Pronet Genel Müdürü Metin Kastro, yaklaşık 20 yıldır iş hayatının içinde olan, genç ama deneyimli bir yönetici. “Birçok profesyonel eğitim aldım ama en önemli bilgileri hatalarımdan öğrendim” diyen Kastro’ya göre yönetici, işi hayat geçiren değil, hayata geçirenleri yöneten kişi.
Pronet'te çalışmaya nasıl karar verdiniz? Pronet'in CEO'su ve ortaklarından Alp Saul, 2007'de Pronet’te Genel Müdürlük görevini yürütüyordu. Kendisi çocukluk arkadaşımdır, kahve sohbetlerimiz sırasında bana Pronet Genel Müdürlük görevini teklif etti. Bir önceki şirketim çok büyük, katı kuralları olan ve kuralları giderek ağırlaşan bir şirketti. Böyle ortamlarda yaratıcılık ve iş geliştirme isteği biraz köreliyor. Bir risk aldım ve Saul'un teklifini kabul ettim. İyi ki de etmişim. Pronet'te bir şeyleri değiştireceğine inandığımız kararları birkaç dakikada alıp, uygulamaya koymaya başlayabiliyoruz.
Pronet'te göreve başladığınızda nelere öncelik verdiniz? Pronet'te bire bir son kullanıcımız, müşterilerimizle temas içindeyiz, Bu açıdan benim için farklı bir deneyimdi. Kullanıcıya direk satış yapan bir şirkete geçmenin farkını gördüm. Ayrıca tüketiciye ürün ve hizmet sunan diğer şirketlere göre Pronet'te çok fazla süreç var. Öncelikle birkaç ay şirketi öğrendim, çalışanları tanımam epey zamanımı aldı. Değişik departmanlardan çalışanlarla sabah kahvaltıları yaptım. Bu uygulama çalışanları ve şirketi tanımamda oldukça yararlı oldu.
Çalışma isteğinizi, motivasyonunuzu nasıl hep yüksek tuttunuz? İç motivasyon olayına pek inanmıyorum. En iyi İK uygulamalarının yapıldığı yerlerde bile, kimse her zaman yüksek motivasyona sahip olamaz. Bence yapılan iş ne kadar çeşitlilik gösterirse motivasyon o kadar yüksek tutuluyor.
Her başarılı yöneticinin hayatında bazı dönüm noktaları vardır. Sizin hayatınızdaki bu dönüm noktaları neler? Eski şirketimin üretim yapan tesisinde zor bir dönem yaşanıyordu. 3 ay boyunca, sabah 6'dan gece 11'e kadar çalışmak zorunda kalmıştım ve o zamanlar 20'li yaşlarımın sonundaydım. Oldukça genç yaşta aldığım bu zor görev benim için dönüm noktasıydı. Sorunlu bir grup insanı motive edip çalıştırmak zor bir iş. Bu dönemde insanların nasıl harekete geçirileceği konusunda birçok şey öğrendim. Hayatımın ikinci dönüm noktası ise Pronet'te çalışmaya başlamak. 18 yıl çalıştığım, her aşaması hakkında bilgi sahibi olduğum bir sektörü bırakıp, sıfırdan yeni şeyler öğrendim.
Başarıya şansın etkisi sizce ne kadar? Başarıyı yakalamak için gençler neler yapmalı? Şans yalnızca bir faktör, tek başına asla yetmez. ‘Kendi şansınızı kendiniz yaratırsınız’ sözüne de yarı yarıya inanıyorum. Eğer çok çalışıyor ve bir şeyleri başarmak, daha iyisini yapmak istiyorsanız eninde sonunda bir şeyler başarırsınız. Doğru zamanda doğru yerde doğru şeyi yapmak, önüne çıkan fırsatları değerlendirmek önemli. Bir noktadan sonra, bir adım öteye gitmek veya hızlı gitmek için şans devreye giriyor.
Kaynak: Bu röportaj, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için, Kariyer Dergisi’nden derlenmiştir.
www.kariyer.net
|