|
Kısıtlı sanayi ve kıt ham maddelere sahip olması nedeniyle, mal ticaretinde tarihi boyunca kronik açıklarla karşılaşmış bir ülkedir. Bu durum nüfusun artması ve yüksek miktarlardaki ithalatlarla daha da kötü bir duruma dönüşmüştür.
1980 yılından itibaren hükümetler ihracatla ithalatı dengelemeye çalışmışlardır. 1988–1991 yılları arasında Dinar’ın kısmen devalüasyonu ile kısmi bir başarı elde edilmiştir. Bu şekilde ihracat biraz daha cazip bir hale gelmiş, buna karşılık ithalat maliyetleri biraz artmıştır.
1990 Körfez savaşından sonra 1991–1995 yılları arasında ihracatında yılda ortalama % 11 civarında bir artış yaşanmıştır. Bu artış özellikle, ilaç, deterjan, tekstil gibi bazı sektörlerde çok büyük miktarlara ulaşmıştır. Fosfat, gübre ve potas ihracatında 1996 yılına kadar sabit bir artış yaşanmıştır. Ancak 1997 yılında potas ve gübre ihracatı teknik sebeplerden ve Asya ekonomisindeki düşüşten etkilenmiştir. 1998 yılında tekrar düzelme olmuş ve maden ihracatında uzun dönemli bir iyileşme sürecine girilmiştir. İhracat gelirlerinde de 2002 yılında önemli artışlar yaşanmış ve ihracat bir önceki yıla göre % 20 artarak 2.77 milyar $’a ulaşmıştır. ABD pazarı ise en önemli pazar olarak yerini almıştır.
2003 yılında da ihracatta iyi bir artış hızına ulaşılmıştır. Bu büyümenin motoru sayılabilecek sektör olarak giyim sektörü verilmektedir. Ürdün Merkez Bankası sonuçlarına göre 2004 yılında ihracat gelirlerinde % 28 oranında bir artış yaşanmıştır. Giyim sektörü ise toplam ihracatın % 30‘luk payı ile hâkim sektör konumunu korumuştur. Tıbbi malzeme ve ilaç ihracatının büyük bir kısmı da Irak pazarına gerçekleştirilmektedir. ABD Ürdün’ün önemli bir ihraç pazarı konumunda olup, toplam ihracatın % 30’luk bir kısmı ABD’ye yapılmaktadır. Irak’a gerçekleştirilen ihracatta da yakın zamanda önemli artışlar yaşanmıştır. Hindistan ise Ürdün fosfat ve potas talebinde üçüncü sırada yerini almaktadır.
İthalat miktarı, ihracatı ile bir orantı kurulamayacak şekilde yüksek seviyelerdedir. İthalatı, ihraç gelirlerinden % 75 civarında daha üst seviyelerdedir. 2004 yılı verilerine göre, ithalat, ihracatın iki katı olarak gerçekleşmiştir. 1996 yılında meydana gelen ticaret açığı, 1980’lerden beri süregelen ticaret açığından çok daha üst seviyelerdedir. Son üç yılda ithalat harcamalarında bir azalma olmasından dolayı ticaret açığında düşüş yaşanmaktadır. 1990’lı yılların başlarında meydana gelen açık tüketici talebinden ziyade, ülkede yapılan yatırımlardan kaynaklanmaktaydı. Bu süreçte hızlı bir büyüme yaşanmış ve özellikle, sermaye malları, yedek parça ve ham madde ithalatında artışlar yaşanmıştır. Petrol fiyatlarının yükselmesi ve 2003 yılında Irak’la aralarında olan anlaşmanın bozulmasıyla petrol maliyetleri yükselmeye başlamıştır. İhracatta kullanılmak amacı ile iplik ithalatında da son zamanlarda oldukça iyi bir artış yaşanmıştır.
Toplam ithalat harcamaları da 2003 yılına göre % 46 artarak 2004 yılında 8 1 milyar $ seviyelerine kadar yükselmiştir. Bu artışta en büyük faktör ham petrol ürünlerindeki fiyat artışı olarak verilmektedir. Ham petrol ürünleri ithalatı % 67 yükselerek 1,6 milyar seviyelerine kadar çıkmış olup, bu oran toplam harcamaların % 20’sine tekabül etmektedir.
Suudi Arabistan ile bir petrol anlaşması olan Ürdün, ucuz Irak petrolünü alamaması nedeni ile biraz sıkıntılı bir duruma düşmüştür. Ayrıca petrol fiyatlarının çok hızlı artması da ekonomisini önemli derecede etkilemiştir. Ülke ekonomisindeki hızlı büyüme de petrol, inşaat, nakliyat ekipmanları ithalatının da artmasına neden olmuştur. Telekomünikasyon girdilerinde de önemli artışlar yaşanmıştır. Kaynak: www.dtm.gov.tr
|