|
Mavi okyanus deyince ilk akla tamamen yeni bir şeyi yaratmak gelebilir. Ancak, bazen mavi okyanus kırmızı okyanusun içinden çıkar. Örneğin, Nintendo'nun Wii oyunu Sony'nin Playstation ile egemen olduğu sektörden çıkıp, bilgisayar oyunu oynamayı ve spor yapmayı sensörlü kumandalarla hayatın içine taşımayı başarmış, sanal kaynaklı fiziksel bir oyun tasarlayarak, kendi mavi okyanusunu yaratmış olması gibi…
Sirkten Bambaşka Bir Eğlence Doğdu Bir diğer mavi okyanus başarı öyküsü dünyaca ünlü Cirque du Soleil… Sirki dünyadaki entelektüellere dahi sevdiren bir sahne sanatları şöleni! Bunu sirkle ilgili negatif düşünceleri bambaşka bir performans sergileyerek gösterdiler. Hayvanların koktuğu, eğiticilerin hayvanlara kötü davrandığı, çocukların ağlayıp bağırdığı sirk algısı, toplumun her düzeyinde hayranlık uyandıran bir prodüksiyona dönüştü. Bugün Cirque du Soleil, 90'dan fazla ülkede performans sergileyen, 1 milyar doların üzerinde gelir sağlayan bir organizasyon oldu.
Cirque du Soleil diğer sirkler gibi kendini çocuklar ve aileleriyle kısıtlamadı. Farklı bir müşteri kitlesine hitap etmek istedi, Broadway müzikallerini ve tiyatroyu sirkin bir parçası yapmayı hedefledi. Sirk akrobasisi ve eğlenceyi entelektüel ve sofistike sahne sanatlarıyla zekice birleştirdi. Eşi benzeri olmayan bir gösteri yaratarak, hedef kitlesini müzik, tiyatro, sirk, dans gibi her türlü performanstan keyif alan insanlardan oluşturdu. Ne sirk ne de tiyatro endüstrisini kendine rakip aldı, kendi mavi okyanusunu yarattı.
Avustralya Şarabı Amerikan Pazarına Girdi Avustralyalı şarap markası Yellow Tail, Amerikan pazarına 2001'de girdi. 225.000 kasa Yellow Tail, ilk 6 ayda satıldı. Yıllık satışlar, 2002'de 1,2 milyon, 2003'te 4,2 milyon, 2005'te 7,5 milyon kasanın üzerine çıktı. Amerika'da en iyi satan Kalifornia, Fransız ve İtalyan kırmızı şaraplarının satışlarını hızla geçti. Peki, neydi Yellow Tail'in başarısının sırrı?
Şarap sektöründe bu başarı şaşkınlıkla karşılanmış olsa da, markanın başarısı Amerikan şarap pazarının dinamiklerinin kaçınılmaz bir sonucuydu. 2000'lerin başı, Amerikalıların şaraba ilgisinin arttığı bir dönemdi, ancak yıllanmış, belli bir bilgi ve deneyim gerektiren sofistike Fransız ve İtalyan şarapları ortalama Amerikalıların gözünü korkutuyordu. Avustralyalı Yellow Tail, Amerikalılara tam istediklerini verdi: Rahat içilebilen, aromatik, gösterişten uzak, basit içeceklerden hoşlanan Amerikalılara ucuz, ancak fiyatına göre kaliteli bir şarap. Yellow Tail markası piyasada 6 dolara satılmaktaydı ve Amerikan markaların 8.99 veya 10.99 dolara sattığı şaraplardan başarılıydı. Müşteriyi çeken basit ve sempatik bir etiket, kanguruyu andıran bir logo, iyi bir dağıtım ve paketleme ağıyla Yellow Tail hızla şarap kültürüne yeni ısınan Amerikalıların beğenisini kazandı.
Meyve aromaları öne çıkan, içimi kolay ve iddiasız bu şarap bira, votka, kokteyllere alışık olan Amerikalıların damak tadına hitap etmekteydi. Her yıl katlanarak büyüyen satışın bir başka nedeni de şarabın istikrarıydı. Yellow Tail, tadından ve kalitesinden hiç ödün vermedi.
Yellow Tail markasının üreticisi Casella, Amerikan şarap pazarına farklı bir perspektiften baktı. Özellikle ithal şarapların içinde bulunduğu kızgın rekabete girmemeye ve kendi pazarını yaratmaya odaklandı. Hedef kitlesi amatör şarap içenlerdi; yeni yeni şarap içmeye başlayanlar, iyi şarap içmek isteyip çok para harcamak istemeyenler, normalde şarap yerine bira, vodka, cin, viski tercih edenler…
Bu kitleye ulaşmak için Casella şarabı eğlenceli ve ulaşılabilir yeni bir içecek gibi konumlandırdı. Böylece, şarap pazarının kırmızı okyanus sınırlamalarından ve çizilmiş kurallarından sıyrılıp, mavi bir okyanus yarattı. Amacı, şarap sektöründe büyük bir pazar payı almak değil, şarap sektörünü büyütmek oldu. Dikkatini arzdan talebe çevirdi ve pazara 6 milyon yeni şarap tüketicisi kazandırdı.
Kaynak: Bu yazı, www.kobifinans.com.tr için hazırlanmıştır.
|