Kendi işini yapmak ya da evden çalışmak birçok kişi tarafından kurulan hayallerden bir tanesi. Son yıllarda özellikle gençler ve orta yaşın başındaki kişiler arasında evden çalışma oldukça yaygın. Teknolojik gelişmelerle iç içe yaşayan bu kesim, teknolojinin ve internetin kendilerine sağladığı imkanları kullanarak, kendi işlerini web üzerinden oluşturabiliyor ya da evden çalışmalarına imkan sağlayacak işleri tercih ediyorlar.
Tasarım, çeviri, danışmanlık gibi işlerden sanal ortamda dünyanın dört bir tarafından bir araya gelen mühendislerin oluşturduğu proje gruplarına kadar geniş bir alanı kapsayan iş imkanlarının da söz konusu olduğu bu alan, kişiye özgürlük ve bağımsızlık imkanı veriyor.
Mesai saatiniz yok… İstediğiniz zaman uyanabilir, kahvaltınızı yapabilir, yürüyüşe çıkabilir, arkadaşlarınızla bir araya gelebilir, çalışma saatlerinizi tamamen kendinize göre ayarlayabilir, ister parkta ister evde, nerede ve nasıl isterseniz çalışabilirsiniz. İşinizi bitirmeniz gereken tarih belli ve siz işi o tarihe yetiştirmekle sorumlusunuz. Bunun dışında tüm kurallar ve kuralsızlıklar size ait.
Ancak bireysel çalışmanın dezavantajları da söz konusu. Herşeyden önce bu tip çalışma, büyük bir öz disiplin gerektiriyor. Belirli mesai saatleri arasında sıkışan ofis işine son veren, kendi evinde kendi patronu olarak özgürlüğünün tadını çıkaran bir kişi, bir süre sonra kendisini kanepede uzanmış, bilgisayar oyunu oynarken bulabiliyor. Ev ortamı kişileri gevşeme moduna daha kolay soktuğundan, işe konsantre olmaları zorlaşabiliyor ve kişi bir süre sonra verimli bir çalışma için iş hayatı ile ev hayatı arasındaki sınırları belirlemesi gerektiğinin farkına varıyor. Genellikle de etrafta işlerini ciddiye alan kişilerin varlığına ihtiyaç duyuluyor.
Ayrıca arkadaşlarınızın çoğu, ofis ortamında çalışıyorsa, gündüzleri bir araya gelebileceğiniz arkadaş da bulamayacağınız için, bir süre sonra gün boyunca pek de kimseyle konuşmadığınızı fark edebiliyorsunuz. Oysa en sevmediğiniz işyeri bile size sosyalleşme, yeni ve farklı insanlar tanıma imkanı verirken, bireysel çalışmada hayata biraz daha dar bir çerçeveden bakabiliyor, yalnızca mevcut çevrenizin içerisinde kalma riskiyle karşı karşıya kalabiliyorsunuz. Evde disiplinli bir şekilde çalışamadığınızı ve sıkıldığınızı fark edip ‘Bir kafeye gidip çalışayım’ diye düşündüğünüzde de, buralarda çok da sağlıklı bir çalışma ortamı bulamıyor ve etrafınızda sizin gibi olan kişilerin varlığına ihtiyaç duyuyorsunuz.
Yurtdışında, özellikle de ABD'de, son yıllarda bu alanda yeni bir eğilim söz konusu. Ev ofis, internet kafe ve klasik ofis ortamının özellikleri, yeni bir oluşumla bir araya getiriliyor: Co-working…
Günlük 25 dolar ya da aylık 500 dolar civarı bir bedel ödenen bu mekanlar, bir kaç yıl önce New York ve San Francisco'da kurulmaya başladı ve bu trend yavaş yavaş dünya genelinde bir fenomen haline gelmeye başlıyor. Potansiyel büyük. Amerika'da 10 milyondan fazla kişi bireysel çalışıyor.
Co-working mekanları, herkesin kendi işini yapacağı, fikir alışverişinde bulunabileceğiniz, birlikte kahve içip, yemeğe çıkabileceğiniz çalışma arkadaşlarınızın olacağı ama ofis politikalarının olmayacağı bir çalışma ortamını ifade ediyor. Burada ofiste bulabileceğiniz faks, hızlı internet, yazıcı, kahve makinesi gibi alternatifleri bulabiliyorsunuz. Müşterilerinizle bir araya gelebileceğiniz toplantı odaları da var. Hatta bazılarında yoga ve çocuk bakımı gibi hizmetler de veriliyor.
Ancak bu ortamları tercih edenler için cazibe, yoga ya da çocuk bakımı hizmetlerinden çok, bir arada çalışmanın getirdiği motivasyondan kaynaklanıyor. Son yıllarda dünyada çalışma yaşamında ve işletmelerin yapılarında büyük değişimler oluyor. Bir gözümüzü bu gelişmelerde tutarak, karşımıza çıkacak fırsatlara hazır hale gelebiliriz.
Kaynak: Dünya Gazetesi
www.dunyagazetesi.com.tr
|