|
Rusya'ya T-Box pazarlamanın yolu Antalya'dan geçiyorsa, Rus turistlere kar turizmi satmak gibi ilginç bir atağı da Kayserili işadamları Erciyes üzerinden yapabilir. Kayseri, bir ucu Avrupa'ya bir ucu Orta Asya'ya uzanan Selçuklu kültürünün mirasını canlandırabilir.
Moskova'nın en işlek meydanlarından birinde 50 metreye sekiz metre devasa bir reklam panosu gözüme çarptı. Bildiğimiz, 'bizim' T-Box reklamıydı bu. Hani şu havası alınarak sıkıştırılmış, içinden iç çamaşırı, tişört, havlu, prezervatif çıkan paketler... Gerçi, bir an için tereddüte düştüm. Acaba dünyada başka bir T-Box daha var mı diye... Ne de olsa kapalı ekonominin bağrından çıkma bir Türk’ün algı sistemi böyle yurtdışı başarılara alışkın değil.
Dünya küçük. Hemen ertesi gün, Doğan Yayın Holding'in düzenlediği 'Anadolu'daki Avrupa' toplantılarının üçüncüsüne katılmak için Kayseri'ye geçtim. T-Box'un yaratıcısı Boyner Grubu'nun patronu Cem Boyner anlattı oradaki konuşmasında, Moskova'da böyle iki pano kiralamışlar.
Rusya pazarındaki T-Box'ların tek bir sorunu varmış; diğer ülkelerde paketlerin içinden çıkan 'Made in İstanbul' yazısı Rusya'da kullanılmıyormuş. Pazarlamada sorun çıkar diye Ruslar istememişler. Çünkü bu ülkedeki İstanbul imajında hala Laleli'nin ucuz malları etkili. Türk olduğu bilinmeyen ürünlere bir başka örnek de Rusya pazarını kaplayan Colin's jean pantolonları.
Bir süredir Rusya'daki İstanbul imajı üzerinde çalıştığımdan Boyner'e şimdilik hak veriyorum. Henüz daha işin başındayız; ama bu imaj değişecek. Moskova iki buçuk saatlik uçuş mesafesinde. Yine de üzülmeyelim; zira, T-box'ların içine 'Made in Antalya' yazılsaydı pazarlamada sorun çıkmayabilirdi!.. Antalya'ya geçen yıl bir milyona yakın Rus turist geldi. Bu yıl, bu rakamın bir milyon 300 bini aşması bekleniyor. Gelen turist, ortalama 10 günden az kalmıyor. Antalya Valisi, Rusya'da Cumhurbaşkanı gibi karşılanıyor. Böyle olunca da Rusya pazarına Antalya üzerinden girmeye karar vermiş Boyner. Antalya'nın her tarafı bu yaz T-Box ilanları ile kaplanıyor.
Kış Turizmi Kayseri denince akla Mimar Sinan'dan pastırmaya kadar pek çok şey geliyor. Bir zamanların volkanik dağı Erciyes de kentin önemli simgelerinden biri. Moskova ile Kayseri arasında İstikbal yatakları bir bağ kurmuş durumda. Aynı bağı Erciyes de kurabilir. Ruslar kış sporlarına meraklı. Şimdilik sadece Palandöken ve Uludağ'ı biliyorlar. Yakında Erciyes'i de öğrenirler. Kayseri bu açıdan şanslı.
Marka Şehirler Günümüzde şehirler kendi markalarını oluşturuyor. Bu, global turist sayısındaki artışla birlikte, önümüzdeki dönemde daha da belirginleşecek. Kayseri'de akıl hastalarının müzikle tedavi edildiği Gevher Nesibe Şifahanesi gibi önemli Selçuklu eserleri var. Kapadokya, Ihlara Vadisi çok yakındaki turistik çekim merkezleri.
Her şey bir yana, Kayseri'nin en önemli özelliği, ticari yeteneği en yüksek insanları çıkartan şehir olarak bilinmesi. Tarihi İpek Yolu üzerinde olmanın getirdiği sosyal miras, Kayseri'ye ticari kafa kazandırmış.
Ticari kafa Türklerde özlemi duyulan bir özellik. Yüzyıllar boyunca Türkler ve Müslümanlar savaşa gönderildiği için, ticareti ağırlıklı olarak Müslüman olmayan ahali yapmış. Kayserililer bu açıdan fark yaratıyor. Bu yüzden de Kayserililere gıpta edildiğini söylemek mümkün. Türk filmlerindeki ve karikatürlerdeki Kayserili tiplemesinin ardında o ticari yeteneğe duyulan kıskançlık duygusu da var. Bence, Kayseri salt bu ticari kafayı ürün olarak kullanarak bile marka olabilir.
Kayseri Avrupalı mı? Toplantılarımızın başlığı 'Anadolu'daki Avrupa' olduğu için, Kayseri ne kadar Avrupalı diye düşündük. Soruyu şöyle de sorabiliriz: Avrupalı olmak ne demek?
Avrupa bir değerler sistemi. Ne yazık ki bazı Avrupalılar, o değerlerin sadece kendilerine ait olduğunu düşündüklerinden Türklerle paylaşılmaması gerektiği inancındalar. Oysa, Kayseri de Avrupalı değerleri benimseyebiliyor. Kayseri, akıl hastalarına, Avrupa'da cadı diye meydanlarda yakılırlarken, müzikle terapi uygulamış bir uygarlığın üzerinde oturuyor.
Avrupa, üretim standartlarında kalite demek. Kayserili sanayici o standartları yakalıyor.
Öte yandan, Kayseri muhafazakar bir şehir. Buradaki işadamlarının Avrupa'ya duyduğu ilgi, Orta Asya'ya sırt çevirmelerine yol açmamış. Tam tersine, Rusya ile, Orta Asya'daki Türki Cumhuriyetler ile ilişkilere de önem veriyorlar. Doğrusu da bu. Kayseri, Avrupalı bir Türkiye'nin gerek Rusya'da gerekse Orta Asya'da daha itibarlı olacağının farkında.
Biz bugün Kayseri'de markalaşmayı konuşuyorsak, Türkiye Avrupa yolunda epey mesafe aldı demektir. AB'ye üyelik hedefi, üretim standartlarını yükseltti ve markalaşmaya yardımcı oldu.
Türkiye global rekabet ortamında böyle direnç kazanıyor.
Kaynak: www.tempodergisi.com
|