Ekonomi, Büyük Buhrana doğru ilerlerken ortaya çıkan birçok belirsizlikten bir tanesi de, kurum liderlerinin ağızlarından düşürmedikleri Ar-Ge'ye fon ayırmaya devam edip etmeyecekleri idi. Uzun yıllardır yöneticiler, Ar-Ge harcamalarının zor zamanlarda kısıntıya gidilebilecek gönüllü bir harcama olmadığını, rekabetçi bir zorunluluk olduğunu ifade ediyor. Bu bakış açısına daha kuşkulu bir şekilde yaklaşanlar ise, şirketlerin, ilk tehlike işareti karşısında Ar-Ge bütçelerinde kısıntı yapacaklarını tahmin ediyorlardı.
2009’da gerçekleştirilen Global Innovation 1000’in ilk sırasında yer alan Toyota'nın Ar-Ge harcaması yüzde 5,7 oranında azaldı. Son 3 yılın 1’incisi olan Toyota, 2008'de Ar-Ge'ye 58.994 milyon dolar ayırdı. Listenin 5’inci sırasında yer alan, bir önceki yılın 2’ncisi General Motors ise, Ar-Ge harcamalarında yüzde 1,2’lik bir daralmaya gitti.
İnovasyon, Stratejide Hayati Bir Unsur Bu yıl araştırmaya katılan şirketlerin üçte ikisinden fazlası, Ar-Ge harcamalarını aynı düzeyde tuttuklarını ya da artırdıklarını ifade ederken, geri kalan şirketler 2009’da finansal kayıp bildirdi. Araştırma sonuçlarını yorumlayan Bozz&Company ortaklarından Barry Jaruzelski ve Kevin Dehoff, finansal kayıplar ve Ar-Ge harcamalarındaki azalışlar arasında bir korelasyon bulamadıklarını ifade ediyor ve "Analizimiz, inovasyon yatırımlarının kurum stratejisinde hayati bir unsur olarak görüldüğünü ortaya koydu. Araştırmaya katılan yöneticilerin yüzde 90'ından fazlası ekonomi yükselişe geçtiğinde buna hazır olmak için inovasyonun kritik bir faktör olacağını ifade etti" diyor.
Elbette bu süreçte Ar-Ge harcamalarında kısıntıya giden işletmeler de oldu. Birçok şirket önceki yıllardan daha temkinli davrandı. İnovasyon harcamalarında dünya genelinde ilk 20'yi oluşturan şirketler, 2009’da Ar-Ge harcamalarını yüzde 3,2 oranında artırdı. Bu rakam, bir önceki yıl, yüzde 10,7 idi.
Veriler gösteriyor ki şirketler 2009'a azalan inovasyon harcamaları ile girdi. En fazla Ar-Ge harcaması yapanlar, gerileme döneminde yatırım stratejilerini yeniden değerlendirdi. Ancak yine de bu dönemde sabit varlıklara yaptıkları harcamadan daha fazlasını Ar-Ge için yaptılar. Jaruzelski ve Dehoff, zor zamanlar da söz konusu olsa, şirketlerin inovasyon harcamalarını kısma konusunda gönülsüz olduklarının altını çiziyor ve bunun önde gelen nedenlerim şöyle sıralıyor:
* İnovasyon, kurum stratejisinde çekirdek bir unsur haline geldi. Son yıllarda rekabet ortamındaki şiddeti düşünürsek, böyle bir ortamda inovasyon çabalarındaki bir gerileme, savaş alanında silahların tek taraflı olarak bırakılması anlamına geliyor.
* Çoğu sektörde yer alan şirketler, bir kaç yılda geliştirdikleri ürün geliştirme döngülerine bağlı kalıyor. Eğer söz konusu olan tedarikçilerse ve müşterilerine yeni bir model geliştirmelerine yardıma olacakları konusunda taahhütlerde bulundularsa, bu süreçte inovasyon döngüsünde bir vazgeçiş, tamamen oyunun dışına itilmeye neden olabiliyor.
* Bir çok şirket, resesyon sürecini rakiplerine karşı, özellikle de finansal nedenlerle Ar-Ge'ye yatırım yapmayanlara göre, bir avantaj oluşturabilmek için fırsat olarak görüyor.
Kaynak: Bu yazı, www.kobifinans.com.tr için, Dünya Gazetesi’nden derlenmiştir.
www.dunyagazetesi.com.tr
|