Günümüzde işletmelerin sahip oldukları değerler büyük bir değişime uğruyor. Rekabet gücü, üretim yeteneklerinden bilgi ve yenilikçilik gücüne kayıyor. Bu değişimler, şirketlerde önceliklerin yeniden belirlenmesine ve şirket organizasyonlarının yeniden yapılanmasına yol açıyor. Bu baş döndüren değişimin temelinde ise entelektüel sermaye kavramı yer alıyor.
Entelektüel sermaye, şirket öz kaynakları içinde kurumun ve çalışanların sahip oldukları bilgi birikimine işaret ediyor. Bu bilgi birikimi, ancak iyi yönetilebildiği takdirde kurumsallaşarak maddi bir değere dönüşebilir. Bunun sonucu olarak, şirketlerin entelektüel sermayesi artık satılabilir bir nitelik taşıyor. Kurumların sahip oldukları entelektüel sermaye, artık şirket bilançolarında da yer almaya başladı. Entelektüel sermayeyi iyi yönetebilme, günümüz işletmeleri için rekabet avantajı sağlamanın ve katma değer üretebilmenin temel şartları arasında bulunuyor.
Entelektüel sermayenin bu denli önem kazanmasını sağlayan temel faktörlerden birisi hiç kuşkusuz, bilginin daha önceleri öngörülemeyen bir hızla dolaşımını sağlayan bilgi ve iletişim teknolojileri oldu. Bu teknolojiler, endüstri devriminin temelini oluşturan makineleşme ve beraberinde getirdiği fabrika kavramını, bilgi çağında tamamen farklı bir yapıya büründürdü. Artık klasik çalışan kavramının yerini bilgi çalışanları aldı.
Şirketlerin temel değerlerinden biri olan bilgi çalışanları, çalıştığı kurumlara değer katarken bir yandan da üretim süreci içinde üstlendikleri sorumluluklarla kendi entelektüel sermayelerinin artmasını sağlıyor. Fortune 500 şirketleri arasında üst sıralarda yer alan Microsoft, entelektüel sermayenin ekonomiye getirdiği değişim için gösterilecek en anlamlı örneklerden biridir. Fiziksel varlıklarının çok ötesinde entelektüel sermayeye sahip olan Microsoft’un bu varlığı, kurum kültürü, müşteri sadakati, çalışanların bilgi birikimleri ve marka değeriyle bütünleniyor. Entelektüel sermayeye etki eden unsurlar arasında, çalışanların sağladığı değerlerin yanında teknolojik birikim ve ürün tasarımı gibi fikri mülkiyet alanındaki çalışmalar da yer alıyor. Operasyonel kısımda ise bireysel yaratıcılık ve yenilikçilik büyük rol oynuyor. Düşünün bir kere şirketinizin en değerli kaynağı olan çalışanlarınız her akşam kapıdan çıkıp gidiyor. Dolayısıyla ürettiğiniz bilgi, birikim ve yeniliklerin hepsi hergün büyük bir risk altında. İşte bu noktada rekabet gücünüzü oluşturan entelektüel sermayenizin korunuyor olduğundan emin olmalısınız. Entellktüel sermaye, yaratıcılığın ve yatırımcılığın garanti altına alınması için büyük önem taşıyor.
Kurumların entelektüel sermayesini üst seviyeye çıkarması, kendilerini geleceğe taşıyacak çalışanlarıyla uyumlu bir çalışma oluşturmalarına ve bilgi seviyelerini sürekli güncellemelerine bağlıdır. Şirket içinde verilecek eğitimler, entelektüel sermayenin artmasını sağlayacaktır. Özellikle bilgi teknolojilerini temele yerleştiren eğitim süreçleri, yaşayan bir organizma olan kurumların canlılıklarını korumaları açısından büyük önem taşıyor. Bu kapsamda hayata geçirilecek eğitim çalışmalarında eğitim biçimleri arasında yer alan e-learning uygulamalarının hızla önem kazandığını memnuniyetle görüyoruz.
Entelektüel sermaye kurumlar için olduğu kadar ülkeler için de makro ekonomik göstergeler açısından belirleyici bir konumda. Bugün eğitimli, yetişmiş insan gücüne sahip ülkeler, doğal kaynaklara sahip olmasalar bile güçlü ekonomiler kurup, kalkınmalarını sürdürebiliyor. Bilişim bu sürecin kısaltılması ve entelektüel sermayenin en verimli şekilde üretilebilmesi için fırsatlar sunuyor. İş süreçlerinin elektronik ortama aktarılması ve bilgi alışverişinin yine bu yollardan yapılması ülkelerin ve şirketlerin entelektüel sermayelerini artırmaları için önem taşıyor.
Dünya üzerinde büyük öneme sahip entelektüel sermaye ve fikri mülkiyet hakları haksız rekabet ve istismarın önlenmesi için belirli standartlara oturtuldu. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu birçok ülkede kurumların en önemli varlıkları arasında yer alan entelektüel sermaye düzenlenen kanun ve yönetmeliklerle korunuyor. Hizmet sektörünün en önemli enstrümanı haline gelen fikri mülkiyet haklarının korunması, kişilerin ve kurumların bilgi birikimlerine koruma getirmesinin yanında ülke ekonomileri için de büyük önem taşıyor. Fikri mülkiyetin ihlal edildiği durumlarda tamamen kayıt dışı olarak gelişen ekonomik faaliyetler zinciri ülke ekonomisine ciddi zararlar veriyor. Bunun en somut örnekleri arasında tamamen entelektüel sermaye ürünü olan yazılım sektörü geliyor. Türkiye’de korsan yazılım kullanımı yüzde 66 düzeyinde, bu bizim de içinde bulunduğumuz Orta Asya ve Afrika bölgesindeki yüzde 58 oranının çok gerisinde, girmeyi hedeflediğimiz AB ortalaması olan yüzde 38’in de çok uzağında. Türkiye’de yazılım korsanlığının sadece 2004 yılında Bilişim sektörüne verdiği zarar 182 milyon dolara ulaşmış durumda. Oysa genç nüfusu ile büyük potansiyel taşıyan Türkiye, eğer yaratıcılığı ve yatırımcıları cesaretlendirecek adımları atarsa bu potansiyeli gerçeğe dönüştürebilir ve İrlanda, İsrail gibi başarılı olabilir. Bunu da fikri mülkiyet haklarının korunması ile gerçekleştirebiliriz. Bunda gerekli başarıyı yakalayamazsak yatırımcıların, entelektüel sermaye sahiplerinin yanında ekosistemlerinde yer alan bilişim firmaları da haksız rekabetle karşı karşıya kalmış olacaklar.
Entelektüel mülkiyeti korumak bilgi üreten kişiler için olduğu kadar, kurumları ve nihayetinde ülkemizi daha müreffeh bir geleceğe taşıyacaktır.
Kaynak: www.krm.com.tr
|