İş hayatında dış görünüm, her zaman, önemli bir kriter. Performans, deneyim, motivasyon gibi değerler her ne kadar “ilk öncelik” olsa da, kişinin dış görünümü, giyim tarzı ya da bakımlı olması da önemli etkenler olarak karşımıza çıkıyor. Hatta, birçok kurum, seçilen renkler ya da ayakkabı tercihleri konusunda da önemli kurallar getiriyor. Örneğin, kahverengi giyilmemesi, parmak uçlarını gösteren ayakkabıyla işe gidilmemesi gibi kurallar, birçok işyerinde yıllardır bilinen ve jenerik hale getirilenler arasında! Artan rekabetse oyuna yeni kuralları dahil ediyor. Yarışta öne geçmeye çalışanlar yetenekleri ve entelektüel birikimlerinin yanı sıra dış görünüşlerine de yatırım yapıyor. Birçok şirket, çalışanlarına “stil eğitimi” ya da “danışmanlığı” aldırıyor.
Yaklaşık 10 yıldır stil danışmanlığı yapan Tülin Kermen, şimdiye kadar pek çok şirkete eğitim vermiş. Doğru giyinmenin çalışanın iş motivasyonunu artıran bir unsur olduğunu belirten Kermen, şirketlerin çalışanlarının görevlerine, ulaşmak istedikleri mevkilere uygun giyinmelerini beklediklerini söylüyor. Kerrnen’e göre, şirketler eskiden bu eğitimi çalışanlarının iyi giyinmesi için alırken, son yıllarda daha çok kişisel gelişim için talep ediyor. Bir başka neden de markanın "yüzü" olan çalışanların o şirketi dış dünyada karşı en iyi şekilde temsil etmesini sağlamak! Tabii bu eğitimi alan çalışan da şirketin kendisine değer verdiğini, yatırım yaptığını görüp motive oluyor.
Şirketler, stil eğitimini genelde müşteriyle birebir görüşen çalışanları için talep ediyor. Bunun yanında özellikle yeni mezunların iş hayatına uyum sağlayabilmesi için bu eğitimi alanlar da var.
Stil danışmanları Başak Dizer Fransez ve Deniz Marşan, şirketlerin stil eğitimi almasının çok önemli bir değer olduğunu belirtiyor. Fransez, her bir çalışanın, bir kurumun aynı zamanda dış yüzü olduğunun unutulmaması gerektiğine dikkat çekiyor:” Türkiye’de formal ve informal giyimin farkı pek bilinmiyor. Hafta sonu giyilecek kıyafetlerle ofise giyilecekleri seçmekte zorlanan çalışanlar var. Kadınlarımız biraz frapan ve fazla makyaj yapıyor. Özellikle kurumsal şirketlerin reklam, pazarlama ve satış departmanları için bu konuda hassas olmaları gerekiyor. Böylece ciddi ve güvenilir bir etki yaratmak daha kolay oluyor. Şirketlerin bir nevi yüzü olan çalışanlarının dışarıya yarattığı intiba, dolayısıyla dış görünüş çok önemli. Bu nedenle dışarıdan ikinci bir göze mutlaka ihtiyaç var."
Stil eğitimi sayesinde çalışanların ofiste giymeleri gereken temiz ve özenli kıyafetleri rahatlıkla seçebildiğine değinen Fransez, ayrıca saç ve makyaj önerileriyle de bilgilenip iş gardıroplarını oluşturduklarını vurguluyor.
Stil eğitimi kapsamında çalışanlar gardıroplarını danışmanlarla birlikte düzenliyor, alışverişlerini birlikte yapıyor. Çalışan kendisine en çok yakışan model ve renkleri, kıyafetlerini nasıl kombine edeceğini öğreniyor.
Ulusal ve uluslararası pek çok firmaya 2006 yılından bu yana stil eğitimi veren Aslıhan Yıldırım, CEO’ların ve üst düzey ne geldiğini belirtiyor. "İyi bir izlenim için asla ikinci şansınız yoktur" diyen Yıldırım, iyi giyinmenin ve iyi görünmenin çevre üzerinde yaratılan algıda büyük .payı olduğunu düşünüyor. Bu nedenle çalışanların kariyer hedeflerine uygun giyinmesi gerektiğinin altını çiziyor.
Her çalışana bu eğitimi almasını öneren Aslıhan Yıldırım, bunun sebebini şöyle açıklıyor: "İyi göründüğünü hisseden bir kişinin özgüveni artar, insanlarla daha iyi iletişim kurar. Katıldığı toplantılarda daha rahat olur ve kendini daha iyi ifade eder. Kısacası farkında olmadan hem işinde hem de özel hayatında daha başarılı olur." Yıldırun, eğitimlerden sonra pek çok kişinin kendi analizini çıkardığını anlatıyor. Bu kapsamda kişi, kariyer hedefini, nasıl bir algı yaratmak istediğini, kendine en çok uyan tarzı belirliyor ve farklılık yaratmayı başarıyor.
Kaynak: Bu yazı, www.kobifinans.com.tr için hazırlanmıştır.
|