Tamer Saka'ya, Sabancı Holding’in izleyeceği “rotayı çizen” profesyonel de diyebiliriz. Çünkü işi, riskleri ve fırsatları önceden tahmin etmek. Sabancı Holding Risk Yönetim Direktörü Saka'nın, risk yönetimine ilişkin söyledikleri dikkate değer.
Türkiye'nin ilk risk yönetim departmanının kurucusu olarak, yaptığınız çalışmaları anlatır mısınız? Bundan 6 yıl önce, bir holding bünyesinde son derece kritik bir pozisyon olan risk yönetimi departmanının kurulmasına karar vermek, çok önemli bir adım. O tarihte Sabancı Holding'in böyle bir karar vermiş olması, tabii ki bugünkü performansında büyük bir fark yaratıyor. Örneğin mevcut kriz ortamından daha az etkilenmiş olması bu kararı doğruluyor.
Kuruluş aşamasında, ilk olarak bir risk yönetim modeli oluşturduk. Şanslı olduğumuz nokta, Sabancı Holding'in risk yönetim kültüründen gelmesi. Bizim yaptığımız ise, bunu biraz daha sistematik hale getirmek ve standartları belirlemek oldu.
Neler yapıyorsunuz biraz açıklar mısınız? Gelecek ile ilgili her türlü pozisyon, bizim de görev alanımızı kapsıyor. Fırsat ve riskin bir araya geldiği noktada ‘O işlere girelim, o alanlarda büyüyelim’ diyoruz. Risk ve fırsat değerlendirmelerinde bizim istediğimiz gibi sonuçlar çıkmıyorsa da, ‘O alanlardan çıkalım’ diyoruz. Bunlar duygusal verilen kararlar değil, tamamen rasyonel kararlar.
Sabancı Holding'in son dönemde çıktığı ya da yoğunlaştığı sektörler oldu. Bu kararların çoğu da sizin departmanınızın faaliyete geçmesinden sonraki dönemde gerçekleşti. Bu kararlarda siz mi etkili oldunuz? Tüm dünyada kim olursa olsun, sermaye sınırlı. Bu sermayeden elde edilecek kazanca dönük herkesin bir beklentisi var. Bütün bunları göz önüne alarak, önceliklerinizi belirliyor olmanız lazım. Sizin öncelik sıranıza girmeyen iş, kötü iş değildir. Örneğin biz tekstilden çıkma kararı aldık, ama Zara bu alanda bir dünya devi. Şimdi buna bakarak, bizim aldığımız karar yanlış diyemeyiz. Biz bu yönde bir karar aldık, çünkü bu alanının holdingin gerçeğine uymadığını gördük.
Holdingin bundan sonraki süreçte yine bir sektörden çıkması ya da yeni bir alana yoğunlaşması söz konusu mu? Yeni alanları ve mevcut faaliyet alanlarımızı değerlendirmek, sürekli olarak yaptığımız bir iş. Her alanda, her işi yaparak büyük ve en büyük olmak, artık eskilerin değerleri ile sürdürülen bir strateji. Bu rekabet ortamında en başarılı olduğumuz, en fazla değer yarattığımız işlere yoğunlaşıyor olmamız lazım.
Sizce bugünün en riskli sektörleri hangileri? Eğer doğru yapılırsa, her işten para kazanılır. Ama herkes her işi yapamaz. Yalnızca en doğru olanı bulmak gerekiyor. Bir sektör sizin yapınıza uygun değildir, o nedenle sizin için doğru değildir. Bir diğeri için uygundur, o da müthiş bir başarı yakalar.
İşin içinde biraz kahinlik de var mı? Kahinlik var mı bilemiyorum ama günün sonunda, eldeki bilgi ile geleceğe ilişkin bir şey söylüyorsunuz. Söylediğiniz olabilir de, olmayabilir de.
Yanlış kararınız oldu mu hiç? Olmaz olur mu hiç, tabii ki oldu. Ama hala burada oturduğumuza göre çok büyük hatalar değillermiş. Biz hep objektif kriterlerle değerlendirme yapıyoruz. Benim üst yönetime sübjektif değerlendirmelerle gittiğim çok az konu vardır. ‘İçime doğuyor, bu işe girmeyelim’ ya da ‘Girelim’ diye bir şey yok. Eldeki verilerle bir hesap yapıyorsunuz.
Sabancı Holdingin risk tanımlaması nedir? Öncelikle her şirketin kendi risk tanımını kendisi yapması gerekiyor. Çünkü her şirkete göre değişiklik gösteren bir kavram. Bizim için, hayatımızı zorlaştıracak, hedeflerimize ulaşmamızı engelleyecek, her konu bir risk. Risk modelimiz içinde, 50’ye yakın risk var.
Bu 50 riske örnek verebilir misiniz? İtibardan tutun da dış çevre riskine, topluluk risklerinden, stratejik risklere kadar pek çok konuyu kapsıyor. Doğru bilgiye ulaşamama riskleri, kur riski, piyasa riski, emtia riski, hammaddeye doğru fiyatta ulaşamama riski gibi daha birçok faktörü, her şirketimiz için tek tek değerlendiriyoruz. Söz konusu risk hangi şirket için önemli, hangi boyutta etkili gibi sorular soruyoruz. Her şirket için öncelik sırası farklı bir liste çıkıyor.
Kriz döneminde daha mı temkinlisiniz? Fırsatları nasıl değerlendiriyorsunuz? Temkinli olmak durumundayız. ‘Temkinli değiliz’ demek mümkün değil. Ama Sabancı Holding, eğer uygun bir fırsat çıkarsa onu değerlendirebilme lüksüne sahip. Fırsatları değerlendirmeyi hiçbir zaman geri planda bırakmıyoruz.
Peki, Türk iş dünyasının “kronikleşen” riskleri neler? Her şirketin risk listesi, içinde bulunduğu sektöre, büyüklüğüne göre değişse de, en büyük risk iş yapma modeli, bunun adı sistemsizlik. Kısaca kurumsallaşamama riski. Genelde sisteme dayalı değil de, kişilere bağlı olarak iş yapılıyor. Bilgiyi kurumsallaştıramıyoruz. Stratejik planlama konusuna da yeterince önem vermiyoruz. Bunlar kronikleşmiş sıkıntı alanları. Ancak risk yönetimi, uzun dönemli bir yolculuk. Belli bir bandın üzerinde işlerinizi yürütürseniz, mutlaka hedefe ulaşıyorsunuz. Ama çok hızlı yükselişler ve çok hızlı düşüşler organizasyona zarar veriyor.
Kaynak: Bu röportaj, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için, Ekonomist Dergisi’nden derlenmiştir.
www.ekonomist.com.tr
|