Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün'ün açıkladığı "KOBİ Destek Paketi"nin arka planını oluşturan yaklaşımı, oluşturulmak istenen yapıyı ve sürdürülebilirliği sağlayacak kurumlar oluşturma isteğini kısmen de olsa biliyorum. Daha derinliğine bilgiye erişememiş olmam, taslağı hazırlayanların "ilkesiz gizlilik" saplantısı değil, gerekli zamanı ayıramamış olmamla ilgili.
Açıklanan "KOBİ Destek Paketi" özenle okunduğunda, KOBİ sahip-yöneticileri ve profesyonellerine bazı çağrıların yapıldığını görüyoruz. Yapılan çağrılardan ilki, “… kayıtlarını düzgün tut; gelişmeleri izleyecek sağlıklı veriler oluştur” cümlesi ile özetlenebilir. Doğru okuyabildiysem, kamu yetkilileri KOBİ yönetimlerine, düzgün kayıt tutmalarını, sağlıklı veriler oluşturmalarını, işlerini alışkanlıkla değil analizle yapmalarını öneriyor. Demek istiyorlar ki, “…sağlıklı bir dosyaya sahip değilsen, verilerin ve analizlerin yanlışsa, sağlıklı olmayan yollarla desteklere erişsen bile alacağın sonuç geleceğini güven altına almayacak!”.
Çağrının ikincisi, “…proje yapmayı öğren; tutarlılığı olan projelerle kamu kaynaklarına erişmeye çalış”. Bu sağlıklı anlayış Türkiye’de kamu otoriteleri tarafından iyice içselleştiriliyor. Proje demek, sınırları belli edilen, bağlanan kaynak ile elde edilen gelir arasında dengeleri gözeten, piyasa koşullarını, teknik olanakları, işlem maliyetini oluşturan destek hizmet bağlamını ve maliyetlerini önceden tasarlamak demektir.
Üçüncü çağrı, "…mesleki örgütler içinde yerini al ki, tematik projelere erişebilirlik sorunun olmasın". Anladığım kadarıyla ülkenin ihtiyacı olan konularda kamu yetkilileri edilgen davranma algılamasını terk ederek, etken davranmak istiyor. KOBİ yetkililerini de, örgütlü davrandığın zaman kaynaklara erişebilirliğin artar mesajını iletiyor.
Dördüncü çağrı, krizde iyice su yüzüne çıkan bir olguya işaret ediyor: Çok küçük ölçekler, geri teknolojiler ve alışkanlıkla yönetim anlayışı ile uzun vadeli geleceği güven altına almak mümkün olmuyor. O halde, "…ortaklıklar ve işbirliği ile ölçek yarat". Kriz sonrasında "yeni normale" geçerken, ben kolektif kaynakları işbirliği ve güç birliğine yönelmiş olanlara aktarmada daha istekli davranacağım.
Beşincisi de, "…kriz sonrasında yeni normale geçerken, rekabet edebilir ölçeği yaratan, rekabet edebilir teknolojik donanımla çalışan, yaratıcı-yenilikçi girişimlerle farklılık oluşturana pozitif ayrımcılık yapacağım."
Kaynak: Dünya Gazetesi
www.dunyagazetesi.com.tr
|