KobiFinans
anasayfa Anasayfa
favorilere ekle Favorilerime Ekle
arkadaşına öner KobiFinans'ı Öner
rss RSS
Detaylı Arama
sub-bg-left
10 Şubat 2012 Cuma
FORUM ÜYE SORGULAMA EĞİTİM MERKEZİ
sub-bg-right
Bayilik ve Franchising
Dış Ticaret
e-Ticaret
Finansman
İnovasyon
İnsan Kaynakları
İş Gezisi Rehberi
İş Yaşamı
Kalite
Kişisel Gelişim
KOBİ Destekleri
Marka
Ofis Teknolojileri
Pazarlama
Risk Yönetimi
Satış
Vergi ve Muhasebe
Yeni Girişim
Yönetim
En Çok Okunanlar
Kitap Tanıtım
Büyük Olma Muhteşem Ol
Şafak ALTUN

İnovasyon: Yönetimde Devrimin Rehberi
İbrahim KAVRAKOĞLU


Teknoloji + Sanat + Mizah = Prof. Zihni Sinir


İrfan SAYAR
Zihni Sinir’in Yaratıcısı
Teknoloji + Sanat + Mizah = Prof. Zihni Sinir Mobil kuş, tütsülü saat, radarlı kedi, saatli gözlük, makyaj ütüsü, dikey satranç tahtası, sukabaklı radyo... Bunlar Türkiye’nin icat şampiyonu ‘Porof. Zihni Sinir’in binlerce buluşundan yalnızca birkaçı. Porof. Zihni Sinir’i yaratan İrfan Sayar’la konudan konuya zıplıyor, kah nesneler dünyasını kah iş dünyasını irdeliyoruz.

Sıcak mı sıcak bir Temmuz günü, Taksim’e doğru yola çıkıyoruz. Merakım hat safhada. İrfan Sayar’la tanışacağım. Binlerce ‘proce’ sahibi biriyle nasıl konuşacağım? Hangi soruyu önce sormak lazım? Acaba morali şu an nasıldır? Umarım beni terslemez. Sahi nasıl bir insan İrfan Sayar?

Aynı zamanda ofis ve kafe olan  atölyesine adım atar atmaz ilk ipuçlarını görüyoruz. Etraf Prof. Zihni Sinir ‘proce’leriyle dolu. En çok dikkatimi çeken dikey satranç tahtası oluyor. Acaba bunu uzun boylular için mi düşündü yoksa oturmaktan hoşlanmayanlar için mi? Yoksa yalnızca boyutsal bir egzersiz mi? Böylece bir özelliğini daha öğreniyoruz Sayar’ın; düşünmeyi ve düşündürmeyi seven birisi. Bu yüzden de internet sitesi aracılığı ile ‘proce’ yarışmaları düzenliyor ve ‘Prof. Chat’ ile insanların birbirleri ile iletişime geçmelerine ön ayak oluyor. Ofis olarak kullanılan üst kata çıkıyoruz, telefonla görüşürken bir yandan da yeni bir skeç çiziyor, yalnızca kendisinin ne işe yaradığını bitmeden önce anlayabileceği bir ‘proce’ye. Artık sohbete başlayabiliriz.

İrfan Sayar çocukluğunda haşarı, yaramaz birisi miydi?
Hayır, aslına bakarsanız çok sakin bir çocuktum. Fakat farklı bir çocukluk geçirdim diyebilirim. Ailem yaz tatillerinde mutlaka köyümüze giderdi. Tabii oradaki çocuklarla daha rahat arkadaş olmam ve köy yaşamını hissedebilmem için şehirden oyuncaklarımı getirmem yasaktı. Bu yüzden köyde kendi oyuncaklarımı kendim yaptım hep. Çamurdan, konserve kutuları ve tavuk tüylerinden çeşitli nesneler ürettim.

Yaratıcılığınızın çıkış noktası bu yaz tatilleri mi oldu?
Evet böyle diyebiliriz. Zaten yaratıcılık bir takım kısıtlamalar sonucu ortaya çıkar. İnsanların bu kısıtlamaları aşma çabası yaratıcılığı körükler. Örneğin ekonomik engeller insanları pek çok buluş için çalışmaya motive etmiştir.

Prof. Zihni Sinir’in 3 boyutlu nesneler diyarına transferinde de böyle bir takım engellemeler söz konusu muydu?
Evet. Hıbır kapandıktan sonra yeni arayışlara girmiştim. Arnavutköy’deki ilk atölyemi de bu sıkıntılardan sıyrılmak için açtım. Orada nesneleri düşünmeye yoğunlaştım. "Hayal dünyası ile gerçeklik dünyası arasında nasıl bir bağ kurulabilir?" diye cevap bulmak için çalıştım. Bu iş çok kolay olmuyor. Maddeler dünyası apayrı bir dünya. Düşündüğün şeyi nesne haline getirince bazen istediğin gibi sonuçlar alamıyorsun, çünkü maddeler çok güçlü çok dirençli. Fakat eğer istediğin sonucu alırsan da düşünceni elinde tutabiliyorsun. Bu yüzden atölyede pek çok yenilik geliştiriyoruz. Maddeleri istediğimiz gibi manüpile edebilmek için. Yaratıcılık ve kısıtlamalardan bahsetmiştik, bazen düşündüğümüz bir nesneyi elimizdeki aletlerle yapamıyoruz. O zaman ya o nesneyi yapabildiğimiz parçalardan oluşturmanın yeni bir yolunu  yepyeni bir aleti veya elimizdeki alete yeni bir eklenti bulmak zorundayız. Ayrıca zaman sabit,eleman sayısı sabit fakat daha fazla istek varsa, daha çabuk üretim gerçekleştirebileceğiniz makineler yaratmak zorundasınız.

Prof. Zihni Sinir bir marka. Bu pek çok şirketin milyonlarca dolar harcayıp da elde edemediği birşey. Bu markayı nasıl yönetiyorsunuz?
Prof.Zihni Sinir her zaman uluslararası olan konuları irdeliyor. İnsan-eşya ilişkisi örneğin. Bu yüzden her zaman çağdaş kalabiliyor. Ayrıca yukarıda belirttiğim 3 ana öğeden yani estetik, fonksiyonellik ve mizahtan asla ödün vermiyoruz. Yeni projeleri de buna göre değerlendiriyoruz.

Bunun dışında alışılmışın dışında ‘proce’ler üreterek farkındalık sağlıyorsunuz. Zihni Sinir projesi artık yaygın olarak kullanılan bir deyim oldu...
Evet. Kimi zaman olumlu kimi zaman olumsuz olarak. Bazen  yıllardır çözülemeyen bir soruna getirilen farklı bir bakış açısıyla çözüme giden projelere tam Zihni Sinir projesi denerek övülebildiği gibi, eski Kültür Bakanımız Erkan Mumcu’nun ‘Karşıma Zihni Sinir projeleriyle çıkmayın’ demesi gibi negatif olarak da kullanılabiliniyor. Esasında bu değişik kullanımlar insanların kafa yapısıyla ilgili de ipuçları veriyor.

Bundan sonraki adımlarınız ne olacak? Prof. Zihni Sinir markasını nerelere taşımayı öngörüyorsunuz?
Şu anda pek çok teklifi değerlendiriyorum. Antalya, İzmir ve Bodrum’dan franchise teklifleri aldım. Yurtdışından nesnelerin satış haklarını almak isteyenlerde var. Ayrıca pek çok yerden Zihni Sinir kafesi açma teklifi de geliyor. Bu atılımlar şu ana kadar ki iş yapış sistemimi değiştirmemi gerektirecek. Hem  ‘proce’ üretim hem de bu markayı yönetmek tek elden yapılacak bir işe benzemiyor bundan sonra. O yüzden ben yalnızca çizimlere, nesnelere odaklanmak ve işin yönetimini daha profesyonel birilerine bırakmak istiyorum. Ama bu zamanla olacak bir şey. Markayı yönetecek kişinin Prof. Zihni Sinir’in ne yapmak istediğini çok iyi anlaması ve özünden koparmaması gerekiyor. Ayrıca çok enerjik ve düşünmeyi seven birisi olmalı. Ben arabada somurtup, son sürat sahilde tavla oynamaya gidenleri hiç anlamıyorum. O yolculuktan da keyif almasını bilmeli insan.

Zihni Sinir’in projelerini üretirken neler öne çıkıyor?
Üretim yaparken 3 öğeyi dikkate alıyoruz. Bunlar mizah, estetik ve fonksiyonellik. Burada üretilen her nesne bir ihtiyacı karşılamaya yönelik ve mutlaka doğru çalışmalı. Her nesneyi satışa koymadan önce test ediyoruz. Düşündüğümüz gibi çalışmıyorsa, tekrar üretiyoruz. Bizim insanımız için işine yararlık çok önemli. Estetik olanları arkadaşlarına alıyorlar. Eğer kendilerine alacaklarsa fonksiyonellik arıyorlar. Bu dükkanda hayal dünyasındaki en olmadık şeyi maddeye dönüştürüyoruz.  Mağazamızı ‘proce’leri sergilediğimiz bir yer gibi değil, gerçeklikle hayal dünyasının en şiddetli çarpışmalarının yaşandığı bir mekan olarak düşünüyoruz.

Şu anda perakendecilikte başarılı bir konumdasınız bu noktaya nasıl geldiniz?
Hiçbir şey pat diye olmuyor, dayanmalısınız. Satışlarda hiçbir sorun yaşanmadı. Mağaza açıldığından beri satış oluyor. Sorun yapmak ile ilgili. Ben hem yeni ‘proce’ler üretip hem de atölye’de yoğun mesai harcayamam, bu yüzden nesneleri yapacakları yetiştirmek gerekiyordu. Ayrıca satış çok farklı bir konu. Çok beğendiğiniz nesnelerin yanına kimse yanaşmazken ortalama bulduğunuz nesneler çok iyi satış grafiği çizebiliyor. Burada üretim planlaması ve stok yönetimi de devreye giriyor. Bunların yanında fiyatlandırmada bambaşka bir konu. Nesneleri fiyatlandırırken yalnızca harcadığınız emeğe göre fiyatlandıramıyorsunuz, aynı zamanda insanların alım gücünü, işe yaralılığını ve genel trendleri takip etmek zorundasınız. Deneme yanılma yöntemiyle öğrendik bu işleri. Artık hangi ürüne ne zaman ne kadar talep olduğu takip ediyoruz. İnternet sitesi de satışları arttıran bir faktör oldu. Bu sayede insanlara daha rahat ulaşabiliyor ve ‘proce’lerin arkasındaki insan nesne ilişkisini daha rahat anlatabiliyorum. Herşeyi bir kenara koyun,mizah dergisini bıraktıktan sonra Prof. Zihni Sinir dostlarıyla bağlantımızı kopartmamak için internet sitesi çok önemliydi.

Kaynak:Türk Ticaret Dergisi 2. Sayı/Ersu Ablak

 
 
Bu yazı 2766 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
“Şirketler, Açık İnovasyon Sürecine Direniyor”
Suda Domates Üretti, Verimde Dünya Rekoru Kırdı
"Su Yalıtımında Devrim Yaptık"
Sanal Şirket Nasıl Çalışır?
İnnovasyonun Bir Adım Ötesi
"Sürekli İnovasyonun 5 Önemli Kriteri Var"
İnovatif Girişime Kredi Bulmak Çok Kolay Mı?
"Şimdi X Takımı Oluşturma Zamanı"
"TÜSİAD’ın Hedeflerinde Yenilikçi Modeller Var"
"Türkiye İnovasyona Yatırım ve AB’ye Fason Üretimle Zenginleşir"
Pazaryerinizi Tanıyor Musunuz?
"İnovasyon Hayat Kurtarır"
Değerli Olan Bilgi Değil, Yaratıcılıktır
Farkımız: Hayalgücümüz
"Yenilikçiler, İnsan Sarraflarıdır"
Ayakkabı Dükkânında Çalışmak Gerçek Bir Eğitimdi
İnovasyon Ekonomisi Denilen Devrimci Bir Döneme Girmek Üzereyiz
İnovasyon İçin Özgüven Şart
İş Kitapları Çok Sıkıcıdır
Her Zaman "İlkleri" Yapmayı Seçtim
Farklı Olan Herkes Rekabeti Aşar
Ulusal İnovasyon Sistemi Türkiye'nin Geleceği Demektir
 
Üyelik Girişi
Üye Olmak İstiyorum
ebultenkayit
Aylık KobiFinans E-bülten'e üye olmak için lütfen bilgilerinizi doldurun.
Uzmana Danışın
Kezban MUTLU
Üretim Yönetimi Danışmanı
Kezban MUTLU
Üretim Yönetimi ile ilgili sorularınızı yanıtlıyor.
kobifinans “Şirketler, Açık İnovasyon Sürecine Direniyor”
Eric Von HIPPEL

kobifinans Suda Domates Üretti, Verimde Dünya Rekoru Kırdı
İbrahim MİRMAHMUTOĞULLARI
 
Birleştirici İnovasyonlar
Ali ÖZGENÇ

kobifinans Resesyona Karşı "Ulaşılabilir İnovasyon"
Rauf ATEŞ
 
Altında İnovasyonla Büyüyen Şirket
kobifinans Goldaş, son 10 yılda, cirosunu dolar bazında yüzde 56 ...

Geçmişe Yeniden Hayat Veren Girişim
kobifinans Bazı işler, kimi sektörler ...
 
Son 10 Yılın En İyi 10 Projesi
Türkiye son 5 yıldır içinde bulunduğu hızlı büyüme ...

11 Ocak 2008
 
footer-left
Bizi Tanıyın Çözüm Ortakları Güvenlik ve Gizlilik Sıkça Sorulan Sorular Reklam Ödüllerimiz
Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın Site Haritası
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2010