KobiFinans
anasayfa Anasayfa
favorilere ekle Favorilerime Ekle
arkadaşına öner KobiFinans'ı Öner
rss RSS
Detaylı Arama
sub-bg-left
10 Şubat 2012 Cuma
FORUM ÜYE SORGULAMA EĞİTİM MERKEZİ
sub-bg-right
Bayilik ve Franchising
Dış Ticaret
e-Ticaret
Finansman
İnovasyon
İnsan Kaynakları
İş Gezisi Rehberi
İş Yaşamı
Kalite
Kişisel Gelişim
KOBİ Destekleri
Marka
Ofis Teknolojileri
Pazarlama
Risk Yönetimi
Satış
Vergi ve Muhasebe
Yeni Girişim
Yönetim
En Çok Okunanlar
Kitap Tanıtım
Büyük Olma Muhteşem Ol
Şafak ALTUN

İnovasyon: Yönetimde Devrimin Rehberi
İbrahim KAVRAKOĞLU


Kâr Nerede? Her Yerde ve Hiçbir Yerde!

Kâr Nerede? Her Yerde ve Hiçbir Yerde! Kâr hangi sektörlerde artıyor? Hangilerinde yok oluyor? Kâr oranları yüksek, yeni ve bilinmeyen sektörler hangileri? KOBİ’ler için hangi alanlarda fırsatlar var? Verimliliği arttırarak, maliyetleri düşürerek kâr arttırma yolları nelerdir? KobiFinans, 2007’nin ilk sayısında, sektörlerin kâr analizlerini yapıyor.

Her yerde ve hiçbir yerde! Uzmanların, “Kâr nerede?” sorusuna verdikleri yanıtları özetleyen en iyi cümlenin bu olduğunu söyleyebiliriz. Bu sorunun yanıtını ise şöyle açıklıyorlar; “Küresel dünyada, güçlü bir vizyona sahip olan, sektörünü iyi tanıyan, değişimi doğru değerlendiren, avantaj ve dezavantajlarını gören, yenilikçi bakış açısına sahip olan bir firma, her sektörde kâr edebilir. Bunun için, kendini sürekli yenilemek, yönetim becerilerini geliştirmek gerekiyor. Bu bakış açışına sahip değilseniz, işiniz çok zor!” Eğer böyle düşünüyor ve çalışıyorsanız, geleneksel sektörlerde de yüksek kâr oranı olan, çok sayıda iş geliştirmek mümkün… Örneğin tekstil sektörü, yakın geçmişe kadar “ucuz işgücüne dayalı uluslararası rekabet” stratejisi ile gelişti. Fakat bu yaklaşım, ağırlaşan pazar koşulları ile birlikte kısa bir süre içinde kâr oranlarını eritti. Birçok firma faaliyetini sona erdirmek zorunda kaldı. Sektörde yenilikçi ürün ve hizmetler geliştirenler ise yüksek kâr oranları ile yoluna devam ediyor.

Kâr Etme Yolları
Uzmanlara göre kâr etmenin birkaç yolu var: Yüksek karlı işlere odaklanmak, tasarımla fark yaratmak, marka gücünden yararlanmak, maliyetleri düşürmek… Tabii en sağlıklı yol, her birinden yararlanarak dengeli ve uyumlu bir sistem kurmak. Uzmanlarımızın görüşlerinden de yararlanarak hazırladığımız araştırma çalışmamızda, bu yolların ışığında, KOBİ’ler için, kârı arttırmanın ve yeni kârlı alanlar bulmanın yollarını inceledik. Konuyu aynı zamanda 2007 perspektifi ile değerlendirdik.

Maliyet Tablosuna Dikkat
İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, kârın, Türkiye’deki tüm üretici ve ihracatçıların “neredeyse unuttuğu” bir kavram haline geldiğini vurguluyor. Firmaların kârdan çok maliyetlerle ilgilendiğini, onu yönetmeye çalıştıklarına dikkat çekiyor; “Oysa ekonomiyi büyüten, yeni yatırımların ve istihdamın önünü açan kavram kârdır.” Yalın Enstitü Derneği Başkanı Yalçın İpbüken ise odaklanılması gereken bir diğer noktanın “maliyetler” olduğunu söylüyor; “Günümüzde kâr formülü şöyledir:

Kâr=fiyat-maliyet. İşletmelerimizi sağlıklı bir yapıyla geleceğe hazırlayabilmemiz için, öncelikle elbette kâra ihtiyacımız var. Firmaların kâr edebilmesi için kontrol edebileceği tek şey ise maliyet tablosudur. Açıkçası maliyetleri kontrol etmek, hiçbir dönemde bu kadar önemli olmamıştı.”

Yalçın İpbüken’in de vurguladığı gibi, mevcut durumuyla kâr getiren işin, yarın aynı şekilde devam edeceği konusunda hiçbir garanti yok! Dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi bir firma, bir gün gelip müşterilerinizi alabilir. Bu nedenle, sistemin içinde öğrenmeyi ve sürekli iyileştirmeyi bir çalışma felsefesi haline getirmek, hiyerarşik örgütlenme modelinden vazgeçmek gerekiyor. Tamamen “üretime odaklı” bir sistem oluşturmak ise sağlıklı bir yol…

Hiyerarşinin aşağıdan yukarı, yani “üretim odaklı” bir şekilde yapılandırılması gerekiyor. Bu değişim, üretimin artmasını sağlayacağı gibi, israf kalemlerini de ortadan kaldırmış oluyor. İpbüken’e göre, depolamadan müşteri ilişkilerine, kalite-kontrolden randımansız çalıştırılan makinelere dek, bütün israf noktalarına müdahale edildiğinde, firmaların kârı doğrudan artıyor. Peki maliyetleri düşürmek için kaçınılması gereken hatalar neler? Yalçın İpbüken, bunları şöyle sıralıyor:

Zamanından Önce Üretim Yapıp Depolamak: Örneğin tekstilde yazlık modeller kıştan, kışlık modeller de yazdan hazırlanıyor ve mallar 3–6 ay kadar bekliyor. Böylece şirketin parası gelecekte satmayı varsaydıkları mallara yatırılmış oluyor. 6 ay sonra oluşacak rekabet için depolar bitmiş ürünlerle doluyor ve satış zamanı geldiğinde firmalar ürünlerini revize edemiyor. Bu kez elde kalan mallar ucuza satılıyor ve markanın imajı zarar görüyor. Yalın düşünce sistemine sahip olan firmalar ise 2 değil 8 sezon çalışıyor ve dinamik bir şekilde ürünlerini yeniliyor.

Tamirat: Ürün, tek seferde doğru üretilmediğinde ve tamir edilmesi gerektiğinde fazladan masraf oluşuyor. İsrafın yanında, ürünün kalitesi de düşüyor. Geniş açıdan bakıldığında; her bir tamirat, o malı yakmaktan daha pahalıya geliyor.

Beklemeler: Hangi nedenle olursa olsun, üretimin bir aşamasında bekleme yapılması firmaya ve ürüne zarar veriyor. Dolayısıyla bekleme yapmadan akıcı bir üretim sağlanması gerekiyor.

Kalitesizlik: İlk üretimde kaliteyi tutturmak gerekiyor. Bu yapılanmadığı takdirde kazançlı olmak imkansız.

Kontrol: Onlarca kez, gereksiz yere yapılan kontroller, kaliteyi garanti etmekten çok, ürünün yıpranmasına ve gereksiz iş, zaman ve kalite kaybına neden oluyor.

Deneyim Kaybı: İnsanlar yetersiz maaş ya da başka nedenlerle kısa süre içinde işten ayrılabiliyor. Sonra yeni gelene iş tekrar öğretiliyor. Oysa elemanlara hak ettikleri maaşlar verilse; o elemanın deneyimi katlanarak artarken, ürettiği ürünün ya da ortaya koyduğu hizmetin kalitesi de aynı oranda artıyor. 

Tam Randımanlı Çalışmamak: Günümüzün komplike makineleri tam randımanlı çalıştırmadığı takdirde makineye yapılan yatırımdan gerektiği gibi faydalanılmamış oluyor. Makinelerin kabiliyetlerinin sonuna kadar kullanılması ve hiçbir şekilde durmaması gerekiyor.

Çalışanların Fikirlerinden Faydalanmamak: İşi yapan insanlar, üretim sürecindeki hataları ve eksikleri en iyi bilenlerdir. Onların fikri alınmadan, danışılmadan “tepeden inme” alınan kararların isabetli ve verimli olma ihtimali de düşük.

Ana Stoklar ve Gereksiz Mal Dolaşımı: Fabrika depoları gereksiz düzeyde doluyor ve mallar durmadan oradan oraya taşınıyor. Bütün bu süreçteki mekân, işgücü, zaman ve kaliteden kayıp kendi başına birer israf noktası oluşturuyor. Üretimden tüketiciye dek ulaşan sürecin, durarak, kalkarak, depolayarak, taşıyarak değil; nehir gibi düzenli, akıcı ve sürekli olması gerekiyor.

Verimliliği yakalayarak karı artırmanın bir başka önemli yolu, kuşkusuz teknoloji. Bu anlamda sınırsız olanaklardan yararlanmak içinse,  ihtiyaçları çok iyi tespit etmek ve doğru ürün/hizmeti seçmek kritik bir önem taşıyor. Doğru yatırımların ise geri dönüşü önemli bir kar artışı sağlıyor. Sahip olduğu 17 üretim tesisi ve 130 milyon litreye ulaşan üretim hacmiyle dünyanın önde gelen alkollü içki üreticileri arasında yer alan Mey İçki, “saha satış otomasyonu” çalışmasıyla bu anlamda gerçekleşen önemli bir örneği temsil ediyor. Mey İçki Bilgi Teknolojileri Müdürü Serdar Abraz, bu operasyonu böyle anlatıyor; “2004’te distribütörlerimize satışları doğrudan yapmaya başladık. Oluşturduğumuz bu yeni dağıtım sistemi, kısa bir süre içinde otomasyon ihtiyacını doğurdu. Çünkü distribütörlerimiz sıcak satış yapıyordu ve biz de bu hareketli satış sistemini daha sistematik, kontrollü, hatasız ve hızlı hale getirmek istiyorduk. Distribütörlerin ulaştığı 100.000’i aşkın satış noktasına yapılan satışların daha hızlı ve kontrollü olmasını sağlayacak bir yapı muhakkak olmalıydı. Kurduğumuz sistem ile merkezde müşteri, çalışan, durum, kampanya, ürün vb. tüm tanımlamaları yapıyoruz. El terminalleri ile müşteriye sıcak satış yaparak, araçlarda faturayı basıp, müşterilerimize veriyoruz. ‘Soğuk satış’ olarak tabir edilen sipariş toplamaya yönelik yapı da el terminalleri üzerinde çalışıyor. 3ncü modül ise müşteri, anket ve saha analizlerine yönelik bilgileri topluyor. Her akşam satıştan dönen gezici saha elemanları, topladıkları bilgileri, satışlarını merkezi ortama aktarıyor.  Bu çalışma aynı zamanda ve bazı durumlarda sabahları ters yönlü oluyor. Sahadaki elemanların kullandıkları iş ünitelerine o gün için merkez tarafından belirlenen ürün, fiyat, kampanya ve müşteri bilgileri gibi ihtiyaç duyacakları, terminallerinde olması gereken bilgiler indiriliyor.”

Gelişmiş herhangi bir ülkenin, telefon rehberlerinde yer alan birçok hizmet kaleminin bile, Türkiye’de henüz hiç bilinmediğine dikkat çekiliyor. 

Risk Yönetimi Önemli
Öte yandan, küresel ekonomi içinde, “uluslararası düzeyde iş yapma yeteneği”ne sahip olmak da ayrı bir kâr arttırma unsuru! Galatasaray Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Haluk Levent, bu noktada “risk yönetiminin” önemli bir konu olduğuna dikkat çekiyor; “Özellikle çeşitli döviz birimleri ve değişik vade yapılarıyla iş yapmak zorunda kalan firmalar da uyumsuzluktan kaynaklanan riskler önem kazanıyor. Önlem almayanlar için bu durum kâr oranlarını bir anda alt üst edebilir. Dolar bazında ithalat yaparak euro bölgesine ihracat yapanlar, uzun bir süre ekstra kâr elde ettiler. Ancak bu durum, uzman kişiler tarafından yönetilmesi gereken bir risk unsurudur. Çünkü işler her zaman umduğunuz gibi gitmeyebilir. “Ekstra kâr” yerine, firmanın maliyet/satış yapısını kur risklerinden arındırması daha sağlıklı bir yol olacaktır”

Peki, yüksek kârlı işleri bulmak için ne yapmak gerekiyor? Franchıse&More Danışmanlık Operasyon Koordinatörü Osman Bilge, gelişmiş herhangi bir ülkenin telefon rehberlerinde yer alan birçok hizmet kaleminin bile, Türkiye’de henüz hiç bilinmediğine dikkat çekiyor. Bilge’ye göre bu anda tanımadığımız birçok yeni dal, yakın gelecekte Türkiye’ye gelecek. Bu açıdan bakıldığında, önemli fırsatlar var. Bunlar aynı zamanda, uluslararası pazardaki dev oyuncuların Türkiye’ye gelmesinden önce hızla atılım yapılması gereken alanlar! Bilge, bu noktada “teknik bakım hizmetleri” konusunda yapılacak işleri örnek veriyor; “ Küçük görünmesine rağmen, bu işi sonsuz ayrıntıyla düşünmek mümkün. Bir diğer iş alanı ise güvenlik. Bu sektör son derece büyük teknolojik yatırımlar gerektirebiliyor ve pazar Türkiye’de hâlâ doymuş değil.”

Bilge, markalı ürünlere olan talep artışının, dikkat edilmesi gereken bir diğer değişim olduğuna dikkat çekiyor. “Yarının galipleri markalarını iyi yönetenler olacak” diyen Bilge, böyle devam ediyor; “Dışarıda tüketicinin eğilimleri nasıl değiştiyse Türkiye’de de aynı şekilde değişecektir. Bu paralelde alışveriş merkezlerinin sayısı da katlanarak artmaya devam edecek. İster üretici olun ister perakendeci; mağazalar zincirine dönüşerek marka haline gelmek ve alışveriş merkezlerinde yer almak mecburiyetindesiniz.” Buna kartın, alışveriş merkezleri ile ilgili efsanelere de fazla aldanmamak gerekiyor. Açılan her işyerinin başarılı olacağı ile ilgili bir kural yok…” 

Alışveriş merkezlerinin artmasıyla birlikte perakende sektöründe de büyük bir yükseliş söz konusu… İstanbul Perakendeciler Derneği Başkanı Erdal Tüfekçi, yaklaşık 90 milyar dolarlık Türkiye perakende pazarında faaliyet gösteren perakendecilerin ancak yüzde 35’inin organize olduğunu ve toplam cironun yüzde 40’ının gıda sektörünün gerçekleştirdiğini söylüyor. Tüfekçi, perakende sektöründe bugün gelinen nokta itibariyle artık kârı arttırmanın yolunun organize olmak, işbirlikleri yapmak ve markalaşmaktan geçtiğine dikkat çekiyor. “Ucuzcu” ve “günü kurtarma” mantığının artık geçerli olmadığını vurguluyor;  “Bugün Türkiye’ye uluslararası birçok perakende devi yatırımlar yapıyor. Ardı ardına alışveriş merkezleri açılıyor. Bazıları da coğrafi olarak gereksiz yakınlıkta açılıyor. Ama sonuçta, giderek büyüyen, oyuncu sayısının arttığı, güçlerin ortaya konduğu bir sektörden söz ediyoruz. Dolayısıyla perakendecilerin de markalaşması gerekiyor.”

Kârlı Ve Düşünülmemiş Sektörler
Kamu hizmeti olarak kabul edilen eğitim ve sağlık alanlarında kamunun yatırım yapmaktan vazgeçtiğini ve bu eğilimin süreceğini belirten uzmanlar, bu sektörlerde sunulacak kaliteli hizmetlerin, beklenenden daha yüksek kâr getirebileceğine dikkat çekiyor. Yeni alanlar konusunda tüketici alışkanlıklarındaki değişimi takip etmenin yeterli olacağını belirten Erdal Tüfekçi, kişisel bakım ürünlerindeki gelişime de dikkat çekiyor; “Bu ürünler hem ciro oluşturur hem de ebatları küçük olduğu için satış alanında çok fazla yer kaplamaz. Bir diğer alan da temizlik ürünleri. Eskiden aynı ürün hem mutfakta hem salonda kullanırken, bugün artık hepsi farklılaştı. Aynı zamanda, toz, sprey ve renk-koku açısından da çeşitlilik oluştu. Dolayısıyla tüketicinin en küçük ihtiyaçlarına kadar hitap edebilen ürünler bulunuyor. Bu ihtiyaçları iyi tespit ederek, doğru kategori yönetimi ile verimliliği de arttırıp, kâr oranlarını yükseltmek mümkün.”

Promosyona Yönelin
Firmaların doğrudan kârlarını arttırmalarının bir yolu da satış rakamlarını yükseltmek. Yapılan araştırmalara göre bir ürünün tercih edilmesinin en önemli nedeni marka olması ve ekonomik değer getirmesi. Bu 2 kriterin kesiştiği noktada ise promosyon sektörü bulunuyor. Promosyon ürünleri hem markanın imajını destekliyor, hem de tüketicinin tercihini doğrudan etkiliyor. Araştırmalar, kentli tüketicilerin yüzde 71’inin, alışveriş yaparken kalite ve fiyat açısından benzer 2 üründen promosyonlu olanı tercih ettiğini gösteriyor. Tüketicilerin yüzde 52,1’i, promosyon ürününü aldıktan sonra markanın etkisinin daha kuvvetli olduğunu söylüyor. Böylece, promosyon ürünü kullanan firmalar, hedef kitleleri üstünde gittikçe artan pozitif bir imaj yaratabiliyor. Firmanın/ürünün kimliği ve logosu, bu ürünler sayesinde hayatın her alanına taşınırken, yalnızca hedef kitleye değil, geniş bir gruba da doğrudan ulaşılmış oluyor.

Galatasaray Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Haluk Levent’e göre, hizmet sektörünün yanında enerji de geleceğin kârlı sektörleri arasında. Türkiye’nin kişi başına düşen enerji tüketimindeki artış değerlendirildiğinde, özellikle alternatif enerji kaynaklarının, bazı yasal süreçler tamamlandığında, yüksek kâr marjına sahip yeni işler yaratacağına dikkat çekiliyor.

“Promosyon ürünleri hem markanın imajını destekliyor, hem de tüketicinin tercihini doğrudan etkiliyor. Araştırmalar, kentli tüketicilerin yüzde 71’inin, alışveriş yaparken kalite ve fiyat açısından benzer 2 üründen promosyonlu olanı tercih ettiğini gösteriyor.”

2007’de Nasıl Kâr Edilir?
Süleyman ORAKÇIOĞLU (İHKİB Başkanı): Bugün Türkiye’de en çok konuşulan konu kâr değil maliyet! Artık önümüzde yeni bir tablo olduğunu ve hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını kabul etmek gerekiyor. Firmalar, tasarım kabiliyetini geliştirerek, kaliteyi arttırarak, katma değer sağlayarak kârlılıklarını korumaya çalışmalı.

Tunç ULUĞ (KOÇ YÖNDER Başkanı): Bir girişimci kaynak yaratmak için çalışıyor. 1 koyar, onu 20 yapar. Kaynak yaratmak, kâr etmek demektir. Bunun için de mutlaka belli bir hedefe yönelip, planlı çalışmalısınız. Başarı; plan ve ekip işidir. Kısa vadeli düşünceler, uzun vadede başarı kaydedecek şirketler için yanıltıcı olabilir.

Yalçın İPBÜKEN (Yalın Enstitü Başkanı): Firma sahipleri, hemen bugün firmalarının yetkililerini bir araya toplayıp, genel değerlendirme toplantısı yapmalı! Firmalarını gözden geçirdikten sonra kendilerine 1 yıl sonrası için hedef belirlemeliler. Bu hedefe ulaşmak için de 12 aylık bir plan oluşturup, buna göre harekete geçmeleri gerekiyor. Doğru sistemle, disiplinle çalışmadan kâr edilemez.

Elif İÇBİLEN (Promotürk Genel Sekreteri): KOBİ’leri 2007’de zor bir yıl bekliyor. Üretenin sırtındaki yük 2007’de de azalmayacak, rekabet şartları daha zorlaşacak. Bu nedenle kendini, ürününü, vermek istediği mesajı, en doğru teknikleri kullanarak hedef kitlesine ileten KOBİ, 2007 yılında kazanacak. Yalnızca ürün ve seçenek çoğaltmakla, hedef kitleye iyi ve kaliteli ürün sağlamakla başarılı olunmayacak. Bu nedenle sektör gözetmeksizin herkesin bir farklılık yaratması ve akılda kalması gerekiyor.

Erdal TÜFEKÇİ (İstanbul PerDer Başkanı): Özellikle KOBİ’lerin organize olmaları ve güçlerini birleştirmeleri gerekiyor. En azından satın almalarda, teknoloji yatırımlarında, sistem ve eğitim konusunda birlikte hareket edebilirler. Büyük şirketlerin karşısında güçlü ve hızlı olabilmek için yeni dönemi iyi yönetebilmeliler. Açıkça görülüyor ki önümüzdeki dönemde küçük markalarda daralma süreci yaşanacak. Ekonomik gelişmenin yanı sıra firmaların da kendilerini geliştirmeleri gerekiyor.

Osman BİLGE (Franchıse&More Danışmanlık Operasyon Koordinatörü): Daha önce kâr gibi görünen gelirler ortadan kalkıyor. O dönem bitti! Tüketici mahkemeleri kuruldu, tüketiciye kâğıt üzerinde verdiğiniz güvenceden kesinti yapmanız da artık imkansız! Tüketiciye hak verildiği anda sektör de kendini toplamak zorunda kalıyor. Toplayamayanlar ise maalesef yok oluyor. Hep söylediğimiz gibi, işini iyi ve kaliteli yapanların dönemindeyiz

“Her şey” Olmaya Çalışmayın, Uzmanlaşın
Perakende, hızlı bir şekilde değişimi yaşayan canlı sektörlerden biri. Son dönemde isimlerinden “Büyük Mağazalar Yasa Tasarısı” ile çokça söz ettiren perakendecilerin çatı örgütü olan Perakendeciler Derneği (PerDer)  bir güç otorite haline gelmeye çalışıyor. İstanbul PerDer Başkanı Erdal Tüfekçi ile perakende sektörünün bugünkü durumunu, sektörde beklenenleri ve hangi alanlarda kâr oranlarının yüksek olduğunu konuştuk.

KF: Perakende sektöründe hangi alanlarda ne tür değişimler yaşanıyor? Perakende sektöründeki değişimi, tüketici alışkanlıkları ve ihtiyaçları belirliyor. Tüketici, alışveriş yapabileceği, en yakın, bol ürün çeşidi bulunan, fiyatları üzerinde yazılı olan, barkodlanmış, temiz ve kaliteli ürünün olduğu yerleri seçiyor. Dolayısıyla eğer tüketiciye yakınsanız ve ihtiyaçlarını doğru tespit ederek, doğru kategoride sergiliyorsanız, başarı elde edebiliyorsunuz. Bununla birlikte, satış alanını verimli kullanmak gerekiyor.

KF: Küçük mekânlarda satış yapan perakendeciler için ne söyleyebilirsiniz?
Her sektörden daha fazla yenilik yapmaları gerekiyor! Tüketici daima bunu ister. Ona güven duygusunu da vermek gerekir. Barkod, kredi kartı gibi artık satışlarda standart hale gelmiş teknolojilerin de uygulanması şart. Gelişmiş ülkelerde, uzman mağazacılıkta çok önemli gelişmeler var. Örneğin, 50 metrekarelik bir dükkânda inanılmaz çeşitte mum satılıyor. Mağaza kendi farkını yaratmayı başardığı için de tüketici mum almak için herhangi bir yere değil, oraya gidiyor. Oysa Türkiye’de hala her şeyi bir arada satma eğilimi geçerli. “Her şey” olmaya çalışınca, “hiçbir şey” olamıyorsunuz.

KF: Peki, kâr oranı düşük ve ya düşmekte olan sektörler neler?
Günlük tüketimin hızlandığı ürünlerde kâr payı doğal olarak düşüyor. Çocuk bezleri, deterjanlar gibi… Ancak, bu tür ürünlerde de doğru kategori yönetimi, ürün seçimi gibi konularda iyi bir strateji uygulanırsa, yine beklenen kârı elde etmek mümkün. Unutmayın: En çok satan ürün, her zaman en çok kâr ettiren ürün değildir!

KF: 2007 perakendeciler için nasıl bir yıl olacak? Kâr etmek için ne yapmaları gerekiyor?
Sektörün organize olması ve özellikle yerel KOBİ’lerin güç birliği yapması gerekiyor. En azından satın almalarda, teknoloji yatırımlarında, sistem ve eğitim konusunda birlikte hareket edilebilir. Büyük şirketlerin karşısında güçlü ve hızlı olabilmek için, bunu yapmak zorundalar. Açıkça görülüyor ki önümüzdeki dönemde küçük markalarda daralma süreci yaşanacak. Dolayısıyla ekonomik gelişmenin yanı sıra firmaların da kendilerini geliştirmesi gerekiyor.

“Gelişmiş ülkelerde uzman mağazacılıkta çok önemli gelişmeler var. Örneğin, 50 metrekarelik bir dükkânda inanılmaz çeşitte mum satılıyor. Mağaza kendi farkını yaratmayı başarıyor.”

2007’de Kâr Oranında Artış Beklenen Sektörler
Perakende: İç talepte görülen canlanma, perakende sektörde kâr oranlarının yükselmesini sağladı. Rekabetin gelişmesi ve özellikle ev, otomobil gibi alanlara yapılan yatırımların etkisiyle zaman zaman dalgalanmalar yaşayan sektörde canlılık devam ediyor. Araştırmalar, büyük şehirlerdeki perakende alışverişin yaklaşık yüzde 80’inin alışveriş merkezlerinde yapıldığını gösteriyor. 2007–2009 döneminde beklenen yeni yatırımlarla, metrekare bazında yüzde 30 büyüme beklenen perakende sektörde, karma ürün yerine kendi markasını satan mağazaların daha fazla kâr ettiği gözleniyor. Katlı mağazalarda ise hediyelik eşya, giyim ve kozmetik daha yüksek kâr getiren segmentler arasında. Öte yandan, piyasaya yeni giriş yapan yabancı markalar, yerli perakendecileri ciddi şekilde etkiliyor.

Hayvancılık: Sektörde, modern üretime geçiş ve AB pazarına açılmayla önemli bir gelişme yakalandı. Modern tesislerin ve ülke düzeyinde gelir seviyesinin artması, hayvancılıktaki kâr oranlarını yükseltti. Uzun vadede sektörün gelişimini fark eden yatırımcılar, küçük çapta dahi olsa bu sektörde yatırım yapmaktan çekinmiyor. Uzmanlar, hayvancılığa profesyonel şekilde yaklaşanların kâr edememekten korkmaması gerektiğini belirtiyor. AB ile tarım ürünlerinde Gümrük Birliği sağlandığı takdirde, Türkiye’de çok büyük bir hayvancılık pazarı oluşması bekleniyor.

Süt ürünleri: Tüketimin artmasıyla kâr oranının artış gösterdiği süt ürünleri sektöründe, üretimin büyük kısmını KOBİ’ler gerçekleştirirken, pazarda hâkimiyet birkaç markanın elinde. Pazar büyüdükçe kâr oranı yükselirken, yeni markaların da tatmin edici pazar paylarına ulaşması, uzmanlara göre sektördeki fırsatların önemini gösteriyor. Sektörün gelişim potansiyelinin yüksek olduğu belirtiliyor.

Zeytinyağı: Yıllar içinde dalgalanmalar gösteren sektörde ortaya çıkan kâr oranları son 2 yıl içerisinde daha dengeli ve istikrarlı bir hal aldı. Dış talebin artmasıyla kâr oranlarında yükseliş gözleniyor. Uzun vadede iç pazarda da talebin hızla yükselmesi bekleniyor. Bunun yanında Avrupa ile karşılaştırıldığında Türkiye’deki kişi başı yıllık tüketim 1/15 oranında. Uzmanlar, tüketimdeki artışın, sektördeki kârı da yükselteceğini belirtiyor.

İçecek: Kişi başına tüketimin kâr oranını en çok etkilediği sektör olan içecek, giderek artan rekabet ortamı, kârın düşmesine neden oluyor. Ancak uzmanlara göre, son yıllarda pazara hızlı giriş yapan birçok firmanın varlığı ve sahip oldukları başarılı ilerleme, sektörün giderek genişlediğini ve pazarın büyümeye çok açık olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, gelişmiş ülkelere nazaran, Türkiye’deki kişi başına sıvı tüketiminin henüz düşük ama giderek yükseliyor olmasını, sektörün daha da çekici hale geleceğinin göstergesi olarak yorumluyor.

Çimento: Büyük konut projeleri ve Irak’taki hareketlilik sektörde büyük bir canlanmaya neden oldu. 2006’da 42 milyon tondan fazla üretim yapılan sektörde, yüksek kâr oranlarının bir süre daha devam etmesi bekleniyor. Marmara ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki kâr oranları ise ortalamanın üstünde seyrediyor.

2007’de Kâr Oranında Düşüş Beklenen Sektörler
>>Hazır giyim sektöründe ucuz üretim yapan ülkelerle rekabet sorunu kâr oranları düşüyor. Katma değerli üretim ve markalaşma, sektörde başarının tek yolu olarak gösteriliyor.

>>Hazır giyim sektörüyle doğrudan bağlantılı olan tekstilde de gerileme yaşanıyor.

>>Cam sektöründe kâr oranları düşüş gösteriyor. Sektör Çin malları ile rekabet edemiyor.

>>“Bacasız fabrika” olarak nitelendirilen turizm sektöründe, güvenlik, salgın hastalıklar gibi birçok etken nedeniyle özellikle yabancı turist sayısındaki azalmayla kâr oranları düşüşü. Ancak sağlık turizmi, kongre turizmi vb. faklı alanlardaki açılımlar sayesinde yeni kâr alanları oluşturuyor.

>>Çin’in etkilediği bir diğer sektör de demir çelik. Fiyatların uluslararası piyasalarda belirlendiği demir çelik üretiminde kâr oranları yüksek olduğu halde, Çin’in uygulamaları ile rekabet edemeyen yurtiçi üreticilerinin kazançlarında düşüş gözleniyor. Uzmanlar, sektördeki bu duruma tek çözüm yolu olarak şirket birleşmelerini gösteriyor.

>>Çin etkisinin ve küresel arz fazlasının çakıştığı otomotiv sektöründe kâr oranlarının düşüşte olduğu gözleniyor. Üretimler Doğu’ya kayarken, Uzakdoğu’nun yeni markalar çıkarma atağı söz konusu. Sektörde yaşanan kâr oranlarının düşüşü için uzmanlar; “Düşüş ya duracak ya da sıfıra doğru seyredecek” yorumunu yapıyor.

>>Oto yan sanayisinde otomotiv üretimindeki azalmanın etkisiyle kâr oranları düşüyor. Ancak bu düşüşün artması beklenmiyor.

>>Neredeyse her gün değişkenlik gösteren ev teknolojisi sektöründe, Türkiye’deki firmaların kendilerini bu değişime adapte etmek konusunda sorun yaşadıkları belirtiliyor. Sektörde ucuz ve rekabetçi üretimin yanı sıra günlük teknolojik gelişmeleri de takip etmek gerekiyor.

“Doğru sistemle, disiplinli çalışmadan kâr edilemez. Firmalar müşterileriyle sürekli iletişim halinde olmalı ve gerek verdikleri hizmetlerin gerekse ürünlerinin eksik noktalarını onlardan öğrenmeliler.”

Sektörel Çeşitlilik Artacak
“Düne kadar ne yapıyorsanız, hepsini unutun. Markalaşmak ve markanızı geliştirmek için iyi bir oyun planınız yoksa tutunmanız imkânsız. Yarının galipleri markalarını iyi yönetenler olacak” diyen, Franchise & More Danışmanlık Proje Koordinatörü Osman Bilge, dünyada ve Türkiye’de yaşanan bu değişimi anlattı.

KF: Firmalar nasıl daha kârlı hale gelebilir?
Kârlı olmanın yolu, işletme sistemlerimizden ve pazarlama yöntemlerimizden geçer. Bir tek mağaza işletiyor olsanız da sizi başarılı kılan usulleri, prosedürleri sürekli ve yazılı hale getirmeniz, sizinle çalışan herkese öğretmeniz gerekiyor. Asgari maliyetle azami verim sağlamak zorundasınız. Çalışanlarınızı siz yokken de verimli çalışacak şekilde denetleyecek ve eğiteceksiniz. Bunun yanında verilen eğitimlerin, davranışları, anlayışları değiştirmesi gerekiyor. Çalışanlarınızın kurum kültürünüzü yansıtması ve katma değer yaratarak para kazandırması şarttır. Denetimi merkezden, dış denetçilerden ya da gizli müşterilerden yapabilirsiniz. Ayrıca üretim yapan her kesimin perakendeye girmesini öneriyorum.

KF: Önümüzdeki 5–10 yıllık projeksiyonda neler görüyorsunuz?
Kredi kartı kullanımı yoğunlaştıkça kayıt dışılık azalıyor. Plastik paranın geçtiği her yerde işlem anında kayda geçiyor. Böylece oradan buradan yapılan kesintiler, daha önce kâr gibi görünen gelirler ortadan kalkıyor. Kısacası o dönem bitti! Tüketici mahkemeleri kuruldu, tüketiciye kâğıt üzerinde verdiğiniz güvenceden kesinti yapmanız artık imkânsız! Tüketiciye hak verildiği anda sektör de kendini toplamak zorunda kalıyor. Toplayamayanlar ise yok oluyor. Hep söylediğimiz gibi, işini iyi ve doğru kaliteli de yapanların zamanındayız artık.

KF: Nerelerde kâr oranları düşüyor ve risk artıyor?
Çin’den, Hindistan’dan gelen ve aynı kaliteyi tutturan hiçbir işte yarına sağ çıkmamız mümkün değil. Dünya giderek ufalıyor. Siz istediğiniz kadar kota koyun, girişi engelleyin... Tasarım ve marka geliştirmek zorundayız. Ucuz işlerin yarına çıkması mümkün değil. İtalyanlar 20 yıl önce Avrupa’nın imalatçısıydı. Teknolojik olarak sıçrama yapmak zorunda kaldılar. Aksi takdirde karşılarına Hindistan, Çin ve hatta Türkiye çıkacaktı. Türkiye’nin de bu anlamda gelişme kaydettiğini görüyorum.

“Promosyon ürünleri hem markanın imajını destekliyor, hem de tüketicinin tercihini doğrudan etkiliyor. Araştırmalar, kentli tüketicilerin yüzde 71’inin, alışveriş yaparken kalite ve fiyat açısından benzer 2 üründen promosyonlu olanı tercih ettiğini gösteriyor.”

Kaynak: Kobifinans Dergisi 13. Sayı

 

 
 
Bu yazı 7599 kez okundu.
Toplam 1 yorum yapılmış
mustafa dakak Diğer 06 Şubat 2007
Harika bir yazı olmuş, teşekkürler.
Neden Yeni Ürün Geliştirmelisiniz?
Yeni Ürün Tasarlarken Nelere Dikkat Etmeli?
Ürün Geliştirme Karar Sürecinde Püf Noktalar
Üretimde Maliyet Düşürme Yolları
Ürün Geliştirme Süreci Nasıl Gerçekleşir?
Müşteri Yeni Üründen Neler Bekler?
Ürününüz İçin Doğru Fiyatı Nasıl Belirlersiniz?
Kar Aslında Bir Düşünce Şeklidir
Kar Arttırma Stratejileri
Ürününüzün Ömrü Biterse?
Hangi Sektörlerde Hangi Fırsatlar Var?
 
Üyelik Girişi
Üye Olmak İstiyorum
ebultenkayit
Aylık KobiFinans E-bülten'e üye olmak için lütfen bilgilerinizi doldurun.
Uzmana Danışın
Kezban MUTLU
Üretim Yönetimi Danışmanı
Kezban MUTLU
Üretim Yönetimi ile ilgili sorularınızı yanıtlıyor.
kobifinans “Şirketler, Açık İnovasyon Sürecine Direniyor”
Eric Von HIPPEL

kobifinans Suda Domates Üretti, Verimde Dünya Rekoru Kırdı
İbrahim MİRMAHMUTOĞULLARI
 
Birleştirici İnovasyonlar
Ali ÖZGENÇ

kobifinans Resesyona Karşı "Ulaşılabilir İnovasyon"
Rauf ATEŞ
 
Altında İnovasyonla Büyüyen Şirket
kobifinans Goldaş, son 10 yılda, cirosunu dolar bazında yüzde 56 ...

Geçmişe Yeniden Hayat Veren Girişim
kobifinans Bazı işler, kimi sektörler ...
 
Son 10 Yılın En İyi 10 Projesi
Türkiye son 5 yıldır içinde bulunduğu hızlı büyüme ...

11 Ocak 2008
 
footer-left
Bizi Tanıyın Çözüm Ortakları Güvenlik ve Gizlilik Sıkça Sorulan Sorular Reklam Ödüllerimiz
Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın Site Haritası
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2010