KobiFinans
anasayfa Anasayfa
favorilere ekle Favorilerime Ekle
arkadaşına öner KobiFinans'ı Öner
rss RSS
Detaylı Arama
sub-bg-left
10 Şubat 2012 Cuma
FORUM ÜYE SORGULAMA EĞİTİM MERKEZİ
sub-bg-right
Bayilik ve Franchising
Dış Ticaret
e-Ticaret
Finansman
İnovasyon
İnsan Kaynakları
İş Gezisi Rehberi
İş Yaşamı
Kalite
Kişisel Gelişim
KOBİ Destekleri
Marka
Ofis Teknolojileri
Pazarlama
Risk Yönetimi
Satış
Vergi ve Muhasebe
Yeni Girişim
Yönetim
En Çok Okunanlar
Kitap Tanıtım
Dikkat Ekonomisi
Thomas DAVENPORT&John BECK

Çalışanları Geliştirmek
Susan ALWEY


Bardağın Yarısı Boş mu Dolu mu?

Bardağın Yarısı Boş mu Dolu mu? Bazen herşey üst üste gelir, insana karamsarlık çöker ve motivasyon düşer… Haksız da değilizdir hani… Kötümser bakmak için onlarca nedenimiz vardır. Geçtiğimiz yılı da hesaba katarsak, böyle günlerin sayısı da kimilerinde biraz artmıştır kuşkusuz… Aslında bu durum, hayatın geneline yayılırsa, orada sorun başlıyor… Evet, hayatın bize sunduğu her şartı seçme şansımız yok. Ama değiştirmeye çalışmadıkça, çaba sarf etmedikçe herşeyin kendi kendine düzelmesi pek mümkün değil. Zira bu konunun uzmanlarına göre, yaşanan her olay karşısında olumsuz yaklaşıp kötü tarafından bakmak, insan üzerinde “Truva Atı” etkisi yaratıyor. Yani içten içe ruhu zayıf düşürerek eylemsizlik haline sürüklüyor.  Kötümserlik, aynı bir virüs gibi çok hızlı ve sinsice yayılıyor. Bu durumun tek panzehiri ise ruhunuzu pozitif düşüncelere açıp, “ihtiyatlı bir iyimserlik” yaklaşımı benimsemek… 

Kişisel gelişim uzmanı ve yazar Mümin Sekman,  Türk insanın genel olarak kötümserliğe daha yatkın olduğunu, pozitif düşünme ve bakış açısına geçişte çok zorlandığını ifade ediyor. Ona göre bu durumun en önemli nedeni, sürekli olarak “toplumsal travmalarla” yaşıyor olmamız ve bu durumun biraz da abartılı bir şekilde insanlara sunuluyor olması…  Ancak içinde yaşadığımız şartları her zaman seçme veya belirleme şansınsa sahip olmasak da, onların üzerimizdeki etkisini yönetebiliriz. Pozitif düşüncenin bu noktada devreye girdiğini belirten Sekman, iyimser bakış açısının kişiyi güçlendirdiğini ifade ederek şunları söylüyor: “Kötümserliğin en büyük tehlikesi insanı zayıf düşürmesidir. Bu bakış açısı, olumsuz bir durum karşısında kalındığında kişinin kendini karamsar düşüncelerle donatarak zayıf duruma düşmesine neden olur ve nihayetinde kişi o duruma yenik düşer. Ancak pozitif bakış açısına sahip olan kişiler, durum değerlendirmesi yaparak, olayın hangi kısmına müdahale edebileceğini hesaplar ve elinden gelenin en iyisini yapmaya gayret göstererek tabloyu değiştirmeye çalışır.”

Denge Kurmak Önemli
İyimserlik ve kötümserliğin bir hayat görüşü olduğunu belirten Sekman, her ikisinin de fazla dozunun insanı gerçeklikten uzaklaştırdığını ifade ediyor. Kötümserliğin hayatta başarısızlık korkusuna karşı geliştirilmiş bir korunak olduğunu belirten Sekman, şöyle devam ediyor: “İnsan bir hayal, bir hedefin uğruna çok çaba harcayıp sonunda başarısız olduğunda, çabanın boşa gitmesinden ve bunun sonucunda çok derin düzeyde acı çekmekten korktuğu için kötümserliğin kavuğuna sığınıyor. Bir anlamda savunma mekanizması da diyebiliriz. Kötümserliğin içindeki niyet olumlu olabilir ama metodu akıllıca değildir. Aynı şekilde aşırı iyimserlik de insanı gerçeklerden uzaklaştırabilir. Burada esas olan, ikisi arasındaki hassas dengeyi kurabilmek… Nasıl bir kuşun uçabilmek için her iki kanadına da ihtiyacı varsa, insanın da akılcı kararlar alabilmek için her iki yaklaşıma da ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.  Ancak çözüm odaklı olabilmek ve sürdürülebilir başarı sağlamak için, iyimserlik kanadını belki biraz daha fazla kullanmak gerekiyor.”

Kötümserlik Genetik mi?
İnsanlar seçimleriyle dünyaya gelmiyor. Peki, iyimser veya kötümser olmak bir seçim mi? Yoksa genetik olarak, DNA’larımıza mı kodlanıyor?  Sekman’ın verdiği bilgiye göre, bu konuda pek çok akademik araştırma yapılmış. Bu araştırmaların sonucunda, iyimserlik veya kötümserlik tamamen genlere bağlı olmamakla birlikte, bazı insanların doğuştan negatif düşünceye, melankoliye ve depresif ruh haline daha yatkın olduğu sonucu ortaya çıkıyor. Ancak Sekman bu durumu tamamen genlere bağlamanın yanlış olacağını belirterek, şöyle devam ediyor: “Her insan belli bir yatkınlıkla doğar, sonra bu yatkınlığı yetkinliğe çevirir. Bunu nasıl yapar? Eğer kötümserliğe yatkınsa, bunu köpürtecek verileri toplamaya başlar. Örmeğin; negatif şarkılar dinler, negatif romanlar okur, çevresindeki negatif söylemlere kulak verir. Böylece kötümserliğini sürdürülebilir bir hale getirir. Ve nihayetinde kişiliğinin bu olduğuna inanır. Oysa bu yalnızca bir soyutlama… Kötümser, çevresinden yalnızca kendini doğrulayan verileri alır. Geri kalanı görmezden gelir. Bir süre sonra da bütün kötü olayların kendisine denk geldiğine inanmaya başlar. Aşırı iyimserlik için de aynı durum söz konusu. Başka bir ifade ile bu durum, tamamen kendimizi nasıl görmek istediğimiz ile ilgili… Algılarımızı neye odaklarsak, çevremizden de onu alıyoruz. Bu noktada yapılması gereken, mevcut durumun gerçeklerini göz önünde bulundurarak, aşırıya kaçmayan, pozitif bir yaklaşımla hedefe odaklanmak… İnsan algısının yapısıyla ilgili araştırmalar da, beynimizin enerjisini neye odaklarsak, onu çoğalttığımızı gösteriyor. Dolayısıyla pozitif düşünerek çevresinden de bu şekilde beslenen insanlar, hedeflerini daha rahat belirleyerek, daha iyi motive olarak, eyleme geçebiliyorlar. Olumsuz bakış açısı ise zamanla kişiyi eylemsiz ve amaçsız bir hale getirebiliyor. Sonuç itibariyle her şeyin sürekli kötüye gitmesi mümkün değil. Özellikle kriz dönemlerinde önemi daha iyi anlaşılan bir cümleyi hatırlamakta fayda var. Bugün aramızda bulunmayan, Doğuş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Şahenk’in söylediği gibi: “Bir sorun herkesin sorunuysa bundan korkmana gerek yok. Ama yalnızca senin sorununsa işte o zaman kork.” Dolayısıyla şu an birçok insanın karamsar olmasına neden olan ekonomik kriz herkesin sorunu ve nihayetinde sona erecek. Bu durum hayata kötümser bakmayı gerektirmiyor…           

Kişilerin düşünce yapısının fırsatları görme ve değerlendirme süreçlerini de doğrudan etkilediği bir gerçek. Kötümser insanlar çoğu kez büyük fırsatları görmezden gelirken, pozitif bakış açısına sahip olanlar bir adım ötesini de tahlil edebildikleri için, hemen eylem planlarını oluşturmaya başlıyor. Sekman, fırsatlar ve pozitif düşünce bakış açısı ile ilgili olarak Oscar Wilde’ın şu sözünü hatırlatıyor: “Kötümserler o kadar kördür ki, fırsat bir kötümserin kapısını çaldığı zaman, ‘Kim o gürültü yapan?’ diye bağırarak kapısından kovar.” Fırsatları görebilmek için pozitif algıların açık olmak gerektiğini ifade eden Sekman; “Fırsat bulanık bir gölse, ne içine girmemek, ne de balıklama atlamak doğrudur. En doğrusu bir ayağınızı suya sokarak derinliğini ölçmek ve buna göre karar vermektir. Bunu da ancak pozitif bakış açısı ile yapabilirsiniz” diyor.     

Kötümserlerden Uzak Durun
Öte yandan, olumsuz bakış açısı kişinin yalnızca kendisine zarar vermiyor. Çevresindeki herkesin enerjisini ve bakış açısını da etkiliyor. Sekman, bu durumun özellikle iş hayatında önemli zararlara neden olabildiğine dikkat çekiyor: “Kötümserliğin en kötü tarafı bulaşıcı olması… Kötümserler, aynı bir kasa elmadaki çürük olan gibidir. Zamanla diğerlerini de bozmaya başlar. Her şirkette bu tarzda çalışana rastlanır. O şirketin mevcut durumu ve geleceği ile ilgili beyinlerindeki kara bilgiyi diğer çalışanlara akıtırlar. Sonuçta en heyecanlı çalışanların enerjileri bile zamanla düşer.  Şirket yöneticisinin bu durumu fark etmesi bazen çok uzun zaman alabilir. Çünkü kötümser, bunu bağırarak yapmaz, gizli bir kulis faaliyeti olarak yürütür.”

Peki, kötümser ruh hali düzeltilebilir mi? Sekman, olumsuz bakış açısının kronikleşmiş bir hal almadığı sürece törpülenebileceğini düşünüyor: “Burada önemli olan, kişinin kötümser olup olmadığının farkındalığına varmasıdır. Çünkü kötümserlik bir ezberdir ve bu ezberin bozulması gerekir. Eğer kişi kötümserliğinin farkındaysa kendi kişisel çabası ve belki biraz da profesyonel yardım ile bunun üstesinden gelebilir. Ancak bunu kabul etmiyor ve çevresine manevi anlamda zarar veriyorsa ondan uzaklaşmak en iyi yöntemdir. Bunun yanında, aslında işe alımlarda bu konu hiç analiz edilmiyor. Oysa bir şirketin verimliliğini, enerjisini doğrudan etkileyecek konulardan biridir pozitif bakış açısı… Bir ekibin başarılı sonuçlara ulaşmasında mesleki becerileri kadar, birbirlerinin enerjisini ne şekilde etkilediği de önem kazanıyor. Pozitif düşünen insanlarla donanmış bir şirket, fırsatları daha iyi değerlendirerek daha ileriye adım atabiliyor.”              

Kötümser mi? Muhalif mi?
İş dünyasında sıkça karşılaştığımız insan profillerinden biri de muhalifler… Bir işin nasıl yapılacağından ziyade, nasıl yapılamayacağını söyleyen bu kişiler, kötümserlerle sık sık karıştırılıyor. Semkan, muhaliflerin kötümserlerle akran, ancak aynı olmadığının altını çiziyor ve muhaliflerin iş dünyasında denge vazifesi gördüğünü söylüyor: “Muhalifler, bir projenin aksayabilecek olan yanlarını görmekte usta kişilerdir. Kesinlikle lider veya icraat insanı olamazlar. Ancak çok iyi muhalefet yaparlar. Hepimiz biliyoruz ki, başarı için iyi bir muhalefet de şart… Bu nedenle her şirkette bu özelliği taşıyan birinin olması gerekiyor. Bu kişilerin şirketlerin nerede durması gerektiği yönündeki ikazlarına kulak asmak gerekiyor. Çünkü en iyi yaptıklar iş budur. Kötümserler şirkete zarar verirken, muhalifler farklı bir şekilde fayda yaratır.” 

“Rağmenciler” ve “Saydıcılar”
Birçok insan başarısızlığını veya mutsuzluğunu içinde bulunduğu şartlarla ilişkilendiriyor. Oysa gerçek başarı, imkanları zorlayarak elde edilebiliyor. Sekman, azmin başarı ve mutluluğa ulaşmanın en önemli anahtarı olduğunu belirterek, onu besleyen unsurun ise pozitif düşünce olduğunu ifade ediyor. Pozitif düşünce yapısına sahip olan insanları “rağmenciler” olarak tanımlayan Sekman, bu görüşünü şu şekilde açıklıyor: “Olumlu düşünce, beraberinde azim ve şartları zorlamayı getirir. Böylece kişi şartlara rağmen neler yapabileceğini sorgulamaya başlar. Örneğin; ‘Param olmamasına rağmen nasıl iş kurabilirim?’ ‘Eğitimim olmamasına rağmen kendimi nasıl geliştirebilirim?’ ‘Çevrem beni desteklemese de nasıl başarılı olabilirim?’ gibi sorular sorar ve bunların cevaplarını araştırır. İşte bu da kişiyi eyleme götürür. Rağmencilerin pek sesi çıkmaz çünkü şikayet etmek yerine çıkış yolunu bulmak için uğraşır.

Onların karşısındaki grup ise “saydıcılar”dır. Bu gruptaki insanlar, karamsar ve olumsuz bakış açısıyla sürekli içinde “saydı” geçen cümleler kurarak, hep başkalarını ve şartları suçlarlar. Bu kişilerden sık sık  ‘Param olsaydı ben de başarırdım, şartlar elverseydi eğitimi tamamlardım, ekonomik kriz olmasaydı şirketimi büyütürdüm’ gibi cümleler duyarız.”Saydıcılar” yalnızca söylenir ve artıya geçmek için çaba sarf etmez. Eğer hayatınızdan “saydı” söylemini çıkarıp, “rağmenleri” sorgulamaya başlarsanız, pozitif düşünceye adım atarsınız.            

Pozitif Düşünce Geliştirilebilir mi?
Pozitif düşünme, kişinin buna karar vermesi ile başlıyor. Yani kişinin kendi ruh iklimini, Sekman’ın deyimiyle “ihtiyatlı iyimserlik” halinde tutmak istemesi gerekiyor. Bunun için şu soruya cevap vermek yeterli: “Niçin iyimser yaşamalıyım?” Sekman bu sorunun tek bir cevabı olduğunu belirterek şunları söylüyor: “Mutlu olmanın, başarıya mutlulukla gitmenin başka bir yolu yok. Bu da her insan için gayet tatmin edici bir cevap. Çünkü insanın hayattaki beklentilerinin temeli bu iki kavrama dayanıyor. Karar verdikten sonra atılacak ilk adım, çevrenizdeki insanları gözden geçirmek olmalı… Enerjinizi azaltan ve sizi de kendi karamsar iklimine sürükleyen insanlarla görüşmelerinizi en aza indirgeyerek, iyimserlerle daha çok vakit geçirirseniz, pozitif enerji açısından beslenirsiniz. İkinci adımda ise kişiliğinizi bu yönde geliştirmeniz gerekir. Bunun en iyi yolu ise görsel ve işitsel olarak pozitif verilere algılarınızı açmanız ile olur. Örneğin, kitap okurken, TV seyrederken, gazete olurken seçici davranabilirsiniz. Nasıl bedenimizin sağlığını koruyabilmek için belli dozlarda almamız gereken besinler varsa, pozitif düşünce yeteneğimizi korumak için de ruhumuzu beslememiz gerekir. Son olarak da umutlarınızı yüksek, sabit giderlerinizi düşük tutun. Ekonomik kriz dönemlerinde uygulanabilecek en basit ama etkili yöntemlerden birsidir. Çünkü her şey nihayetinde iyiye doğru gider. İnsanlık tarihine baktığınız zaman, son tahlilde iyiye doğru bir gelişme olduğunu görürüz. Sabit gider sizi koruyan gerçekçi yanınız olur. Umutlarınızı yüksek tumanız da önünüze çıkan fırsatları görmenizi sağlar.” 

Olumlu Düşünme Teknikleri
* Bir şeyden dolayı gerçekten mutsuzsanız, bunu değiştirmeye çalışın. Bunun için yapabileceğiniz hiçbir şey yoksa koşullarınızı kabul etmeyi öğrenin.

* Beyninizde hep kötü olayları hatırlatan bir ses varsa onu susturmayı öğrenin. Her zaman için insanların ve içinde bulunduğunuz durumun en iyi yönlerini görün.

* Mümkünse olumsuz insanlardan veya moralinizi bozan, sizi eleştiren kişilerden uzak durun. Size kendinizi iyi hissettiren insanlarla birlikte olun. Kendinize olan saygınızı zedeleyenlerden uzaklaşın.

* Asla kendi hayatınızı başkalarının hayatıyla karşılaştırmayın. Her şeyin daha fazlasını istemek sizi tatminsizliğe sürükler. Olumlu düşünebilmek, sahip olduklarınızla mutlu olmak demektir ve daha fazlasını istememektir.

* Hayatınızdaki kötü olaylardan çok iyi olayları dikkate alın. Nelere sahip olduğunuza bakın, sahip olmadığınıza değil.

* Her zaman için seçeneğiniz olduğunu unutmayın. Bir duruma kızmayı ya da olumlu yönden görmeyi seçebilirsiniz.

* Zihninizi devamlı hayatınızda iyi olan şeylerle yoğunlaştırın.

* Durmadan gelecek hakkında endişelenmeyin. “Ya şöyle olursa” şeklindeki düşünme tarzı enerjinizi tüketir ve zaman kaybıdır.

Kaynak: KobiFinans Dergisi 25. Sayı

www.kobifinans.com.tr/dergi

 
 
Bu yazı 1563 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
 
Üyelik Girişi
Üye Olmak İstiyorum
ebultenkayit
Aylık KobiFinans E-bülten'e üye olmak için lütfen bilgilerinizi doldurun.
kobifinans “Korku, Zihinde Eylemsizliğin, Yüzleşememenin İçindedir”
Priya KUMAR
 
Başarılı Bir Hayat İçin Sormanız Gereken İlk 10 Soru
Beth BANNING

İnançlarınızı Değiştirin, Özgüveninizi Artırın
Barbara SMALL
 
kobifinans İş Hayatında Bireysel Olabilmek
İbrahim GÖKNAR
 
footer-left
Bizi Tanıyın Çözüm Ortakları Güvenlik ve Gizlilik Sıkça Sorulan Sorular Reklam Ödüllerimiz
Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın Site Haritası
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2010