Marka olmak sanatçıların, sporcuların, siyasetçilerin tekelinden çıkalı çok oldu. Artık iş dünyası da, çalışanından yaşamı ve işiyle kendisini ön plana çıkarmasını, farklılaştırmasını talep ediyor. Özellikle de rekabetin kızıştığı kriz günlerinde...
Bunu sağlamak için, imajdan hedef kitleye verilen mesaja, yaratılan algıdan kişinin kendisine, işine ve ilişkilerine kattığı değere kadar güçlü bir kimlik yaratmış olmak gerekiyor. Bunca çabanın karşılığı da, hem maddi hem de manevi açıdan tatmin edici düzeyde oluyor.
Türkiye'de kişisel marka danışmanlığının şu sıralar gelişme aşamasında olduğunu belirten marka danışmanı Güven Borça, çalışmaların kapsamı ve içeriğinin de kişisel marka danışmanlığının altını dolduramadığını ifade ediyor: "Kişisel marka danışmanlığının daha çok halkla ilişkiler ve reklamla karıştırıldığını düşünüyorum. Yine yaşam koçluğu ve imaj danışmanlığı alanında hizmet verenler de tam anlamıyla kişisel marka danışmanlığı yapıyor sayılmaz. Sonuçta yaşam koçluğunda marka boyutu, imaj danışmanlığında ise strateji ve araştırma eksikliği var. Ancak bu ikisinin bir araya gelmesiyle kişisel marka danışmanlığının varlığından söz edebiliriz."
Nasıl Kişisel Marka Olunur? Marka ve iletişim danışmanı Yasemin Sungur'a göre kişisel marka yaratmak; istediğiniz kişi olmayı, bunu sosyal ve profesyonel yaşama aktarmayı başarmaktan ibaret. Sungur'a göre, kişisel markalaşma süreci profesyonel bir çalışma ışığında, kişinin kendini keşfetmesiyle başlıyor. Her yaratım sürecinde olduğu gibi bunun da süresi, kuralları ve yöntemleri var. Kişinin kendisini mutlu eden doğal yaşamından uzaklaşmadan ve kendine yabancılaşmadan değerlerini ortaya çıkardığı bir süreç söz konusu. Ve bu süreç yaşam boyu sürüyor.
Önce hedefler ve hedef kitle doğrultusunda iletişim kanalları belirleniyor. Bu, kişisel web sitesi, blog, sektörel, yerel veya ulusal yayınlarda uzman olarak yer almak şeklinde olabiliyor. Kişisel çevre, sosyal çevre ve diğer kurumlarda etkin bir şekilde yer alarak etkileşim alanı yaratılıyor.
Sungur'a göre, kişisel marka olmak için öncelikle "ben"i iyi ve net bir şekilde tanımlamak, daha sonra da en anlaşılır ve iz bırakan şekilde sunmak gerekiyor. "Ben"in nasıl tanımlanacağı ise, kişilik özelliklerine, inançlara ve değerlere bağlı olarak değişiyor. Sungur, kişisel marka olmak isteyen bir kişinin öncelikle, dürüst ve samimi olması, güven oluşturması, tutkulu olması, uzmanlaşması, yaratıcı ve özgün olması gerektiğinin altını çiziyor.
Uzmanla Çalışmak Şart Aslında herkesin iyi ya da kötü bir kişisel markası var. Şirketlere ve yöneticilere koçluk yapan Rana Özşeker'e göre işin özü, bu markanın daha kuvvetli ve gerçekten kişiyi yansıtır hale getirilmesi.
Kişisel markayı kuvvetlendirmenin yalnızca kişinin kendi kararına ve kararlılığına bağlı olduğunu vurgulayan Özşeker; "Hayatı umursuyorsanız, iş hayatında var olmak istiyorsanız ve hatta gelecek için hedefleriniz varsa bu süreci yaşamalısınız" diyor. Bunun için de mutlaka bir koç ve bir pazarlama danışmanının birlikte çalışması gerektiğini savunuyor. Özşeker, bunun sebebini de şöyle açıklıyor: "Kişisel markanızı ön plana çıkarabilmek için önce marka profilinizi yaratmanız; yani kendinizi çok iyi tanımanız, hedeflerinizi netleştirmeniz, marka vaadinizi ortaya koymanız gerekiyor. Bu da son derece zor bir süreç. Kişinin kendisi ya da bu konuda eğitim almamış bir kişi tarafından yapılması olası değil. Daha sonra kişisel markanızın iletişim planını oluşturmanız gerekiyor. Son adım da markanın bilinirliğini artırmak ve profesyonel iletişim ağını kuvvetlendirmekle ilgili. Tüm bu süreç kişiden kişiye değişmekle birlikte genelde çok kısa olmuyor."
Kaynak: Bu yazı, www.kobifinans.com.tr için, Para Dergisi’nden derlenmiştir.
www.paradergi.com.tr
|