayakta. Evet, bazen arsa bulmak zor oluyor. Ama bizim AVM’lerimiz şehir dışında olduğu için bu durum çok fazla sorun olmuyor. Biz AVM’leri bir bakıma vitrinimiz olarak görüyoruz. Şehir içinde A VM bizim prensiplerimize ters. Şehir içinde ne kadar çok A VM yapılırsa, şehir de o kadar ölüyor. Şehir içindeki çok katlı AVM’ler dünyanın hiçbir yerinde yaşayamadı, Türkiye’de de yaşamayacak. Burada da belediye ve devlete büyük sorumluluklar düşüyor. Herkese izin verilmemeli. Çünkü şehirler mahvoluyor. Bu tip gelişmelerle bir felakete doğru gidiliyor. Ama istatistikler Türkiye’nin daha çok AVM’ye ihtiyacı olduğunu söylüyor...
O zaman size şunu sorayım: İstanbul nerede başlayıp nerede bitiyor? Eğer Büyükdere etrafında 5 km’lik bir çember çizmiş 01sak, A VM sayısının Avrupa ve ABD’nin çok üstünde olduğunu görürüz. Oysa Türkiye ’C’ sınıfı bir ülke ve bunu herkesin bilmesi lazım. Türkiye’nin diğer bölgelerinde, oraların ihtiyaç, kültür ve gelir durumuna göre AVM yapılması gerekir.
İstanbul’daki AVM’lerle, Dubai gibi bir alışveriş merkezi yaratılmak isteniyor. Sizce bu mümkün mü? Çok büyük farklar var. Bir kere Dubai’de İstanbul’daki gibi bir tarihsel ve mimari doku yok. Çöl var. Bir de orada çok para var. Devlet bu konuda çok agresif bir çizgi izledi. Orada imar sorunu yok. İstanbul çok önemli. Ama Dubai’deki gibi bir yoğunluk hiçbir zaman olmayacak. İstanbul New York’la karşılaştırılmalı; Dubai, Hong Kong veya Singapur’la değil.
Yatırım projelerinizi biraz daha açar mısınız? Konuttaki planlarınız neler? 1 milyar 200 milyon dolarlık yatırım kapasitemiz var. Şehir içinde daha komplike, daha zaman alan, büyük projeler yapmayı hedefliyoruz. Kısacası "şehir içinde şehir" yaratmak istiyoruz. Yani içinde konut, alışveriş yapılacak dükkanlar, ofis hatta otel ve hastanelerin bile olacağı şehirler. Türkiye’deki plansız gelişmeden dolayı şehir içlerinde bu eksiklikler var. Bu da şehir dışlarında yapılan yaşam merkezleriyle giderilmeye çalışılıyor. Ama şehir içine yeniden bir dönüş olacak. Ticaret ve AVM’ler şehir dışında; konut, ofis ve hastaneler yeniden şehir içinde olacak.
Bu projelerinizi ne zaman hayata geçireceksiniz? Büyük bir şehrin en prestijli yerinde de yatırım yapabiliriz, örneğin Mardin’e de gidebiliriz. Limitimiz yok. Şu ana kadar birkaç arsa sahibiyle ön anlaşma yaptık. Yerlerini henüz açıklayamıyoruz. Ama şunu söyleyebilirim, bu tip projeleri ilk etapta İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Bursa gibi büyük şehirlerde yapmak istiyoruz. Üç dört yıl içinde hayata geçirmeyi planlıyoruz.
İstanbul’da şehir kurmak için yer var mı? Şehir içinde büyük metrekareli fazla yer kalmadı. Şu anda şehir dönüşüm projelerine çok dikkat ediyoruz. Şehir içindeki eski sanayi bölgelerine, gecekondu bölgelerine bakıyoruz. Kentsel dönüşüm çerçevesinde 30-40 bina sahibiyle anlaşmalar yapıp, yerine böyle şehirler kuracağız.
Yaptığınız konutları kime satacaksınız? İki tip proje yapacağız; üst gelir grubu ile orta ve altı için. Lüks konutlarımız üst gelir grubuna yönelik olacak. Bunlarda satış sorunu yok. Çok çabuk satılacaktır. Çünkü şehir dışına çıkmış olan A ve B gelir grupları şehir içine dönecek. Hatta bu dönüş başladı bile. Dolayısıyla bu piyasa hiçbir zaman düşmez. Ama bunlar küçük projeler ve çok özel konumlarda bir de orta, yani C ve D gelir grubu var. Bunlar maaşlı, eğitimli insanlar. Bu insanlar şehir içinde yaşıyor ve zamanla şehir dışına çıkacaklar. Bu piyasa şu anda durgun, ama çok dinamik. Onlar için uygun fiyatlarda konutlar yapacağız. Bunun için TOKİ’nin projelerini de takip ediyoruz. Bu projelerde yer almak istiyoruz. Kendileriyle görüşüyoruz.
Kaynak: Para Dergisi
|
| |
|
| |
|
Bu yazı
1411 kez okundu. |
| |
|
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
|
| |
|
|
|
|
|