KobiFinans Türkiye' nin en büyük kobi portalı
Anasayfa Site Haritası English
 
   09 Ocak 2009, Cuma
DERGİMİZ FORUM ÜYE SORGULAMA İLAN PANOSU
AB
ABD
Almanya
Azerbaycan
Bulgaristan
Birleşik Arap Emir.
Cezayir
Çin
Çek Cumhuriyeti
Fransa
Fas
Güney Afrika Cum.
Gürcistan
Hollanda
Hindistan
İngiltere
Irak
İtalya
İsviçre
İspanya
Kazakistan
Mısır
Polonya
Romanya
Rusya
Tunus
Suriye
Ukrayna
Ürdün
Yunanistan

En Çok Okunanlar

Kitap Tanıtım
Girişimcinin Silahı : İş Planı

Paul BARROW

Punk Marketing

R.LAERMER&M.SIMMONS

Gecekondu Avına Çıkan Parisli
Maxence LİAGRE
Krea Gayrimenkul İcra Kurulu Üyesi
Uluslararası yatırım bankası Merrill Lynch’in Türkiye’deki ortağı Krea Gayri­menkul, İstanbul’da iki, Adapazarı ve Eski­şehir’de "Neo" adıyla yaptığı dört alışveriş merkezinin ardından konut piyasasına, girmeye hazırlanıyor. Türkiye gayrimenkul sektörü için 1.2 milyar dolarlık fon ayıran şirket, tıpkı alışveriş merkezinde olduğu gi­bi konutta da farklı bir konsept üzerinde çalışıyor...

Neo alışveriş merkezleri, sektöründe ilk ve tek entegre tesis olarak gösteriliyor. Pe­ki bu ne anlama geliyor? Neo’larda arsa bulmadan mimari yapıya, pazarlamadan yönetime bütün aşamaları Krea Grup bün­yesindeki şirketler üstleniyor. Türkiye’ye girişinden bu yana konut sek­törüne gireceğinin sinyalini veren Krea, bu alanda da fark yaratmayı amaçlıyor. Şirket, farklı gelir gruplarına yönelik üreteceği ko­nut projelerinde "şehir içinde şehir" kon­septini uygulayacak. İlk konut projesinin arsa alımları tamamlanmak üzere. Bu konuda TOKİ’yle işbirliği yapılması da gündemde...

Krea Gayrimenkul İcra Kurulu Üyesi Maxence Liagre’ye, Türkiye’deki alışveriş merkezi enflasyonu ile Neo’nun bu sektör­deki yeri ve konumunun yanı sıra konutta­ki planlarını sorduk...

İsterseniz önce Neo’lardan başlayalım. Bu kadar çok alışveriş merkezi içinde farkınız ne olacak?
Türkiye’de bu iş hipermarketlerle başlan­dı. Buna ilk jenerasyon diyoruz. Sonra ikin­ci jenerasyon olarak AVM’ler yapıldı ve satıldı. Bizse üçüncü jenerasyonuz. Biz AVM’leri yönetiyoruz; yapıp satmak iste­miyoruz. İşin içinde olduğumuz için kendimize güveniyoruz. Yönetmek ve işletmek bizi korkutmuyor. Ancak o zaman bu iş bir değer bulacak. Alanımızda bir ilkiz. Tıpkı bir entegre tesis gibiyiz. Eskişehir’deki Neo AVM’miz açıldı. İki yıl içinde üç tane daha açacağız. Ayrıca bu süre içinde 10-15 tane daha AVM projesi hazırlayacağız.

Yer bulmakta zorluk çekiyor musunuz?
Biz önce yoğunluğu olan yollar üzerinde projeler yaparak, gelişen bölge veya şehir­lerde yatay konseptler yapmak istiyoruz. Çünkü bu tip konseptler batmaz. Bu tür yerler ABD’de Avrupa’da 20 yıl önce yapıldı ve hala hepsi ayakta. Evet, bazen arsa bulmak zor oluyor. Ama bizim AVM’leri­miz şehir dışında olduğu için bu durum çok fazla sorun olmuyor. Biz AVM’leri bir ba­kıma vitrinimiz olarak görüyoruz. Şehir içinde A VM bizim prensiplerimize ters. Şehir içinde ne kadar çok A VM yapılırsa, şehir de o kadar ölüyor. Şehir içindeki çok katlı AVM’ler dünyanın hiçbir yerinde ya­şayamadı, Türkiye’de de yaşamayacak. Bu­rada da belediye ve devlete büyük sorum­luluklar düşüyor. Herkese izin verilmeme­li. Çünkü şehirler mahvoluyor. Bu tip geliş­melerle bir felakete doğru gidiliyor. Ama istatistikler Türkiye’nin daha çok AVM’ye ihtiyacı olduğunu söylüyor...

O zaman size şunu sorayım: İstanbul nere­de başlayıp nerede bitiyor?
Eğer Büyükde­re etrafında 5 km’lik bir çember çizmiş 01­sak, A VM sayısının Avrupa ve ABD’nin çok üstünde olduğunu görürüz. Oysa Tür­kiye ’C’ sınıfı bir ülke ve bunu herkesin bil­mesi lazım. Türkiye’nin diğer bölgelerinde, oraların ihtiyaç, kültür ve gelir durumuna göre AVM yapılması gerekir.

İstanbul’daki AVM’lerle, Dubai gibi bir alışveriş merkezi yaratılmak isteniyor. Sizce bu mümkün mü?
Çok büyük farklar var. Bir kere Dubai’de İstanbul’daki gibi bir tarihsel ve mimari doku yok. Çöl var. Bir de orada çok para var. Devlet bu konuda çok agresif bir çiz­gi izledi. Orada imar sorunu yok. İstanbul çok önemli. Ama Dubai’deki gibi bir yo­ğunluk hiçbir zaman olmayacak. İstanbul New York’la karşılaştırılmalı; Dubai, Hong Kong veya Singapur’la değil.

Yatırım projelerinizi biraz daha açar mısınız? Konuttaki planlarınız neler?
1 milyar 200 milyon dolarlık yatırım ka­pasitemiz var. Şehir içinde daha komplike, daha zaman alan, büyük projeler yap­mayı hedefliyoruz. Kısacası "şehir içinde şehir" yaratmak istiyoruz. Yani içinde ko­nut, alışveriş yapılacak dükkanlar, ofis hatta otel ve hastanelerin bile olacağı şe­hirler. Türkiye’deki plansız gelişmeden dolayı şehir içlerinde bu eksiklikler var. Bu da şehir dışlarında yapılan yaşam merkezleriyle giderilmeye çalışılıyor. Ama şehir içine yeniden bir dönüş ola­cak. Ticaret ve AVM’ler şehir dışında; konut, ofis ve hastaneler yeniden şehir içinde olacak.

Bu projelerinizi ne zaman hayata geçireceksiniz?
Büyük bir şehrin en prestijli yerinde de yatırım yapabiliriz, örneğin Mardin’e de gidebiliriz. Limitimiz yok. Şu ana kadar birkaç arsa sahibiyle ön anlaşma yaptık. Yerlerini henüz açıklayamıyoruz. Ama şunu söyleyebilirim, bu tip projeleri ilk etapta İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Bursa gibi büyük şehirlerde yapmak is­tiyoruz. Üç dört yıl içinde hayata geçir­meyi planlıyoruz.

İstanbul’da şehir kurmak için yer var mı?
Şehir içinde büyük metrekareli fazla yer kalmadı. Şu anda şehir dönüşüm projelerine çok dikkat ediyoruz. Şehir içinde­ki eski sanayi bölgelerine, gecekondu bölgelerine bakıyoruz. Kentsel dönü­şüm çerçevesinde 30-40 bina sahibiyle anlaşmalar yapıp, yerine böyle şehirler kuracağız.

Yaptığınız konutları kime satacaksınız?
İki tip proje yapacağız; üst gelir grubu ile orta ve altı için. Lüks konutlarımız üst gelir grubuna yönelik olacak. Bun­larda satış sorunu yok. Çok çabuk satıla­caktır. Çünkü şehir dışına çıkmış olan A ve B gelir grupları şehir içine dönecek. Hatta bu dönüş başladı bile. Dolayısıyla bu piyasa hiçbir zaman düşmez. Ama bunlar küçük projeler ve çok özel konumlarda bir de orta, yani C ve D gelir grubu var. Bunlar maaşlı, eğitimli insanlar. Bu insanlar şehir içinde yaşıyor ve zamanla şehir dışına çıkacaklar. Bu piyasa şu an­da durgun, ama çok dinamik. Onlar için uygun fiyatlarda konutlar yapacağız. Bunun için TOKİ’nin projelerini de ta­kip ediyoruz. Bu projelerde yer almak istiyoruz. Kendileriyle görüşüyoruz.

Kaynak: Para Dergisi
 
 
Bu yazı 1411 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.

"Fransa’da Türkiye İçin Lobi Yapıyoruz"
 
  Üyelik Girişi
Röportaj
"Fransa’da Türkiye İçin Lobi Yapıyoruz"
Muammer EKİM

Başarı Öyküleri
Paris’te 4 Bin Euro’ya "Made In Turkey" Satıyorlar
Dünya hazırgiyim pazarında ’en büyük faso...

Analiz-Araştırma
"Türkler Kendilerini İşlerine Adıyorlar, Bu Zihniyet Artık Avrupa’da Yok"
Türkiye’de 1987 yılında 7 olan Fransız şi...

15/01/2008

BİZİ TANIYIN  | ÇÖZÜM ORTAKLARI  | SIKÇA SORULAN SORULAR  | GÜVENLİK GİZLİLİK  | REKLAM  | KobiFinans RSS
KobiFinans'ı Öner Sık Kullanılanlara Ekle Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2009
Content by Kolay İçerik