KobiFinans
anasayfa Anasayfa
favorilere ekle Favorilerime Ekle
arkadaşına öner KobiFinans'ı Öner
rss RSS
Detaylı Arama
sub-bg-left
08 Şubat 2012 Çarşamba
FORUM ÜYE SORGULAMA EĞİTİM MERKEZİ
sub-bg-right
Bayilik ve Franchising
Dış Ticaret
e-Ticaret
Finansman
İnovasyon
İnsan Kaynakları
İş Gezisi Rehberi
İş Yaşamı
Kalite
Kişisel Gelişim
KOBİ Destekleri
Marka
Ofis Teknolojileri
Pazarlama
Risk Yönetimi
Satış
Vergi ve Muhasebe
Yeni Girişim
Yönetim
En Çok Okunanlar
Kitap Tanıtım
Avrupa Birliği Fonları İçin Proje Nasıl Hazırlanır?
Salih KAYA

Ar-Ge Yönetimi
M. Atilla ÖNER


AB Devlet Yardımları, GSMH'nin Yüzde 30'una Ulaştı


Didem ERYAR ÜNLÜ
Dünya Gazetesi Köşe Yazarı
AB Devlet Yardımları, GSMH'nin Yüzde 30'una Ulaştı Yaşadığımız ekonomik kriz sürecinde devlet yardımlarının önemi çok sık gündeme geldi. ABD ve Avrupa'da devletler stratejik önem taşıyan sektörlere büyük yardımlarda bulundu. Dünyada ekonominin tüm sektörlerinde mevcut kurallar esnetilerek, devlet yardımları çok daha yoğun ve yaygın bir şekilde kullanıldı.

Avrupa Komisyonu'nun son yayınladığı rapora göre küresel ekonomik krize karşı önlem olarak Ekim 2008-Ekim 2009 döneminde AB'de verilen devlet yardımları tutarı 3,5 trilyon euro'yu aşmış durumda. Bu rakam 27 üye ülkenin GSMH'sinin yüzde 30'una denk geliyor. Ekonomik krize has bu yardımların dışında, aynı dönemde AB ülkeleri sanayi, tarım ve hizmet sektörlerine yaklaşık 70 milyar euro ek yardım yapmış durumda. Bu yardımlarda ilk sıralarda Almanya, Fransa, İtalya, İspanya ve İngiltere geliyor.

İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) tarafından düzenlenen "Devlet Yardımları ve Türkiye'nin AB'ye Uyumu" başlıklı seminerde de incelenen bu konu, özellikle özel sektör ve rekabet açısından büyük önem taşıyor. Verilen devlet yardımlarının miktarı, ülkelerin ekonomik güçleriyle orantılı olduğuna göre, AB gibi bölgelerde daha yüksek miktarlarda yardım alan işletme ve sanayiler, ekonomileri daha az gelişmiş ülkelerdeki rakipleri karşısında rekabet avantajı elde edebiliyor. Bu durum da ihracatının yarısını AB'ye yapan Türkiye sanayisi açısından haksız rekabete yol açabilir nitelikte.

Devlet Yardımları Konusunda Hala Bir Otorite Yok
Türkiye-AB ilişkilerinde devlet yardımları konusunda en önemli sorun, teşviklerin uygulanma şekli ve denetimi olarak ortaya çıkıyor. Türkiye'nin katılım müzakerelerine başlamasından önce Gümrük Birliği'ne girmesi ile birlikte devlet yardımları konusunda mevzuat alanında AB kurallarına önemli ölçüde uyum sağladığını kaydeden İKV Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu, Türkiye’nin tüm rekabet mevzuatını kabul etmesine rağmen, devlet yardımları konusunda henüz bir otoritenin oluşturulmadığını ifade ediyor.

"Türkiye'de Devlet Yardımları Sınırlı Kaldı"
Prof. Kabaalioğlu, AB ve Türkiye'de, kriz dönemindeki devlet yardımı uygulamaları arasındaki farklılıkları ise şöyle dile getiriyor: "Avrupa Komisyonu, kriz döneminde uygulanan devlet yardımlarına ancak geçici nitelikte olması, 6 ayda bir kendisine rapor verilmesi ve şeffaf olması kaydıyla izin veriyor. Üye ülke sanayileri arasında ayrımcılık yaratmaması ve tekelleşmeye yol açmamsı konusunda müsamaha göstermiyor ve yapılan yardımları bu yönleriyle sıkı bir şekilde denetliyor. Komisyon tarafından hazırlanan rapora göre, Haziran 2009 sonu itibariyle komisyon denetimi sonucu, hukuka aykırı olarak verilen devlet yardımlarının 9,4 milyar euro'luk kısmının geri ödenmesi sağlanmış durumda. Bu da hukuka aykırı yardımların yüzde 90'ına karşılık geliyor. 2004’de ise bu oran yalnızca yüzde 24 idi. Türkiye'de ise devlet yardımlarında sektörel seçicilik bırakılıp, 1996'dan itibaren bölgesel gelişmişlik düzeyi temel alınmaya başladı.

Yatırım teşvik sistemini belirleyen son düzenleme 16 Temmuz 2009’da yürürlüğe girdi. Türkiye, milli gelir ve sosyo-ekonomik gelişmişlik seviyeleri dikkate alınarak 4 bölgeye ayrıldı ve belirlenmiş 12 sektörde büyük yatırımların desteklenmesiyle bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılması, üretim ve istihdamın artırılması hedeflendi."

Yardımlara Yönelik Kurallardan Vazgeçilmiyor
Avrupa Komisyonu Rekabet Genel Müdürlüğü'nün devlet yardımları konusunda en yetkin isimlerinden biri olan Dr. Joergen Foecking, kriz döneminde devlet yardımlarına yönelik kurallardan vazgeçilmediğini, fakat geçici bir süre için bazı önlemler alındığına dikkat çekiyor. Foecking bu esnekliklerin piyasa ekonomisini asla tehdit etmediğini, korumacılık eğilimlerine izin vermediğini ifade ediyor. Devlet yardımlarının artı ve eksi yönlerinin değerlendirilip, komisyon tarafından onaylandıktan sonra işleme konduğunu belirten Foecking, şu bilgileri veriyor: "Öncelikle rekabeti bozan bir durum olup olmadığını araştırıyoruz. 200.000 euro'nun altındaki devlet yardımlarının rekabet koşullarını tehdit etme gibi bir şansı zaten yok. Dolayısıyla bu tür küçük yardımlar için komisyon onayı gerekmiyor. Komisyon olarak kurtarma ve yeniden yapılandırma teşviklerini sevdiğimizi söyleyemem. Dolayısıyla kriz sürecinde verilen devlet yardımlarının süre ve kapsam olarak sınırlı kalması çok önemli. AB genelinde devlet yardımları 31 Aralık 2010'a kadar geçerli. Yani kalıcı bir durum değil. Bu süreçteki en önemli amacımız, şirketlerin gelecekte de yatırım yapmaya devam etmelerini sağlamak."

Kaynak: Dünya Gazetesi

www.dunyagazetesi.com.tr

 
 
Bu yazı 3742 kez okundu.
Bu yazı hakkında yorum yapılmamış.
 
Üyelik Girişi
Üye Olmak İstiyorum
ebultenkayit
Aylık KobiFinans E-bülten'e üye olmak için lütfen bilgilerinizi doldurun.
footer-left
Bizi Tanıyın Çözüm Ortakları Güvenlik ve Gizlilik Sıkça Sorulan Sorular Reklam Ödüllerimiz
Ana Sayfam Yap Bize Ulaşın Site Haritası
KobiFinans, bir Finansbank Kobi Bankacılığı hizmeti olup her hakkı Finansbank A.Ş.'ye aittir. © 2010